logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ali Gürkan Kara [1. B.], B. No: 2022/74378, 2/10/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ALİ GÜRKAN KARA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/74378)

 

Karar Tarihi: 2/10/2025

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Hüseyin ERAL

Başvurucu

:

Ali Gürkan KARA

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sanık tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.

2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 2012 yılı Polis Akademisi Giriş Sınavı'na ilişkin soruların sızdırılmasına yönelik devam eden soruşturma kapsamında beyanda bulunan Mus.K.nın, başvurucunun akademiye girdikten sonra kendisiyle ilgilenen Tahir kod isimli kişi olduğuna yönelik beyanları doğrultusunda, başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle soruşturma başlatmıştır.

3. Mus.K.nın kendisi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, akademiye kayıt yaptırdıktan sonra gittiği örgüte ait evde kendisini Ali olarak tanıtan ve kod ismini Tahir olarak bildiği başvurucuyla tanıştığına, evde akademiden aynı dönem arkadaşları olan diğer şüpheliler E.K. ve E.Ş.nin de bulunduğuna, başvurucunun kendilerinden eve gelip gitmelerini istediğine ve soruların çalınmasıyla ilgili bir husus duyduklarında bir şey söylememeleri gerektiğine yönelik beyanları dosyaya gönderilmiştir. Mus.K.nın başvurucuyu teşhis ettiği de anlaşılmaktadır.

4. Başvurucu; soruşturma aşamasındaki ifadesinde, örgütle bağlantısının olmadığını, Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya) hesabını o dönem çalıştığı iş nedeniyle açtığını, babasından kalan evi sattıktan sonra maaş hesabına bir miktar para yatırdığını, 2012 yılında yapılan Polis Akademisi Giriş Sınavı'na ait soruları kimseye vermediğini, Mus.K.yı üniversiteden tanıdığını ve kendisine iftira atıldığını beyan etmiştir.

5. Soruşturma kapsamında başvurucuya ait Bank Asya hesap hareketleri temin edilmiştir. Diğer taraftan başvurucunun çalışma kaydına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) hizmet dökümü de dosyaya gönderilmiştir. SGK yazı cevabında, başvurucunun örgüte müzahir okul ve öğrenci yurdunda çalışmalarının bulunduğu bildirilmiştir.

6. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle 6/3/2017 tarihinde gözaltına alınmış; 16/3/2017 tarihinde ise tutuklanmıştır.

7. Başsavcılıkça başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 16/5/2017 tarihli iddianame düzenlenmiştir. İddianamede özetle 2012 yılında yapılan Polis Akademisi Giriş Sınavı'nın sorularının sızdırılmasına ilişkin kendisi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Mus.K.nın sivil/mahrem imam olan başvurucu hakkındaki beyanları ile Bank Asya hesabındaki artış dikkate alınarak başvurucuya sınavdan önce örgüt tarafından soruların verildiği ve başvurucunun akademi öğrencilerine mahrem imamlık yaptığı belirtilerek atılı suçları işlediği iddia edilmiştir.

8. İddianamenin kabulüyle açılan dava, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 2/6/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapmıştır. Tensip Tutanağı'nda -diğerlerinin yanı sıra- başvurucunun duruşma günü hazır edilmesine yönelik işlem yapılmasına, başvurucu hakkında Bank Asya hesap hareketlerinin istenmesine ve ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın bulunup bulunmadığının araştırılmasına karar verilmiştir.

9. Yargılama on iki celsede tamamlanmıştır. 31/7/2017 tarihli celsede başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özet olarak Bank Asya hesabını çalıştığı işyerinden aldığı maaş hesabı olarak açtığını, talimat üzerine bu hesaba para yatırmadığını, Mus.K.yı üniversiteden tanıdığını, Mus.K.nın kendi içinde çelişen beyanlarının iftira olduğunu, kod ismi kullanmadığını, E.K. ve E.Ş.yi ise tanımadığını beyan etmiştir. Aynı celsede, başvurucu hakkında ByLock kaydının tespit edilmediğine dair tutanak dosyaya gönderilmiştir. Diğer taraftan başvurucu ile birlikte yargılanan sanıklar E.Ş. ve E.K. ise başvurucuyu tanımadıklarını, Mus.K.nın anlatımlarının iftira olduğunu beyan etmişlerdir.

10. Başvurucu ile birlikte yargılanan sanık S.D. başvurucunun da hazır bulunduğu 1/8/2017 tarihli celsede verdiği savunmasında kolluk aşamasındaki beyanlarını tekrar etmiştir. Sanık S.D. söz konusu kolluk ifadesinde sınavdan bir gün önce gittiği örgüte ait evde, birlikte yargılandığı diğer sanık B.Ö. ile kendisine 80 soru verildiğini, sınavı kazandıktan sonra akademiye kaydını yaptırdığını, akademi döneminde sanıklar B.Ö., E.C. ve hakkındaki kovuşturmanın ayrı yürütüldüğü Muh.K. ile dörtlü sohbet grubu olduklarını, gittikleri ilk evin sorumlusunun Tahir kod isimli kişi olduğunu beyan etmiştir. Mahkeme, başvurucuya ait GSM hattının 2012-2016 yıllarına ait HTS kayıtlarının istenmesine karar vermiş ve celseyi diğer sanıklarla ilgili bir kısım eksiklik doğrultusunda ertelemiştir.

11. 4/8/2017 tarihli celsede ise yine başvurucu ile birlikte yargılanan diğer sanık B.Ö.; sınav öncesinde çalıştığı evde sanık S.D. ile tanıştığını, gittiği örgüt evinde bazı zamanlarda sanık S.D.yi gördüğünü, bu evde sınavdan bir gün önce soruların kendilerine verildiğini, akademide ise Muh.K., E.C. ve S.D. ile tanıştırıldığını, bu kişilerle akademide sohbet grubu olduklarını beyan etmiştir.

12. 7/6/2018 tarihli celsede başvurucu hakkında beyanda bulunan M.P.nin beyanları dosyaya gönderilmiştir. M.P. soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadesinde, başvurucuyu daha önce kaldığı örgüt evinde bir iki defa gördüğünü ve başvurucunun bölge talebe mesulü olduğunu beyan etmiştir. Aynı şekilde R.G.nin kendisi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında başvurucuyu teşhis ederek başvurucunun örgüt evlerinde kaldığına bölge talebe mesulü ve bölge üniversite mesulü olarak görev yaptığına dair beyanları da dosyaya gönderilmiştir. Başvurucu, aleyhine beyanda bulunan kişileri tanımadığını ve beyanların doğru olmadığını ifade etmiştir.

13. Mahkemenin başvurucuya ait Bank Asya hesap hareketleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına ve yine başvurucu aleyhine beyanda bulunan M.P. ve R.G.nin tanık olarak dinlenmesine yönelik verdiği bir ara kararı bulunmamaktadır. Onuncu celsede Cumhuriyet savcısı tarafından esas hakkındaki mütalaa verilmiştir. Esas hakkındaki mütalaada, Mus.K.nın beyan ve teşhisi doğrultusunda başvurucunun akademi döneminde sanıklar E.K. ve E.Ş.ye mahrem imamlık yaptığı, Tahir kod ismini kullandığı, örgüte ait kurumlarda çalıştığı ve Bank Asya hesabında artış tespit edildiği belirtilerek silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talep edilmiştir. Başvurucu ve müdafii, Mus.K.nın etkin pişmanlık kapsamında sanık sıfatıyla verdiği beyanlarının bağlayıcı olmadığını, Mus.K.nın mahkeme huzurunda dinlenmesi gerektiğini, örgütle irtibatının olmadığını ve atılı suçun unsurlarının oluşmadığını beyan etmiştir.

14. Mahkemece başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun kaçınılamaz bir hataya düştüğünün kabul edilememesi nedeniyle suçu inkâra yönelik savunmasına itibar edilmediği açıklanmıştır. Diğer taraftan Mahkemenin başvurucu hakkındaki ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi "...sanığın örgüt içerisindeki konum ve faaliyetleri" olarak gösterilmiştir. Gerekçeli kararda mahkûmiyet kararının dayandığı hususlar şu şekilde açıklanmıştır:

i. Başvurucunun örgüte müzahir okulda öğretmen, yurtta ise müdür olarak çalışması

ii. Mus.K.nın kendisi hakkında yürütülen kovuşturma dosyasında başvurucuyla ilgili olarak başvurucunun Tahir kod ismini kullandığı, akademi döneminde abi olarak kendisiyle birlikte sanıklar E.K. ve E.Ş. ile ilgilendiği ve sohbetlere çağırdığı yönündeki beyanı ve teşhisi

iii. Bank Asya hesabında 31/12/2013 ile 24/12/2014 tarihleri arasında talimatla uyumlu şekilde artış tespit edilmesi

iv. M.P. ile R.G.nin başvurucuyu örgüt evlerinde gördüklerine ve başvurucunun bölge talebe mesulü olarak görev yaptığına ilişkin beyan ve teşhisleri,

v. Başvurucu ile birlikte yargılanan sanık S.D.nin; akademi döneminde diğer sanıklar B.Ö., Muh.K. ve E.C. ile dörtlü sohbet grubu olduklarına ve ilk etapta kendilerinden Tahir kod isimli başvurucunun sorumlu olduğuna ilişkin beyanları

15. Başvurucu, istinaf dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- sanık sıfatı ile yargılanan Mus.K.nın beyanları ile ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve yine Mus.K., M.P. ve R.G.nin Mahkemece duruşmada dinlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucunun istinaf talebi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesince (Daire) 3/6/2020 tarihinde esastan reddedilmiştir.

16. Başvurucu; Daire kararına karşı sunmuş olduğu temyiz dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- kendileri hakkında yürütülen kovuşturma dosyasında etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan Mus.K., M.P. ve R.G. duruşmada dinlenmeden beyanlarına itibar edilemeyeceğini belirtmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden istinaf talebinin esastan reddine ilişkin Daire kararını 23/3/2022 tarihinde onamıştır.

17. Başvurucu, nihai hükmü 20/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra 5/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

18. Komisyon; adli yardım talebinin kabulüne, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma ve tanık sorgulama hakkı dışındaki şikâyetlerinin kabul edilemez olduğuna ve anılan haklara ilişkin şikâyetlerin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

19. Başvurucu, beyanları mahkȗmiyet hükmüne belirleyici ölçüde esas alınan tanıklar Mus.K., M.P. ve R.G.nin kendisinin de hazır bulunduğu duruşmada dinlenmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Mahkemenin başvurucu hakkında beyanda bulunan diğer sanıkların beyanlarına karşı varsa itiraz ve savunmalarını sunma hakkı verdiği, somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test uygulanacağı, ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanmasının zorunlu olduğu, ikinci olarak ise okunmasıyla yetinilen ifadenin karara götüren tek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunma haklarının adil yargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıp sınırlandırılmadığının değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

21. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı yönünden incelenmiştir.

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

23. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında tanık kavramını sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi şeklinde özerk olarak yorumlamış ve tanık sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkıyla ilgili olarak verdiği kararlarında somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanması gerektiğini ifade etmektedir. Buna göre ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin varlığına bakılmalıdır. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmamış olması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır (Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Selçuk Demir [2. B.], B. No: 2014/9783, 22/1/2015, §§ 27-46; AZ. M. [2. B.], B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 45-67; Baran Karadağ [2. B.], B. No: 2014/12906, 7/5/2015, §§ 49-76; Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, §§ 33-42; Abdurrahim Balur [2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; Onur Urbay [1. B.], B. No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 40; Zekeriya Sevim [2. B.], B. No: 2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 51; Metin Akdemir (2) [1. B.], B. No: 2020/3964, 21/9/2022, § 36; Uğur Özcan [1. B.], B. No: 2021/12137, 26/7/2022, § 40).

24. Tanık sorgulama hakkına ilişkin testin birinci aşaması kapsamında tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığının ortaya konulması gerekliliği esasen -anayasal düzeyde bir ilke olan- hükme temel alınan delillerin hâkim huzurunda ikame edilmesi zorunluluğunu ifade eden doğrudan doğruyalık ilkesinin bir sonucudur. Bu kapsamda hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özel bir görünümü olan doğrudan doğruyalık ilkesi uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilecek ve bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilecektir. Bu bağlamda ceza yargılamasında kural olarak özellikle tanık beyanlarının esas hakkında kararı verecek hâkim/mahkeme tarafından alınması, tanık beyanlarının bu hâkim/mahkeme tarafından takdir edilmesi gerekir (Erdal Sonduk [GK], B. No: 2020/23093, 15/2/2024, §§ 43-46).

25. Sanığın, aleyhinde beyanda bulunan tanıklarla esas hakkında kararı verecek hâkimin huzurunda yüz yüze gelmesi, onların güvenilirliğini bu esnada test etme fırsatı elde etmesi adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı bakımından da büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle sanığın suçluluğu konusunda karar verecek hâkim, sağlıklı gözlem yapabilmek ve sadece iddia makamının yorum şekliyle değil savunma makamının iddia ve itirazlarını da değerlendirerek doğru bir vicdani kanaate ulaşabilmek için anlatımlarıyla sanığın hukuki durumunu önemli ölçüde etkileyecek tanıkları huzurda dinlemelidir. Dolayısıyla tanıkların duruşma öncesinde veya haricindeki dinlenmeleri sırasında düzenlenmiş tutanakların veya yazılı açıklamaların duruşmada okunması huzurda dinlemenin eş değeri olarak değerlendirilemez (bazı farklılıklar ve eklemelerle birlikte bkz. Erdal Sonduk, § 45).

26. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrası olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanığın duruşmada mutlaka dinleneceğini öngörmektedir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Anılan hükmün gerekçesinde de "Delillerin hükmü verecek mahkeme huzurunda ortaya konulması, tartışılması ve irdelenmesi adil yargılama ilkesinin temel gereklerindendir. Bu itibarla, duruşmada sanık ve tanığın ifadesine ait tutanakların okunması ile yetinilmesi, ancak zorunlu hâllerde kabul olunabilir." denilerek bu husus vurgulanmıştır (Erdal Sonduk, § 53). Kaldı ki Yargıtayın da bazı kararlarında 5271 sayılı Kanun’un 210. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan, olayın delilinin tanık açıklamalarından ibaret olduğu durumlar hakkında genişletici bir yaklaşım benimsediği ve tanık ya da tanıkların beyanının tek değil belirleyici delil olduğu durumları da anılan hükmün kapsamında gördüğü anlaşılmaktadır (birçok karar arasından bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/3/2021 tarihli ve E.2019/37533, K.2021/118; (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 15/2/2021 tarihli ve E.2020/220, K.2021/1681; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 11/12/2024 tarihli ve E.2023/1657, K.2024/17714 sayılı kararları).

27. Somut olayda Mahkemece tanıklar Mus.K., M.P. ve R.G.nin başvurucu aleyhindeki soruşturma dosyasında alınan beyanları celselerde başvurucu ve müdafiine okunmuş ancak tanıkların duruşmada dinlenilmesine ilişkin herhangi bir çaba gösterilmemiştir. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmaması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak hükmün tek başına veya belirleyici ölçüde başvurucunun sorgulama veya sorgulatma imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen ifadeye dayalı olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır.

28. Testin ikinci aşaması uygulanırken delilin tekliği ifadesinden o delilin sanık aleyhine yegâne delil olması, delilin belirleyiciliğinden ise davanın sonucunu ağırlıklı olarak etkileme eğilimi olan delil anlaşılmalıdır (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Baran Karadağ [2. B.], B. No: 2014/12906, 7/5/2015, § 65). Belirtilmelidir ki bir delilin belirleyici olup olmadığı sadece başvurucunun mahkûmiyeti yönünden değil temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi açısından da dikkate alınmalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Bati [2. B.], B. No: 2019/8419, 28/6/2022, §§ 33-35). Aksi hâlde suçun sübutu tespit edilerek mahkûmiyete karar verilmesi dışındaki sonuçlar yönünden adil yargılanma güvenceleri anlamsızlaşır. Bu bakımdan mahkûmiyet hükmünün yalnızca sorgulanmamış tanığın ifadesine dayandığı veya cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasında sadece sorgulanmamış tanığın ifadesine dayanıldığı bir durumda delilin tek olduğu söylenebilir. Buna karşılık mahkûmiyet hükmü kurulurken veya cezanın alt sınırdan uzaklaşılmasında sorgulanmamış tanığın ifadesinin yanında başka delilin/delillerin de bulunduğu ancak bu delilin/delillerin ağırlığının sorgulanmamış tanığın ifadesine nazaran daha az olduğu hâllerde sorgulanmamış tanığın ifadesinin belirleyici delil olduğu ifade edilebilir. Diğer delillerin ispat gücünün sorgulanmamış tanığın ifadesine nazaran daha yüksek olduğu hâllerde sorgulanmamış tanığın ifadesinin belirleyici delil olduğunun kabulü mümkün olmayacaktır.

29. Duruşmada sorgulanmayan tanığın ifadesinin tek veya belirleyici delil olup olmadığı hususu öncelikle mahkûmiyet gerekçesine bakılarak tespit edilir. Bu açıdan mahkemenin sorgulanmamış tanığın ifadesinin ağırlık derecesini gerekçeli kararda tartışmış olması beklenir. Ancak gerekçeli kararda bu tartışmanın yapılmadığı veya mahkemenin değerlendirmesinin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içerdiği hâllerde Anayasa Mahkemesinin kendisi bu değerlendirmeyi yapacaktır.

30. Mahkeme; başvurucu yönünden vermiş olduğu mahkûmiyet kararını başvurucunun örgütle irtibatlı kurumlardaki çalışma kaydı bulunmasına, Bank Asya hesabında talimat dönemi ile uyumlu olduğu değerlendirilen artış olmasına, başvurucunun sorgulama olanağı bulamadığı tanıklar Mus.K., M.P. ve R.G.nin başvurucunun bölge talebe mesulü/bölge üniversite mesulü olarak görev yaptığına, Tahir kod ismi kullandığına ve polis akademisinde eğitim gören diğer sanıklara mahrem imamlık yaptığına dair beyanlarına dayandırmıştır. Mahkeme ayrıca başvurucuyla birlikte yargılanan ve başvurucunun duruşmada sorgulama imkânı bulduğu sanık S.D.nin; akademi döneminde diğer sanıklar B.Ö., Muh.K. ve E.C. ile dörtlü sohbet grubu olduklarına, ilk etapta kendilerinden Tahir kod isimli başvurucunun sorumlu olduğuna ilişkin beyanlarına da dayanmıştır.

31. Yargıtay uygulamasına göre kişilerin örgütle iltisaklı Bank Asyaya örgüt liderinin talimatıyla ve terör örgütüne yardım etme kastıyla destek amaçlı para yatırdıklarına ilişkin kesin ve inandırıcı delil bulunmaması durumunda, mevcut şüphe sanık lehine değerlendirilmektedir [birçok karar arasından bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25/11/2024 tarihli ve E.2022/24737, K.2024/15026; 12/12/2024 tarihli ve E.2022/30656, K.2024/18046 ile 23/12/2024 tarihli ve E.2022/34231, K.2024/19255 sayılı kararları].

32. Yargıtayın somut olayın koşullarını, sanığın konumu ve kişisel özelliklerini de gözeterek kişilerin SGK kayıtlarına göre örgüte müzahir kurum veya kuruluşlarda çalışmalarının örgütsel bir faaliyet olarak kabul edilemeyeceğini belirttiği kararları da bulunmaktadır [birçok karar arasından bkz. (kapatılan) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin E.2019/5505, K.2021/1793, 2/3/2021; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin E.2021/14774, K.2022/6617, 20/10/2022 sayılı kararları].

33. Gerekçeli karar içeriği ve hükme esas alınan delillere ilişkin Yargıtay uygulaması gözönüne alındığında, duruşmada dinlenmeyen tanıklar Mus.K., M.P. ve R.G.nin başvurucunun akademi döneminde kendilerine sohbet verdiği ve bölge talebe mesulü olarak görev yaptığı yönündeki beyanlarının başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olduğu yönündeki kanaatin oluşmasında önemli ağırlıkta dikkate alındığı sonucuna ulaşmak mümkündür. Somut olayda Mahkeme ayrıca verilecek cezayı belirlerken cezanın alt sınırından uzaklaşarak başvurucunun teşdiden cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme, başvurucunun kastının ve eylemlerinin yoğunluğu ile örgüt içindeki faaliyetlerini dikkate alarak alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle temel cezayı belirlemiştir. Gerekçeli karar içeriğinden başvurucunun örgüt içindeki konumunun temel olarak sorgulanamayan tanıklar Mus.K., M.P. ve R.G.nin beyanları esas alınarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla derece mahkemesinin sorgulama imkânı tanınmayan tanıkların anlatımlarının sadece mahkûmiyet hükmü bakımından değil cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesinde de belirleyici nitelikte delil olarak esas alındığının kabul edilmesi gerekmektedir.

34. Yargılama sürecinde başvurucuya olayları kendi bakış açısına göre anlatma ve delillerini sunma imkânı tanınmıştır. Ancak Mahkemenin 5271 sayılı Kanun'un 180. maddesinin "...tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak ifade alınır." şeklindeki (5) numaralı fıkrasına rağmen sözü edilen tanıkları Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla neden dinlemediğine ilişkin olarak bir bilgi ve belgeye ulaşılamamıştır. Tanıkların yazılı beyanları duruşmada okunmuş ise de başvurucu, tanığın beyanlarının tespiti sırasında hazır bulunmadığından ses ve görüntü nakli yoluyla da olsa onları sorgulayamamıştır. Bu yüzden tanıkların gösterdiği reaksiyonlar konusunda Mahkemenin dikkatini çekememiştir. Böylelikle tanıkların beyanlarının güvenilirliği test edilememiştir. Mahkeme de tanıklar beyanda bulunurken ve sorulara cevap verirken gösterdikleri reaksiyonlarla ilgili olarak izlenim edinememiş, doğruluğu test edilmiş tanık beyanlarını hükme esas alamamıştır.

35. Doğrudan doğruyalık ilkesine de aykırılık oluşturan bu durumun uyuşmazlığın aydınlatılmasında bir zafiyete yol açma riski bulundurduğu açıktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Selçuk Arslan [GK], B. No: 2020/19752, 6/2/2025, § 94).Sonuç olarak doğrudan doğruyalık ilkesi kapsamında güvenilirliği ve doğruluğu test edilmemiş tanık ifadesinin cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesinde belirleyici ölçüde esas alındığı hâlde savunma tarafına karşılaştığı zorlukları telafi edecek karşı dengeleyici güvencelerin tanınmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayda hiçbir şekilde dinlenmemiş ve dinlenmesi için de herhangi bir çaba gösterilmemiş tanığın duruşmada veya SEGBİS gibi vasıtaların kullanılması suretiyle dinlenmemesinin ve yazılı beyanlarının hükme esas alınmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

İrfan FİDAN bu görüşe katılmamıştır.

37. Başvuruda tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden, kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

38. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

39. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

40. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

41. Tanık sorgulama hakkı tanığın yargılama evrelerindeki beyanlarının delil değeriyle ilgili bir derecelendirme yapılmasını güvence altına almamaktadır. Diğer bir ifadeyle bu hak, tanığın duruşmadaki beyanlarına üstünlük tanınması gerektiği yönünde bir güvence içermemektedir. Savunmaya duruşmada tanığı sorgulama fırsatı tanındığı ve sanığın diğer haklarına saygı gösterildiği sürece tanığın yargılama evresindeki beyanlarının hangisine itibar edileceği meselesi karar veren mahkemenin takdirindedir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Musa Yılmaz Acar [1. B.], B.No:2013/1664, 16/7/2014, § 53).

42. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat, başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından da maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

A. 1. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE İrfan FİDAN'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/152, K.2018/125) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/10/2025 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY

1. Başvurucu, beyanları mahkȗmiyet hükmüne belirleyici ölçüde esas alınan tanıklar Mus.K., M.P. ve R.G.nin kendisinin de hazır bulunduğu duruşmada dinlenmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Başvurucunun aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme, lehine olan tanıkların da aleyhine olan tanıklarla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı Avrupa İnsan hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi kapsamında düzenlenmiştir.

3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) duruşma salonunda bulunmayan tanıkların beyanlarının mahkûmiyet hükmüne esas alındığı bir yargılamanın adilliğini değerlendirirken uyguladığı genel ilkeleri Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik Krallık ([BD], B. No: 26766/05, 22228/06, 15/12/2011) ve Schatschaschwili/Almanya ([BD], B. No: 9154/10, 15/12/2015) kararlarında özetlemiştir. Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik Krallık kararında belirlenen ve Schatschaschwili/Almanya kararında geliştirilen ilkelere göre somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen ve duruşmada okunulmasıyla yetinilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanmalıdır. İlk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesi geçerli bir nedene dayanmalıdır (Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik Krallık, §§ 119-125). İkinci olarak okunmasıyla yetinilen tanık beyanlarının karara götüren tek ya da belirleyici delil olup olmadığına bakılacaktır (Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik Krallık, §§ 126-147). Üçüncü aşamada, duruşmada sınanmayan beyanların kullanılmasından dolayı savunma tarafının karşılaştığı sınırlamayı telafi eden ve bir bütün olarak yargılamanın adilliğini sağlayan dengeleyici unsurların mevcudiyetine bakılmalıdır (Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik Krallık, § 147).

4. Anayasa Mahkemesi de tanık sorgulama hakkıyla ilgili olarak verdiği kararlarında somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için AİHM tarafından uygulanan üç aşamalı testin uygulanması gerektiğini kabul etmektedir (Baran Karadağ [2. B.], B. No: 2014/12906, 7/5/2015, §§ 49-76; Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, §§ 33-42; Abdurrahim Balur [2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; Onur Urbay [1. B.], B. No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 40; Zekeriya Sevim [2. B.], B. No: 2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 51; Metin Akdemir (2) [1. B.], B. No: 2020/3964, 21/9/2022, § 36; Uğur Özcan [1. B.], B. No: 2021/12137, 26/7/2022, § 40).

5. Somut olayda mahkûmiyet kararı; başvurucunun örgüte müzahir kurumda çalışmasına ilişkin kayıtlara, Bank Asya hesabında örgüt liderinin talimatıyla uyumlu gerçekleşen artışa ve tanıklar Mus.K., M.P., R.G. ve S.D.nin beyanlarına dayanmaktadır. Mahkeme, gerekçeli kararında dayandığı söz konusu delilleri açıkladıktan sonra başvurucunun akademi öğrencilerinin mahrem imamı konumunda olduğunu ve Tahir kod ismini kullandığını ayrıca vurgulamıştır.

6. Başvurucunun sorgulayamadığı tanıklar Mus.K., M.P. ve R.G., başvurucunun bölge talebe mesulü olarak görev yaptığına, Tahir kod ismi kullandığına ve polis akademinde eğitim gören diğer sanıklara mahrem imamlık yaptığına dair beyanlarda bulunmuşlardır. Diğer taraftan başvurucunun sorgulama olanağı bulduğu S.D. ise akademi döneminde diğer sanıklarla birlikte gittiği örgüte ait evin sorumlusunun Tahir kod isimli başvurucu olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda, başvurucu ile birlikte yargılanan ve başvurucunun sorgulama imkanı bulduğu S.D.nin, akademi döneminde gittiği örgüte ait evin sorumlusunun Tahir kod isimli başvurucu olduğunu beyan etmesi karşısında başvurucunun sorgulayamadığı tanıklar Mus.K., M.P. ve R.G.nin başvurucunun akademi döneminde kendilerine sohbet verdiği ve bölge talebe mesulü olarak görev yaptığı yönündeki beyanlarının önemli ağırlıkta belirleyici delil olduğu söylenemeyecektir. Kaldı ki, S.D.nin anılan beyanlarının mahkumiyet kararında ağırlık derecesinin tartışılmadığı da gözden kaçırılmamalıdır. Son olarak, başvurucunun sorgulayamadığı tanık beyanlarının mahkûmiyet kararında delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verdiği de söylenemeyecektir.

7. Açıklanan gerekçelerle, başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin çoğunluğun kararına katılmıyorum.

 

 

 

 

Üye

 İrfan FİDAN

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Ali Gürkan Kara [1. B.], B. No: 2022/74378, 2/10/2025, § …)
   
Başvuru Adı ALİ GÜRKAN KARA
Başvuru No 2022/74378
Başvuru Tarihi 5/7/2022
Karar Tarihi 2/10/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sanık tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Tanık dinletme ve sorgulama hakkı (ceza) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi