logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(İbrahim Halil Şeker (5) [2. B.], B. No: 2022/64303, 10/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İBRAHİM HALİL ŞEKER BAŞVURUSU (5)

(Başvuru Numarası: 2022/64303)

 

Karar Tarihi: 10/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Aydın DEMİREL

Başvurucu

:

İbrahim Halil ŞEKER

Vekili

:

Av. Aydın IŞIK

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, tutukluluğun devamına ilişkin kararın başvurucuya ya da yakınlarına tebliğ edilmemesi ve tutukluluğa itirazın değerlendirilmemesine dayalı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Ceza Davasına İlişkin Süreç

2. 26/4/2019 tarihinde E.S.nin öldürülmesi sonrası başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu aynı gün gözaltına alınmış, 27/4/2019 tarihinde tutuklanmıştır.

3. Şanlıurfa 8. Ağır Ceza Mahkemesi 10/12/2020 tarihli duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ve başvurucunun tutukluluk hâlinin 31/12/2020, 29/1/2021 ve 26/2/2021 tarihinde dosya üzerinden değerlendirilmesine karar vermiştir.

4. Şanlıurfa 8. Ağır Ceza Mahkemesi 29/1/2021 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarına göre söz konusu karar 1/2/2021 tarihinde başvurucu vekili tarafından okunmuştur.

5. Başvurucu tarafından tutukluluğun devamına ilişkin karara 22/2/2021 tarihinde itiraz edilmiştir.

6. Şanlıurfa 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 26/2/2021 tarihinde dosya üzerinden, 2/3/2021 tarihinde başvurucunun da hazır olduğu duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

7. 12/3/2021 tarihinde tutukluluğun devamına yapılan itiraz kesin olarak reddedilmiştir.

B. Tazminat Davasına İlişkin Süreç

8. Başvurucu 29/1/2021 tarihli tutukluluğun devamına ilişkin kararın yakınlarına tebliğ edilmemesi nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendi kapsamında, tutukluluğun devamına ilişkin kararın başvurucuya tebliğ edilmemesi nedeniyle aynı fıkranın (g) bendi kapsamında, tutukluluğun devamına yapılan itirazın karara bağlanmaması nedeniyle aynı fıkranın (k) bendi kapsamında tazminat davası açmıştır.

9. Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından 13/4/2021 tarihinde davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Bu bilgiler ışığında somut olayımız incelendiğinde; davacı sanığınkanunda belirtilen koşullar içerisinde yakalandığı, tutuklandığı ve tutukluluğun devamına karar verildiği anlaşıldığından davacı sanığın bu yöndeki talebin 141/1-a maddesindeki şartlar oluşmadığından reddine,

Usulüne uygun olarak tutuklanan davacıhakkında28.10.2019 tarihinde dava açıldığı, Şanlıurfa 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tensip zaptı ile davacı sanığın tutukluk halinin devamına karar verildiği, davacının tüm süreçlerde kanunda belirlenen süreler içerisinde tutukluluğun devamına ilişkin inceleme yapıldığı, davacı sanığın kanuna uygun olarak yakalandığı, tutuklandığı ve tutukluluğun devamına karar verildiği, makul sürede yargılama mercii önüne çıkarıldığı anlaşılmakla CMK 141/1-d maddesinde düzenlenen ve tazminata hak kazanması için aynı anda gerçekleşmesi gereken iki koşuldan ilk koşulun gerçekleşmediği anlaşıldığından davacı sanığın bu yöndeki talebin 141/1-d maddesindeki şartlar oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1)-Her ne kadar davacı vekili mahkememizden tazminat talebinde bulunmuş ise de, CMK.nun 141 maddesi gereğince dava şartı gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın REDDİNE... [karar verildi.]"

10. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından 25/5/2022 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Manevi tazminatın reddine yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına ilişkin olarak, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye, kararda usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmamasına, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmamasına, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olmasına ve incelenen dosya kapsamına göre; manevi tazminatın reddine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE... [karar verildi.]"

11. Başvurucu, nihai hükmü 7/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra 16/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

C. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

12. Yapılan yargılama sonunda 13/5/2022 tarihinde başvurucunun kasten öldürme suçundan mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin hükümle birlikte devamına karar verilmiştir.

13. 23/5/2023 tarihinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, mahkûmiyet kararı Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından 25/11/2024 tarihinde onanarak kesinleşmiştir.

14. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

15. Başvurucu 29/1/2021 tarihli tutukluluğun devamına ilişkin kararın kendisine ya da yakınlarına bildirilmemesi ile tutukluluğun devamına ilişkin karara yapılan itirazın incelenmemesine dayalı açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, konuya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

16. Başvurucunun iddialarının temelinde tutukluluğun devamına ilişkin kararların yakınlarına ya da kendisine bildirilmemesi ve söz konusu kararlara yönelik itirazların değerlendirilmemesi nedeniyle açılan tazminat davasında şikâyetleri ile ilgili olarak bir karar verilmemesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple belirtilen ihlal iddiaları mahiyeti itibarıyla karar hakkı kapsamında incelenmiştir.

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

18. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı organları önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına "adil yargılanma hakkı" ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılama hakkı[nın] metne dahil" edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğinin Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz [1. B.], B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

19. Anayasa'nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında ise hiçbir mahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı, kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin bir karar verilmesini isteme güvencesini de sağlar (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Filiz Fırat [1. B.], B. No: 2014/10305, 5/12/2017, § 28).

20. Adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı; mahkemeye erişim, karar ve kararın icrası haklarını içerir. Karar hakkı genel itibarıyla mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığın karara bağlanmasını isteme hakkını ifade eder. Bununla birlikte karar hakkı bireylerin sadece yargılama sonucunda şeklî anlamda bir karar elde etmelerini güvence altına almaz. Bu hak aynı zamanda dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonuca bağlanmasını da gerektirir (Filiz Fırat, § 29).

21. Somut olayda başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararın kendisine ya da yakınlarına tebliğ edilmediğini, buna yönelik itirazlarının incelenmediğini iddia ederek uğradığını iddia ettiği zararlar için tazminat davası açmıştır (bkz. § 8). Dava dilekçesinde söz konusu tazminat isteminin 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g), (h) ve (k) bentleri uyarınca gerçekleştirildiği açıkça ifade edilmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi ise başvurucunun kanunda belirtilen koşullar içinde yakalandığını, tutuklandığını ve tutukluluğun devamına karar verildiğini, kanunda belirtilen süreler için tutukluluğunun değerlendirildiğini ve makul sürede yargılama mercii önüne çıkarıldığını ifade ederek 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentleri kapsamında olduğunu değerlendirdiği şikâyetlere ilişkin tazminat davasının reddine karar vermiştir (bkz. § 9). Buna göre başvurucunun ilettiği kabul edilen şikâyetlerinin tamamına yönelik bir değerlendirme yapılmamış ve bu şikâyetler yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak başvurucunun taleplerinin bir kısmına ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği ve başvurucunun yargılama sonucunda karar elde etme hakkından yoksun bırakıldığı kanaatine ulaşılmıştır.

22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

23. Başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkı yönünden ilettiği şikâyetlere ilişkin ihlal kararı verilmiş olduğundan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

25. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

26. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

27. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2021/221, K.2021/221) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(İbrahim Halil Şeker (5) [2. B.], B. No: 2022/64303, 10/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı İBRAHİM HALİL ŞEKER (5)
Başvuru No 2022/64303
Başvuru Tarihi 16/6/2022
Karar Tarihi 10/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tutukluluğun devamına ilişkin kararın başvurucuya ya da yakınlarına tebliğ edilmemesi ve tutukluluğa itirazın değerlendirilmemesine dayalı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Mahkemeye erişim hakkı İhlal Yeniden yargılama
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutulan kişinin yargı merciine başvuru hakkı (hakim önüne çıkarılma) İncelenmesine Yer Olmadığı
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi