logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(İbrahim Kanal [2. B.], B. No: 2021/8744, 19/11/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İBRAHİM KANAL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/8744)

 

Karar Tarihi: 19/11/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Duygu BAKAY

Başvurucu

:

İbrahim KANAL

Vekili

:

Av. Abdulkadir SAPAR

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, terör saldırısından dolayı meydana gelen maddi zararın tazminine yönelik açılan davanın reddi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. 11/5/2013 tarihinde Hatay'ın, Reyhanlı ilçesinde 51 kişinin hayatını kaybettiği; 222 kişinin de yaralandığı terör saldırısı gerçekleşmiştir. Meydana gelen patlama nedeniyle oluşan zararların karşılanması için Reyhanlı Kaymakamlığı (Kaymakamlık) bünyesinde Hasar Tespit Komisyonu oluşturulmuş; İlçe Sağlık Müdürlüğünce yaralı oldukları tespit edilen şahıslara yaralı olma durumlarına göre (ağır yaralılara 4.000 TL, orta yaralılara 2.500 TL, hafif yaralılara ise 1.000 TL) tazminat ödenmesi kararlaştırılmıştır.

3. Meydana gelen saldırıda gözünden yaralanan başvurucuya Hasar Tespit Komisyonu 23/5/2013 tarihli kararı ile 4.000 TL ödenmesine karar vermiştir.

4. Başvurucu ayrıca 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca kurulan Zarar Tespit Komisyonuna başvurmuş; 5/6/2013 tarihli dilekçesi ile idarenin kusursuz sorumluluğu ve sosyal risk ilkelerine dayanarak 30.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Zarar Tespit Komisyonu 6/6/2013 tarihli incelemesinde hâlihazırda başvurucunun maddi zararı karşılandığı için maddi tazminat talebinin reddine karar verirken manevi zarara yönelik ise karar verme yetkisinin bulunmadığını belirtmiştir.

5. Başvurucu 28/4/2014 tarihinde yeniden Zarar Tespit Komisyonuna başvurmuş ve taleplerini yinelemiş ise de Komisyon tarafından 9/6/2014 tarihinde yapılan değerlendirme ile başvurucunun talebi tekrar reddedilmiştir. Komisyon, başvurucuya Kaymakamlık tarafından yapılan ödemeye değinerek başvurucunun daha önce yaptığı başvurunun reddedildiğini ve 5233 sayılı Kanun'da manevi tazminata ilişkin hüküm bulunmadığını belirtmiştir.

6. Başvurucu hakkında Antakya Devlet Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen 5/5/2014 tarihli rapor ile "sol göz korneo skleral skar izi" teşhisi konulmuş ve %28 oranında sürekli maluliyeti olduğu tespit edilerek ismi ağır yaralı olarak Kaymakamlığa bildirilmiştir. Başvurucu bunun üzerine 28/5/2014 tarihli dilekçe ile Hatay Valiliğine (Valilik) 29/5/2014 tarihli dilekçe ile de İçişleri Bakanlığına (Bakanlık) başvurarak sağlık raporu uyarınca mesleği olan kaynakçılığı yapamayacağı gerekçesiyle 30.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş ancak bu talepleri de reddedilmiştir.

7. Başvurucu, Hatay İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 10.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talebiyle tam yargı davası açmış; dava dilekçesinde gözünde meydana gelen yaralanma neticesinde kaynakçılık mesleğine devam edemediğini, olay nedeniyle birçok maddi ve manevi sıkıntı yaşadığını belirtmiştir.

8. Mahkeme, ara kararı ile başvurucunun dilekçeleri ile başvurucuya yapılan ödemeye ilişkin belgeleri istemiştir. Valilik tarafından ara kararına cevaben talep edilen belgeler gönderilmiş; başvurucunun 26/5/2014 tarihinde adına yatırılan parayı çektiği, bunun dışında Kaymakamlık ile arasında imzalanmış bir sulhnamenin bulunmadığı belirtilmiştir.

9. Mahkeme yaptığı inceleme neticesinde 2/4/2015 tarihli karar ile maddi tazminat isteminin her iki davalı yönünden de esastan reddine karar vermiş; manevi tazminat istemi yönünden ise Valilik yönüyle davanın reddine hükmederken Bakanlık yönüyle talebin kısmen kabulü ile 25.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde öncelikle olayın bir terör eylemi olduğu, dolayısıyla idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığı tespiti yapılmıştır. Bu kapsamda maddi tazminat talebi yönünden özel kanun olan 5233 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiğini belirten Mahkeme, manevi tazminat talebi yönünden ise sosyal risk ilkesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucunun maddi tazminat talebinin 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyon tarafından incelendiğini ve buna göre ödeme yapıldığını belirten Mahkeme, bu kısmı aşan maddi tazminat talebinin karşılanmasının mümkün olmadığına hükmetmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden ise 5233 sayılı Kanun'un anılan talebi kapsamaması nedeniyle Valilik yönünden talebin reddine hükmeden Mahkeme, sosyal risk ilkesi gereği Bakanlık aleyhine manevi tazminata hükmetmiştir.

10. Başvurucu, Mahkemenin manevi tazminat yönünden sosyal risk ilkesini kabul etmesine rağmen maddi tazminat yönünden kusur sorumluluğunu esas alarak kendini Hasar Tespit Komisyonu kararı ile bağlı görmesinin hukuka aykırı olduğunu, idari yargının temel prensibi gereği dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdii ile maddi zararın tespiti ve tazmini yoluna gidilmesi gerektiği hâlde hiçbir inceleme yapılmadığını belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.

11. Danıştay Onuncu Dairesi (Danıştay) tarafından başvurucunun iddialarına yönelik yapılan temyiz incelemesinde öncelikle terör saldırısında idarenin kusurunun bulunup bulunmadığı hususu irdelenmiştir. Bu kapsamda olayda ihmali bulunduğu iddia edilen kamu görevlileri hakkında başlatılan ceza yargılamasına ilişkin dosyayı inceleyen Danıştay, Bakanlık Mülkiye Müfettişliğince düzenlenen ön inceleme raporuna göre idarenin eylemin gerçekleşmesinde ağır hizmet kusurunun bulunduğu tespitini yapmıştır. Bu durumun Valilik İl İdare Kurulunun soruşturma izni verilmesine ilişkin kararı, Cumhuriyet savcılığınca hazırlanmış olan iddianameler ve açılan ceza davası ile de ortaya konulduğunu belirten Danıştay, tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında değil idarenin hizmet kusuru kapsamında ve genel ilkeler çerçevesinde incelenmesi gerektiği kanaatine varmıştır. Dolayısıyla bilirkişi incelemesi yaptırılarak maddi zararın belirlenmesi gerektiğini ifade eden Danıştay, tespit edilen zararın da meydana gelen patlamada hizmet kusuru bulunan davalı idarelerce tazmin edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Manevi tazminat yönünden ise aynı patlamada yer alan farklı maluliyetlere sahip kişilere aynı oranda manevi tazminat verildiğini ve bu kararların temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini belirten Danıştay bu durumun hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle bozmaya hükmetmiştir.

12. Davalı Valilik ve Bakanlık tarafından karar düzeltme kanun yoluna başvurulmuş; idarenin hizmet kusurunun bulunduğu tespitinin hatalı olduğu ileri sürülmüştür. Bunun üzerine Danıştay tarafından yapılan incelemede 19/10/2020 tarihli karar ile karar düzeltme istemlerinin kabulüne, temyizen verilen kararın kaldırılmasına ve Mahkemenin kararının onanmasına hükmedilmiştir.

13. Başvurucu, nihai hükmü 22/1/2021 tarihinde öğrendikten sonra 16/2/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucu, meydana gelen terör saldırısında idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu, bu kapsamda maddi tazminat talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Danıştayın temyiz incelemesinde yapmış olduğu değerlendirmenin doğru olduğunu öne süren başvurucu, karar düzeltme incelemesinde ise gerekçesiz bir şekilde temyiz kararının kaldırıldığını belirtmiş; Danıştayın önceki kararını hiçbir gerekçe belirtmeksizin değiştirmesinin keyfî olduğunu ve hak ihlali teşkil ettiğini iddia etmiştir. Maddi zararının giderilmesi için bütün adli ve idari yolları tükettiğini vurgulayan başvurucu, buna rağmen zararını tazmin edemediğini ifade ederek adil yargılanma hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında, temel hak ve hürriyetlerin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini belirtmiş ve başvuruya ilişkin Valilikten gönderilen bilgi ve belgeleri yazısına eklemiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında başvuru formunda ileri sürdüğü hususları tekrarlamıştır.

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiaları gerekçeli karar hakkı kapsamında ele alınmıştır.

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

18. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

19. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

20. Somut olayda Mahkeme, başvurucunun, idarenin hizmet kusurunun bulunduğu yönündeki iddialarını reddetmiş ancak bu tespite dair herhangi bir inceleme yapmak yerine olayın terör eylemi olması münasebetiyle 5233 sayılı Kanun gereği inceleme yapılması gerektiğini belirtmekle yetinmiştir. Bu kapsamda başvurucuya ödenen 4.000 TL tazminatı yeterli gören Mahkeme, başvurucunun fazlaya ilişkin taleplerini reddetmiştir (bkz. § 9). Dosyanın temyizen yapılan incelemesinde ise Mahkemenin yapmış olduğu değerlendirmenin tam tersi bir sonuçla olayda idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğu kanaatine varılmıştır. Danıştay, somut olaya yönelik idari ve cezai soruşturmalar ile bu kapsamda hazırlanan raporları gözeterek patlamanın oluş şeklini de değerlendirmek suretiyle bozmaya hükmetmiş; maddi zararın tazminat hukukunun genel ilkelerine göre hesaplanması gerektiğini belirtmiştir (bkz. § 11). Fakat Danıştay karar düzeltme talebi üzerine yapmış olduğu inceleme neticesinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin temyizen verilen kararı kaldırarak Mahkemenin kararını onamıştır (bkz. § 12).

21. Eldeki başvuruda Mahkemenin başvurucunun idarenin hizmet kusurunun olduğu yönündeki iddiasına ilişkin herhangi bir inceleme yapmaksızın sonuca vardığı görülmüştür. Danıştayın temyizen yaptığı detaylı inceleme neticesinde idarenin hizmet kusuru olduğu sonucu ile bozmaya karar verilmekle birlikte karar düzeltme incelemesinde yine herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin bu karardan dönüldüğü ve Mahkeme kararının onandığı anlaşılmıştır. Öte yandan başvurucu, sağlık raporu kapsamında vücudunda meydana gelen zararın özellikle meslek hayatı üzerindeki tesirinden bahsederek buna göre bir hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürdüğü hâlde Mahkeme ve Danıştay tarafından Hasar Tespit Komisyonunca -henüz ortada bir sağlık raporu dahi olmaksızın- verilen miktar yeterli kabul edilerek başvurucunun talepleri reddedilmiştir.

22. Sonuç olarak gerekçeli kararda meydana gelen terör saldırısına yönelik idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı tespiti yapılmakla birlikte bu tespite ilişkin başvurucunun iddia ve itirazlarının incelenmediği, başvurucunun sağlık durumu ve buna bağlı oluşan maddi zararına yönelik bir araştırma yapılmadığı görülmektedir. Bu kapsamda başvurucunun iddia ve itirazlarının, yargılamanın esasına temas eden ve davanın sonucu değiştirebilecek nitelikte olduğunu söylemek mümkündür.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

24. Başvurucu ayrıca mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılması nedeniyle bu aşamada dile getirilen hak yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin iddia

25. Başvurucu, tam yargı davasının uzun süre neticelendirilmediğini belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

28. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 8.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

29. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

30. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

31. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Hatay İdare Mahkemesine (E.2014/1119, K.2015/867) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(İbrahim Kanal [2. B.], B. No: 2021/8744, 19/11/2025, § …)
   
Başvuru Adı İBRAHİM KANAL
Başvuru No 2021/8744
Başvuru Tarihi 16/2/2021
Karar Tarihi 19/11/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, terör saldırısından dolayı meydana gelen maddi zararın tazminine yönelik açılan davanın reddi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Gerekçeli karar hakkı (idare) İhlal Yeniden yargılama
Makul sürede yargılanma hakkı (idare) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi