|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
SEVİNÇ SERPİL TATLI BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/9116)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 13/1/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Alperen KONAK
|
|
Başvurucu
|
:
|
Sevinç Serpil TATLI
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Volkan DEMİRAL
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucunun komşusu olan müşteki Ö.B., kendisine hakaret ve tehdit ettiği iddiası ile karakola giderek başvurucudan şikâyetçi olmuştur. Bahse konu şikâyet üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır. Bu kapsamda başvurucu, kolluk görevlilerine verdiği ifadesinde üzerine atılı suçu işlemediğini beyan etmiştir. Dosya kapsamında tanıklar A.G. ve S.G.nin ifadeleri alınmış olup bu ifadeler müşteki beyanlarını destekler mahiyettedir.
3. Soruşturma neticesinde Başsavcılık, başvurucunun üzerine atılı hakaret ve tehdit suçlarını işlediğine dair kamu davası açılması için yeterli şüphenin olduğu sonucuna ulaşmış, isnat edilen suçların uzlaşma kapsamındaki suçlardan olması nedeniyle dosyayı uzlaştırma bürosuna göndermiş ancak uzlaşma sağlanamamıştır. Başsavcılık, başvurucunun hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılması talebiyle 8/3/2021 tarihli iddianameyi düzenlemiştir.
4. İddianamenin kabulü ile açılan dava Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme; tensip zaptı ile yargılamada basit yargılama usulünün uygulanmasına, basit yargılama sonunda başvurucunun tehdit suçundan beraatine, hakaret suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Tehdit suçundan verilen beraat kararı itiraz edilmeksizin kesinleşmiş, hakaret suçu bakımından verilen karara ise başvurucu tarafından itiraz edilmesi üzerine Mahkemece kovuşturmanın genel yargılama usulüne göre yapılmasına karar verilmiştir.
5. Yargılamanın 26/10/2021 tarihli birinci celsesinde başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özet olarak müştekiye hakarette bulunmadığını, üzerine atılı suçu işlemediğini beyan etmiştir. İkinci celsede Mahkeme, katılan (müşteki) tarafın hazır ettiği tanıklar R.F.Ö. ile S.M.S.yi dinlemiş ve bu tanıklar olaya ilişkin görgüye dayalı tanıklıklarının olmadığını ifade etmiştir.
6. İkinci celse iddia makamı esas hakkında mütalaasını sunmuştur. İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında başvurucunun katılana (müştekiye) karşı hakaret içerikli sözleri söylemesi ile üzerine atılı suçu işlediğinin katılan ve tanık beyanları ile sabit olduğunu belirterek üzerine atılı hakaret suçundan cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme yargılama sonucunda başvurucunun hakaret suçundan kesin nitelikte 1.740 TL (87 gün karşılığı) adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemenin gerekçeli kararı şöyledir:
"...Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık ve katılan arasında olay günü bahçe tadilatı sebebiyle çıkan münakaşada sanığın katılana yönelik olarak '...reziller, ahlaksızlar, namussuz...' sözlerini söylemek suretiyle hakaret ettiği, bu suretle sanığın üzerine atılı suçu işlediği yapılan yargılamada toplanan delilere göre sabit görülmüştür.
...
Cezanın bireyselleştirilmesinde; TCK'nın 125/1. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde suçun işleniş şekli, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, faildeki kasta dayalı kusurun ağırlığı ile failin güttüğü amaç ve saik dikkate alınarak takdiren ve tercihen alt sınırdan uzaklaşılarak tercih edilmiş, sanık eylemi facebook gibi aleni bir ortamda işlediğinden TCK 125/4. maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında arttırım yapılmış, sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak TCK'nın 62. maddesi uygulanmış, bir önceki hükme sanık müdafii tarafından itiraz edildiğinden CMK'nın 251/3. maddesi uygulanmamış,yasal şartları oluşmadığından CMK 231/5. maddesi uygulanmamıştır..."
7. Başvurucu, nihai kararı 10/1/2022 tarihinde öğrendikten sonra 4/2/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucu; gerekçeli kararda dava konusu olayın kendisine hakaret edilmesi üzerine başladığı yönündeki uyuşmazlığın esasına müteallik iddiasının değerlendirilmediğini, Facebook isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden herhangi bir paylaşımı olmadığı hâlde 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca cezasında artırım yapıldığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Anayasa ve mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının yapılacak değerlendirmede dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
11. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.
12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
13. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
14. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
15. Somut olayda başvurucu hakkında hakaret suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ve yapılan yargılama sonucunda atılı suçtan kesin nitelikte adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme başvurucu hakkında cezayı belirlerken 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin (4) fıkrasındaki "hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır" şeklindeki düzenlemeye göre artırım yapmıştır. Anılan kararda Mahkeme "...sanık eylemi facebook gibi aleni bir ortamda işlediğinden TCK 125/4. maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında artırım yapılmıştır..." şeklinde değerlendirmede bulunmuştur (bkz. § 6). Bireysel başvuruya konu olayda Facebook isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden herhangi bir paylaşımı olmadığı hâlde Mahkeme hatalı değerlendirme ile cezada artırım yapmıştır. Ayrıca başvurucu, dava konusu olayın kendisine hakaret edilmesi üzerine başladığını da ileri sürmüş ancak Mahkemece bu konuda da bir değerlendirme yapılmamıştır. Dolayısıyla Mahkeme ayrıca ve açıkça açıklanması gereken anılan hususlara ilişkin olarak yeterli gerekçe ortaya koymamıştır.
16. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
17. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkına ilişkin şikâyetine dair kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
18. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
19. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
20. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
21. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat, başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddiasının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2021/686, K.2021/739) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.