logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Marıa Onofrey [2. B.], B. No: 2023/13772, 7/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MARIA ONOFREY BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/13772)

 

Karar Tarihi: 7/1/2026

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Kenan YAŞAR

 

 

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Ömer Faruk NURSAÇAN

Başvurucu

:

Marıa ONOFREY

Vekili

:

Av. Mustafa BÜYÜKAVCIOĞLU

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ceza davasında beraat kararı verilmesi yerine zamanaşımından düşme kararı verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin, düşme kararı dolayısıyla haksız olarak 30/9/2006-26/1/2007 tarihleri arasında tutuklulukta geçirilen süreler yönünden tazminat davası açılamaması nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/2/2023 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu; fuhuş amacıyla ülkeye insan sokarak cebir, tehdit ve hile ile çaresizliklerinden yararlanarak örgüt kapsamında fuhuş suçundan 30/9/2006 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu 26/1/2007 tarihinde tahliye edilmiştir.

6. 11/12/2012 tarihinde Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından yürütülen yargılama sonunda başvurucu hakkında insan ticareti ve suç örgütüne üye olma suçu unsurları oluşmadığı gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir.

7. 14/5/2015 tarihinde Yargıtay (kapatılan) 18. Ceza Dairesi başvurucu hakkında iddianamede yer alan bazı eylemler sebebiyle hüküm kurulmadığına dikkat çekmek suretiyle bu eksikliğin mahkemesince giderilebileceğini belirterek yapmış olduğu temyiz incelemesinde, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma suçu yönünden 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi ve aynı Kanun'un 67. maddesinde öngörülen dava zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle kamu davasının düşmesine karar vermiştir. Diğer taraftan fuhuş suçu yönünden yaptığı incelemede, mağdur C.S.ye karşı gerçekleştirtilen eylemin hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan beraat kararı verildiğini belirterek bozma kararı vermiştir.

8. Bozma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda 25/4/2019 tarihinde başvurucunun hürriyeti tahdit suçundan 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

9. 7/10/2021 tarihinde Yargıtay 4. Ceza Dairesi başvurucu hakkında iddianamede yer alan bazı eylemler sebebiyle hüküm kurulmadığına dikkat çekmek suretiyle bu eksikliğin mahkemesince giderilebileceğini belirterek yapmış olduğu temyiz incelemesinde, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ne şekilde oluştuğu yeterince tartışılmadan mahkûmiyet kararı verildiğini vurgulayarak bozma kararı vermiştir.

10. Bozma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda 6/4/2022 tarihinde fuhuş suçundan 5237 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi ve 67. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca 12 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca davanın düşmesine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olmaması sebebiyle 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi gereğince başvurucunun beraatine karar verilmiştir.

11. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 24/11/2022 tarihinde temyiz talebinin esastan reddiyle hükmün onanmasına kesin olarak karar vermiştir.

12. Başvurucu, nihai kararı 24/1/2023 tarihinde öğrenmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. İlgili Mevzuat

13. 5237 sayılı Kanun'un "Zamanaşımının hesabı ve uygulanması" başlıklı 72. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Dava ve ceza zamanaşımı re'sen uygulanır ve bundan şüpheli, sanık ve hükümlü vazgeçemezler."

14. 5271 sayılı Kanun'un "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlıklı 223. maddesinin (9) numaralı fıkrası şöyledir:

"Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez."

15. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

...

Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.

..."

16. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteyemeyecek kişiler" başlıklı 144. maddesinin bireysel başvuru tarihi itibarıyla (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"1) Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:

...

c) Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler.

...."

B. Yargıtay İçtihadı

17. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 12/12/2022 tarihli ve E.2021/5907, K.2022/9831 sayılı kararının ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Öncelikle fuhuşa sürükleme suçuna yardım etme suçu hakkında düzenlenen tutuklama müzekkeresinin infaz edilip araştırılarak, tutuklama müzekkeresinin infaz edildiğinin tespiti halinde; 5271 sayılı CMK'nın 144/1-c maddesinde genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülen kişilerin tazminat isteyemeyeceğinin belirtildiği, tazminat istenmeyecek hallerin belirlenmesine ilişkin nedenlerin niteliği dikkate alındığında, bu hallerin, suçun işlenmesi sonrası değişen taraf iradelerine ya da devletin tasarruflarına dayalı olarak, sanığa ceza verilmemesini öngören kurumlar olduğu, belirtilen maddede, zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi halinde, tazminat istenemeyeceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi dava zamanaşımı süresinin dolması halinde düşme kararı verilmesi durumunda, bu hususun, dosyanın tarafı olan sanığın eylemlerinden kaynaklanmaması halinde, haksız yere gözaltında veya tutuklu kalan taraf lehine uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zarar için makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetildiğinde, tazminata esas ceza dosyası incelenip davanın zamanaşımına uğramasında davacının kusurunun bulunup bulunmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulup, davacının kusurunun bulunmadığı tespit edilir ise davacı lehine uğranıldığı iddia edilen zarara ilişkin makul bir maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, davanın reddine dair yazılı şekilde hüküm tesisi..."

18. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 22/6/2022 tarihli ve E.2021/1058, K.2022/4901 sayılı kararının ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK’nın 250. maddesi ile görevli) 2008/56 Esas – 2009/180 Karar sayılı ceza dosyası, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 02.04.2018 tarihli temyiz incelemesinde davacı (sanık) hakkında üzerine atılı suç nedeniyle TCK’nın 66/1-e. maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle davacı (sanık) hakkında düşme kararı verildiği,

5271 sayılı CMK'nın 144/1-c maddesinde genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülen kişilerin tazminat isteyemeyeceğinin belirtildiği, tazminat istemeyecek hallerin belirlenmesine ilişkin nedenlerin niteliği dikkate alındığında, bu hallerin, suçun işlenmesi sonrası değişen taraf iradelerine ya da devletin tasarruflarına dayalı olarak, sanığa ceza verilmemesini öngören kurumlar olduğu, belirtilen maddede, zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi halinde, tazminat istenemeyeceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi dava zamanaşımı süresinin dolması halinde düşme kararı verilmesi durumunda, bu hususun, dosyanın tarafı olan sanığın eylemlerinden kaynaklanmaması halinde, haksız yere gözaltında veya tutuklu kalan taraf lehine uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zarar için makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetildiğinde, tazminata esas dosyanın getirtilip incelenip davanın zamanaşımına uğramasında davacının kusurunun bulunup bulunmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulup, davacının kusurunun bulunmadığı tespit edilir ise davacı lehine uğranıldığı iddia edilen zarara ilişkin makul bir maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, davanın reddine dair yazılı şekilde hüküm tesisi..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Anayasa Mahkemesinin 7/1/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu, beraat kararı yerine düşme kararı verilerek haksız olarak 30/9/2006-26/1/2007 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği süreler yönünden tazminat davası açma imkânının elinden alınmak suretiyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

21. Bakanlık görüşünde, başvurunun kabul edilebilirlik koşullarını taşıması hâlinde yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formundaki şikâyetlerine benzer mahiyette açıklamada bulunmuştur.

2. Değerlendirme

22. Başvurucunun şikâyetinin özü, yargılama sonunda düşme kararı verilmesini müteakip haksız olarak uygulandığını iddia ettiği gözaltı ve tutuklama tedbiri nedeniyle tazminat davası açamaması iddiasına dayanmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası bağlamında incelenmesi gerekir.

23. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraatlerine karar verilen kişilere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol, başvurucunun tutukluluk nedeniyle uğradığı zararın tazmini imkânını sağlamaktadır.

24. Başvurucu 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan düzenlemenin düşme kararı verilmesi hâlinde uygulanamayacağını ileri sürerek koruma tedbiri nedeniyle tazminat davası açamadığını iddia etmiştir. Konuya ilişkin mevzuat yanında Yargıtayın içtihadı uyarınca başvurucunun tazminat davasının 5271 sayılı Kanun kapsamında ele alınması gerektiği anlaşılmaktadır (bkz. §§ 15-18). Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 144. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan tazminat istenemeyecek hâllerin mahiyeti dikkate alındığında söz konusu düzenlemede davanın zamanaşımından düşmesi hâline yer verilmediği, şayet davanın zamanaşımından düşmesi durumu söz konusu olursa bu sonucun sanığın eylemlerinden kaynaklanmaması hâlinde tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir (bkz. §§ 17, 18).

25. Dolayısıyla başvurucu hakkındaki düşme ve beraat kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Bahsi geçen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu, 6/4/2022 tarihinde derhal beraat kararı verilecek durum olmasına rağmen Ağır Ceza Mahkemesinin fuhuş suçu yönünden zamanaşımından düşme kararı vermesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Bakanlık görüşünde, başvurunun kabul edilebilirlik koşullarını taşıması hâlinde yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formundaki şikâyetlerine benzer mahiyette açıklamada bulunmuştur.

2. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, benzer başvurularda daha önce verdiği kararlarda adil yargılanma hakkının kişilere haklarındaki isnadın bir hâkim veya mahkeme tarafından karara bağlanmasını isteme hakkını verdiğini ancak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan bu hakkın ceza davalarının mutlaka bir mahkûmiyet ya da beraat hükmü ile sonuçlandırılmasını isteme hakkını içermediğini belirtmiştir (Ramazan Yıldız [2. B.], B. No: 2014/2354, 16/10/2014, § 30).

30. 5237 sayılı Kanun'un 72. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca gerek dava gerek ceza zamanaşımı resen tatbik olunur ve bundan şüpheli, sanık ve hükümlü vazgeçemezler. Kanun koyucu, ilk derece mahkemelerinin iş yükünün artmaması için sanıklara zamanaşımını ret hakkı tanımamıştır. Ayrıca başvurucu hakkında verilen düşme kararı, herhangi bir suçlayıcı veya cezai ifade barındırmamakta ve başvurucunun adli siciline işlenmemektedir (Ramazan Yıldız, § 31).

31. Somut olayda Ağır Ceza Mahkemesi başvurucu hakkındaki fuhuş suçu yönünden 12 yıllık zamanaşımı süresinin dolması sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 72. maddesi gereği zorunlu olarak zamanaşımından düşme kararı vermiştir (bkz. § 10). Bu noktada Ağır Ceza Mahkemesinin başvurucu hakkında zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit ederek 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca davanın düşmesine karar vermesi kanundan kaynaklanan zorunluluktur. Ağır Ceza Mahkemesinin düşme kararı vermiş olması başvurucu hakkındaki masumiyet karinesinin devam etmesine mani değildir. Diğer taraftan Ağır Ceza Mahkemesi kararında başvurucuyu suçlayıcı nitelikte bir ifade kullanılmamıştır. Kararların keyfîliğinden de bahsedilemez. Dolayısıyla beraat kararı verilmesi gerekirken zamanaşımı sebebiyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi nedeniyle masumiyet karinesine yönelik bir müdahalenin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 7/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Marıa Onofrey [2. B.], B. No: 2023/13772, 7/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı MARIA ONOFREY
Başvuru No 2023/13772
Başvuru Tarihi 23/2/2023
Karar Tarihi 7/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza davasında beraat kararı verilmesi yerine zamanaşımından düşme kararı verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin, düşme kararı dolayısıyla haksız olarak 30/9/2006-26/1/2007 tarihleri arasında tutuklulukta geçirilen süreler yönünden tazminat davası açılamaması nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutma nedeniyle tazminat hakkı Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Masumiyet karinesi (Ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi