|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Nur Hilal MERMER
|
|
Başvurucular
|
:
|
1. Adem ŞİMŞEK
|
|
|
|
2. Hava KIZKAYA
|
|
|
|
3. Hüseyin ŞİMŞEK
|
|
|
|
4. Mehmet KARAMARA
|
|
|
|
5. Melahat ŞİMŞEK
|
|
|
|
6. Mustafa ŞİMŞEK
|
|
|
|
7. Rahime ERKAN
|
|
|
|
8. Ramazan ŞİMŞEK
|
|
|
|
9. Recep ŞİMŞEK
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Ali Serkan BİLGİN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve hükmedilen bedelin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucuların hissedar malik oldukları Samsun'un İlkadım ilçesi, Toybelen Mahallesi11737 ada, 4 parsel numaralı ve 5.829,48 m² yüz ölçümlü taşınmazın sanayi gelişim alanı kapsamında kalması dolayısıyla 2498 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ/İdare) tarafından Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde acele kamulaştırma kararı nedeniyle dava açılmış, kamulaştırma bedeli bilirkişi raporuyla 1.636.917,98 TL olarak tespit edilmiştir. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması üzerine TOKİ tarafından başvurucular aleyhine aynı mahkeme nezdinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılmıştır.
3. Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda taşınmazın arsa vasfında olduğu dikkate alınarak emsal karşılaştırma yöntemiyle taşınmazın değeri belirlenmiştir. Dava konusu taşınmaza emsal taşınmaz olarak aynı mahallede bulunan taşınmaz seçilmiş; taşınmazlar imar durumu, yapılaşma kolaylığı, şehir merkezine ve kamu kurum ve kuruluşlarına uzaklıkları gibi kriterler bakımından karşılaştırılarak eşdeğer nitelikte bulunmuştur. Bu kapsamda dava konusu taşınmazın m² birim değeri 530,00 TL olarak hesaplanmış ve taşınmazda daha önce mevcut bulunan irtifak hakkı değer kaybı olarak dikkate alınarak taşınmazın değeri 3.046.369,65 TL olarak belirlenmiştir.
4. Mahkeme bilirkişi raporunu hükme esas alarak davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin 3.046.369,35 TL olarak tespitine karar vermiştir. Ayrıca tespit edilen bedelden acele el koyma dosyasında yatırılan 1.636.917,98 TL'nin mahsubu ile fark bedel olarak belirlenen 1.409.451,67 TL'nin dava dört ay içinde sonuçlandırılmadığından 13/1/2022 tarihinden karar tarihi olan 6/7/2022 tarihine kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılara hisseleri oranında ödenmesine hükmedilmiştir. Taraflarca karara karşı yapılan istinaf başvurusu Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından esastan reddedilmiştir. Yine taraflarca karara karşı yapılan temyiz başvurusu da Yargıtay 5. Hukuk Dairesince reddedilmiş karar düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
5. Başvurucular, nihai kararı 15/11/2023 tarihinde öğrendikten sonra 13/12/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
6. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
7. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan nüfus kaydı sorgulaması neticesinde başvurucu Hava Kızkaya'nın bireysel başvurudan önce 22/9/2022 tarihinde vefat ettiği tespit edilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucular, kamulaştırma bedelinin emsal taşınmazlara göre düşük belirlendiğini, lehlerine hükmedilen bedele ödenecek faizin dava tarihinden dört ay sonra başlatılması ve %9 oranında yasal faize hükmedilmesi sonucu bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruya konu davaya ilişkin idareden temin edilen bilgi ve belgelerin dikkate alınması, ayrıca Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
A. Başvurucu Hava Kızkaya Yönünden
10. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 51. maddesi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi gereği başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında ilgilinin 2.000 Türk lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.
11. Anılan düzenlemelerde genel olarak bir hakkın öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı açıkça görülmektedir. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Anayasa Mahkemesinin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö. [2. B.], B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28; Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31).
12. Bu kapsamda özellikle Anayasa Mahkemesini yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesinin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması, söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö., § 29; Mehmet Güven Ulusoy, § 32; Osman Sandıkçı [1. B.], B. No: 2013/6297, 10/3/2016; Selman Kapan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/7302, 20/4/2016).
13. Başvurucu Hava Kızkaya 22/9/2022 tarihinde vefat etmiştir. Buna rağmen Av. Ali Serkan Bilgin 13/12/2023 tarihinde Hava Kızkaya'nın anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapmış, başvuru formunda da Hava Kızkaya'nın ölümünden bahsetmemiştir.
14. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireysel başvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafından bireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman Uray [1. B.], B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 30).
15. Açıklanan gerekçelerle başvuru tarihinden önce vefat eden başvurucu adına vekâlet ilişkisi sona eren avukat tarafından yapılan bireysel başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
16. Bu durumda Av. Ali Serkan Bilgin hakkında Anayasa Mahkemesini yanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca takdiren 2.000 TL disiplin para cezasına hükmedilmesi gerekir.
B. Diğer Başvurucular Yönünden
17. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
1. Kamulaştırma Bedelinin Düşük Belirlendiğine İlişkin İddia
18. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili bir biçimde uygulanması ve mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.
19. Başvuruya konu olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmaz ile başvuru konusu taşınmaz detaylı olarak kıyaslanmış dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmaz eşdeğer nitelikte bulunmuştur. Öte yandan başvurucular tarafından dava konusu taşınmazın emsal taşınmazlara göre değerinin düşük belirlendiği ifade edilmiş ise de Mahkemece varılan kanaatin aksini ortaya koyan veya farklı yönde değerlendirme yapılmasını gerektiren herhangi bir bilgi ve belgenin de başvuru formu ve eklerinde sunulmadığı vurgulanmalıdır. Sonuç olarak Mahkemece ilgili ve yeterli gerekçe ile kamulaştırma bedelinin belirlendiği değerlendirilmiştir.
20. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğine yönelik ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Kamulaştırma Bedelinin Değer Kaybına Uğradığına İlişkin İddia
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
22. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073, 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1.B.], (B. No: 2013/817, 19/12/2013), Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908, 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz [1. B.], (B. No: 2015/19289, 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388, 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987, 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına (veya uğratılarak ödenmesine) ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının (veya uğratılarak ödenmesinin) başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Başvuruya konu olayda kamulaştırma bedelinin yaklaşık olarak %32,90 oranında değer kaybına uğradığı tespit edilmiştir. Bu itibarla kamulaştırma bedelinden %5 oranından fazla değer kaybı bulunduğu anlaşılan başvuru bakımından da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
23. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılamaya hükmedilmesi ve tazminat talebinde bulunmuştur.
25. Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmiş olması nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Diğer taraftan mülkiyet hakkı yönünden ihlallerin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucuların tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvurucu Hava Kızkaya yönünden başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,
B. 1. Kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğradığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereSamsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2021/535, K.2022/599) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,
F. 2.220,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 42.220,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca 2.000 TL disiplin para cezasının Avukat Ali Serkan Bilgin'den TAHSİLİNE,
İ. Kararın bir örneğinin bilgi için (Av. Ali Serkan Bilgin yönünden) Samsun Barosuna GÖNDERİLMESİNE,
J. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.