logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(İbrahim Halil Şeker (4) [2. B.], B. No: 2022/46674, 10/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İBRAHİM HALİL ŞEKER BAŞVURUSU (4)

(Başvuru Numarası: 2022/46674)

 

Karar Tarihi: 10/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Aydın DEMİREL

Başvurucu

:

İbrahim Halil ŞEKER

Vekili

:

Av. Aydın IŞIK

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; hukuka aykırı şekilde tutukluluğun devamına karar verilmesi, Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin görüşünden haberdar edilmemesine ve tutukluluğa yönelik itirazların sonucunun bildirilmemesine dayanılarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Ceza Davasına İlişkin Süreç

2. 26/4/2019 tarihinde E.S.nin öldürülmesi sonrası başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu aynı gün gözaltına alınmış, 27/4/2019 tarihinde tutuklanmıştır.

3. Şanlıurfa 8. Ağır Ceza Mahkemesi 4/6/2020 tarihinde yapılan duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Duruşma zaptında tutukluluk hâlinin 3/7/2020, 29/7/2020 ve 26/8/2020 tarihlerinde dosya üzerinden değerlendirileceği ifade edilmiştir.

4. 26/8/2020 tarihinde başvurucu ve müdafiinin yokluğunda yapılan duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarına göre söz konusu karardan başvurucu vekili 27/8/2020 tarihinde haberdar olmuştur.

5. Tutukluluğun devamına ilişkin karara 1/9/2020 tarihinde yapılan itiraz 10/9/2020 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

6. 15/9/2020 tarihinde başvurucu müdafiinin hazır bulunduğu duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

B. Tazminat Davasına İlişkin Süreç

7. Başvurucu 26/8/2020 tarihinde gerekçesiz şekilde verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, tutukluluğun devamına ve yapılan itirazın sonucuna dair kararın tebliğ edilmediğini, Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin görüşünden haberdar edilmediğini belirterek 30/10/2020 tarihinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca tazminat davası açmıştır.

8. Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından 29/12/2020 tarihinde davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... davacının üzerine atılı kasten öldürme suçundan yargılandığı Şanlıurfa 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/763 esas sayılı dava dosyasının derdest olup henüz kesinleşmediği, davacı hakkında 5271 Sayılı CMK'nın 141/1-e. maddesinde belirtildiği üzere kesinleşmiş bir beraat kararının bulunmadığı, dolayısıyla davacının koruma tedbirleri nedeniyle tazminat isteminin koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması yönünde vicdani kanaat oluşmuştur..."

9. Başvurucu tarafından karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğuna dair 24/1/2021 tarihinde verilen dilekçede tazminat davasının 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca açıldığı, bu durumda kesinleşmiş bir kararın varlığının gerekmediği ifade edilmiştir.

10. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından 7/3/2022 tarihindeistinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına ilişkin olarak, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre; davacının "haksız tutuklandığına ilişkin tazminat davasına konu yapılan olayla ilgili" dava derdest olduğundan, gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin kararda bir isabetsizlik görülmemesine, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterliolarak açıklanan gerekçeye, kararda usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmamasına, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmamasına, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olmasına ve incelenen dosya kapsamına göre; davacı vekilinin yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE... [karar verildi.]"

11. Başvurucu, nihai hükmü 4/4/2022 tarihinde öğrendikten sonra 21/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

C. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

12. Yapılan yargılama sonunda 13/5/2022 tarihinde başvurucunun kasten öldürme suçundan mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin hükümle birlikte devamına karar verilmiştir.

13. 23/5/2023 tarihinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, mahkûmiyet kararı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 25/11/2024 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.

14. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

15. Başvurucu; hukuka aykırı şekilde tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğa yönelik Cumhuriyet savcısı görüşünün ve itiraz sonucunun tebliğ edilmemesine dayanarak açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

16. Başvurucunun iddialarının temelinde tazminat isteminin başvurucu hakkında kesinleşmiş bir beraat kararı bulunmadığından reddedilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Ağır Ceza Mahkemesinin davanın reddine ilişkin gerekçesine yönelik şikâyetlerin öncelikle gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

18. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

19. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

20. Başvurucu; hukuka aykırı şekilde tutukluluğun devamına karar verilmesi, Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin görüşünün ve tutukluluğun devamına ilişkin itiraz sonuçlarının tebliğ edilmemesine dayanarak 5271 sayılı Kanun kapsamında tazminat davası açmıştır (bkz. § 7). Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun tazminat talebi 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında değerlendirilmiş ve başvurucu hakkında kesinleşmiş beraat kararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir (bkz. § 8). Başvurucu, tazminat davasının 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında açıldığını ifade etmiştir (bkz. § 9). Bölge Adliye Mahkemesi tutuklamaya esas ceza davasının derdest olduğundan davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir husus bulunmaması nedeniyle istinaf talebini esastan reddetmiştir (bkz. § 10). Bu kapsamda öncelikle Ağır Ceza Mahkemesince sunulan gerekçede başvurucunun iddiaları yönünden ilgili ve yeterli yanıt bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir.

21. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kararlarında 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki (a), (d), (g), (i), (j) ve (k) bentlerine dayanarak, tazminat talebi ile ilgili olarak asıl davada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığını zira bu hususa ilişkin tazminat taleplerinin asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı olmadığını belirtmiştir. Bu kapsamda Yargıtay gerekçeli kararda 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki (a), (d), (g), (i), (j) ve (k) bentlerinde belirtilen koşulların oluşup oluşmadığına ilişkin her bir talep yönünden gerekçelendirme yapılmadan eksik araştırma ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasını bozma gerekçesi olarak kabul etmektedir (Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13/2/2025 tarihli ve E.2021/8774, K.2025/1575; 23/12/2024 tarihli ve E.2021/9227, K.2024/7910 sayılı kararları).

22. Somut olayda hukuka aykırı şekilde tutukluluğun devamına karar verilmesi, Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin görüşünün ve tutukluluğun devamına ilişkin itiraz sonuçlarının tebliğ edilmemesi iddiaları yönünden açılan tazminat davasının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında değerlendirilerek başvurucu hakkında kesinleşmiş beraat kararı bulunmadığından davanın reddine karar verildiği, başvurucunun istinaf dilekçesinde davanın söz konusu fıkranın (e) bendi kapsamında değil aynı fıkranın (a) bendi kapsamında açıldığı yönündeki itirazına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince bu hususa hiç değinilmeksizin istinaf talebinin kesin olarak reddedildiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak başvurucunun açık ve somut bir şekilde ileri sürdüğü iddiaların ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılandığından bahsedilemez.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

24. Öte yandan yukarıda ulaşılan sonuca bağlı olarak başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasının incelenmesi gerekli görülmemiştir.

III. GİDERİM

25. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

27. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

28. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden İNCELEME YAPILMASINA GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2020/280, K.2020/452) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(İbrahim Halil Şeker (4) [2. B.], B. No: 2022/46674, 10/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı İBRAHİM HALİL ŞEKER (4)
Başvuru No 2022/46674
Başvuru Tarihi 21/4/2022
Karar Tarihi 10/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, hukuka aykırı şekilde tutukluluğun devamına karar verilmesi, Cumhuriyet savcısının tutukluluğa ilişkin görüşünden haberdar edilmemesine ve tutukluluğa yönelik itirazların sonucunun bildirilmemesine dayanılarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Gerekçeli karar hakkı (ceza) İhlal Yeniden yargılama
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni) İncelenmesine Yer Olmadığı
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi