logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Akif Murat Sezgen [1. B.], B. No: 2022/72287, 14/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AKİF MURAT SEZGEN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/72287)

 

Karar Tarihi: 14/1/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Alperen KONAK

Başvurucu

:

Akif Murat SEZGEN

Vekili

:

Av. Mert Can ÖCEL

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, deliller değerlendirilirken kolluk tutanağına aksi ispat edilemeyecek seviyede üstünlük tanınması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, Çeşme Trafik Denetleme Büro Amirliğine bağlı ekip tarafından yapılan kontrollerde kandaki alkol miktarını belirleyen cihazı kullanmayı kabul etmediği gerekçesiyle 3.836 TL idari para cezası ile cezalandırılmış ve başvurucunun sürücü belgesine iki yıl el konulmuştur.

3. Ayrıca konu ile ilgili olarak nöbetçi Cumhuriyet savcısı talimatları doğrultusunda etanol tespiti için başvurucu hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 75. maddesi gereğince kan tahlili yapılması talimatı üzerine Çeşme Alper Çizgenakat Devlet Hastanesinde 00.38'de yaptırılan kan tahlilinde 0,51 promil alkollü olduğu gerekçesiyle 1.339 TL idari para cezası ile cezalandırılmış ve başvurucunun sürücü belgesine altı ay süreyle el konulmuştur.

4. İdari para cezasına konu olaya ilişkin kolluk görevlilerince tanzim edilen 28/8/2021 tarihli tutanakta, uygulama noktasına gelmeden önce sürücünün (başvurucunun) aracı kenara çektiğini, yan koltuktaki yolcu ile yer değiştirdiklerini, aracın durduğu yerin aydınlık olması nedeniyle bu durumun açık bir şekilde görüldüğünü, bu nedenle alkol ölçümünün yan koltukta oturan kişiye yapılacağını ancak başvurucunun kabul etmediğini belirtmişlerdir.

5. Başvurucu, idari para cezalarına karşı Çeşme Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) itiraz etmiştir. Başvurucu; itiraz dilekçesinde trafik denetimi sırasında içinde bulunduğu aracın durdurulduğunu ve kendisinin şoför koltuğunda olmamasına rağmen alkol ölçüm cihazını üflemesinin istendiğini, eşi ile yer değiştirmediğinin trafik ekiplerinin yaka kameraları ile sabit olduğunu, bu durumu görevlilere bildirmesine rağmen kendisine idari para cezası uygulandığını, MOBESE ve yaka kamerası kayıtlarının celp edilmesini talep etmiştir.

6. Hâkimlik 26/1/2022 tarihli kararla itirazı reddetmiştir. Hâkimlik; başvurucunun itiraz dilekçesi ile ileri sürdüğü beyanların yerinde görülmediği, trafik idari para cezası karar tutanağındaki tespite karşı yeterli ve geçerli belge sunulmadığı, idari para cezası karar tutanağı ve sürücü belgesi geri alma tutanağının hukuka uygun olduğu gerekçeleriyle itirazı reddetmiştir.

7. Başvurucu, Hâkimliğin verdiği karara itiraz etmiştir. Başvurucunun itirazını değerlendiren İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği (İtiraz Makamı) 2/2/2022 tarihli kararında "...itiraz eden hakkında alkolmetre ile yapılmak istenen ölçümü kabul etmemesi sebebiyle 2918 sayılı yasanın 48/9. Maddesine göre yapılan işlemin usul ve yasaya uygun olduğu..." gerekçesiyle 3.836 TL idari para cezası ve iki yıl süre ile sürücü belgesinin geçici geri alınmasına ilişkin tutanağa yönelik itirazlarının reddine karar vermiştir. Hâkimlik ayrıca, "...bu kez kan testi yapılması ve alkollü olduğunun anlaşılması sonrasında ceza tutanağı düzenlenip ehliyetine 6 ay süre ile el konulması işlemi tesis edilmiş ise de; 5326 sayılı yasanın 15/2 Maddesindeki 'bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idari para cezası ön görülmüş ise en ağır idari para cezası verilir.' hükmü gözetildiğinde işlemin usul ve yasaya uygun olmadığı..." gerekçesiyle 1.339 TL idari para cezası ve altı ay süre ile sürücü belgesinin geçici geri alınmasına ilişkin tutanağa yönelik itirazlarının kabulü ile idari yaptırım kararlarının kaldırılmasına karar vermiştir. Hâkimliğin itirazın kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair kararı ile 3.836 TL idari para cezası ve iki yıl süre ile sürücü belgesinin geçici geri alınması şeklindeki idari yaptırım kararı kesinleşmiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 20/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra 19/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu; Hâkimliğin delilleri incelemeden, dosya üzerinden ve Kolluk Tutanağı'nı mutlak doğru kabul ederek karar verdiğini ileri sürmüştür. Başvurucuya göre Hâkimliğin kolluk tutanağıyla bağlı kalması ve bu şekilde ispat yükünün ters çevrilmesi hukuk devleti ilkesini zedelemektedir. Başvurucu, aksi düşüncenin kabulünün silahların eşitliği ilkesini ihlal edeceğini ileri sürmüş; polis tutanağının aksini ortaya koyacak kamera kayıtlarının Hâkimlik tarafından dikkate alınmadığından yakınmıştır.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruda, başvurucunun adil yargılanma hakkının ve bu kapsamda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edilip edilmediği konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği düşünülmektedir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

12. Başvuru, masumiyet karinesi ışığında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri kapsamında incelenmiştir.

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Anayasa Mahkemesi, deliller değerlendirilirken kolluk tutanağına aksi ispat edilemeyecek seviyede üstünlük tanınması hususuyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesine ilişkin ilgili hukuka ve genel ilkelere Gurbet Çoban ([1. B.], B. No: 2019/38857, 17/11/2021, §§ 17-39) kararında yer vermiştir. Buna göre Mahkemeden başvurucunun iddia ve itirazlarını dikkate alması, bunları ilgili ve yeterli gerekçe ile karşılaması, bu iddialarda da yeterli ölçüde şans tanıdığını ortaya koyması beklenmektedir.İdari işlemlerin ve bu bağlamda kamu ajanları tarafından düzenlenen tutanakların içeriğinin hukuka/gerçeğe uygunluk karinesinden yararlanacağı hukukun bilinen bir ilkesi olmakla birlikte idari işlemin hukukiliğinin veya tutanağın içeriğinin gerçekliğinin dava konusu edildiği bir yargılamada hâkimin değinilen karineyi uygulaması bu davanın açılmasını anlamsız hâle getirecektir. İdare tarafından tanzim edilen belgelerin içeriğinin gerçekliği karinesinin yargılamanın sonucu yönünden belirleyici olması bireyi devlete karşı dezavantajlı bir konuma sokacağından silahların eşitliği ilkesini zedeleyebileceği gibi suç isnadıyla ilgili yargılama söz konusu olduğunda masumiyet karinesini de ihlal edebilecektir (Gurbet Çoban, § 44).

15. Başvurucuya isnat edilen alkol ölçüm cihazını kullanmayı kabul etmeme eylemi, kolluk görevlileri tarafından düzenlenen tutanağa dayanılarak delillendirilmiştir. Hâkimlik de itirazı reddederken trafik idari para cezası Karar Tutanağı'nın aksine yeterli ve geçerli belge sunulmadığına vurgu yapmıştır. Başvurucu ise bu tutanağın gerçekliğiyle çelişen, güvenilirliğine şüphe düşüren çeşitli iddialar öne sürmüştür. Ancak Hâkimlik bu iddiaları değerlendirmeksizin başvurucunun tutanağın aksini ispatlayacak delil gösteremediği sonucuna ulaşmıştır.

16. Hâkimliğin bu değerlendirmesi ispat yükünü ters çevirecek mahiyettedir. Kuşkusuz adil yargılanma hakkı suç isnadıyla ilgili yargılamalarda bile mahkemelerin fiilî ve hukuki karinelere dayanmasını bütünüyle yasaklamamaktadır. Ancak suç isnadına ilişkin bir yargılamada karinenin adil yargılama hakkını ihlal etmemesi için karineyle kişinin otomatik olarak suçlu ilan edilmemesi, bu bağlamda karinenin aksinin ispat edilebilir nitelikte olması ve başvurucunun karinenin aksini ispatlama gayesiyle yaptığı açıklama ve sunduğu delillerin mahkeme tarafından titizlikle ele alındığının gösterilmiş olması gerekir (Gurbet Çoban, § 47).

17. Somut olayda başvurucunun ileri sürdüğü argümanların ilgisiz olmadığı görülmüştür. Bu anlamda başvurucu şoför koltuğunda olmamasına rağmen kolluk görevlilerince alkol ölçüm cihazı ile ölçüm yapılmak istendiği iddiasının altını çizmek gerekir. Nitekim başvurucu, Kolluk Tutanağı'nda belirtildiği gibi uygulama noktası öncesi sürücü koltuğundan yolcu koltuğuna geçtiği iddiasını reddetmiştir. Ayrıca başvurucu, aracı kendisinin kullanmadığını, bu durumu ispat için olay yeri MOBESE görüntüleri ile polislerin yakalarında yer alan kamera kayıtlarının celp edilerek incelenmesi yönünde talepte bulunmuştur (bkz. § 5). Hâkimliğin başvurucunun anılan iddiasıyla ilgili olarak bir değerlendirme yapmamasının maddi olayın tespiti bakımından bir eksiklik olduğu vurgulanmalıdır. Bu koşullarda Hâkimliğin olayın gerçekleşme koşullarıyla ilgili olarak ortaya çıkan şüpheleri dağıtmak için kamera kayıtlarını değerlendirmesi etkili olacakken Hâkimliğin bu yönde bir adım atmadığı görülmüştür.

18. Sonuç olarak kamu görevlilerince düzenlenen tutanağın gerçekliği karinesi aksi ispat edilebilir nitelikte olsa da başvurucunun bunun aksini ispatlamak için ileri sürdüğü iddia ve itirazların Hâkimlikçe değerlendirmeye bile alınmaması sebebiyle somut olaydaki uygulanma tarzı itibarıyla karinenin başvurucuyu otomatik olarak kabahatli hâle getirdiği anlaşılmıştır. Başvurucuya savunma imkânı tanınmış ise de Hâkimliğin kamu görevlilerince düzenlenen tutanağa üstünlük tanıyan yaklaşımı başvurucunun savunma yapmasını anlamsız hâle getirmiş ve başvurucuyu kamu otoritesi karşısında dezavantajlı konuma düşürmüştür.

19. Bu durumda başvurucunun itirazının kamu görevlilerince düzenlenen tutanakların gerçekliği karinesine dayalı olarak reddedilmesinin -başvurucunun savunmalarının hiç irdelenmediği gözetildiğinde- silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

21. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

22. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

23. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

24. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Çeşme Sulh Ceza Hâkimliğine (D. İş . 2021/1006) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 14/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Akif Murat Sezgen [1. B.], B. No: 2022/72287, 14/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı AKİF MURAT SEZGEN
Başvuru No 2022/72287
Başvuru Tarihi 19/7/2022
Karar Tarihi 14/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, deliller değerlendirilirken kolluk tutanağına aksi ispat edilemeyecek seviyede üstünlük tanınması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi