|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Furkan Samet ESER
|
|
Başvurucu
|
:
|
Mahmut SANSARKAN
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Ömer SANSARKAN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ve delillerin hatalı değerlendirilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu hakkında 23/2/2022 tarihinde Diyarbakır Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından yapılan kontrollerde kandaki alkol miktarını belirleyen cihazı kullanmayı kabul etmediği gerekçesiyle 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 5.224 TL idari para cezası verilmiş ve başvurucunun sürücü belgesine iki yıl süreyle el konulmuştur.
3. Başvurucu, idari yaptırım kararının iptali için başvuruda bulunmuş; başvurusunda olay sırasında araç kullanmadığını, kolluk görevlilerinin kendisini marketteyken durdurarak alkolmetre cihazını üfletmek istediğini, hâlbuki görevlilerin uygulama yapmış olduğu noktanın başka bir yerde olduğunu ve alkolmetre cihazına üflenmemesinin sonuçları ile ilgili kendisine bilgilendirme yapılmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu, ayrıca olaya ilişkin kamera görüntülerinin temin edilmesini ve tanıkların dinlenmesini istemiştir.
4. Başvuruyu değerlendiren Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 4/3/2022 tarihli kararıyla talebi reddetmiştir. Hâkimlik kararının ilgili kısmı şu şekildedir:
"...söz konusu idari yaptırım kararını uygulayan davalı idareye yazılan müzekkere cevabı ve dosyaya dahil edilen belgeler kapsamında uyuşmazlık tetkik edilmiş, yapılan araştırmalar neticesinde resmi belge mahiyetinde ve aksi ispat edilinceye kadar geçerli olan (Yargıtay 7. Ceza Dairesinin2014/22963 esas 2014/19969 K.) tespit tutanağının aleyhine esası etkileyecek bir delile ulaşılamamış olup; idari yaptırım kararını uygulayan tarafın kamu otoritesinin olduğu hususu da göz önüne alınarak, silahların eşitliği ilkesi ve adil yargılanma hakkı çerçevesinde (Anayasa Mahkemesi'nin 2019/38857 başvuru, 17/11/2021 tarihli kararı) kabahate yönelik kurumun öne sürdüğü tespit, bilgi ve belgeler itiraz edene tebliğ edilerek ortaya konulmuş, netice itibariyle mevcut tespitlere yönelik yapılan savunmanın soyut beyanlardan oluştuğu görülmüş, bu haliyle uygulanan idari yaptırım kararında herhangi bir hukuka aykırılık unsurunun bulunmadığı Hakimliğimizce takdir olunmakla Kabahatler Kanununun 28/8-a maddesi uyarınca başvurunun reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..."
5. Başvurucu, bahse konu kararın kaldırılması talebiyle Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hâkimliğine (İtiraz Mercii) itiraz etmiştir. Başvurucu, itiraz dilekçesinde araç kullanmadığı yönündeki iddialarını yinelemiştir. Başvurucu, ayrıca Hâkimlik tarafından konuya ilişkin bilgi ve belgelerin Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğünden (Emniyet Müdürlüğü) istendiğini, Emniyet Müdürlüğünün ilgili belgeleri elektronik ortamda ibraz ettiğini, Emniyet Müdürlüğü tarafından ibraz edilen cevap yazısında kamera görüntülerinin fiziki olarak ayrıca gönderileceği hususunun bildirildiğini, süreç içerisinde kamera görüntülerinin gelip gelmediği hususunu sözlü olarak Hâkimlikte görevli kişilere sorduğunu ve kamera görüntülerinin gelmediğinin söylendiğini fakat bu sırada Hâkimlik tarafından kamera görüntüleri beklenmeksizin itirazı ile ilgili karar verildiğini ileri sürmüştür.
6. İtiraz Mercii, başvurucu tarafından yapılan itirazın reddine 3/6/2022 tarihinde kesin olarak karar vermiştir. İtiraz Mercii kararının ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 04/03/2022 tarih ve 2022/1693 D.iş numarası ile verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmediği, başvuran vekili itiraz dilekçesinde Diyarbakır 1. Sulh Ceza hakimliği tarafından verilen kararın kaldırılmasını talep ettiği itiraz dilekçesinde görüntülerin incelenmediğini, keyfi bir uygulamanın yapıldığını belirterek itirazın kabulüne karar verilerek, idari para cezasının kaldırılmasını istediği, Dosya arasında bulunan Cd'nin hakimliğimizce izlendiği, yapılan incelemede yaka kamerası bulunan polis memurunun başvuranı araçta şoför olarak gördüğünü belirttiği, ehliyeti istediği ancak başvuranın ısrarla ehliyetini vermediği ardından alkolmetreyi üflemesini istediği ancak başvuranın alkolmetreyi üflemediği ve talebi ısrarla reddettiği, bu sırada araçta yolcu olarak bulunan kişinin polislere karşı yüksek sesle konuşarak sorunlar çıkardığı bu sırada yaka kamerası olan polis memurunun ısrarla başvurandan belgeleri ve kimliği istediği, başvuranın ise avukatını beklediğini söyleyerek söz konusu talepleri reddettiği görülmüştür. Yine Polis memuru tarafından halen ısrarla başvurandan kimliğini istediği ve alkolmetreyi üflemesini söylediği halde başvuranın avukatının geleceğini söyleyerek talebi reddettiği görülmüştür. Bu nedenle başvuranın söz konusu ihlali işlediği sabit olduğundan, başvuran vekilinin itirazının reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..."
7. Başvurucu, nihai kararı 11/6/2022 tarihinde öğrenmiş ve 6/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Komisyon, çalışma hakkının ve seyahat özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilemez olduğuna; adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay [2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013).
A. Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
10. Başvurucu, talep etmiş olduğu kamera görüntülerinin dosyaya ibraz edilmeden itirazının reddedildiğini ve ileri sürmüş olduğu hususların gerekçede tartışılmadığını beyan etmiş; idari yaptırım kararına konu eyleminin ispatlanamadığını ve bu nedenle kararın haksız olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu, adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında, adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu tarafından Bakanlık görüşüne yönelik ibraz edilen cevap dilekçesinde ise kamera görüntülerinin incelenmeden karar verildiği belirtilmiş ve başvuru formundaki iddialar yinelenmiştir.
12. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.
13. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
14. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1.B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
15. Somut olayda başvurucuya isnat edilen eylem kolluk görevlileri tarafından düzenlenen tutanağa ve yine kolluk görevlileri tarafından kayda alınan kamera görüntülerine dayanılarak delillendirilmiştir. Başvurucu; aşamalar boyunca olay anında otomobil kullanmadığına, markette bulunduğu sırada hakkında işlem yapıldığına ve dolayısıyla anılan cezaların kanuni muhatabı olarak öngörülen sürücü konumunda olmadığına dair argümanlar ileri sürmüş; kamera görüntülerinin incelenmesini ve yanında bulunan tanıkların dinlenmesini talep etmiştir. Bununla birlikte başvurucunun tutanakta yer verilen tespitlerin aksine alkol kontrolünden kısa süre önce otomobilini sevk ve idare ederek gelmediğine ya da bu otomobili tanık olarak ifadesinin alınması talep ettiği kişinin kullandığına ilişkin herhangi bir itirazı bulunmamaktadır.
16. Hâkimlik kararı incelendiğinde dosya içeriğinde yer alan delillere atıf yapıldığı ve idari yaptırım kararında herhangi bir hukuka aykırılık olmadığına dair tespitlerde bulunulduğu görülmüştür. Bununla birlikte Hâkimlik, bilgi ve belgelerin başvurucuya tebliğ edilerek ortaya konulduğuna ancak mevcut tespitlere yönelik yapılan savunmanın soyut beyanlardan oluştuğuna dair tespitler yapmış; İtiraz Mercii ise karar gerekçesinde Hâkimlik kararında sadece atıf yapmakla yetinilen kamera görüntülerine ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerde bulunmuştur (bkz. § § 4, 6). Bu suretle kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı itirazların Hâkimlik ve İtiraz Mercii kararlarında ayrıntılı bir şekilde ele alındığı anlaşılmıştır.
17. Böylece Hâkimlik ve İtiraz Mercii kararları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde, başvurucunun tüm iddialarının karşılandığı ve başvurucuya sunulan cevapların ilgili ve yeterli gerekçe standardını sağladığı anlaşılmaktadır. Sunulan gerekçenin haklı olup olmadığı hususunda yapılacak incelemenin ise Anayasa Mahkemesinin görev alanına girmediği bir kez daha hatırlatılmalıdır.
18. Diğer yandan Hâkimliğin ve İtiraz Merciinin başvurucunun olay anında sürücü olmadığına dair itirazı ve bunun tespiti için delil toplanması talepleri hakkında -ayrı ve açık bir değerlendirme yapmaksızın- kolluk görevlilerince tutulan tutanaklara ve kamera görüntülerine atıfla yetinmesinin maddi olayın tespiti bakımından -somut olayın özel şartları itibarıyla- başlı başına bir eksiklik olmadığı vurgulanmalıdır. Dolayısıyla başvurucunun belirtilen iddiasının ve bu husustaki delillerin toplanmasına ilişkin taleplerinin kararda karine olarak dayanılan olguların ya da belgelerin içeriğinin gerçekliğine ve itibar edilebilirliğine gölge düşürecek ve açık yanıt verilmesini gerektirecek mahiyette olmadığı değerlendirilmiştir. Belirtilen nedenlerle somut olaydaki uygulanma tarzı itibarıyla Hâkimlik ve İtiraz Mercii tarafından yapılan değerlendirmelerin ispat yükünü ters çevirecek mahiyette olmadığı görülmüş, söz konusu yaklaşımın başvurucunun savunma yapmasını anlamsız hâle getirmediği ve başvurucuyu kamu otoritesi karşısında dezavantajlı konuma düşürmediği anlaşılmıştır.
19. Sonuç olarak, başvurucunun uyuşmazlığın çözümü için ileri sürdüğü esaslı nitelikteki iddia ve itirazların Hâkimlik ve İtiraz Mercii tarafından makul ve yeterli bir gerekçe ile karşılandığı anlaşılmıştır.
20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucunun delillerin hatalı değerlendirilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 24/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.