|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ÖZLEM KOÇHAN BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/76279)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 13/1/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Alperen KONAK
|
|
Başvurucu
|
:
|
Özlem KOÇHAN
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Murat SADAK
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, mahkeme huzurunda savunma yapma imkânı sağlanmadan mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle savunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Müşteki H.A.nın polis merkezi amirliğine gelerek başvurucunun kendisine hakaret ettiğini ve tehditte bulunduğunu belirtmesi üzerine kolluk görevlilerince nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatı ile soruşturma başlatılmıştır. Müşteki H.A. alınan ifadesinde; "...bahse konu binada tadilat işi yapan usta S.G. benim kullanmakta olduğum GSM numaramı aradı ve kendisi ile konuştum. Kendisi apartmanda bulunan Özlem KOÇHAN isimli şahsın benimle konuşmak istediğini söyledi. Ben de tamam dedim ve bayan şahıs telefondan birden sinkaflı kelimeler kullandı. Ben de hiçbir şey demedim ve cep telefonunu kapattım..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Soruşturma kapsamında olay tanığı S.G.nin de ifadesi alınmış ve müşteki ile benzer mahiyette beyanda bulunmuştur. Kolluk görevlileri ayrıca başvurucunun adresinde bulunamaması nedeniyle şüpheli olarak ifadesinin alınamadığına dair tutanak tutmuş ve tahkikat evrakını fezleke ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) teslim etmiştir.
3. Başsavcılık, başvurucunun şüpheli olarak ifadesinin alınması için Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğüne (Müdürlük) müzekkere yazmıştır. Müdürlük görevlilerince ifadesi alınan başvurucu kimseye hakaret etmediğini veya tehditte bulunmadığını, üzerine atılı suçu işlemediğini beyan etmiştir. Başsavcılık, soruşturma sonucu başvurucuya isnat edilen suçun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamındaki suçlardan olması nedeniyle dosyayı uzlaştırma bürosuna göndermiştir. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması nedeniyle başvurucu hakkında hakaret ve tehdit suçundan iddianame düzenlenmiştir.
4. İddianamenin kabulü ile açılan dava İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme, tensip zaptı ile yargılamada basit yargılama usulünün uygulanmasına, başvurucu hakkında hakaret ve tehdit suçlarından adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucunun verilen karara karşı itiraz etmesi üzerine Mahkeme, kovuşturmanın genel yargılama usulünce yapılmasına karar vermiştir.
5. Duruşma bir celsede bitirilmiştir. Yargılamanın 5/7/2022 tarihli duruşmasından önce başvurucu, ailevi mazeretleri nedeniyle duruşmaya katılamayacağına ilişkin dilekçesini Mahkemeye bildirmiştir. Duruşma günü Mahkeme, başvurucunun mazeretinin reddine karar verdikten sonra adli para cezası ile mahkûmiyetine kesin olarak hükmetmiştir. Mahkeme, gerekçeli kararında başvurucunun katılana (müştekiye) yönelik olarak kişilik haklarına saldırı mahiyetinde hakaret içeren sözler sarfettiğinin ve katılanın mal varlığı yönünden bir kötülük gerçekleştireceğinden bahisle tehditte bulunulduğunun tarafsız tanık beyanı ile doğrulandığını belirtmiştir.
6. Başvurucu, nihai kararı 16/7/2022 tarihinde öğrendikten sonra 26/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
9. Başvurucu, Mahkeme huzurunda sorgusu yapılmadan mahkûmiyetine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile yargısal kararlara değinilerek ihlal iddiaları değerlendirilirken bu hususların yanı sıra somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki ihlal iddialarını tekrar etmiştir.
11. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki savunma hakkı yönünden incelenmiştir.
12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
13. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan [1. B.], B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).
14. Ceza yargılamasında savunma hakkının güvence altına alınması demokratik toplumun temel ilkelerindendir (Erol Aydeğer [1. B.], B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 32).İddiaya karşı savunma imkânı tanınmadığı sürece adil muhakeme yapılması mümkün değildir (Ufuk Rifat Çobanoğlu [2. B.], B. No: 2014/6971, 1/2/2017, § 36).
15. Suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının şeklen değil gerçek anlamda sağlanması gerekir. Bunun için suç isnadı altındaki kişi, savunma için yeterli imkâna yani gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmalıdır. Bu itibarla anılan güvence adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil ve bu hakkın doğal sonucudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendinde, bir suç ile itham edilen herkesin savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı düzenlenmiştir (Ufuk Rifat Çobanoğlu, § 37).
16. Anayasa Mahkemesi savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde belirtilen adil yargılanma kavramı yanında meşru vasıta ve yollardan yararlanma kavramının da kapsamında olduğunu belirtmiştir (AYM, E.1992/8, K.1992/39, 16/6/1992).
17. Savunma için gerekli kolaylık kavramı şüpheliye/sanığa savunma için yardımcı olacak veya olabilecek zorunlu olan imkânları ifade etmekte ve silahların eşitliğini sağlamayı amaçlamaktadır. Suç isnadı altındaki kişiye sağlanması zorunlu kolaylıklar, savunma için gerekli olanlardır. Kişinin beraat etmesini veya cezasının azaltılmasını sağlayabilecek delil niteliğindeki belgelere erişimine ve müdafiyle görüşmesine izin verilmesi, gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve yargılama esnasında esaslı değişikliklerden haberdar edilmesi sağlanacak kolaylıklardır (Ufuk Rifat Çobanoğlu, § 45).
18. Somut olayda başvurucuya iddianame tebliğ edilerek hakkındaki suçlamalardan haberdar olması sağlanmıştır. Başvurucu, duruşma öncesi ailevi mazereti olduğunu Mahkemeye bildirmiştir. Mahkeme, başvurucunun duruşma öncesinde sunduğu mazeretini delillendirmediğinden bahisle reddetmiş ve devamında başvurucunun savunmasını almadan mahkûmiyetine karar vermiştir. Bir başka deyişle başvurucuyu duruşmada hazır etmemiş ve savunma için gerekli hazırlıkları yapabileceği bir süre tanımamıştır. Böylelikle başvurucunun yargılamanın hiçbir aşamasında savunması alınmadan mahkûmiyetine kesin olarak karar verilmesi savunma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğurmuştur (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Murat Tezel [2. B.], B. No: 2017/20307, 13/10/2020).
19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki savunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
20. Başvuruda savunma hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerinin kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
21. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
22. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
23. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
24. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki savunma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
E. Kararın bir örneğinin savunma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2022/307, K.2022/420) GÖNDERİLMESİNE,
F. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
G. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
H. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.