|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ALİ SUNAR BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2022/6674)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 13/1/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Alperen KONAK
|
|
Başvurucu
|
:
|
Ali SUNAR
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Vedat ÇAPRAZ
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, terör örgütüne üye olma suçunun işlendiği iddiası ile hakkında açılan soruşturmada uzun süre işlem yapılmaması nedeniyle masumiyet karinesinin, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
A. Bireysel Başvuru Süreci
2. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucunun da aralarında bulunduğu 418 şüpheli hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olduğu şüphesiyle 7/6/2017 tarihinde soruşturma başlatmıştır.
3. Soruşturma kapsamında Başsavcılık,
i. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne (Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü) yazılan müzekkereyle başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında adlarına kayıtlı hatlar üzerinden ByLock kullandıkları iddiası üzerine yürütülen soruşturmada, şüphelilerin adlarına kayıtlı hatlar üzerinden farklı kişiler tarafından ByLock kullanılmış olabileceği hususu da gözönüne alınarak şüphelilerin adlarına kayıtlı hangi hat ve ID üzerinden ByLock kullanıldığının tespitini, bu hat veya ID'lerin varsa tespit edilen gerçek kullanıcılarının ve buna dair kimlik tespit değerlendirme tutanaklarının gönderilmesini istemiştir.
ii. Asya Katılım Bankası A.Ş.ye yazılan müzekkereyle şüphelilerin banka nezdinde 1/1/2013 tarihinden müzekkere tarihine kadar olan süre içindeki hesap hareketlerini gösterir çizelgeyi istemiştir.
4. Anılan müzekkerelerin cevaplarının gelmesinden sonra Başsavcılık, başvurucu yönünden dosyanın tefrik edilmesine karar vermiş ve yeni bir soruşturma numarasına kaydetmiştir. Daha sonrasında Başsavcılık, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne müzekkere yazarak başvurucu ile ilgili;
i. ByLock kullanılan 05... numaralı GSM hattının özel ve resmî kuruluşlara kim tarafından beyan edildiğinin tespit edilmesini, ayrıca Polis Bilgi Sisteminden bu numaraya ait kullanıcı bilgilerinin temin edilmesini ve bununla birlikte gerçek kullanıcısının tespitine yönelik çalışma yapılmasını,
ii. Başvurucunun arşiv araştırmasının veri analiz tabanı sistemi kullanılarak araştırılması ve yapılan çalışmalar sonucunda düzenlenecek olan ByLock içerikleri, ByLock kimlik tespit ve değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtlarının gönderilmesini,
iii. FETÖ/PDY üyeliği suçu kapsamında ifadesi alınan şüphelilerin beyanlarında adının geçip geçmediğinin araştırılmasını ve ilgili beyanların gönderilmesini,
iv. 35... IMEI numarası ile ilgili ByLock sorgusu yapılmasını istemiştir.
5. Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne yazılan müzekkerenin cevabının gelmesinden sonra Başsavcılık, başvurucu hakkında Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde aynı suçtan yargılamasının olduğundan bahisle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yetkisizlik kararı vermiştir.
6. Başvurucu vekili 3/1/2022 tarihli dilekçesi ile Başsavcılıktan dosya hakkında takipsizlik kararı verilmesini talep etmiştir. Başvurucu 19/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç
7. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise bahse konu yargılamada başvurucu ve diğer sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma/üye olma suçundan yargılamanın yapıldığını, aynı suç kapsamında olmadığını belirterek Başsavcılığa karşı yetkisizlik kararı vermiştir. Yetki uyuşmazlığının oluşması üzerine yetki tayini yapmak amacıyla dosya Ankara Batı Nöbetçi Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesi 27/4/2022 tarihli kararı ile Başsavcılığın yetkili olduğuna karar vermiştir.
8. Soruşturma neticesinde Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 12/9/2022 tarihinde iddianame düzenlemiş, iddianamede özetle başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğunu, aleyhinde tanıklar N.G. ve M.E.B.nin beyanlarının olması neticesinde atılı suçu işlediğini iddia etmiştir.
9. İddianamenin kabulü ile açılan dava İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Yargılamada 22/12/2022 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip tutanağında diğerlerinin yanı sıra tanıklar N.G. ve M.E.B.nin ifadesinin alınması için müzekkere yazılmasına, başvurucunun ByLock programını kullanıp kullanmadığına ilişkin bilirkişi raporu aldırılmasına karar verilmiştir.
10. Bireysel başvuruyu inceleme tarihi itibarıyla yargılama ilk derece mahkemesi aşamasında derdesttir.
11. Komisyonca oybirliği sağlanamaması nedeniyle adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
12. Başvurucu; hakkında yürütülen soruşturmada uzun süre işlem yapılmadığını, kamu görevinden bu soruşturma nedeniyle çıkarıldığını, başka bir soruşturmada bu dosyasındaki deliller nedeniyle tutuklandığını belirterek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı, mahkemelerce yapılan değerlendirme ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı bireysel başvuru formundaki beyanlarını yinelemiştir.
14. Başvuru, adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan masumiyet karinesi kapsamında incelenmiştir.
15. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan karineye göre hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez; suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol [2. B.], B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26). Kişinin henüz suç isnadı altında olduğu süreçte devam eden soruşturma ve yargılamalarda masumiyet karinesi bakımından önemli olan husus kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleridir (Galip Şahin [1. B.], B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 47). Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak yargılama süreci bir mahkûmiyet hükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dair herhangi bir kanaat ifade edilmiş olması durumunda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir. Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Akın [1. B.], B. No: 2013/2696, 9/9/2015, § 39).
16. Somut olayda Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle iddianame düzenlemiştir. Bahse konu dava inceleme tarihi itibarıyla hâlen derdesttir (bkz. §§ 9, 10). Başvurucu yargılamadaki delillerin başka bir soruşturmada tutuklanmasına sebebiyet verdiğini, ayrıca bu yargılama nedeniyle kamu görevinden çıkarıldığını belirterek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan geçirdiği soruşturma nedeniyle başka bir soruşturmada tutuklandığına dair bir bilgi veya belge sunmamıştır. Yine başvurucu anılan soruşturma nedeniyle kamu görevinden çıkarıldığını belirtmiş ise de idari yargıda görülen davanın gerekçesinde başvuru konusu yargılamaya değinilmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun masumiyet karinesine yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
17. Açıklanan gerekçelerle masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
18. Başvurucu, davanın uzun sürdüğünü belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
19. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'da değişiklik yapan 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun uyarınca üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine makul süre şikâyetlerinin Tazminat Komisyonu tarafından inceleneceği düzenlenmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.