logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Muharrem Selim Can [1. B.], B. No: 2022/65121, 11/2/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MUHARREM SELİM CAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/65121)

 

Karar Tarihi: 11/2/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

Muhterem İNCE

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Mehmet Yavuz YAŞAR

Başvurucu

:

Muharrem Selim CAN

Vekili

:

Av. Mehmet Furkan TAMKOÇ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; sözleşmenin feshi sonrası yoksun kalınan mali hakların ödenmesi talebiyle açılan davada, davanın sonucuna etkili iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, Mevlana Üniversitesi (Üniversite) Mühendislik Mimarlık Fakültesinde Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapmaktadır. Başvurucunun Üniversite çalışma düzenine uyum konusunda problem yaşadığı, mesai saatleri ile ilgili olarak kendisine birden fazla yazılı ve sözlü ihtarda bulunulmasına rağmen söz konusu eylemlere devam ettiğinden bahisle22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (e) ve (h) bentleri gereğince 9/6/2014 tarihinde sözleşmesi feshedilerek görevine son verilmiştir.

3. Başvurucu, anılan işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı brüt maaşlarının kanuni faizi ile birlikte kendisine ödenmesi istemiyle Konya 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 27/3/2015 tarihinde dava konusu işlemin iptaline, başvurucunun tazminat isteminin kısmen kabulü ile yoksun kalınan net maaşlarının dava açma tarihi olan 4/8/2014'ten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin ise reddine hükmetmiştir. Mahkeme karar gerekçesinde, başvurucunun görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemin doğrudan 4857 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerçekleştirilmesinin yükseköğretim kurumlarında istihdam edilen akademik personelin mesleki güvencelerine ilişkin Anayasa’nın 130. maddesi ile 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümlerine aykırı olduğunu vurgulayarak dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediğinin altını çizmiştir. Mahkeme gerekçesinde ayrıca idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu belirterek yargı kararıyla hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan net maaşlarının dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini belirtmiştir.

4. Üniversite, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Danıştay Sekizinci Dairesi (Daire) 19/4/2016 tarihli kararıyla temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar vermiştir. Anılan karar üzerine Üniversite karar düzeltme kanun yoluna başvurmuştur. Aynı Daire 26/11/2018 tarihli kararı ile Üniversitenin 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılarak tüzel kişiliğinin sona erdiği gerekçesiyle karar düzeltme dilekçesinin işlemden kaldırılmasına, işlem yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir.

5. Mahkeme bu karar üzerine 18/2/2019 tarihli ara kararı ile karar düzeltme dilekçesinin işlemden kaldırılmasına, kararın bir örneğinin başvurucuya ve Maliye Bakanlığına (İdare) tebliğine karar vermiştir.

6. Maliye Bakanlığı, Üniversite yerine hasım olma talebinde bulunarak karar düzeltme kanun yoluna başvurmuştur. Daire, İdarenin hasım olma talebini yerinde görmüştür. Bu doğrultuda 21/10/2019 tarihli kararıyla başvurucunun tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kararın onanmasına dair kısım yönünden karar düzeltme isteminin kabulüne ve bozulmasına, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmın onanması yönünden yapılan karar düzeltme isteminin ise reddine karar vermiştir. Dairenin uyuşmazlığın tazminat istemine yönelik gerekçesi şu şekildedir:

"Olayda, davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemin doğrudan İş Kanunu hükümleri uyarınca tesis edildiği ve Mahkemece akademik personelin görevine son verme işlemlerinde 2547 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle bu işlemin iptal edildiği anlaşılmakla, bu iptal kararı üzerine davalı idarece iptal kararının gereklerinin yerine getirilmesi kapsamında2547 sayılı Kanun hükümleri uygulayarak davacının görevine yine son verilebileceği açıktır.

Bu nedenle, bu aşamada davacının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, İdare Mahkemesince davacı isteminin kısmen kabul edilerek yoksun kaldığı net maaşların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmamıştır."

7. Dosyanın bozulan kısmı hakkında yeniden bir karar vermek üzere uyuşmazlığı inceleyen Mahkeme, bozma kararına uyarak 24/6/2020 tarihli kararı ile uyuşmazlığın başvurucunun yoksun kaldığı maaşların yasal faiziyle birlikte tazmini talebi yönünden davanın reddine temyiz yolu açık olmak üzere hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Olayda, davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemin doğrudan İş Kanunu hükümleri uyarınca tesis edildiği ve Mahkemece akademik personelin görevine son verme işlemlerinde 2547 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle bu işlemin iptal edildiği anlaşılmakla, bu iptal kararı üzerine davalı idarece iptal kararının gereklerinin yerine getirilmesi kapsamında2547 sayılı Kanun hükümleri uygulayarak davacının görevine yine son verilebileceği açıktır."

8. Başvurucu anılan karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Daire 13/4/2022 tarihli kararıyla temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına hükmetmiş ve karar kesinleşmiştir.

9. Nihai karar 10/5/2022 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

10. Başvurucu, açtığı davanın husumet değişikliğinden sonra bir anda görüş değiştirilmek suretiyle üstelik yetersiz gerekçeyle reddedildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; bozma kararında İdarenin yerine geçilerek işten atılabileceği şeklinde gerekçe kurulduğunu, sonrasında da Mahkemenin yanlış karar verdiğini belirterek gerekçeli karar hakkının ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşünün ekinde Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü ve Konya Valiliğinin yazıları sunulmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

12. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun şikâyetlerinin özünün Mahkemenin davanın reddine karar verirken olgusal değerlendirme ve hukuki gerekçe oluşturmamasına yönelik olması nedeniyle başvuru, gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.

13. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

14. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

15. Bozma kararı öncesi Mahkeme, karar gerekçesinde başvurucunun görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemin doğrudan 4857 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerçekleştirilmesinin yükseköğretim kurumlarında istihdam edilen akademik personelin mesleki güvencelerine ilişkin Anayasa ve 2547 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olduğunu vurgulayarak iptaline hükmetmiştir. Mahkeme, yoksun kalınan brüt maaşların kanuni faizi ile birlikte ödenmesi istemine ilişkin gerekçesinde ise idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu belirterek yargı kararıyla hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan net maaşlarının dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Danıştay, karar düzeltme aşamasında yaptığı bozma gerekçesinde ise başvurucunun görevine son verilmesine dair dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı yerinde bulmuş ancak başvurucunun görevine son verilmesine ilişkin işlemin Mahkemece iptal edilmesi üzerine, davalı idarece iptal kararının gereklerinin yerine getirilmesi kapsamında 2547 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak başvurucunun görevine yine son verilebileceği, bu sebeple mevcut aşamada başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

16. Eldeki başvuruda yargı mercileri, varılan sonuca hangi nedenle ulaştığını ve delillerin değerlendirilmesini başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçeyle ortaya koymuştur. Yargı mercilerinin yaptığı yorum hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasına yönelik olup bu yorumun bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir unsur içermediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvuru konusu olayda yargılamanın esasına tesir eder nitelikte karşılanmayan bir iddia bulunmadığından gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

19. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığıiddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

20. Dolayısıyla makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 11/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Muharrem Selim Can [1. B.], B. No: 2022/65121, 11/2/2026, § …)
   
Başvuru Adı MUHARREM SELİM CAN
Başvuru No 2022/65121
Başvuru Tarihi 8/6/2022
Karar Tarihi 11/2/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, sözleşmenin feshi sonrası yoksun kalınan mali hakların ödenmesi talebiyle açılan davada, davanın sonucuna etkili iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Gerekçeli karar hakkı (idare) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Makul sürede yargılanma hakkı (idare) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi