logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Timurcan Ermiş [2. B.], B. No: 2022/594, 2/7/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

TİMURCAN ERMİŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/594)

 

Karar Tarihi: 2/7/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Burak TOPALOĞLU

Başvurucu

:

Timurcan ERMİŞ

Vekili

:

Av. Adnan ZEYBEK

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, tehlike hâli taşıyan tutuklu grubuna dâhil edilme üzerine getirilen kısıtlamaların uzun süredir devam etmesi ve belli aralıklarla denetlenmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bireysel başvuru tarihi itibarıyla hüküm özlü olarak bulunmaktadır.

3. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı 5/6/2017 tarihinde başvurucunun tehlikeli tutuklu hâli taşıyan tutuklular grubuna dâhil edilmesine karar vermiştir. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı 6/6/2017 tarihinde başvurucunun havalandırma saatinin bir saat olarak uygulanmasına, radyo ve televizyon kullanımının kısıtlanmasına karar vermiştir. Başvurucu, değişen mevzuat hükümleri doğrultusunda ilgili kararların yeniden değerlendirilmesi için Ankara Batı 1. İnfaz Hâkimliğine 9/8/2021 tarihinde başvurmuştur. Ankara Batı 1. İnfaz Hâkimliği başvurucunun şikâyetinin kabulüne, başvurucu hakkında havalandırma hakkının sınırlandırılmasına, varsa TV ile radyo hakkını kısıtlayan kararlarının yeniden değerlendirilmesine karar vermiştir. Karara karşı yapılan itiraz Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilerek kesinleşmiştir.

4. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı kesinleşen karar sonrası yaptığı yeniden değerlendirme sonucunda 19/10/2021 tarihinde başvurucunun tehlikeli tutuklu olarak değerlendirilmesine, radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarının kısıtlanmasına, gün ışığından bir saat süre ile yararlanacak şekilde havalandırma bahçelerinden faydalandırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Hüküm özlünün ilk tutuklanması ile FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olarak kurumumuza alındığı, kuruma kabulünden bugüne kadar örgütlü olduğu, örgütünden ayrıldığına dair herhangi bir beyanını[n] bulunmadığı ve örgütlü diğer tutuklular ile irtibatının bulunduğu, adı geçenin 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi olayının faillerinden olduğu ve üst düzey örgüt yöneticisi konumunda olduğu yönünde iddianame tanzimi sonrası yargılamasının Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/43 Esas sayılı (AKINCI ÜSSÜ DAVASI) ceza dava dosyasında yapıldığı, işlemiş olduğu suçun mahiyeti[nin], niteliği[nin] toplumda infial uyandıran suçlardan olduğu, Türkiye Cumhuriyet Devleti'nin hukuki varlığının kaldırılması, değiştirilmesi amacıyla yaptığı eylemlerden dolayı yargılama sonucunda işlemiş olduğu suçun sabit görüldüğü ve Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis, 12 Yıl hapis cezasına hüküm verildiği, hüküm özlü olduğu anlaşılmıştır."

5. Başvurucu, Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliğine başvurarak kararın iptalini talep etmiştir. Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliği başvurucunun şikâyetinin kabulüne, Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 19/10/2021 tarihli kararının iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı kararında masumiyet karinesini ihlal eden ifadeler bulunduğu, yeniden değerlendirme yapılmasına hükmeden Ankara Batı 1. İnfaz Hâkimliği kararında belirtilen şekilde değerlendirme yapılmadığı belirtilmiştir.

6. Cumhuriyet savcısı karara itiraz etmiş; itirazında Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 19/10/2021 tarihli kararında belirtilen gerekçeleri (bkz. § 4) öne sürmüştür. İtirazı inceleyen Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi itirazın kabulü ile Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliğinin usul ve kanuna aykırı olan kararının kaldırılmasına, başvurucunun Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı kararına yaptığı itirazın reddine kesin olarak karar vermiş; kararın gerekçesinde Cumhuriyet savcısı tarafından sunulan gerekçelerin yerinde görüldüğünü belirtmiştir.

7. Başvurucu, nihai hükmü 30/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 28/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

9. Başvurucu; hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü olmadığını, Ceza İnfaz Kurumunun mahkeme yerine geçip karar vererek kendisini tehlikeli tutuklu olarak değerlendirdiğini, havalandırma ve radyo televizyon olanaklarının kısıtlandığını, yıllardır tek başına hücrede kaldığını, statünün öngörülemez bir süre için verildiğini, böylelikle masumiyet karinesinin, kötü muamele yasağının, maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı ile silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda kötü muamele yasağının ihlal edilip edilmediği konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

11. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumu idaresince tehlikeli tutukluluk statüsüne alınarak havalandırma saatlerine, hücrede yalnız kalmasına ve haberleşmesine getirilen kısıtlamalardan ve bu kısıtlamaların uzun süredir devam etmesinden şikâyet etmiştir. Özel hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde bireyin kişiliğini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi kavramının yer aldığı, başvurucu hakkındaki kısıtlamaların mahiyeti ve söz konusu kısıtlamaların uzun süredir devam ettiği birlikte değerlendirilerek başvuru özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir (benzer yönde bkz. C.T. [GK], B. No: 2019/31177, 17/4/2025, § 49).

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

13. Özel hayat, eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir kavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır. Özel hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde bireyin kişiliğini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi kavramı temel alınmaktadır. Anılan hak; herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak, kendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birlikte kişiliğin serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuki menfaati de içermektedir (Serap Tortuk [1. B.], B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-36; Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, §§ 61-63; Ata Türkeri [1. B.], B. No: 2013/6057, 16/12/2015, §§ 30-32; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704, 3/3/2016, §§ 50-52).

14. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların (mahpusların) özel ve aile hayatının sınırlandırılması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda bulunan mahpuslara açık havaya çıkma ve spor yapma ve radyo, televizyon imkânlarından yararlanmaya ilişkin bazı haklar tanınmıştır. Söz konusu haklara kamu makamlarının keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, özel hayata saygı hakkı kapsamında Anayasa'nın 20. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesiyle sağlanan güvenceler arasında yer almaktadır (C.T., § 53).

15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da ceza infaz kurumunda bulunan mahpuslara açık havaya çıkma, spor yapma, radyo ve televizyon imkânlarından yararlanmaya ilişkin bazı haklar tanındığı ancak tehlikeli hâlde bulunanlara bu haklara ilişkin bazı sınırlamalar getirilebildiği görülmüştür.

16. Anayasa Mahkemesi olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan C.T. kararında, başvurucunun tehlikeli tutuklu statüsüne alınması ve başvurucu hakkındaki kısıtlamalara ilişkin kararın bir süreyle sınırlanmadan ve karara dayanak oluşturan koşulların devam edip etmediğine dair belirli aralıklarla güncel bilgi ve belgeler gözetilerek yeniden değerlendirme yapılmadan uzun süre uygulanmasının orantısız olduğu ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı belirtilerek Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (C.T., §§ 91-92).

17. Bireysel başvuru incelemesine konu somut olayda başvurucu, Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 19/10/2021 tarihli kararıyla (bkz. § 4) tehlikeli tutuklu statüsüne alınmıştır. İlgili kararda Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı, ''FETÖ/PDY terör örgütü mensubu", "kuruma kabulünden bugüne kadar örgütlü olduğu", "örgütünden ayrıldığına dair herhangi bir beyanının bulunmadığı" ifadeleriyle başvurucu hakkında masumiyet karinesini zedeleyecek şekilde değerlendirmelerde bulunmuştur. Başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklu olduğu ve tehlikeli tutukluluk statüsüne alınması sonucunda bazı haklarının kısıtlandığı görülmüştür.

18. Eldeki olayda başvurucunun tehlikeli tutuklu grubuna dâhil edilmesi sonrasında getirilen havalandırma, spor ve haberleşmeye ilişkin sınırlandırmaların dört yıldan fazla süredir devam etmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu durum özel hayata saygı hakkına müdahale oluşturmaktadır.

19. Tutuklu ve hükümlülerin bazı temel haklardan yararlanması ana kural ise de bu kuralın kamu düzeninin ve kurumun güvenliğinin sağlanması ile suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru sayılacak amaçlar bağlamında kısıtlanmasının mümkün olduğu vurgulanmalıdır (Turan Günana [1. B.], B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Ancak bu durumda uygulanacak kısıtlamaların süreli olması, hakkın kullanımını ortadan kaldıracak şekilde genel bir uygulamaya dönüştürülmemesi ve gerekli olduğunun ilgili kararlarda yeterli bir gerekçe ile ortaya konulması gerekir (Çetin Arkaş ve Nasrullah Kuran [2. B.], B. No: 2016/371, 13/1/2021, § 81).

20. Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların hakları ile ilgili belirli koşullara bağlı olarak kısıtlama kararı verilirken uygulamaya dair bir süre belirlenerek koşulların devam edip etmediği konusunda elde edilen güncel ve somut veriler gözetilmek suretiyle belirli aralıklarla değerlendirme yapılmasının sağlanması kısıtlama kararının sonuçlarının görülebilmesi açısından önemlidir. Ayrıca kısıtlama kararının somut bilgi ve belgelere bağlı olarak belirli aralıklarla değerlendirme yapılıp gözden geçirilmesinin sağlanması uygulamanın ve idarenin denetimi açısından da gereklidir (benzer yönde karar için bkz. Veysi Aktaş (2) [2. B.], B. No: 2015/15982, 6/2/2019, § 52). Bu çerçevede hükümlü ve tutukluların temel haklarına kısıtlama getirecek mevzuatın da mezkûr sınırlar içinde idarenin keyfîliğini önleyecek şekilde açıklık içermesi gerektiği söylenebilir.

21. Başvuruya konu olayda başvurucunun tehlikeli tutuklu statüsüne alınmasına ilişkin kararda ve bu karar üzerine getirilen kısıtlamalarda belli bir süre sınırı öngörülmemiştir. Netice itibarıyla 5/6/2017 tarihinde alınan söz konusu kısıtlama kararlarının somut başvurunun yapıldığı 9/8/2021 tarihine kadar yeniden değerlendirilmeden uygulandığı, kısıtlamaların uzun süre devam ettirildiği anlaşılmıştır. Başvurucunun talebi sonrası yeniden yapılan değerlendirmede de Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı başvurucunun tehlikeli tutuklu olarak değerlendirilmesine karar vermiştir. Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliği, Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı kararının iptaline karar vermiş ise de Cumhuriyet savcısının karara karşı yaptığı itiraz sonrası Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla başvurucunun Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı kararına ilişkin şikâyeti kesin olarak reddedilmiştir.

22. Başvurucunun tehlikeli tutuklu statüsüne alınması ve başvurucu hakkındaki kısıtlamalara ilişkin kararın bir süreyle sınırlanmadan ve karara dayanak oluşturan koşulların devam edip etmediğine dair belirli aralıklarla güncel bilgi ve belgeler gözetilerek yeniden değerlendirme yapılmadan uzun süre uygulanmasının orantısız olduğu ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla C.T. kararında açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

24. Başvurucu; tehlikeli tutuklu statüsüne alınması ve ilgili Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı kararında kullanılan ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin, kötü muamele yasağının, maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ve silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Özel hayata saygı hakkı yönünden ulaşılan sonuç ve buna ilişkin aşağıda hükmedilen giderim gözetildiğinde başvurucunun bu iddialarının ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

25. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 1.000.000 TL manevi tazminat ve maddi zararlarının giderilmesi talebinde bulunmuştur.

26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

27. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

28. İhlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya net 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

E. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesine (2021/3371 D.İş) iletilmek üzere Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliğine (E.2021/4807, K.2021/4799) GÖNDERİLMESİNE,

F. Başvurucuya net 34.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

G. 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

H. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/7/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Timurcan Ermiş [2. B.], B. No: 2022/594, 2/7/2025, § …)
   
Başvuru Adı TİMURCAN ERMİŞ
Başvuru No 2022/594
Başvuru Tarihi 29/12/2021
Karar Tarihi 2/7/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tehlike hâli taşıyan tutuklu grubuna dâhil edilme üzerine getirilen kısıtlamaların uzun süredir devam etmesi ve belli aralıklarla denetlenmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı Ceza infaz kurumu uygulamaları İhlal Yeniden yargılama
İhlal Manevi tazminat
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Masumiyet karinesi (Ceza) İncelenmesine Yer Olmadığı
Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) İncelenmesine Yer Olmadığı
Kötü muamele yasağı İnfaz kurumunda güç kullanımı İncelenmesine Yer Olmadığı
Maddi ve manevi varlığın korunması hakkı Fiziksel ve ruhsal bütünlük (şiddet, kazalar vs) İncelenmesine Yer Olmadığı
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi