logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(İlteriş Kargılı [2. B.], B. No: 2022/61118, 7/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İLTERİŞ KARGILI BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/61118)

 

Karar Tarihi: 7/1/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Furkan Samet ESER

Başvurucu

:

İlteriş KARGILI

Vekili

:

Av. Ahmet Selim KARGILI

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, sanığın savunması alınmaksızın yokluğunda mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı ile duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu hakkında keşide ettiği çekin karşılığını bankada bulundurmadığı ve karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verdiği gerekçeleriyle İstanbul İcra Ceza Mahkemesine 28/1/2019 tarihinde şikâyette bulunulmuş ve başvurucunun 14/12/2009 tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesi gereğince cezalandırılması talep edilmiştir.

3. İstanbul 26. İcra Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 29/1/2019 tarihinde tensip zaptı düzenlemiş, müşteki vekiline ve başvurucuya duruşma gününü bildirir davetiye tebliğine karar vererek duruşma gününü 3/10/2019 tarihi olarak belirlemiştir.

4. Başvurucu, ilk celse öncesinde 13/9/2019 tarihli dilekçesini ibraz etmiştir. Başvurucu; bu dilekçesinde hakkında açılan davadan haberdar olduğunu, adresini yurt dışına taşıdığını ve bu nedenle istinabe aracılığıyla savunma yapmak istediğini beyan etmiştir.

5. 3/10/2019 tarihinde yapılan ilk celseye katılan olmamıştır. Mahkeme, müşteki vekilinin mazeretini kabul ederek duruşma gününün kendisine tebliğine karar vermiş; başvurucunun yurt dışı istinabe talebini ise tebligatın usulüne uygun olduğundan bahisle reddetmiştir.

6. 10/2/2020 tarihinde yapılan ikinci celseye sadece müşteki vekili katılmıştır. Mahkeme, başvurucunun yokluğunda yapılan duruşma sonrasında başvurucunun çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan 32.850 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar vermiştir.

7. Başvurucu 31/8/2020 tarihinde karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu istinaf dilekçesinde, aşamalarda tebligatların eski adresine gönderildiğini fakat kendisinin bu adresten taşındığını, hakkında dava açıldığını öğrenmesi üzerine ikamet ettiği yurt dışı adresini bildirdiğini, buna rağmen yurt dışı adresine herhangi bir tebligat yapılmadığını beyan etmiş; taraf teşkili sağlanmadan aleyhinde karar verildiğini ileri sürerek mahkûmiyet hükmünün bozulmasını talep etmiştir.

8. Mahkeme tarafından başvurucunun gider avansı yatırmadığı gerekçesiyle ilk aşamada istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmiş ise de süreçte başvurucunun itirazlarına istinaden yeni bir ek karar verilerek istinaf işlemlerinin kaldığı yerden devamına karar verilmiş ve bu suretle dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.

9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi (Daire) 5/4/2022 tarihinde "şahsi dava başvuru dilekçesi ve duruşma gününün sanığa 12/02/2019 tarihinde dilekçede bildirilmiş olan adresinde Tebligat Kanunu 21/1 maddesine uygun şekilde tebliğ edildiği, sanığın 18/02/2019 tarihinde de tebliğ yapılan bu adresi taşındığı mernis adresi olarak beyan ettiği, daha sonra 30/04/2019 tarihinde de mernis adresini Almanya'ya taşıdığı, bu hâliyle verilen hükümde bir isabetsizlik olmadığı" gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş ve başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmiştir.

10. Başvurucu, nihai kararı 26/4/2022 tarihinde öğrendikten sonra 23/5/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucu, savunma yapma imkânı tanınmadan mahkûmiyetine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ve duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında, adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

A. Savunma İçin Gerekli Zaman ve Kolaylıklara Sahip Olma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan [1. B.], B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).

15. Ceza yargılamasında savunma hakkının güvence altına alınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir (Erol Aydeğer [1. B.], B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 32). İddiaya karşı savunma imkânı tanınmadığı sürece adil muhakeme yapılması mümkün değildir (Ufuk Rifat Çobanoğlu [2. B.], B. No: 2014/6971, 1/2/2017, § 36).

16. Suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının şeklen değil gerçek anlamda sağlanması gerekir. Bunun için suç isnadı altındaki kişi, savunma için yeterli imkâna yani gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmalıdır. Bu itibarla anılan güvence adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dahil ve bu hakkın doğal sonucudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dahil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendinde, bir suç ile itham edilen herkesin savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı düzenlenmiştir (Ufuk Rifat Çobanoğlu, § 37).

17. Anayasa Mahkemesi de savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde belirtilen adil yargılanma kavramı yanında meşru vasıta ve yollardan yararlanma kavramının da kapsamında olduğunu belirtmiştir (AYM, E.1992/8, K.1992/39, 16/6/1992).

18. Savunma için gerekli kolaylık kavramı şüpheliye/sanığa savunma için yardımcı olacak veya olabilecek zorunlu olan imkânları ifade etmekte ve silahların eşitliğini sağlamayı amaçlamaktadır. Suç isnadı altındaki kişiye sağlanması zorunlu kolaylıklar, savunma için gerekli olanlardır. Kişinin beraat etmesini veya cezasının azaltılmasını sağlayabilecek delil niteliğindeki belgelere erişimine ve müdafi ile görüşmesine izin verilmesi, gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve yargılama esnasında esaslı değişikliklerden haberdar edilmesi sağlanacak kolaylıklardır (Ufuk Rifat Çobanoğlu, § 45).

19. Somut olayda temel mesele 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre yapılan yargılamada başvurucunun savunması alınmadan verilen mahkûmiyet kararının savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkını ihlal edip etmediği ile ilgilidir.

20. 2004 sayılı Kanun'un "Yargılama usulü" başlıklı 349. maddesi şu şekildedir:

"Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celbolunur.

İki taraf tayin olunan gün ve saatte icra mahkemesinin huzuruna gelmeğe veya vekil göndermeğe mecburdurlar.

İcabında icra mahkemesi, tarafların bizzat hazır bulunmasını emredebilir.

Maznun başka yerde ikamet ediyorsa istinabe yoliyle sorguya çekilir.

Maznun, şikayeti alan veya istinabe edilen icra mahkemesinin huzuruna gelmez veya müdafi göndermezse yahut bizzat bulunmasına lüzum görülürse zabıta marifetiyle getirilir. Bu suretle de bulundurulamazsa muhakeme gıyabında görülür.

Şikayetçi muayyen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikayet hakkı düşer.

Gelmeyen şahitlere yapılacak muamele ile borçlunun gıyabında verilen karara karşı eski hale getirme talebi hakkında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yazılı hükümler tatbik olunur."

21. Anayasa Mahkemesi bahse konu düzenlemeyle ilgili yapmış olduğu incelemede icra ceza mahkemelerinde görülen davalarda sanığın gıyabında yargılama yapılabilmesinin ancak 2004 sayılı Kanun'un 349. maddesinde sanık veya avukatının duruşmalara katılımlarının sağlanmasına ilişkin olarak düzenlenen aşamaların tüketilmesi sonrasında mümkün olduğunu belirtmiştir (AYM, E.2006/71, K.2008/69, 28/2/2008).

22. Söz konusu kararda da belirtildiği üzere 2004 sayılı Kanun'un 349. maddesi uyarınca yargılamanın sanığın yokluğunda görülmesi, sanığın usulüne uygun olarak yapılan bildirimlere karşın mahkemeye gelmemesi veya kendisini avukat ile temsil ettirmemesi hâlinde mümkündür.

23. Eldeki olayda başvurucu kendisi hakkında açılan davadan usulüne uygun bir şekilde haberdar edilmiştir. Buna karşın başvurucu ilk celse öncesinde ibraz ettiği 13/9/2019 tarihli dilekçe ile yurt dışı adresini bildirerek istinabe suretiyle savunma yapmak istediğini beyan etmiştir. Mahkeme tebligatın usulüne uygun yapıldığından bahisle başvurucunun istinabe talebini reddetmiş; ikinci celseye bizzat katılmayıp kendisini müdafi ile de temsil ettirmeyen başvurucunun mahkûmiyetine karar vermiştir. Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş; Daire ise tebligat yapılan adresin bir süre sonra başvurucu tarafından Merkezi Nüfus İdare Sistemi adresi olarak da bildirildiğini tespit etmek suretiyle hükümde bir hukuka aykırılık olmadığı sonucuna ulaşmıştır (bkz. § 9).

24. Başvurucunun sürecin en başından itibaren kendisi hakkında açılan davadan haberdar olduğu, duruşmaları aktif bir şekilde takip ederek dilekçeler gönderdiği, yine benzer şekilde istinaf kanun yoluna başvurarak hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün istinaf denetiminden geçmesini sağladığı anlaşılmıştır. Başvurucunun tüm bu dava sürecinden haberdar olmasına ve savunma imkânı bulunmasına rağmen duruşmalara katılmadığı, kendisini müdafi ile temsil ettirmediği ve yurt dışında bulunan bir adres bildirerek tebligatların bu adrese gönderilmesini istediği görülmüştür.

25. Dava dosyası ve yargılama süreci bir bütün olarak incelendiğinde başvurucunun hakkındaki suçlamanın nedenleri ve niteliği hakkında bilgilendirildiği görülmüş, kendisine savunma yapma imkânı tanınmasına karşın başvurucunun bizzat mahkemeye gelmediği gibi kendisini müdafi ile de temsil ettirmediği anlaşılmıştır. Böylece başvurucunun savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının kısıtlandığını gösteren bir bulguya rastlanılmamıştır (Erol Aydeğer, § 46).

26. Açıklanan gerekçelerle savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Duruşmada Hazır Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

27. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

28. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle iç hukukta düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Bayram Gök, § 19).

29. İncelenen olayda başvurucunun istinaf dilekçesinde yalnızca tebligatın usulüne uygun olarak yapılmadığına dair iddialarını ileri sürdüğü, Mahkemeye bizzat katılmasına engel olunduğuna ilişkin herhangi bir şikâyette bulunmadığı tespit edilmiş, duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarından ilk kez Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yaparken bahsettiği anlaşılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 7/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(İlteriş Kargılı [2. B.], B. No: 2022/61118, 7/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı İLTERİŞ KARGILI
Başvuru No 2022/61118
Başvuru Tarihi 23/5/2022
Karar Tarihi 7/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, sanığın savunması alınmaksızın yokluğunda mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı ile duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı (tebligat, mehil verme vs.) (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Sözlü yargılanma hakkı (aleni yargılanma, duruşmada hazır bulunma vs.) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi