|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Alperen KONAK
|
|
Başvurucu
|
:
|
Nadir KUTLU
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Burak KUTLU
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın başvurucu (sanık) tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır.
3. Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması talebiyle 5/1/2018 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle; ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı'nın bulunduğu, mahrem imam olduğuna dair kolluk görevlilerince tutanak tanzim edildiği, örgüt liderinin Asya Katılım Bankası A.Ş.ye (Bank Asya) para yatırın talimatı üzerine banka hesabında artış olduğu, başka bir dosyada şüpheli olarak bulunan ve etkin pişmanlık kapsamında ifade veren M.B.nin başvurucunun kendisine 2011 yılı komiserlik sınav sorularını verdiğine dair beyanı ve teşhisinin bulunduğu belirtilerek atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.
4. İddianamenin kabulü ile açılan dava, Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme, 2/7/2019 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapmıştır. Tensip Tutanağı'nda diğerlerinin yanı sıra başvurucu hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verilmiştir.
5. Yargılama, sekiz celsede tamamlanmıştır. İkinci celsede başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özet olarak, terör örgütüne bağlı kurumlarda muhasebeci olarak çalıştığını, ByLock programını indirdiğini ancak haberleşme için kullanmadığını, mahrem yapılanma ve komiserlik sınav sorularının verilmesi ile bir ilgisinin olmadığını beyan etmiştir.
6. Yargılamanın beşinci celsesinde iddia makamı tanık M.B.nin başvurucu hakkındaki Teşhis Tutanakları ve ifade örneklerinin dosya kapsamında bulunmadığını, bahse konu Teşhis Tutanakları ve ifade örneklerinin Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili ceza dairesinden istenmesini talep etmiştir. Yedinci celsede iddia makamı esas hakkında mütalaasını sunmuş ve başvurucunun üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmasına, resmî belgede sahtecilik suçundan beraatine karar verilmesini talep etmiştir. Sekizinci celsede başvurucu müdafii, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren M.B.nin tanık olarak duruşmada dinlenmesi yönünde talepte bulunmuş; Mahkeme, bu talebi reddetmiştir. Aynı celsede başvurucu esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmada bulunmuştur. Başvurucu, savunmasında suçlamaları kabul etmemiştir.
7. Mahkeme, başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarını işlediği sabit kabul edilerek örgüt üyeliği suçundan alt sınırdan uzaklaşmak sureti ile 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan ise yine alt sınırdan uzaklaşmak sureti ile 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.Ayrıca Mahkeme resmî belgede sahtecilik suçunun unsurları oluşmadığından başvurucu hakkında beraat kararı vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"...1-Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden yapılan değerlendirme:
[Başvurucu] Sanığın örgüt üyeleri tarafından telefonuna bylock uygulamasının yüklenmesi yönündeki talimata uyması, örgüt üyeleri tarafından telefonuna bu gizli ve kripto haberleşme uygulamasının kurulması ve diğer örgüt mensuplarıyla bu gizli ağ üzerinden haberleşmesi, hakkındaki tanık beyanlarına göre örgütün sohbet, gezi adı altındaki örgütsel faaliyetlerine düzenli olarak katılması, örgüt evlerinde kalması, kod adı kullanması, sorumluluğundaki polis memurlarına bizzat sohbet adı altında toplantılar düzenlemesi, himmet toplaması, Gizli tanık Garson'dan ele geçen SD kart içeriklerine göre sanığın 'B vasfında emniyet mahrem imamı' olması, üyelerini kamu kurumlarına yerleştirme amacı güden örgütün ele geçirdiği 2011 yılı Komiser Yardımcılığı sınav sorularını bu örgütsel amaç doğrultusunda örgüt üyesi polis memurlarına bizzat vermesi, örgütün finans kurumu Bank Asya'ya para yatırılması yönündeki örgütsel talimata uygun hareket etmesi, örgüte ait eğitim sendikasına üye olması hususları dikkate alındığında, Sanığın; silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmüş, aksi yöndeki savunmalarına izah edilen nedenlerle itibar edilmeyerek cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
...
2-Kamu Kurumu Aleyhine Dolandırıcılık suçu açısından yapılan değerlendirme:
Sanığın da 2011 yılında FETÖ/PDY mensubu polis memuru [tanık] M. B. isimli polis memuru ve diğer polis memurları ile hücre tipi yapılanma halinde gizli görüşmeler yapıp,örgüt ideolojisi doğrultusunda eğitimler verdiği, kendisine bağlı polis memurlarının örgüt ideolojisi doğrultusunda kamu görevlerini devam ettirmeleri, emniyet teşkilatı içerisinde daha etkin görev almaları amacıyla komiser olmalarını teşvik edip, onların katıldıkları sınavda başarılı olmaları için sınav sorularına ulaşmalarını sağladığı anlaşılmıştır. Buna göre; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olarak örgütün sınavlara ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, 2011 yılında gerçekleştirilen polis memurluğundan komiser yardımcılığına yükselme sınavdan önce, polis memuru örgüt mensuplarını komiser yardımcısı olarak amir pozisyonunda etkin bir şekilde Emniyet içerisine yerleştirmek amacıyla, diğer örgüt mensuplarından elde ettiği soru ve cevapları vererek sınavı kazanmalarını sağlamak suretiyle zincirleme şekilde kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçuna asli fail olarak iştirak ettiği mahkememizce kabul edilmiştir..."
8. Başvurucu, istinaf dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra tanık M.B.yi sorgulayamadığını da belirtmiştir. Başvurucunun istinaf talebi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesince (Daire) 23/6/2021 tarihinde esastan reddedilmiştir.
9. Başvurucu, temyiz dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra tanıklarla yüzleştirilmediğini belirtmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, istinaf talebinin esastan reddine ilişkin Daire kararını 25/5/2022 tarihinde onamıştır.
10. Başvurucu, nihai hükmü 20/7/2022 tarihinde öğrendikten sonra 19/8/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
11. Komisyon; silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından bireysel başvuru formunda ileri sürülen ihlal iddiaları hakkında kabul edilemez olduğuna, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçu bakımından ise tanık sorgulama hakkına ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
12. Ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay [2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013 )
13. Başvurucu, beyanları mahkȗmiyet hükmüne belirleyici ölçüde esas alınan tanık M.B.nin duruşmada dinlenmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurunun öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş, ayrıca somut olay ele alınırken mevzuat hükümleri ile konuya ilişkin yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bulunmamıştır.
15. Başvurucunun iddiaları, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı yönünden incelenmiştir.
16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
17. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında tanık kavramını sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi şeklinde özerk olarak yorumlamış ve tanık sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkıyla ilgili olarak verdiği kararlarında somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanması gerektiğini ifade etmektedir. Buna göre ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin varlığına bakılmalıdır. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmamış olması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır (Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Selçuk Demir [2. B.], B. No: 2014/9783, 22/1/2015, §§ 27-46; AZ. M. [2. B.], B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 45-67; Baran Karadağ [2. B.], B. No: 2014/12906, 7/5/2015, §§ 49-76; Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, §§ 33-42; Abdurrahim Balur [2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; Onur Urbay [1. B.], B. No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 40; Zekeriya Sevim [2. B.], B. No: 2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 51; Metin Akdemir (2) [1. B.], B. No: 2020/3964, 21/9/2022, § 36; Uğur Özcan [1. B.], B. No: 2021/12137, 26/7/2022, § 40).
18. Somut olayda Mahkemece tanık M.B.nin başvurucu aleyhindeki soruşturma dosyasında alınan beyanları dosya arasına alınmış ancak tanığın duruşmada dinlenilmesine ilişkin herhangi bir çaba gösterilmemiştir. Nitekim M.B.nin dinlenmesine yönelik herhangi bir işlem de yapılmamıştır (bkz. § 6). İlgili duruşma tutanağı ve gerekçeli kararda da tanığın Mahkemede hazır edilememesinin veya aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenilmemesinin hangi geçerli nedene dayandığına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmaması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak hükmün tek başına veya belirleyici ölçüde başvurucunun sorgulama veya sorgulatma imkânına sahip olmadığı bir tanık tarafından verilen ifadeye dayalı olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır.
19. Duruşmada sorgulanmayan tanığın ifadesinin tek veya belirleyici delil olup olmadığı hususu öncelikle mahkûmiyet gerekçesine bakılarak tespit edilir. Bu açıdan mahkemenin sorgulanmamış tanığın ifadesinin ağırlık derecesini gerekçeli kararda tartışmış olması beklenir. Ancak gerekçeli kararda bu tartışmanın yapılmadığı veya mahkemenin yaptığı değerlendirmenin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içerdiği hâllerde Anayasa Mahkemesinin kendisi bu değerlendirmeyi yapacaktır.
20. Gerekçeli karar içeriği ve hükme esas alınan deliller gözönüne alındığında, başvurucunun kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararında, M.B.nin 2011 yılı komiserlik sınav sorularının başvurucu tarafından verildiğine dair beyanına dayanmaktadır. Bir başka ifadeyle duruşmada tanık olarak dinlenmeyen ve etkin pişmanlık kapsamında ifade veren M.B.nin başvurucu hakkındaki komiserlik sınav sorularını kendisinin de bulunduğu bir gruba verdiğine dair beyanlarının başvurucunun kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçunu işlediği yönündeki kanaatin oluşmasında önemli ölçüde dikkate alındığı sonucuna ulaşmak mümkündür. Diğer bir ifadeyle sorgulama imkânı tanınmayan tanığın ifadelerinin mahkûmiyet kararına götüren tek olmasa da belirleyici nitelikte delil olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.
21. Yargılama sürecinde başvurucuya olayları kendi bakış açısına göre anlatma ve delillerini sunma imkânı tanınmıştır. Buna ek olarak hükme ulaşılırken sorgulanmamış tanığın beyanı dışında başka delillere de dayanılmıştır. Ancak Mahkemenin yargı çevresi dışındaki tanığı başvurucunun da tanığa soru sormasına imkân sağlayacak şekilde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) gibi vasıtalarla neden dinlemediğine ilişkin bir bilgi ve belgeye ulaşılamamıştır. Tanığın soruşturma aşamasında alınan yazılı beyanları dosya arasına alınmış ise de başvurucu, tanığın beyanlarının tespiti sırasında hazır bulunmadığından ses ve görüntü nakli yoluyla da olsa onları sorgulayamamış; sorulan sorulara verdiği cevaplar hakkında izlenim edinme fırsatı elde edememiştir. Bu yüzden tanığın tepkileri konusunda Mahkemenin dikkati çekilememiş, tanığın beyanlarının doğruluğu ve güvenilirliği test edilememiştir. Mahkemede tanık beyanda bulunurken tepkileriyle ilgili olarak izlenim edinememiştir. Öte yandan hükme ulaşılırken sorgulanmamış tanığın beyanı dışında başka delillere de dayanılmış olmasının beyanları belirleyici ölçüde mahkûmiyete temel alınan tanığı sorgulama imkânı tanınmaması nedeniyle savunma makamının maruz kaldığı sınırlamayı telafi ettiğini söylemek de mümkün gözükmemektedir. Sonuç olarak güvenilirliği ve doğruluğu test edilmemiş tanık beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alındığı hâlde savunmanın karşılaştığı zorlukları telafi edecek karşı dengeleyici güvencelerin sağlanmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda tanığın duruşmada veya SEGBİS yoluyla dinlenmemesinin bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.
22. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
23. Başvuruda tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden, kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması, zararlarının karşılanması amacıyla 300.000 TL maddi tazminat ile 300.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
25. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
26. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
27. Tanık sorgulama hakkı, tanığın yargılama evrelerindeki beyanlarının delil değeriyle ilgili bir derecelendirme yapılmasını güvence altına almamaktadır. Diğer bir ifadeyle bu hak, tanığın duruşmadaki beyanlarına üstünlük tanınması gerektiği yönünde bir güvence içermemektedir. Savunmaya duruşmada tanığı sorgulama fırsatı tanındığı ve sanığın diğer haklarına saygı gösterildiği sürece tanığın yargılama evresindeki beyanlarının hangisine itibar edileceği meselesi karar veren mahkemenin takdirindedir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Musa Yılmaz Acar [1. B.], B. No: 2013/1664, 16/7/2014, § 53).
28. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat, başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından da maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
E. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi (E.2019/31, K. 2021/44) GÖNDERİLMESİNE,
F. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
G. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
H. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 14/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.