logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Cem Yılmaz Tekçe [2. B.], B. No: 2022/52838, 10/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

CEM YILMAZ TEKÇE BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/52838)

 

Karar Tarihi: 10/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Alperen KONAK

Başvurucu

:

Cem Yılmaz TEKÇE

Vekili

:

Av. Yaşar SAĞLAM

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu 2/7/2021 tarihinde aracıyla seyir hâlindeyken trafik ekiplerince yapılan yol kontrolünde durdurulmuştur. Trafik ekiplerince yapılan ölçümde 0,78 promil alkollü olduğu kendisine bildirilerek aynı tarihte saat 20.59'da Gaziantep Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünce düzenlenen trafik idari para cezası karar tutanağıyla hakkında 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinin beşinci fıkrası gereğince 1.679 TL idari para cezası uygulanmış ve sürücü belgesine iki yıl süreyle el konulmuştur.

3. Başvurucu, trafik ekiplerince yapılan testin sağlıklı olmadığını ve kendisinin de alkol almadığını belirterek kan testi yaptırmak üzere olay sonrasında Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesine (Hastane) başvurmuştur. Aynı gece saat 21.36'da anılan Hastanede alkol testi yaptırmak üzere kan örneği vermiştir. Yapılan kan testi sonucunda başvurucuda 0,03 promil oranında alkol olduğu belirtilmiştir.

4. Başvurucu; alkol kullanmadığını, reflü hastası olduğunu, mide yanması yaşadığı için ilaç aldığını, bu nedenle yol kontrolünde anılan sonucun çıkmış olabileceğini, nitekim kısa bir süre sonra Hastanede yaptırdığı kan testi sonucunda alkollü olmadığının ortaya çıktığını belirterek hakkında uygulanan idari para cezasına karşı Gaziantep 4. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) başvuru yapmıştır.

5. Hâkimlik 21/9/2021 tarihinde düzenlediği tensip tutanağıyla idari para cezasına dayanak teşkil eden belgeleri ilgili kurumdan istemiştir. Hâkimlik, dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde 6/12/2021 tarihli kararla başvuruyu reddetmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Her ne kadar başvurucu kendi imkanları ile Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesinde alkol ölçümü yaptırdığını ve 0,03 promil alkollü çıktığını ileri sürmüş ise de, yapılan alkol ölçümü görevli memurların sevk ve nezaretinde gerçekleşmediğinden ayrıca hakkında düzenlenen tüm tutanakların başvurucu tarafından ihtirazi kayıt konulmaksızın imzalanması nedeniyle itiraz eden tarafından alınan rapor, itiraz konusu işlemleri geçersiz kılacak nitelikte bir delil değildir. Bu nedenle itiraz edenin sunduğu bu belgeye itibar edilmemiştir..."

6. Başvurucu, bu kez Hâkimlik kararına itiraz etmiştir. Gaziantep 5. Sulh Ceza Hâkimliği (itiraz mercii) 7/4/2022 tarihli kararıyla yapılan itirazı kesin olarak reddetmiştir. Kararda, Hâkimlik kararının usul ve kanuna uygun olduğu, herhangi bir isabetsizlik görülmediği belirtilmiştir.

7. Başvurucu, nihai kararı 26/4/2022 tarihinde öğrendikten sonra 10/5/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

9. Başvurucu, aşamalarda ileri sürdüğü davanın sonucuna etkili itiraz ve savunmalarına Hâkimlik ve itiraz mercii aşamasında ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa ve mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının yapılacak değerlendirmede dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

11. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

13. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesi de dikkate alındığında kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Tarafların uyuşmazlığın sonucuna etkili nitelikteki iddia ve itirazlarının mahkemesince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerekir. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan iddia ve itirazların bu defa kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açar (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Vesim Parlak [2. B.], B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§ 33, 34; Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata [2. B.], B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§ 37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59; Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48; Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

14. Bireysel başvuru konusu olayda başvurucu, yapılan yol kontrolünde trafik ekiplerince durdurulmuş ve 0,78 promil alkollü olduğu tespit edilerek hakkında idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucu, alkol kullanmadığını belirterek ölçüme itiraz etmiş ve bu amaçla olaydan otuz yedi dakika sonra Hastaneye başvurmuştur. Burada yapılan kan testi sonucunda başvurucuda 0,03 promil oranında alkol olduğu belirtilmiştir.

15. Başvurucu, hakkında uygulanan idari yaptırım kararının iptali için Hâkimliğe başvururken yaptırıma konu olan alkol tespitine ilişkin Hastaneden aldığı kan testi sonucunu başvuru dilekçesine eklemiştir. Ayrıca yapılan testte çıkan sonuca ilişkin mide yanması yaşadığı için ilaç kullanması nedeniyle olabileceğine yönelik savunmada bulunmuştur (bkz. §§ 3, 4). Hâkimlik başvurucunun Hastanede yaptırdığı kan testine kolluk nezaretinde gitmediğinden ve kolluk tarafından tutulan tutanaklara ihtirazi kayıt koymadığından bahisle idari para cezasına karşı yaptığı başvuruyu reddetmiştir (bkz. § 5). Hâkimlik kararına karşı yapılan itiraz da itiraz mercii tarafından reddedilmiştir.

16. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçerek delil değerlendirmesi yapması söz konusu olamaz. Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58). Hâkimliğin gerekçeli kararından anlaşıldığı üzere başvurucunun idari yaptırım kararına karşı sunduğu deliller ayrı ve açık olarak tartışılmış ve karşılanmıştır. Bir başka deyişle Hâkimlik kararı gerekçeli olup hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik de mevcut değildir.

17. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

Yıldız SEFERİNOĞLU bu sonuca katılmamıştır.

B. Diğer İhlal İddiaları

18. Başvurucunun;

i. Delillerin toplanmaması, bilirkişi incelemesi yaptırılmaması ve bir kısım talebinin reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının, müdafi yardımından faydalanan başvurucunun yargılamaya etkin olarak katılma imkânının elinden alındığına dair bir bulgu saptanmadığı dikkate alınarak Yüksel Hançer ([1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 14-21) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,

ii. Başvurucu; ehliyetine iki yıl süreyle el konulması sebebiyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de iddialarını gerekçelendirmediği, olay ve olgular ile delillerini ortaya koymadığı, dolayısıyla ileri sürdüğü iddiaları temellendiremediği dikkate alınarak Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,

iii. Haksız olarak idari yaptırım kararı verilmesi nedeniyle yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddiasının Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Yıldız SEFERİNOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 10/12/2025 tarihinde karar verildi.

 

 

 

KARŞIOY

1. Çoğunluk tarafından; başvurucunun karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddialarının derece mahkemelerince karşılandığı ve yargılama sürecinde belirgin bir takdir hatası bulunmadığı gerekçesiyle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir. Aşağıda açıklanan nedenlerle bu sonuca katılmıyorum.

2. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre “gerekçeli karar hakkı”; mahkemelerin tarafların davanın sonucuna etkili olan “esaslı iddia” ve savunmalarını ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılamasını zorunlu kılar. Bu yükümlülük, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesini gerektirmemekle birlikte davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikteki somut delillerin denetlenebilir bir biçimde tartışılmasını zorunlu kılar.

3. Somut olayda başvurucu, trafik ekiplerince yapılan ölçümün hatalı olduğunu yalnızca soyut bir iddia olarak ileri sürmemiş; olaydan kısa bir süre (37 dakika) sonra bir devlet üniversitesi hastanesine başvurarak kan örneği vermiş ve yapılan test sonucunda başvurucuda 0,03 promil oranında alkol bulunduğu tespit edilmiştir. Alkol ölçümüne ilişkin uyuşmazlıklarda kan testinin teknik açıdan en güvenilir yöntemlerden biri olduğu gözetildiğinde, başvurucunun sunduğu bu verinin idari yaptırım kararının dayanağını doğrudan tartışmaya açan esaslı bir delil niteliğinde olduğu açıktır.

4. Buna karşın derece mahkemesi, söz konusu delili uyuşmazlığın esası yönünden tartışmak yerine yalnızca “kolluk nezaretinde yaptırılmadığı” ve “tutanaklara ihtirazi kayıt konulmadığı” gerekçeleriyle reddetmiştir. Ancak kararda; kısa bir süre (37 dakika) içinde ortaya çıkan 0,78 promil ile 0,03 promil arasındaki belirgin farklılığın nasıl açıklanabileceğine, kan testinin neden hukuki değer taşımadığına ve başvurucunun bu konudaki savunmalarının neden kabul edilmediğine ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir.

5. Mahkemenin, davanın sonucuna etkili olabilecek nitelikteki bir delili yalnızca şekli gerekçelerle reddetmesi, gerekçeli karar hakkının özünü zedelemektedir. Zira gerekçeli karar hakkı, mahkemenin ulaştığı sonucun hangi maddi ve hukuki nedenlere dayandığını taraflar ve denetim mercileri bakımından açık ve ikna edici bir biçimde ortaya koymasını zorunlu kılar.

6. Öte yandan ilk derece mahkemesince karşılanmayan bu esaslı iddia, itiraz mercii tarafından da ayrıca değerlendirilmemiş; yalnızca kararın usul ve kanuna uygun olduğu belirtilmekle yetinilmiştir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre derece mahkemelerince karşılanmayan esaslı iddiaların gerekçeli karar hakkının ihlali sonucunu doğurur.

7. Sonuç olarak başvurucunun, idari yaptırım kararının dayanağını doğrudan tartışmaya açan nitelikteki somut ve bilimsel delilinin derece mahkemelerince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanmadığı kanaatindeyim.

8. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

 

 

 

 

Üye

 Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Cem Yılmaz Tekçe [2. B.], B. No: 2022/52838, 10/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı CEM YILMAZ TEKÇE
Başvuru No 2022/52838
Başvuru Tarihi 10/5/2022
Karar Tarihi 10/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Gerekçeli karar hakkı (ceza) İhlal Olmadığı
Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Güvenlik tedbiri Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (hukuka aykırı deliller, bariz takdir hatası vs.) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi