logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(İlker Yüksel [1. B.], B. No: 2023/105194, 9/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İLKER YÜKSEL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/105194)

 

Karar Tarihi: 9/12/2025

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

Raportör

:

Ahmet Faruk TANYILDIZI

Başvurucu

:

İlker YÜKSEL

Vekili

:

Av. Mehmet ARSLAN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, el konulan zatî demirbaş tabancanın rayiç bedelinin ödenmesi talebinin yargı makamlarınca değerlendirilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Emniyet Genel Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmaktayken 1/9/2016 tarihli ve 29818 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarılmış ve davaya konu zatî demirbaş tabancasını Hatay Emniyet Genel Müdürlüğü merkez deposuna teslim etmiştir.

3. Başvurucu, CZ-75 marka zatî demirbaş tabancasının rayiç bedelinin tarafına ödenmesini Emniyet Genel Müdürlüğünden (İdare) talep etmiştir.

4. İdare 17/3/1989 tarihli ve 20111 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeline Görevlerinde Kullanılmak Üzere Bedeli Mukabili Zati Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmelik (mülga Yönetmelik) hükümleri dikkate alınarak talep hakkında değerlendirme yapılabileceğini belirtmiştir. Başvurucu, İdarenin cevabına yönelik işlemin iptali için 24/10/2022 tarihinde Ankara 24. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açmıştır.

5. Yargılama devam ederken İdare, 19/1/2022 tarihli Komisyon kararı ile 2022 yılı için CZ-75 marka tabancaların satış bedelini 1.588 TL, her bir fişeğin satış fiyatını ise 3,50 TL olarak belirlemiştir. Bu kapsamda İdare 18/11/2022 tarihinde, hesaplanan bedelden damga vergisi kesintisi düşüldükten sonra başvurucuya toplam 1.628,41 TL ödeme yapmıştır.

6. Mahkeme, davaya konu olan zatî ve ruhsatlı silahın bedelinin yargılama devam ederken İdare tarafından başvurucuya ödenmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığını belirterek uyuşmazlık yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

7. Başvurucu 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun ek 4. maddesi gereğince tabancanın rayiç bedelinin ödenmesini talep etmesine rağmen Mahkemece tabanca bedeline ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadan salt davalı İdarenin belirlediği miktar çerçevesinde karar verildiğini, bu nedenle tabancanın rayiç değerinin çok altında bir ödeme yapıldığını belirterek mahkeme kararını istinaf kanun yoluna taşımıştır.

8. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğunu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığını belirterek istinaf isteminin reddine kesin olarak karar vermiştir.

9. Başvurucu, nihai hükmü 30/11/2023 tarihinde öğrendikten sonra 19/12/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

11. Başvurucu; yargılama makamlarınca tabancanın rayiç bedelinin ödenmesi talebinin değerlendirilmediğini, davanın sonucuna etkili iddia ve itirazlarının yargılama makamlarınca cevapsız bırakıldığını iddia etmiştir. Ayrıca başvurucu; tabancanın rayiç bedelinin tarafsızca belirlenmesi talebinin dikkate alınmadığını, Mahkemece davalı İdarenin belirlediği bedelin yargılamaya esas alındığını, tek hâkimle duruşma yapılmadan karar verildiğini, kararda gerekçe bulunmadığını, rayiç bedelden çok düşük miktarda ödeme yapıldığını belirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, örgütlü suçlarla mücadele alanında kamu makamlarının geniş takdir yetkisinin bulunduğu ve somut olayda şikâyet edilen işlemin niteliği ile bu işleme ilişkin olarak başvurucuya sağlanan güvenceler dikkate alındığında müdahalenin başvurucuya aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği, bu sebeple başvuruya konu müdahalenin kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi bozmadığı ve ölçülü olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğu beyan dilekçesinde başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

13. Başvuru, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında incelenmiştir.

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

15. Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).

16. Bu hak tek başına, bağımsız olarak kullanılması mümkün olmayan ancak Anayasa’da güvence altına alınan başka bir temel hak ve özgürlüğün ihlal edildiği iddiasının bulunması hâlinde kullanılabilecek tamamlayıcı nitelikte bir haktır. Bir başka ifadeyle etkili başvuru hakkının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için hangi temel hak ve özgürlük konusunda etkili başvuru hakkının kısıtlandığı sorusuna cevap verilmesi gerekir (Onurhan Solmaz [1. B.], B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §§ 33, 34; Sıtkı Güngör [2. B.], B. No: 2013/5617, 21/4/2016, § 86).

17. Etkili başvuru hakkı, Anayasa’ya aykırılığı iddia edilen bir husustan kendisinin zarar gördüğünü düşünen kişinin hem iddiaları hakkında karar verilmesini hem de mümkünse zararının giderilmesini sağlamak için hukuki bir yola başvurabilmesini gerektirir. Başka bir deyişle Anayasa’da düzenlenen temel hak ve özgürlüklerden birinin savunulabilir düzeyde ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu ileri süren herkes Anayasa’nın 40. maddesi kapsamında etkili başvuru hakkına sahiptir (Sıtkı Güngör, § 87).

18. Kişilerin etkili başvuru hakkı açısından sahip oldukları güvencenin kapsamı ihlal iddiasına konu edilen hakkın niteliğine göre değişmektedir. Fakat genel olarak ifade edilmelidir ki Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca sağlanması gereken başvuru yolunun hem teoride hem de uygulamada ileri sürülen ihlali önlemesi, ihlal devam etmekte ise sonlandırması, gerçekleşip sona ermiş ihlallere yönelik olarak ise makul bir tazmin imkânı sunması gerekir (K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015, § 71).

19. Şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının olması ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanmasının bir gereğidir. Buna göre kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı yollarının mevzuatta yer alması yalnız başına yeterli olmayıp bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Söz konusu yola başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddialar bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmeli; koşulların oluşmadığı sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durum yargı makamları tarafından ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanmalıdır (İlhan Gökhan [2. B.], B. No: 2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49).

20. Etkili başvuru hakkı, temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla oluşturulan idari ve yargısal mekanizmalara yapılan başvuruların mutlaka başvurucu lehine sonuçlanmasını güvence altına almamaktadır. Bu bağlamda ilgili idari ve yargısal mercilere düşen ödev, başvurucunun şikâyetinin esasını inceleyerek ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karara bağlamaktır. Bununla birlikte mahkemelerin yorum ve değerlendirmelerinin söz konusu başvuru yoluna müracaat edilmesini anlamsız kılacak, başarı şansını zayıflatacak derecede keyfîlik içermesi ya da açıkça makul olmayan bir muhakemeye dayanması hâlinde etkili başvuru hakkı ihlal edilebilir (Seyfettin Şimşek [2. B.], B. No: 2019/21111, 30/3/2022, § 41).

21. Anayasa Mahkemesince incelenecek ilk mesele, başvurucunun zatî demirbaş tabancasının rayiç bedelinin ödenmesine imkân tanıyan etkili bir başvuru yolunun bulunup bulunmadığıdır. Etkili bir başvuru yolunun bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde ise teorik düzeyde etkili olduğu tespit edilen bu yolun başvurucunun açtığı davada fiilen işleyip işlemediği, diğer bir ifadeyle pratikte başarı şansı sunup sunmadığı belirlenerek sonuca varılacaktır.

22. Somut olayda başvurucunun KHK ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle el konulan zatî demirbaş tabancası hakkında mülga Yönetmelik hükümleri uyarınca İdare tarafından oluşturulan Komisyon tarafından belirlenen bedel üzerinden başvurucuya ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Başvurucu, Mahkeme nezdinde açtığı davada tabancanın rayiç bedelinin ödenmesini talep etmiş ancak Mahkemece yargılama devam ederken İdare tarafından ödeme yapıldığından bahisle davanın konusuz kaldığı belirtilerek uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucu; silahın rayiç bedelinin belirlenmesi talebinin dikkate alınmadığını, Mahkemece davalı İdarenin belirlediği bedelin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın yargılamaya esas alındığını, rayiç bedel araştırması yapılmaması nedeniyle tabanca bedelinin düşük ödendiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

23. Bölge İdare Mahkemesince istinaf isteminin reddine karar verilmiş ancak başvurucunun istinaf talebine ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir. Diğer bir anlatımla kararda başvurucunun tabancanın rayiç bedelinin araştırılarak bu bedelin ödenmesi yönündeki talebi bakımından bir inceleme yapılmadığı, talebin kabulü veya reddi yönünde herhangi bir gerekçeye yer verilmediği anlaşılmaktadır. Buna göre başvurucunun istinaf başvurusu hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmeden talebin sonuçsuz bırakıldığı görülmüştür.

24. Etkili bir giderim sağlama kapasitesi bulunan dava yoluna başvuran başvurucuya tabancanın rayiç bedelinin araştırılarak bu bedelin kendisine ödenmesine dair itirazlarını ilgili makamlar önünde etkin bir şekilde ortaya koyabilme imkânı tanınmamıştır. Dolayısıyla teorik düzeyde etkili olduğu tespit edilen başvuru yolu somut olayda başarı şansı sunma kapasitesini yitirmiştir.

25. Sonuç olarak başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

26. Başvurucu; ihlalin tespitine, yeniden yargılama yapılmasına ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

27. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

28. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 24. İdare Mahkemesine (E.2022/954, K.2023/504) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 2.220,06 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 42.220,06 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(İlker Yüksel [1. B.], B. No: 2023/105194, 9/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı İLKER YÜKSEL
Başvuru No 2023/105194
Başvuru Tarihi 19/12/2023
Karar Tarihi 9/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, el konulan zatî demirbaş tabancanın rayiç bedelinin ödenmesi talebinin yargı makamlarınca değerlendirilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Mülkiyet hakkı Mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkı İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi