|
Başkan
|
:
|
Hasan Tahsin GÖKCAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
|
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Alperen KONAK
|
|
Başvurucu
|
:
|
Muaz GÖZHAMAM
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Mehmet Akif COŞKUN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, cezanın azaltılmasına veya bireyselleştirilmesine ilişkin esaslı taleplerin karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Müşteki A.S., bireysel başvuruya konu olayın geçtiği tarihte başvurucunun borçlu olduğu kişiye resmî evrak niteliğindeki senet ile kendisini borçlu olarak gösterdiği ve hakkında icra takibi başlatılmasına sebep olduğu iddiası ile başvurucudan şikâyetçi olmuştur. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başvurucu hakkında resmî belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından soruşturma başlatılmıştır.
3. Başvurucu; soruşturma kapsamında alınan ifadesinde olay tarihinde gayrimenkul işi ile uğraştığını, müşteki A.S.den daha öncesinde araç kiraladığı için kendisini tanıdığını, diğer müşteki İ.O.dan arsa almak için para aldığını ancak arsayı alamadığını, İ.O.ya borcuna karşılık teminat olarak sadece adını soyadını yazarak imzaladığı senet verdiğini, diğer şüpheli İ.O.nun senedi kendisinin mi doldurduğunu başkasının mı doldurduğunu bilmediğini, senedin sahte olarak doldurulması konusunda bir bilgisinin olmadığını beyan etmiştir.
4. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Başsavcılık, başvurucunun üzerine atılı suçlardan cezalandırılması talebiyle iddianame düzenlemiştir. Başsavcılık, anılan iddianamede; alınan uzmanlık raporunda senetler üzerinde müşteki A.S. adına atılı bulunan borçlu imzalarının başvurucunun elinden çıktığının tespit edildiğini, resmî evrak niteliğindeki sahte olarak tanzim edilen senetlerin bir kamu kurumu olan icra daireleri vasıtasıyla tahsile konmasının kamu kuruluşlarının aracı olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğunu ifade etmiştir.
5. Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülen davanın duruşması dört celsede tamamlanmıştır. Mahkeme, duruşmanın birinci celsesinde yargılamaya konu senetler üzerinde fiziki gözlemlerini yapmış ve başvurucu hakkında yazılan talimatın dönüşünün beklenmesine karar vermiştir. İkinci celse diğer sanığın ifadesi alınmıştır. Üçüncü celse ise başvurucunun talimat ile alınan ifadesi dosya arasına alınmış ve talebi doğrultusunda duruşmadan bağışık tutulmasına karar verilmiştir. Ayrıca bu celsede iddia makamı esas hakkında mütalaada bulunmuş, başvurucu müdafiine esas hakkında mütalaaya karşı savunma yapmak için süre verilmiştir.
6. Son celse Mahkeme, başvurucu hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan ise 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme her iki suç yönünden de başvurucu hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesi uyarınca takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasına karar vermiştir. Mahkemenin gerekçeli kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...20/11/2019 tarihli AnkaraKriminal Polis Laboratuvarı müdürlüğünün uzmanlık raporunda söz konusu senetler ile sanık Muaz Gökhaman’ın [başvurucu] imza ve yazı örneklerinin incelendiği, 10.000 TL lik senedin ön yüzündeki tüm yazılar, 80.000 ve 75.000 TL lik senetlerin ön yüzlerindeki yazılar [...] ile Muaz Gökhaman’ın mukayese yazı ve imzaları arasında benzerlikler görüldüğü, söz konusu yazı ve imzaların Muaz Gökhaman elinden çıktığı, tetkike konu senetler üzerinde A.S. [müşteki] adına atılı bulunan borçlu imzaları ile Muaz Gökhaman’ın mukayese yazı ve imzaları arasında benzerlik görüldüğü, sözkonusu borçlu imzaların Muaz Gökhaman elinden çıktığının tespit edildiği,
...
Sanığın duruşmalarda gözlenen tutumu, eylem öncesi ve sonrası davranışları, eylemlerinden pişmanlığının gözlenmemesi, hakkında olumlu kanaat oluşmaması dikkate alınmış ve takdiri indirim hükümleri uygulanmamıştır..."
7. Başvurucu, üzerine atılı suçlar yönünden kurulan hükümlere karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu; gerekçeli istinaf dilekçesinde diğerlerinin yanı sıra yargılamada talimat ile ifadesinin alındığını, duruşma zaptında olumsuz bir davranışının olduğuna dair şerh düşülmediğini, hangi gerekçe ile takdiri indirimin uygulanmadığının belirtilmediğini ileri sürerek bozma talebinde bulunmuştur.
8. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi (Daire) 31/5/2023 tarihinde başvurucu hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet kararında istinaf talebinin esastan reddine, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet kararını ise duruşma açmaksızın "...sanık Muaz Gözhamam'ın senedi icraya koyan kişi olarak veya suçtan zarar gören İbrahim Okur'u senedi icraya koyması hususunda azmettiren ya da fiili onunla birlikte gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği..." gerekçesiyle kaldırarak beraatine karar vermiştir.
9. Başvurucu nihai kararı 8/6/2023 tarihinde öğrendikten sonra 7/7/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
10. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
11. Ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
A. Gerekçeli Karar Hakkı
12. Başvurucu, talimat ile ifade vermesine ve duruşma zaptında herhangi bir olumsuz davranışı olduğuna dair şerh düşülmemesine rağmen takdiri indirimin uygulanmamasına yönelik esasa etkili itirazlarının yargılama makamları tarafından dikkate alınmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olup olmadığının belirlenmesinin gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
14. Başvuru, adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
15. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
16. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
17. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.
(2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri … göz önünde bulundurulabilir. (Ek cümle:12/5/2022-7406/1 md.) Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir."
18. Somut olayda başvurucu, yargılandığı davada ifadesini talimat yoluyla vermiştir (bkz. § 5). Mahkeme, başvurucunun üzerine atılı resmî evrak niteliğindeki senedin sahte olarak tanzim edildiğini belirterek başvurucunun cezalandırılmasına karar vermiştir (bkz. § 6). Başvurucu, istinaf dilekçesinde hakkında verilen mahkûmiyet kararında 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasına ilişkin gerekçe belirtilmediğine dair itirazlarda bulunmuştur (bkz. § 7). Daire başvurucu hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet kararında istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir (bkz. § 8).
19. Mahkeme gerekçeli kararında, başvurucu hakkında takdiri indirim nedenlerini uygulamamasında başvurucunun duruşmada gözlenen tutumu ile eylem öncesi ve sonrası davranışlarından olumlu kanaat oluşmadığından bahsetmiştir. Başvurucunun ifadesi ise talimat yoluyla alınmış ve başvurucu, Mahkeme tarafından yapılan dört celseye de katılmamıştır. Bu nedenle Mahkemenin bizzat gözleminden söz etmek mümkün gözükmemektedir. Bu noktada başvurucunun talimat ile alınan duruşma zaptına bakmak gerekir. Anılan zabıtta başvurucunun duruşmadaki tutum ve davranışları ile ilgili herhangi bir şerh düşülmemiştir. Ancak Mahkeme başvurucunun eylem öncesi ve sonrası davranışlarından dolayı da takdiri indirim nedenlerini uygulamadığından bahsetmiştir. Sonuç olarak Mahkeme ve Dairenin ayrı ve açık yanıt vermesini gerektiren bir husus bulunmadığından yargılama süreci de bir bütün olarak değerlendirilerek başvurucunun şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
21. Başvurucunun yeniden bilirkişi raporu alınmaması ve deliller hatalı değerlendirilerek hüküm kurulması nedenleriyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ile hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının Yüksel Hançer [1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 14-21) ve Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42 kararları doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B.1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 14/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.