logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Osman Şanal (2) [2. B.], B. No: 2023/17633, 10/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

OSMAN ŞANAL BAŞVURUSU (2)

(Başvuru Numarası: 2023/17633)

 

Karar Tarihi: 10/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Aydın DEMİREL

Başvurucu

:

Osman ŞANAL

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkin verilen ihlal kararı sonrası yeniden yargılama talebinin reddedilerek infazın devamına karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Ceza Davasına İlişkin Süreç

2. Başvurucu 16/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış, 18/7/2016 tarihinde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanmıştır.

3. 24/5/2019 tarihinde Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçundan mahkûmiyetine ve hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

4. 7/11/2019 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf taleplerini esastan reddetmiş, başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

5. Başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmü 29/9/2021 tarihinde Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından verilen onama kararı ile kesinleşmiştir.

6. Başvurucu, nihai kararı 6/1/2022 tarihinde öğrenmiştir.

B. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Nezdindeki Süreç

7. Başvurucu, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuka aykırı olduğu iddiası ile 22/2/2019 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. AİHM 6/9/2022 tarihinde başvurucu hakkında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS/Sözleşme) 5. maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Bayram ve diğerleri/Türkiye, B. No: 20061/17 ve diğer 107 başvuru, 6/9/2022). Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"...

7. Başvuranlar, yargı mensuplarının yakalanmalarını ve tutuklanmalarını düzenleyen iç hukuk kurallarına aykırı olarak tutuklandıklarından şikâyet etmiş ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 94. maddesi ve Yargıtay Kanunu’nun (2797 sayılı Kanun) 46. maddesi kapsamında bir suçüstü hâlinin varlığına itiraz etmişlerdir.

8. Hükümet Mahkemeyi, Turan ve Diğerleri (yukarıda anılan, § 55) davasında ileri sürdüğü sebeplere dayanarak söz konusu şikâyeti kabul edilemez bulmaya davet etmiştir. Mahkeme, Hükümetin söz konusu itirazının Turan ve Diğerleri (yukarıda anılan, §§ 57-64) davasında reddedildiğini not eder ve mevcut davada da bu tespitlerinden ayrılmayı gerektirecek herhangi bir neden görmemiştir. Mahkeme bu sebeple, Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi kapsamında söz konusu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun ya da başka herhangi bir sebeple kabul edilemez olmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, bu şikâyetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.

9. Mahkeme ayrıca, Baş ve Turan ve Diğerleri (yukarıda anılan, sırasıyla §§ 143-158 ve §§ 79-96) davalarındaki tespitlerini göz önünde bulundurarak, Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi kapsamında başvuranların tutukluluğunun yasa ile öngörülen usule uygun olmadığı ve bu sebeple başvuranların ilk tutukluluklarının hukuka aykırı olması sebebiyle 5 § 1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Ek olarak başvuranlar, Türkiye’nin olağanüstü hâl ve derogasyon ilan etmesine neden olan darbe girişiminden kısa bir süre sonra tutuklanmışlardır. Mahkemeye göre bu durum şüphesiz somut davada Sözleşme’nin 5. maddesinin yorumlanmasında ve uygulanmasında göz önünde bulundurması gereken bağlamsal bir unsurdur. Mahkeme, söz konusu tedbirin durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğunun söylenemeyeceği kanaatindedir (bkz. yukarıda anılan, Baş, §§ 115-116 ve §§ 159-162; ve yukarıda anılan, Turan ve Diğerleri, §§ 91 ve 95).

...

BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,

...

2. Başvuranların ilk tutukluluklarının hukuka uygunluğuna ilişkin olarak Sözleşme’nin 5 § 1 maddesi kapsamında yapılan şikâyetin kabul edilebilir olduğuna;

3. Başvuranların ilk tutukluluklarının hukuka uygun olmaması sebebiyle Sözleşme’nin 5 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;

4. Cumhuriyet savcısının mütalaasının tebliğ edilmemesine (başvuru no. 53285/19) ilişkin olarak Sözleşme’nin 6. maddesi ve ceza infaz kurumundan gönderilen mektupların kaydedilmesine ilişkin olarak Sözleşme’nin 8. maddesi (başvuru no. 47398/19) kapsamında yapılan şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna;

5. Sözleşme’nin 5 ve 8. maddesi kapsamında yapılan diğer şikâyetlere ilişkin olarak kabul edilebilirlik ve esas yönünden bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına;

6. (a) Davalı Devlet tarafından her bir başvurana, üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, manevi zararların yanı sıra masraf ve giderler karşılığında 5.000 avro (beş bin avro) ödenmesine;

...

7. Başvuranların adil tazmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine karar vermiştir.

..."

C. Yeniden Yargılama Talebine İlişkin Süreç

9. Başvurucu 20/9/2022 tarihinde yeniden yargılama talebinde bulunmuştur. Başvurucu, AİHM'in ihlal kararı gözetilerek yargılamanın yenilenmesine karar verilmek suretiyle mahkûmiyet kararının ortadan kaldırılmasını ve infazının durdurularak tahliyesini talep etmiştir.

10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 23/12/2022 tarihinde başvurucunun yeniden yargılama talebinin reddine ve mahkûmiyetin infazının aynen devamına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sanık Osman ŞANAL'ın dilekçesi incelendiğinde, yeni olay veya delil niteliğinde herhangi bir bilgi veya belgenin ortaya konulmadığı,

5271 sayılı CMK'nın 311. maddesinde hükümlüler lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin tek tek ve tahdidi olarak sayıldığı, hükümlü müdafiinin dilekçesinde belirtilen hususların CMK'nın 311. maddesinde sayılan yeni bir olay ve delil niteliği taşımadığı gibi ileri sürülen iddialarında hukuken desteklenmediği, ayrıca mahkememiz hükmüne ilişkin herhangi bir Anayasa Mahkemesi veya AİHM'nin kesinleşmiş kararının da bulunmadığı, sonuç ve kanaatine varıldığından talebin reddine ilişkin aşağıdaki karar tesis olunmuştur.

KARAR : Yukarıda açıklanan gerekçeye binaen;

Sanık Osman ŞANAL'ın yargılamanın yenilenmesi talebinin CMK'nun 318/1-3 ve 319/1 maddeleri gereğince YASAL KOŞULLARI OLUŞMADIĞINDAN REDDİNE,

Mahkememizin 24/05/2019 tarih ve 2018/42 Esas, 2019/357 Karar sayılı ilamının İNFAZININ AYNEN DEVAMINA... [karar verildi.]"

11. Karara yönelik itiraz 7/2/2023 tarihinde Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kesin olarak reddedilmiştir.

12. Başvurucu, yeniden yargılama talebinin reddine dair nihai kararı 9/2/2023 tarihinde öğrendikten sonra 7/3/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Yeniden Yargılama Talebinin Reddi Sonrası Tutulmaya Devam Edilmesinin Hukuki Olmaması Dolayısıyla Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucu, AİHM tarafından verilen ihlal kararına rağmen yeniden yargılama talebinin reddedilerek tahliye edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formu ile benzer beyanda bulunmuştur.

15. Başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.

16. Anayasa'nın kişilerin fiziksel hürriyetlerini güvence altına alan 19. maddesinin kişi hürriyetinin kısıtlanmasına imkân tanıdığı durumlardan biri de maddenin ikinci fıkrasında mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi olarak belirlenmiştir. Bu nedenle yargı organlarınca verilecek mahkûmiyet kararları kapsamında hapis cezasının veya güvenlik tedbirlerinin infaz edilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmez (Tahir Canan (2) [1. B.], B. No: 2013/839, 5/11/2014, § 33). Buna göre ilk derece mahkemesinin suç isnadı altındaki kişinin mahkûmiyetine karar vermesi ile kişinin suç isnadına bağlı tutulması sona erer ve kişinin tutulması mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi amacıyla tutmaya yani mahkûmiyete bağlı tutmaya dönüşür.

17. Yapılan yargılama sonunda 24/5/2019 tarihinde verilen mahkûmiyet kararıyla başvurucunun suç isnadına bağlı tutulması sona ermiştir. Başvurucunun bu tarihten sonraki tutulması mahkûmiyete bağlı tutma niteliğindedir (bkz. § 3).

18. Anayasa Mahkemesinin pek çok kez ifade ettiği üzere mahkûmiyet hükmüne bağlı tutmanın hukukiliğini etkileyen bir durum söz konusu olduğunda tutulma hâli mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi kapsamında olsa bile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaline sebebiyet verebilir. Özellikle tutmanın önünde doğrudan Anayasa'dan veya kanunlardan kaynaklanan bir engelin bulunduğu (mahkûmiyete konu olan eylemin suç olmaktan çıkarılması, bir cezasızlık hâlinin bulunduğunun anlaşılması, mahkûmiyet hükmünü geçersiz kılan bir kanun değişikliği yapılması gibi) ya da tutmayı sona erdirmeyi zorunlu kılan yargısal bir kararın mevcut olduğu durumlarda özgürlükten yoksun bırakma ile mahkûmiyet kararı arasındaki bağ ortadan kalkar. Bu hâllerde tutmaya devam edilmesi hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğurur (Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, § 127; Şerafettin Can Atalay (2) [GK], B. No: 2023/53898, 25/10/2023, § 104).

19. Somut olayda başvurucu, AİHM tarafından verilen ihlal kararına atıfla yeniden yargılama talebinde bulunmuştur. AİHM tarafından verilen ihlal kararına göre başvurucunun da aralarında bulunduğu kişilerin tutukluluklarının kanun ile öngörülen usule uygun olmadığı ve bu nedenle başvurucuların ilk tutukluluklarının hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır (bkz. § 8). Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun talebi yargılamanın yenilenmesini gerektirecek nedenlerin bulunmadığı ifade edilerek reddedilmiştir. Başvurucunun yeniden yargılama talebinin reddine yönelik itirazı ise 7/2/2023 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir (bkz. §§ 9-11).

20. Söz konusu ihlal kararının başvurucunun mahkûmiyete bağlı tutulmasının önünde doğrudan Anayasa'dan veya kanunlardan kaynaklanan bir engelin bulunduğuna ilişkin bir tespit barındırmadığı, ayrıca tutmayı sona erdirmeyi zorunlu kılan yargısal bir karar niteliği de taşımadığı ortadadır. Salt başvurucunun ilk tutuklanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin tespitin mahkûmiyete bağlı tutma ya da özgürlükten yoksun bırakma ile mahkûmiyet kararı arasındaki bağı ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Ağır Ceza Mahkemesinin yargılamanın yenilenmesini gerektirecek nedenlerin bulunmadığına ilişkin gerekçesinin bariz takdir hatası ya da keyfîlik barındırdığı söylenemeyecektir.

21. Diğer yandan Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi ile bağlantılı bir ihlal iddiası söz konusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişinin hürriyetten yoksun bırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullarda gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etmekle sınırlıdır (Ç.Ö. [GK], B. No: 2014/5927, 19/7/2018, § 38). Bu kapsamda yapılan incelemede başvurucunun -önceki mahkûmiyete ilişkin adil yargılanma hakkı yönünden 2022/8722 numaralı bireysel başvuruda ilettiği şikâyetler dışında- mahkûmiyet kararına ve mahkûmiyete bağlı tutma kararını veren merciin bir mahkeme olmadığına, kararın hürriyeti kısıtlayıcı bir niteliğinin bulunmadığına veya hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilen hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya tedbirin kapsamını aştığına ilişkin bir iddiasının bulunmadığı görülmektedir.

22. Bu durumda hukuka uygun şekilde mahkûmiyete bağlı tutulan başvurucunun AİHM tarafından verilen ve tutma ile mahkûmiyet kararı arasındaki bağı ortadan kaldırmayan ihlal kararı uyarınca ilettiği yeniden yargılama ve tahliye taleplerinin reddine ilişkin şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

23. Açıklanan gerekçelerle yeniden yargılama talebinin reddi sonrası tutulmaya devam edilmesinin hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

24. Başvurucunun;

i. Asıl yargılamada adil yargılanma hakkı güvencelerinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerini 2022/8722 numaralı bireysel başvuruda daha önce ilettiği görülmekle işbu başvurunun Mehmet Satıcıoğlu (2) ([1. B.], B. No: 2014/11339, 14/11/2018) kararı doğrultusunda mükerrer başvuru niteliğinde olması nedeniyle reddine,

ii. Kesinleşen mahkûmiyete ilişkin yargılamada tutuklamanın hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin Murat Ağırel ve diğerleri ([GK], B. No: 2020/11655, 7/4/2022, §§ 23-26) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna,

iii. Yeniden yargılama talebinin kabul edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin Nihat Akbulak ([GK], B. No: 2015/10131, 7/6/2018) kararı doğrultusunda konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna,

iv. Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin Hikmet Balabanoğlu ([2. B.], B. No: 2012/1334, 17/9/2013) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna,

v. Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin Mesut Gerez ([2. B.], B. No: 2014/3998, 21/6/2017, §§ 12-16) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yeniden yargılama talebinin reddi sonrası tutulmaya devam edilmesinin hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Osman Şanal (2) [2. B.], B. No: 2023/17633, 10/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı OSMAN ŞANAL (2)
Başvuru No 2023/17633
Başvuru Tarihi 7/3/2023
Karar Tarihi 10/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkin verilen ihlal kararı sonrası yeniden yargılama talebinin reddedilerek infazın devamına karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Makul sürede yargılanma hakkı (ceza) Başvurunun Reddi
Kanun yolu şikâyeti Konu Bakımından Yetkisizlik
Masumiyet karinesi (Ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Ayrımcılık yasağı Ayrımcılık Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi