logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Fatma Öcalan [1. B.], B. No: 2022/7, 11/3/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

FATMA ÖCALAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/7)

 

Karar Tarihi: 11/3/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan y.

:

Recai AKYEL

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

Raportör

:

Sinan ARMAĞAN

Başvurucu

:

Fatma ÖCALAN

Vekilleri

:

Av. Raziye ÖZTÜRK

 

 

Av. İbrahim BİLMEZ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, havalimanı görevlisinin tekerlekli sandalye kullanan kişiyi gelen yolcu salonu dışına çıkarma konusunda siyasi saik güderek gerekli yardımda bulunmaması ve olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağı ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. 1954 yılı doğumlu kadın başvurucu, 9/12/2019 tarihinde Düsseldorf'tan (Almanya) kalkan uçağa binmiş ve saat 03.00 sıralarında Gaziantep'e gelmiştir. Başvurucu, inişten sonra kendisine yardımcı olan görevlilerle yaşadığı olaylar nedeniyle 16/12/2019 tarihinde Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) şikâyet dilekçesi sunmuştur. Başvurucu; şikâyet dilekçesinde yaşlı ve diyabete bağlı birçok hastalığı olması nedeniyle yürüyemediğini, tekerlekli sandalye kullanarak ve başkalarının yardımıyla hareket edebildiğini, olay günü bir görevlinin uçaktan inmesi konusunda yardımcı olup kendisini tekerlekli sandalyeyle pasaport kontrolüne kadar getirdiğini, yardımcı olan görevlinin pasaport kontrolündeki konuşma sırasında soy ismini duyunca "Sen Apo'nun kardeşi misin?" diye sorduğunu, soruyu "Evet." diye cevaplaması üzerine görevlinin kendisine hakaret edip yanından ayrıldığını, bagajlarını tek başına alıp salon dışına çıkamadığını, salon dışında kendisini bekleyen çocuklarının da içeri girmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle uzun süre bagaj salonunda beklediğini ileri sürmüştür.

3. Başvurucu, salonda beklediği sırada diğer görevlilere seslenip yardım talep etmesine rağmen kimsenin ilgilenmediğini, tüm yolcuların bagajlarını alıp dışarı çıktığını, çaresiz bir şekilde tek başına öylece kaldığını, uzun süre bekledikten sonra başka bir görevlinin yanına gelerek "Kimseye bu olanlardan bahsetmezsen sana yardım edip yakınlarının yanına götürürüm." dediğini, kendisini salon kapısı dışında bekleyen çocuklarının yanına götürdüğünü ileri sürmüştür. Başvurucu; kardeşinin siyasi kimliği ve konumu nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını, yaşlı ve hasta olup tekerlekli sandalyeyle hareket edebilmesine rağmen kendisine yardımcı olmayan Gaziantep Havalimanı'ndaki görevlilerin cezalandırılmasını talep etmiştir. Başvurucu, ertesi gün benzer bir dilekçeyi Gaziantep Havalimanı Başmüdürlüğüne (Başmüdürlük) sunarak ilgililer hakkında idari soruşturma açılıp gereğinin yapılmasını istemiştir.

4. Başsavcılık 23/12/2019 tarihinde Gaziantep Valiliğine (Valilik) yazdığı yazıyla şikâyet konusu olayla ilgili olarak sorumlu ve görevliler hakkında gerekli işlemlerin tesis edilmesi için Valilik tarafından inceleme ve değerlendirme yapılmasını istemiştir. Valilik, gelen yazı sonrası 27/12/2019 tarihinde bir araştırma ve soruşturmacı görevlendirmiştir. Söz konusu soruşturmacının hazırladığı 24/1/2020 tarihli inceleme raporu, Başmüdürlüğün 14/1/2020 tarihli yazısı temelinde şekillenmiştir. Söz konusu yazıya H. A.Ş.nin (Bundan sonra özel şirket olarak anılacaktır.) kendilerine hitaben yazdığı 27/12/2019 tarihli araştırma yazısı eklenmiştir.

5. Özel şirket tarafından düzenlenen söz konusu araştırma yazısında; uçağa tekerlekli sandalyeli üç yolcuyu indirmek için bir aracın yanaştığı, tekerlekli sandalyelerden birinin bu yolculardan birine ait olduğu, görevli personelin tekerlekli sandalyenin sahibini tespit edebilmek için yolculara adlarını sorduğu, içlerinden birinin "Neden adımı soruyorsun?" dediği, görevli kişinin de tekerlekli sandalyenin sahibini tespit etmek amacıyla sorduğunu söyleyerek kendisinin sandalyeye oturmasını sağladığı, daha sonra pasaport kontrolünden geçirerek dış hat gelen yolcu salonuna götürdüğü, burada beklemeye başladıkları, görevli personelin uçak altına geçmesinin gerekmesi nedeniyle salondan çıkarak başka bir görevli arkadaşını yolculara yardımcı olmak için bagaj bant başına görevlendirdiği, görevlendirilen personelin yolcuyu ve bagajını terminal önünde bekleyen yakınlarına teslim ettiği bildirilmiştir. Soruşturmacı, inceleme raporunun sonuç bölümünde olaydaki ilgili kişilerin özel şirket personeli olduğu, bu kişilerin kamu çalışanı olmaması nedeniyle genel hükümlere göre işlem yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Valilik 29/1/2020 tarihli yazıyla sorumluluğu olan kişilerin kamu görevlisi olmadığını bildirerek inceleme raporu ve eklerini Başsavcılığa göndermiştir.

6. Başsavcılık 11/11/2020 tarihinde yazdığı yazıyla kolluktan olayla ilgili kamera görüntülerinin gönderilmesini ve tanık araştırması yapılmasını istemiştir. Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğünün 13/11/2020 tarihli cevap yazısıyla kamera görüntülerine ilişkin kolluk tutanağı ve olayla ilgili uçuşta görevli olan kişilerin kimlik bilgileri (özel şirkete sorularak elde edilen bilgilere göre) bildirilmiştir. Kolluk tutanağında olayın üzerinden uzun bir zaman geçmesi nedeniyle kayıt cihazında olayla ilgili kamera kayıtlarının olmadığı belirtilmiştir. Olay günü tekerlekli sandalye hizmetinde görevli olan kişilerin ise C.K. ve E.Y. olduğu bildirilmiştir.

7. C.K.nın ifadesi Oğuzeli Jandarma Komutanlığında 6/2/2021 tarihinde alınmıştır. C.K. ifadesinde iniş yapan uçağa asansörlü aracı yanaştırdığını ve uçağın içine geçerek gelen yolculara kendilerine ait tekerlekli sandalye olup olmadığını sorduğunu, ismini bilmediği bir kadın yolcunun kendisine ait tekerlekli sandalye olduğunu söylediğini, tekerlekli sandalye ile bagaj etiketinin uyuşup uyuşmadığını kontrol etmek için kadın yolcuya adını sorduğunda "Ne yapacaksın adımı?" diye cevap verdiğini, etikete baktıktan sonra -öncelikle soy isim yazdığından- "Soy isminiz Öcalan mı?" diye sorduğunu, kadının kendisine "Ne yapacaksın soy ismimi?" diye tepki gösterdiğini, görevi gereği sorması gerektiğini söylediğini fakat daha fazla zorlamadan kadını tekerlekli sandalyeye bindirdiğini, pasaport kontrolünden geçirerek bagaj bölümüne götürdüğünü, uçağın yanına gitmesi gerektiğiyle ilgili telsizle anons yaptığını, görevli E.Y.ye başvurucuyu teslim ederek görev yerine geçtiğini beyan etmiştir. Ayrıca başvurucuyu daha önce tanımadığını, kendisinden veya soy isminden dolayı başvurucuyla ilgili bir problemi olmadığını, olay sırasında kendisine hakaret veya tehdit içerikli bir söz söylemediğini, sadece görevinin gereğini yaptığını söylemiştir.

8. E.Y.nin ifadesi Oğuzeli Polis Merkezi Amirliğinde 8/2/2021 tarihinde alınmıştır. E.Y. ifadesinde altı yıldır özel şirket bünyesinde uçak temizliği görevlisi olarak çalıştığını, olay günü uçağın arka kısmında olduğu sırada tekerlekli sandalyeli yolculara yardım etmekle görevli C.K.nın kendisine işaret edip "Dış hat." diyerek yardımcı olması için kendisini gönderdiğini, başvurucunun üç bagajını arabaya yükleyerek dış hat kapısında bekleyen yakınlarına teslim ettiğini, daha sonra da işlerini yapmak için uçağın yanına döndüğünü beyan etmiştir.

9. Başvurucunun şikâyetiyle ilgili soruşturma sonunda Başsavcılık 21/9/2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararda, olayla ilgili kamera kaydına ulaşılmadığı ve dosya kapsamına göre soyut iddia dışında atılı suçun işlendiğini gösteren, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunmadığı şeklinde değerlendirme yapmıştır. Kararda "şüpheli" kısmına "meçhul sanık" yazılmıştır.

10. Başvurucu, Başsavcılığın kararına itiraz etmek için sunduğu dilekçeye Gaziantep Havalimanı Başmüdürlüğüne yaptığı şikâyet dilekçesini (bkz. § 2) ve söz konusu kurumun konuyla ilgili kendisine verdiği cevabı eklemiştir. Buna göre Başmüdürlük, başvurucuya hitaben yazdığı yazıda yaptığı şikâyetin incelendiğini, havalimanı yer hizmetlerinde görev yapan ilgili personelin İfade Bilgi Tutanağı'nın (bahsi geçen tutanak yukarıda 27/12/2019 tarihli araştırma yazısı olarak ifade edilmiştir. Bu belge için bkz. §§ 4, 5) yazı ekinde gönderildiğini, bahse konu şikâyetlerin tekrarlanmaması hususunda gerekli uyarıların yapıldığını bildirmiştir. Başvurucu; itiraz dilekçesinde idarenin yaptığı incelemenin ilgili personelin bilgisine başvurmakla sınırlı olduğunu, personelin olay sırasında uçağın yanına gitmek için salondan ayrıldığını kabul etmesinin iddialarını doğruladığını, personelin bu şekilde hareket etmesinin ağabeyinin siyasi kimliğinden ve konumundan kaynaklandığını ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu, şikâyet dilekçesine verilen cevapta geçen "Bahse konu şikâyetlerin tekrarlanmaması hususunda gerekli uyarılar yapılmıştır." şeklindeki ifadenin tevil yollu ikrar olduğunu iddia etmiştir. Bunlar dışında kamera kayıtlarının olayın üzerinden ancak on bir ay geçtikten sonra istendiğini, bunun dışında başkaca bir araştırma yapılmadığını, iki yılın sonunda da kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini belirterek Başsavcılığın etkili bir soruşturma yürütmediğini öne sürmüştür.

11. Başvurucunun itirazı Gaziantep 6. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 10/11/2021 tarihinde reddedilmiştir. Anılan karar 30/11/2021 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 30/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

12. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

13. Başvurucu; şikâyet dilekçesindeki (bkz. § 2) hususları tekrarlayarak maruz kaldığı muamelenin bedensel ve ruhsal etkilerinin asgari eşiği aştığını ve kötü muamele oluşturduğunu, şikâyetiyle ilgili ceza soruşturmasında kamera kayıtlarının çok geç talep edildiğini, olayın faillerinin tespit edilmediğini ve ifadelerinin alınmadığını, olayın aydınlatılması için yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığını belirterek Başsavcılık tarafından etkili bir soruşturma yürütülmediğini, idari makamların da olayın sorumluları hakkında gerekli inceleme ve araştırma yapmadığını, idarenin şikâyetine ilişkin verdiği cevabın aslında tevil yollu ikrar olduğunu iddia etmiştir. Başvurucuya göre maruz kaldığı kötü muamele, kardeşinin siyasi kimliği ve konumundan kaynaklanmaktadır. Başvurucu, kötü muamele ve ayrımcılık yasağı, adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğinden yakınmıştır. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Başsavcılık tarafından yapılan ceza soruşturmasının ve verilen kararın bir özeti yapılarak başvurucunun şikâyetiyle ilgili delillerin toplandığı, başvurucunun Başsavcılıkça verilen karara itiraz etme imkânından yararlandığı belirtilmiş; yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

14. Başvurucunun iddiaları öncelikle kötü muamele yasağı kapsamında incelenecek, daha sonra bu yasak temelinde ayrımcılık yasağı bağlamında değerlendirme yapılacaktır.

15. Özetlemek gerekirse başvurucu, yaşı ve rahatsızlıkları nedeniyle tekerlekli sandalyeyle hareket edebildiğini, olay günü Gaziantep Havalimanı'na uçakla geldikten sonra bir görevlinin kendisini tekerlekli sandalye ile pasaport kontrolüne kadar getirdiğini, soy ismini öğrenmesi üzerine görevli kişinin hakaret edip,bagajların alındığı salonda kendisini bırakıp gittiğini, yardım etmeleri için seslendiği diğer görevlilerin kendisiyle ilgilenmediğini, uzun süre bu şekilde beklediğini, bagajlarını alıp salon dışına çıkabilmesinin tek başına mümkün olmadığını, başka bir görevlinin yanına gelerek olanları anlatmaması karşılığında kendisine yardım etmeyi teklif ettiğini, bu görevlinin kendisini salon dışında bekleyen yakınlarının yanına götürdüğünü iddia etmiştir.

16. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa’nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa’nın 15. maddesinde savaş, seferberlik hâlleri veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı, görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).

17. İspat külfetinin devlete geçtiği durumların söz konusu olmadığı hâllerde kötü muameleye uğramaları nedeniyle mağdur olduklarını ileri süren kişiler, kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş olabileceklerini gösteren emare ve delilleri -haklı bir gerekçeleri olmadığı sürece- zamanında yetkili makamlara sunma konusunda özenli davranmakla yükümlüdür. Olgulara dayanmayan yetersiz açıklamalar, iddiaların delillerle desteklenmemesi hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu veya kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman ve diğer konulardaki çelişkili ifadeler gibi hususlar kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu durumda iddianın savunabilir olduğundan, dolayısıyla bu iddialara ilişkin derhâl resmî bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemez. Kaldı ki iddialarını güçlü bir dayanakla birlikte yetkili merciler nezdinde dile getirmemeleri hâlinde mağdur olduğunu ileri süren kişilerin etkili bir soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye girebileceklerinin söylenebilmesi mümkün değildir (Beyza Metin [1. B.], B. No: 2014/19426, 12/12/2018, §§ 45-47).

18. Somut olayda öncelikle başvurucunun anlatımı ile kendisine yardım etmekle görevli C.K.nın ifadesinin birbiriyle uyumlu olmadığı, olayların taraflarca farklı şekilde dile getirildiği görülmüştür. Başvurucuya göre pasaport kontrolü sırasında C.K.nın soy ismini öğrenmesiyle birlikte şikâyetine konu olaylar başlamıştır. C.K. ise soy isim konusundaki konuşmanın uçakta gerçekleştiğini ifade etmiştir. Tarafların beyanları arasında bu konuda bir çelişki olmakla ve çelişkiyi giderecek başka bir delilin varlığına rastlanmamakla birlikte aslında başvurucunun şikâyetinin özünün pasaport kontrolünden sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu, olayın başlangıcında görevli kişinin kendisine hakaret ettiğini iddia etmiş, buna karşılık bu kişinin kendisine ne söylediğini, hangi sözlerle hakaret ettiğini açıklamamıştır. Olayın devamında başvurucu, görevli kişinin bagaj salonunda kendisini bırakıp gittiğinden, uzun süre tek başına o şekilde beklediğinden şikâyet etmiştir. Başvurucu, bu şikâyetine ilişkin beyanlarında da bekleme süresine ilişkin nesnel bir ifade kullanmamış; sadece sürenin uzun olduğunu söylemiştir. Salonda beklediği süre içinde diğer görevlilere seslendiğini fakat kimsenin ilgilenmediğini iddia etmişse de bu anlatımın da oldukça yüzeysel olduğu, değerlendirme yapmaya imkân veren bir ayrıntı içermediği görülmüştür. Diğer taraftan başvurucuya yardım etmekle görevli yetkililerin bu anlara ilişkin ifadeleri yine başvurucunun anlatımıyla çelişmektedir. Özellikle C.K. başvurucunun bekletilmediğini, ilk görevlinin başka bir göreve gitmesi nedeniyle diğer görevlinin başvurucuya yardım etme görevini devraldığını söylemiştir. Tarafların örtüşmeyen beyanları karşısında dosyadaki diğer verilere de bakılması gerekir.

19. Olay anına ilişkin görüntülerin yokluğunda başvurucunun iddiaları, yaptığı açıklamalar ve dosyadaki diğer deliller kapsamında değerlendirilecektir. Başvurucu, yardım etmekle görevli kişinin kendisine ne şekilde hakaret ettiğini beyan etmemiş; bagaj salonunda ne kadar süre tek başına beklemek zorunda kaldığını somut ve anlaşılır şekilde anlatmamıştır. Diğer taraftan başvurucu, ne soruşturma sürecinde ne de bireysel başvuru formunda yaşadığı olaylara tanık olan bir kimseden bahsetmiştir. Hâlbuki başvurucu, olay tarihinde 65 yaşındadır ve ancak tekerlekli sandalye ile hareket edebilmektedir. Havalimanı bagaj teslim salonu gibi birçok insanın bulunduğu bir alanda yaşandığını iddia ettiği sorunlara rağmen olaya müdahale eden veya en azından tanıklık eden biri veya birilerinden bahsetmemesi başvurucunun iddialarının ciddiyetini zayıflatmaktadır. Başvurucu, kendisini salon dışında bekleyen çocukları olduğunu söylemişse de isimlerini bildirerek bu kişilerin tanık olarak dinlenmesi konusunda bir talepte bulunmamıştır. Son olarak maruz kaldığı muamelenin ağırlığının belirlenmesinde mağdurun bedensel ve ruhsal olarak bu durumdan ne şekilde etkilendiği önem arz etmekte iken başvurucu hiçbir aşamada bununla ilgili bir anlatımda bulunmamış, herhangi bir belge sunmamış, sadece bagaj salonunda çaresiz kaldığını belirtmekle yetinmiştir.

20. Somut olayda başvurucunun bir görevli yardımıyla salon dışına çıkarılarak yakınlarının yanına götürüldüğü konusunda tartışma yoktur. Buna rağmen havalimanında maruz kaldığını iddia ettiği eylemlerin kötü muamele olarak kabul edilemeyeceği yönünde peşin bir kabulle hareket etmek mümkün değildir. Diğer taraftan etkili bir ceza soruşturması yapma yükümlülüğünden bahsedilebilmesi için başvurucunun asgari eşiğe ulaşan bir kötü muameleye maruz kaldığı konusunda makul bir şüphenin doğması gerekir. Başvurucunun şikâyet ettiği olguları ayrıntılı ve tutarlı şekilde anlatma yükümlülüğüne aykırı davrandığı görülmektedir. Başmüdürlüğün başvurucuya verdiği cevapta kullandığı ifadelerin -başvurucunun iddiasının aksine- muamelenin ağırlığının veya olayın gerçekleşme koşullarının belirlenmesine bir katkı sunmadığı değerlendirilmiştir. Bu tespitler kapsamında başvurucunun iddiasının savunulabilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

21. Başvurucu, ağabeyinin siyasi kimliği ve konumu nedeniyle kötü muameleye maruz kaldığını belirterek ayrımcılık yasağının ihlal edildiğinden şikâyet etmişse de kötü muamele yasağı konusunda yapılan değerlendirmeler ışığında bu şikâyet hakkında da aynı sonuca varılmıştır.

22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 11/3/2026 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY

1. Mahkemenin sayın çoğunluğu tarafından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Aşağıda belirteceğim gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.

2. Başvurucu olay tarihinde ancak tekerlekli sandalyeyle ve başkalarının yardımıyla hareket edebilen biri olmasına rağmen Gaziantep Havalimanında kendisi ile diyaloğa giren görevlinin Abdullah Öcalan’ın kardeşi olduğunu öğrenmesi üzerine uzun süre kendisine yardım etmediğini bu sebeple bagaj tesliminde uzun süre beklemek zorunda kaldığını belirterek suç duyurusunda bulunmuştur. Başsavcılıkça yapılan incelemede olay tutanağı dikkate alınmış, olaya ilişkin görüntü kayıtlarının olmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

3. Dosyadaki belgelerden olayın 9/12/2019 tarihinde Düsseldorf’tan kalkan uçağın saat 03.00 sıralarında Gaziantep’e indikten sonra meydana geldiği anlaşılmaktadır. Başvurucu Cumhuriyet Başsavcılığına 16/12/2019 tarihinde müracaat etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/12/2019 tarihinde Gaziantep Valiliğine müzekkere yazılarak inceleme ve değerlendirme istenilmiştir. Havalimanı Başmüdürlüğünce 24/1/2020 tarihli inceleme raporu düzenlenmiştir. Başsavcılık ve sonraki olaylar bu inceleme raporuna göre şekillenmiştir.

4. İnceleme raporu bir sonuca ulaşırken kamera görüntüleri dosyaya eklenmemiştir. Şikayete konu idarenin işlemleri idare tarafından tutulan tutanak ve onların belirlediği beyanlar üzerinden şekillenmiştir. Başsavcılık olay sonrası idareye inceleme ve soruşturma yapılması için yazı yazmasına rağmen bu olaydan dokuz ay sonra kamera kayıtlarını istemiştir. Başvurucunun durumu, olay saati, başvurucunun yakınlarının havalimanı kuralları gereği başvurucunun yanına gelemeyeceği gözetilmeden yakınlarının olaya tanıklık yapmadıkları gibi bir gerekçe belirtilmiştir. Kaldı ki, idare şikayet dilekçesine verdiği cevapta bahse konu şikayetlerin tekrarlanmaması için uyarılarda bulunduğunu iddia etmiştir.

5. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa’nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa’nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı, görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).

6. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin tutumu nedeniyle kendisine karşı güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları, kişi üzerindeki etkisi ne olursa olsun ilke olarak Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal ihlal eder. Kesin gerekli olduğu hâllerde de güç, aşırıya kaçmadan kullanılmalı ve kişinin tutumuyla orantılı olmalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 81; K.K. § 27).

7. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıyla yasaklanan muamelelerin varlığına ilişkin iddialar, uygun delillerle desteklenmelidir. Bu delillerin değerlendirilmesinde ise sözü edilen delillerin iddiayı makul şüphenin ötesinde ispat edip etmediği gözetilmelidir. Bununla birlikte yeterince ciddi, açık ve tutarlı emareler ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karineler de iddianın ispatı için yeterli kanıt teşkil edebilir (K.K., § 28; bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, § 95; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 83).

8. Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında, bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli vesoruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103). Ayrıca soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığıyla ilgili bir değerlendirme içermelidir (bazı değişiklikliklerle birlikte bkz. Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64).

9. Olası cezai sorumluluğun tespiti adına yürütülen soruşturma sonrasında kovuşturma evresine geçilmişse bu aşamanın da Anayasa’nın 17. maddesinin gereklerine cevap verebilecek nitelikte olması gerekir (Filiz Aka [1. B.], B. No: 2013/8365, 10/6/2015, § 30; Fatma Akın ve Mehmet Eren [GK], B. No: 2017/26636, 10/11/2021, § 100).

10. Bireylerin cezai sorumluluğuna ilişkin hukuki sorunları incelemek, bireysel başvuruya konu edilen yargısal süreçte şüpheli ya da sanık sıfatını taşıyan kişilerin suçlu veya suçsuz olduğunakarar vermek ya da söz konusu yargısal süreçte sanıklara verilen cezaların miktarını belirlemek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 76; Umut Tamaç [2. B.], B. No: 2014/13514, 18/7/2018, § 98). Anayasa Mahkemesinin incelediği husus, devletin Anayasa’nın 17. maddesi kapsamındaki sorumluluğudur (Cezmi Demir ve diğerleri, § 96; Aysel Gezer ve diğerleri[2. B.], B. No: 2021/9961, 2/11/2023, § 147).

11. Somut olayda, ilk paragraflarda da ifade edildiği üzere Cumhuriyet Başsavcılığınca gerekli incelemeler yapılmadan sonuca ulaşılmıştır. Cumhuriyet savcılığının olayın hemen sonrası idareye inceleme yapması için müzekkere yazmıştır. Sonraki süreçler idare tarafından tutulan olay tutanağı ve inceleme raporu üzerinden şekillenmiştir.Olayın aydınlanması için incelemecinin ilkyapması gereken işlem olay anına ilişkin kamera kayıtlarını almaktır. Bu kayıtlar alınmamıştır. Cumhuriyet savcılığınca dadokuz ay sonra bu kayıtlar istenilmiştir. Olay gece 03.00 sıralarında meydana gelmiştir. Havalimanı kuralları gereği olayın geçtiği yere başvurucunun yakınlarının gelmesi mümkün değildir. Başvurucunun yakınlarının olaya ilişkin yakınmalarını beklemek doğru değildir. Cumhuriyet savcılığınca ve incelemeci tarafından bağımsız tanık araştırması yapılmamıştır. Başvurucunun kendi başına hareket edemediği gözetildiğinde bir süre tek başına kalması kötü muamele boyutuna ulaşılabilecektir.

12. Kovuşturmaya yer olmadığı kararında belirtilen eksiklikler giderilmeden sonuca ulaşıldığı için kötü muamele yasağının ihlali sonucuna ulaşılmalıdır.

13. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

 

 

 

 

Üye

 Selahaddin MENTEŞ

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Fatma Öcalan [1. B.], B. No: 2022/7, 11/3/2026, § …)
   
Başvuru Adı FATMA ÖCALAN
Başvuru No 2022/7
Başvuru Tarihi 30/12/2021
Karar Tarihi 11/3/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, havalimanı görevlisinin tekerlekli sandalye kullanan kişiyi gelen yolcu salonu dışına çıkarma konusunda siyasi saik güderek gerekli yardımda bulunmaması ve olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağı ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Üçüncü kişiler arası eylemler - Usul yükümlülüğü Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi