|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
MUHİTTİN ALTIN BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2023/30913)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 14/1/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Mutlu ALAF
|
|
Başvurucu
|
:
|
Muhittin ALTIN
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Nagehan AVÇİL
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararına karşı yapılan şikâyetin infaz hâkimliği tarafından kabul edilmesi üzerine karara karşı Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan itirazın, şikâyetçi tarafa bildirilmeden kabul edilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
A. Bireysel Başvuru Süreci
2. Başvurucunun Bandırma 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünde (Kurum) hükümlü olarak bulunduğu dönemde Kurum Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 12/11/2019 tarihli kararla "Suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapmak veya yaptırmak" eylemi nedeniyle on beş gün hücreye koyma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, yapılan üst aramasında küçük kâğıtlara yazılı ve gizlenmiş şekilde PKK terör örgütüne ait bilgilerin bulunduğu, bahse konu olan not kâğıtlarına yazılı bilgilerde genel olarak örgüt ile alakalı eğitim ve propaganda konularına değinildiği hususlarına işaret edilmiştir.
3. Başvurucu, bu karara karşı 25/11/2019 tarihinde şikâyet yoluna başvurmuştur. Şikâyet dilekçesinde kâğıtların üzerinde bulunduğunu kabul ettiğini ancak içeriklerinin ne olduğunu bilmediğini belirtmiştir. Ayrıca kâğıtların bir eğitim faaliyeti esnasında değil arama esnasında ortaya çıktığını beyan etmiştir.
4. Bandırma İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 17/2/2020 tarihli kararı ile şikâyetin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde başvurucunun üst aramasında küçük kâğıtlara yazılı ve gizlenmiş şekilde PKK terör örgütüne ait bilgilerin bulunduğu, bu nedenle disiplin suçunun oluştuğu değerlendirmesini yapmıştır. Başvurucu, bu karara 26/2/2020 tarihinde itiraz etmiştir. İnfaz Hâkimliği 26/2/2020 tarihli ek kararla itirazın reddine ve itirazın değerlendirilmesi için dosyanın itirazı incelemeye yetkili mercii olan Bandırma Ağır Ceza Mahkemesine (Ağır Ceza Mahkemesi) gönderilmesine karar vermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile 10/3/2020 tarihli kararla itirazın reddine karar vermiştir.
5. Başvurucu 8/9/2021 tarihli dilekçe ile İnfaz Hâkimliğine yeniden başvuru yapmıştır. Bu dilekçesinde disiplin cezasına konu eylemle ilgili olarak yürütülen soruşturmada Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin emsal kararlarına uygun karar verilmesi gerektiğine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına işaret etmiş ve cezanın iptalini talep etmiştir. Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 9/7/2021 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı incelendiğinde başvurucu hakkında suçu ve suçluyu övme suçu nedeniyle soruşturma yürütüldüğü görülmüştür. Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun ceza infaz kurumunda bulunduğu, bu nedenle atılı suçun aleniyet unsurunun gerçekleşmediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
6. İnfaz Hâkimliğince başvurucunun 8/9/2021 tarihli dilekçesi ile ilgili olarak 9/9/2021 tarihli müzekkeresi ile dilekçenin işlemsiz iadesine karar verilmiştir. Bu kararın gerekçesinde kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın Kurumun yürüttüğü disiplin soruşturmasına sirayet etmeyeceği, adli soruşturma ile disiplin soruşturmasının farklı olduğu hususlarına vurgu yapılmıştır.
7. Başvurucu 26/7/2022 tarihli dilekçesi ile 17/9/2021 tarihinde kanun yararına bozma talebinde bulunduğunu, dosyanın hangi aşamada olduğuyla ilgili bilgi verilmesini talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği 26/7/2022 tarihli müzekkeresi ile dosyanın henüz dönmediği bilgisini vermiştir.
8. Başvurucu vekilince dosyaya vekâletname sunulmuş ve 13/2/2023 tarihli dilekçesi ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. Bu talep dilekçesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karara ve başvurucu hakkında aynı olaya ilişkin olarak daha önce verilmiş Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kanun yararına bozma ilamının bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca İnfaz Hâkimliğinin yine başvurucu hakkında benzer olaya ilişkin olarak sonradan vermiş olduğu disiplin cezasının iptaline ilişkin karara değinilmiştir. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ise 13/2/2023 tarihli yazısı ile Ağır Ceza Mahkemesi kararı aleyhine kanun yararına bozmaya gidilmediğini bildirmiştir.
9. İnfaz Hâkimliğince başvurucunun 13/2/2023 tarihli dilekçesine istinaden yeniden yargılama talebi kabul edilmiş, 27/2/2023 tarihli ek kararı ile şikâyetin kabulüne ve disiplin cezasının tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. İnfaz Hâkimliği gerekçesinde; her ne kadar disiplin yargılamaları ile adli soruşturma ve kovuşturmaların farklı nitelikte olduğu kabul edilse de ceza yargılaması veya adli soruşturma neticesinde isnada konu suçun sanık veya şüpheli tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçesi üzerine verilen beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın disiplin kovuşturmasında dikkate alınması gerekeceği tespiti yapılmıştır. Gerekçenin devamında ise Yargıtay 1. Ceza Dairesinin emsal nitelikteki kararına atıf yapmış ve başvurucunun disiplin soruşturmasına konu eyleminin ilgili maddede belirtilen eyleme uymadığı sonucuna varmıştır.
10. Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu karara karşı 8/3/2023 tarihli dilekçe ile 9/3/2023 tarihinde itiraz edilmiştir. İtiraz dilekçesinde özetle başvurucunun kendi üzerinde pakete sarılı kağıtların bulunduğunu ikrar ettiğini, bu kağıtların içinde terör örgütüne ait bilgilerin ve örgüt ile alakalı eğitim, propaganda konularının yazılı olduğunu bildirmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 22/3/2023 tarihli kararı ile Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul etmiş ve kararın kaldırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından daha önce verilmiş kesin mahiyette bir karar varken İnfaz Hâkimliğince verilen ek karar ile başvurucu hakkında verilen disiplin cezasının kaldırılmasının mümkün olamayacağı, başvurucu hakkında verilen disiplin cezasının kaldırılması gerektiğinin düşünülmesi hâlinde Ağır Ceza Mahkemesince daha önce verilen kesin mahiyetteki karara karşı kanun yararına bozma talebinde bulunulması gerektiği hususları belirtilmiştir.
11. Nihai karar, başvurucu vekili tarafından 23/3/2023 tarihinde öğrenilmiştir. Başvurucu 17/4/2023 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç
12. Başvurucu vekili 17/4/2023 tarihinde kanun yararına bozma talebinde bulunmuştur. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2/7/2024 tarihli kararı ile kanun yararına bozma yoluna gidilmeyeceği bildirilmiştir. Kararın gerekçesinde İnfaz Hâkimliğinin kararları ile ilgili olarak yargılamanın yenilenmesine başvurulamayacağına dair Yargıtay kararlarına değinilmiştir. Gerekçenin devamında sorunun başvurucunun atılı eyleme ilişkin olarak almış olduğu kovuşturmaya yer olmadığı kararına dayanarak disiplin cezasının kaldırılması yönünde Ceza İnfaz Kurumuna yapacağı başvuru üzerine Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığınca değerlendirilerek mahallinde çözülebileceğine değinilmiştir.
13. Başvurucu vekili, cezanın kaldırılması için tekrar 12/7/2024 tarihinde Kuruma başvuru yapmıştır. Kurum Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 1/8/2024 tarihli kararı ile cezanın kaldırılmasına yönelik talep reddedilmiştir. Başvurucu vekilince bu karara 20/8/2024 tarihinde itiraz edilmiştir. İnfaz Hâkimliği tarafından 16/9/2024 tarihli kararı ile şikâyetin reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile İnfaz Hâkimliğinin ek kararının kaldırılmasına dair kesin nitelikte karar verildiği, başvurucunun hukuki durumunda herhangi bir değişiklik olmadığı hususlarına değinilmiştir. Başvurucu, bu karara 4/10/2024 tarihinde itiraz etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 12/11/2024 tarihli kararla itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu, bu karara karşı 18/11/2024 tarihli dilekçe ile kanun yararına bozma talebinde bulunmuştur.
II. DEĞERLENDİRME
14. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
15. Başvurucu; İnfaz Hâkimliğinin 27/2/2023 tarihli kararına Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından süresi geçtikten sonra 8/3/2023 tarihinde itiraz edildiğini, kararın kesinleşmesine müteakip itirazda bulunulduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; ayrıca Ağır Ceza Mahkemesinin, savcılığın itirazının süresinde olmadığını değerlendirmediğini, itirazın başvurucu ya da vekiline tebliğ edilmediğini, itiraza karşı beyan ve savunma hakkı tanınmayarak silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın yeni bir delil olduğunu ve bu kapsamda 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi gereğince yeniden yargılama talebinde bulunduğunu, bu talebin dikkate alınmayarak hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, gerekçeli karar hakkına ilişkin olarak değerlendirmelerde bulunulmuştur. Görüş yazısının ekinde Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden temin edilen görüş ve ilgili belgeler sunulmuştur. Başvuruda başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
17. Başvuru, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri kapsamında incelenmiştir.
18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
19. Anayasa Mahkemesi, lehe verilen bir infaz hâkimliği kararı sonrasında Cumhuriyet savcısının itirazı neticesinde şikâyetin kesin olarak reddedilmesi üzerine yapılan başvuruya ilişkin İnan Gök kararında ([1. B.], B. No: 2018/1936, 28/1/2021) Cumhuriyet savcısının itirazının tebliğ edilmemesi ile ilgili iddiaları değerlendirmiştir. Söz konusu kararda; başvurucu lehine verilen infaz hâkimliği kararına karşı Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itirazda savcının itiraz dilekçesinin hükümlüye tebliğ edilmeyip hükümlünün itiraza karşı beyanları alınmadan disiplin cezasının iptaline ilişkin infaz hâkimliği kararının kaldırılması nedeniyle başvurucunun iddia makamına karşı önemli ölçüde dezavantajlı duruma düşürüldüğü, menfaatlerini koruyan güvencelerin başvurucuya sağlanmadığı, bu durumun yargılamayı bir bütün hâlinde adil olmaktan çıkardığı belirtilerek silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır (İnan Gök, §§ 49-53).
20. Somut başvuruda Cumhuriyet savcısının 8/3/2023 tarihli itiraz dilekçesinin başvurucuya tebliğ edilmediği, başvurucunun Cumhuriyet savcısının itirazını süresinde yapmadığına yönelik şikâyeti olduğu, bu şikâyetin yargılamanın sonucunu etkileyebilecek esaslı bir iddia olduğu, başvurucunun itiraz dilekçesi kendisine tebliğ edilmediği için bu şikâyetini ileri sürme imkânı bulamadığı gözetildiğinde İnan Gök kararında belirtilen ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
22. Başvurucu; hak arama hürriyetinin ve Cumhuriyet savcısının süresinde itiraz hakkını kullanmadığından adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verildiğinden başvurucunun diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
23. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
24. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
25. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
26. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
E. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bandırma 1. Ağır Ceza Mahkemesine (D. İş 2023/404) iletilmek üzere Bandırma İnfaz Hâkimliğine (E.2019/3318, K.2020/318) GÖNDERİLMESİNE,
F. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
G. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
H. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 14/1/2026tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.