|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
OSMAN KUNT BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2023/61011)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 23/12/2025
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Aydın DEMİREL
|
|
Başvurucu
|
:
|
Osman KUNT
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Bilge ÇİFTÇİ KOLİVAR
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, adli kontrol tedbirine uymama üzerine verilen tutuklama kararının hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
A. Ceza Davasına İlişkin Süreç
2. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) içinde mahrem silahlı kuvvetler yapılanmasında faaliyet yürüttüğü iddiasıyla 22/2/2019 tarihinde silahlı terör örgütü üyeliği isnadıyla gözaltına alınmış; sevk edildiği İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 25/2/2019 tarihinde tutuklanmıştır.
3. Açılan kamu davasında Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından 19/6/2019 tarihinde başvurucunun savunması alınmış, duruşma sonunda yurt dışına çıkamama şeklindeki adli kontrol uygulanarak başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Söz konusu duruşmada başvurucunun yanında başvurucunun tayin ettiği müdafi hazır bulunmuş olup zaptın ilgili kısmı şu şekildedir:
"... 3- Sanığın savunmasının alınmış oluşu, delillerin büyük oranda toplanmış olması, sanığın delil karartma şüphesinin bulunmaması, adli kontrol hükümleri uygulanarak yeterli ve etkili denetim sağlanabileceği ile sanığın tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak sanığın TAHLİYESİNE, sanık bir başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal serbest bırakılması için Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazılmasına,
- 5271 sayılı CMK'nın 109/3-a maddesi uyarınca sanık hakkında yurtdışına çıkış yasağı adli kontrol tedbirinin uygulanmasına... [karar verildi.]"
4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından aynı gün düzenlenen yazıyla başvurucu hakkında adli kontrol tedbirine hükmedilerek tahliye kararı verildiği Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir.
5. Yapılan yargılama sonunda 18/11/2020 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi ayrıca başvurucu hakkındaki adli kontrol tedbirinin devamına karar vermiştir. Başvurucu ve tayin ettiği müdafiinin hazır olduğu duruşmada verilen adli kontrol tedbirinin devamına ilişkin kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"... 6) Sanık hakkında verilen ceza miktarı göz önüne alınarak 5271 sayılı CMK'nın 109/3-a maddesi uyarınca yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirinin DEVAMINA... [karar verildi.]"
6. Mahkûmiyete ilişkin hükme karşı başvurucu vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi 10/1/2022 tarihinde istinaf talebini esastan reddetmiştir. Kararda adli kontrol tedbirine ilişkin bir değerlendirme bulunmamaktadır.
7. Başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararı bireysel başvuruda bulunulduktan sonra 24/9/2025 tarihinde Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından onanarak kesinleşmiştir.
B. Adli Kontrol Tedbirinin İhlaline İlişkin Süreç
8. Başvurucu 11/6/2023 tarihinde saat 14.00'te uluslararası sularda seyreden yabancı ülke bayraklı teknede yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya çalışan altı FETÖ/PDY şüphelisiyle birlikte yakalanmıştır. Cumhuriyet savcısı görüşme tutanağına göre başvurucunun üzerinde Türk lirası ve avro cinsi para dışında kimlik belgesi, sürücü belgesi ve cep telefonu gibi eşyalar ele geçirilmiştir.
9. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli hakkında 13/6/2023 tarihinde saat 14.00'e kadar gözaltı kararı verildiği hususu Ağır Ceza Mahkemesine bildirilmiştir.
10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12/6/2023 tarihinde yapılan duruşmada başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"...
Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyeti, atılı suçu işlediğine ilişkin mahkememiz kararındaki gerekçelere göre, atılı suçun 5271 sayılı CMK.'nun 100/3 maddesinde düzenlenen katalog suçlardan olması, sanığa atfedilen suç için öngörülen ceza miktarına göre kaçma şüphesinin kuvvetle muhtemel olması, sanığın hakkında mahkûmiyet hükmü verildikten sonra 11/06/2023 tarihinde hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma ya da kovuşturma bulunan şahıslar ile birlikte İzmir İli Urla İlçesi Teke Burnu 10 mil güneyinde uluslararası sularda Polonya bayraklı Gezgin isimli tekne ile yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalanması ve bu şekilde sanığın hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerine aykırı hareket etmesi göz önüne alınarak sanığın silahlı terör örgütüne üye olma (5237 sayılı TCK 314/2) suçundan 5271 sayılı CMK.'nun 100, 112/1 maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]"
11. Başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığına yönelik itirazı 22/6/2023 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
12. Başvurucu, tutukluluğa itirazın reddine ilişkin nihai kararı 26/6/2023 tarihinde öğrendikten sonra 6/7/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
13. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
14. Başvurucu; hakkındaki yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirini ihlal etmediğini, uluslararası sularda yakalanmadığını, buna rağmen şartları oluşmaksızın tutuklama kararı verildiğini, adli kontrol tedbirine uymaması nedeniyle tutuklanmasının hukuki olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuru konusu olayda, yurt dışına çıkamamak şeklinde hükmedilen adli kontrol tedbirine uymadığı ve yurt dışına çıkmak isterken yakalandığı gerekçesiyle başvurucu hakkında tutuklama kararı verildiği, adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun yetkili yargı merciinin hemen tutuklama kararı verebileceği belirtilmiştir. Ayrıca yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
16. Anayasa Mahkemesi tutuklamaya konu davanın kesinleşmiş olması hâlinde başvurucuların tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiasına yönelik olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında tazminat davası açabileceğini belirtmiş ve anılan iddiayı başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (Reşat Ertan [1. B.], B. No: 2013/5700, 15/4/2015, § 26; Ömer Köse [2. B.], B. No: 2014/12036, 16/11/2016, § 34; Eyyüp Güneş [GK], B. No: 2017/28308, 21/10/2021, § 88; Murat Ağırel ve diğerleri [GK], B. No: 2020/11655, 7/4/2022, §§ 23-26; Metin İyidil (2) [GK], B. No: 2020/3067, 12/12/2024, § 32). Başvuruya konu tutuklama, adli kontrol tedbirine uyulmaması gerekçe gösterilerek 5271 sayılı Kanun'un 112. maddesi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Bu tutuklama suç isnadına bağlı bir tutma değil bir mahkeme kararının gereği olarak tutma niteliğindedir. 5271 sayılı Kanun'un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenen suç isnadına bağlı tutuklamadan niteliği itibarıyla farklı olsa da 5271 sayılı Kanun'da bu tutma hâli yine de "tutuklama" kelimesiyle ifade edilmiştir. 5271 sayılı Kanun'da "tutuklama" kelimesinin sadece suç isnadına bağlı tutuklama için kullanıldığına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle bir suç soruşturması veya kovuşturması sırasında verilen bu tutuklamanın 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında tazminat talebine konu edilebileceği açıktır. Başvuruda 24/9/2025 tarihinde kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunduğundan başvurucunun mezkûr iddiaları yönünden 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlenen tazminat yolunu tükettikten sonra bireysel başvuru yapabileceği anlaşılmıştır (benzer yönde bkz. Semih Aydın [GK], B. No: 2023/104438, 23/1/2025, § 35; M.Ş. [GK], B. No: 2023/97960, 16/12/2025, § 31).
17. Açıklanan gerekçelerle tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
18. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) ve Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024, §§ 25-42) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, aynı durumdaki diğer şüphelilerin aksine tutuklanmasına karar verilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının Mesut Gerez ([2. B.], B. No: 2014/3998, 21/6/2017, §§ 12-16) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Ayrıca mahkûmiyet kararının kesinleşmesi sonrasında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin 2025/58552 numaralı başvuru ile de ileri sürüldüğü anlaşıldığından anılan ihlal iddialarının Mehmet Satıcıoğlu (2) ([1. B.], B. No: 2014/11339, 14/11/2018) kararı doğrultusunda mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.