|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Aydın DEMİREL
|
|
Başvurucu
|
:
|
Kerem TOSUN
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Abdulhalim KAPLAN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)PKK/KCK terör örgütünün hiyerarşik yapılanması içinde faaliyet gösteren kişilerin tespitine yönelik bir soruşturma başlatılmıştır.
3. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 3/6/2022 tarihinde gözaltına alınmıştır.
4. 9/6/2022 tarihinde kollukta ifadesi alınan başvurucu susma hakkını kullanmıştır. İfadesi sırasında diğer tespitlerin yanı sıra;
i. Terör örgütüne müzahir haber sitelerinde başvurucuya ilişkin yer alan haberler,
ii. Başvurucunun terör örgütü propagandası içerdiği iddia edilen sosyal medya paylaşımları,
iii. Başvurucunun terör örgütü lehine düzenlendiği iddia edilen toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile basın açıklamalarına katılımına ilişkin tespitler,
iv. Gizli tanık S15D28'in başvurucunun PKK'nın organize ettiği toplantılara katıldığına ve terör örgütünün talimatına göre hareket ettiğine ilişkin beyanları,
v. Başvurucunun Halkların Demokratik Kongresi (HDK) tarafından düzenlenen, örgüt ideolojisine ve amaçlarına hizmet eden toplantılara katılım sağladığına ve örgütsel yapılanmada yer aldığına ilişkin tanık beyanları ve tespitler okunmuştur.
5. Başsavcılık, başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (Sulh Ceza Hâkimliği) sevk etmiştir.
6. 10/6/2022 tarihinde Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararda, başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunduğu belirtilerek silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliği, suça ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığı ve suçun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenen katalog suçlar arasında sayılması hususlarına bağlı olarak adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı ifade edilmiştir.
7. Başvurucunun söz konusu karara itirazı Tekirdağ 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 17/6/2022 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
8. Bu karar başvurucuya 21/6/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 20/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Başvurucu13/3/2023 tarihinde verilen kararla tahliye edilmiştir.
10. Başsavcılık 19/1/2023 tarihli iddianame ile PKK/KCK'yla iltisaklı olduğunu değerlendirdiği HDK yapılanmasında yer alan başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açmıştır (HDK'ya ilişkin değerlendirmeler için bkz. Hasan Hergül [1. B.], B. No: 2022/75786, 26/2/2025, § 10; Sadet Fırat [2. B.], B. No: 2022/83245, 12/3/2025, § 10; Mercan Hantekin [2. B.], B. No: 2022/75790, 26/3/2025, § 10).
11. İddianamede, PKK/KCK'nın HDK yapılanması içinde yer aldığı ve delege olarak faaliyet yürüttüğü ifade edilen başvurucuya yönelik olarak;
i. HDK faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen ve terör örgütü propagandasına dönüşen gösteri ve basın açıklamalarına katıldığına ilişkin tespitler,
ii. Terör örgütü propagandası yapıldığı iddia edilen sosyal medya paylaşımlarına ilişkin tespitler,
iii. Terör örgütüne müzahir haber sitelerinde başvurucuya ilişkin yer alan haberler,
iv. S15D28 kod ismi verilen gizli tanığın başvurucunun İstanbul'da PKK'nın organize ettiği toplantılara katıldığına, örgütün talimatları ve ideolojisi doğrultusunda hareket ettiğine ve HDK tarafından düzenlenen toplantılara katıldığına ilişkin beyanları,
v. HDK tarafından gerçekleştirilen toplantılara katılımına ilişkin tanık beyanları bulunduğu ifade edilmiştir.
12. Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) iddianamenin kabulüne karar vermiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır.
13. Bireysel başvuruyu inceleme tarihi itibarıyla yargılama ilk derece mahkemesi aşamasında derdesttir.
14. Komisyon tarafından başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
15. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, tutuklama kararının ve bu karara itirazı üzerine verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararın gerekçe içermediğini belirterek ölçülü olmayan tedbir nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu; Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.
16. Başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.
17. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, PKK/KCK silahlı terör örgütünün üyesi olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
18. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
19. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucunun terör örgütü bünyesinde faaliyet gösterdiğine ilişkin gizli tanık beyanı, tanık beyanları, sosyal medya paylaşımları, terör örgütü propagandasına dönüşen gösterilere ve basın açıklamalarına katıldığına ilişkin tespitler ve örgüte müzahir haber sitelerinde yer alan haberler gözetilerek başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir (bkz. § 4). Başvurucuya ifadesi sırasında da bildirilen söz konusu tespitlerin yanı sıra iddianamede yer verilen -soyut bir şekilde kanaat ve değerlendirmelerin dile getirilmesi niteliğinde değil aksine belirli olaylarla ilgili gözlem ve bilgilerin aktarılması mahiyetinde olan ve birbirleriyle uyumluluk arz eden- çok sayıda beyan ve tespit (bkz. § 11) bir bütün olarak gözetildiğinde belirtilen tüm bu hususların tutuklama tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 75; Metin Evecen [2. B.], B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52; Recep Uygun [2. B.], B. No: 2016/76351, 12/6/2018, § 43).
20. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
21. Somut olayda Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenen katalog suçlar arasında yer almasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 6).
22. Dolayısıyla somut olayın özel koşulları ile Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Yıldırım Ataş [1. B.], B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 60; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).
23. Son olarak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151).
24. Eldeki olayda başvurucunun terörle bağlantılı bir suç nedeniyle tutuklanması dikkate alındığında Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri [2. B.], B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64).
25. Açıklanan gerekçelerle tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.