logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Bülent Arslan [1. B.], B. No: 2023/54015, 6/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

BÜLENT ARSLAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/54015)

 

Karar Tarihi: 6/1/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Muhammed Cemil KANDEMİR

Başvurucu

:

Bülent ARSLAN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, kamu görevlisinin uyarma cezası ile cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Tekkeköy İlçe Emniyet Müdürlüğünde veri hazırlama ve kontrol işletmeni (VHKİ) olarak görev yapmaktadır.

3. Başvurucu 2/11/2020 ve 4/11/2020 tarihli dilekçeleriyle görev yerine ve görevi sırasında kullanacağı ekipmanlara ilişkin taleplerde bulunmuştur. İdarenin bu yazıları ilgi tutan 4/11/2020 tarihli yazıyla başvurucuya görev yapacağı birim ve görev yerinin daha önce bildirildiği, binanın eksi birinci katında bulunan İnşaat Onarım Büro Amirliğinde görev yapacağı, bilgisayar ve yazıcı temini için çalışma yapıldığı, söz konusu şubeye ait diğer odalara işi olduğunda girmesinde sakınca bulunmadığı bildirilmiştir. Başvurucu hakkında mezkûr yazıyı tebellüğ ederken yazıya düştüğü şerhte kullandığı ifadeler ve görev tanımı tebliği yapılmak üzere çağırıldığı esnada amirine hitaben söylediği sözler nedeniyle disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucunun söz konusu yazıya düştüğü şerh şöyledir:

"03. 11.2020 tarihli dilekçemde belirttiğim görev odası ile ilgili herhangi yazılı ve sözlü olarak bildirim yapılmamıştır. Dilekçemde belirttiği hususlar yerine getirilmemiştir. Mobbing olarak dilekçeme cevap olarak belirsiz bir oda verilmiştir. Yargı kararı ile geldiğim için mobbing yapılmaktadır."

4. Başvurucunun görev tanımı tebliği yapılmak üzere çağırıldığı esnada aşağıdaki ifadeleri kullandığı disiplin raporunda yer almıştır. Söz konusu ifadeler şöyledir:

"Aşağıda görevlendirdiğiniz odada ayakta mı bekleyeceğim, nerede oturacağım, ben VHKİ memuruyum beni depoda çalıştıramazsın, ben yargı kararı ile geldim, bana neden böyle muamele yapılıyor, bana mobbing mi uyguluyorsun"

5. Başvurucuya 27/1/2021 tarihli işlemle 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine DairKanun'un 8.maddesinin (4) numaralı fıkrasının (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alangörevi içinde amir ya da üstlerinin eylem veya işlemlerini olumsuz yönde eleştirme disiplin suçunu işlediği gerekçesiyle 6 ay kısa süreli durdurma cezası verilmiştir. Söz konusu işlem Samsun Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 18/2/2022 tarihli kararıyla tipiklik ilkesine aykırı biçimde disiplin cezası tesis edildiği gerekçesiyle iptal edilmiştir. Kararda, başvurucunun "Usulüne uygun olarak kendisine verilmiş olan bir emir üzerine; emrin uygun olmadığı, yanlış verildiği, yapılamayacağı ve benzeri şekillerde amirini alenen eleştirmek veya amire karşı itirazda bulunmak" disiplin suçunu işlediğinden bahisle 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendi gereğince uyarma cezasıyla cezalandırılması gerektiği belirtilmiştir.

6. Mezkûr mahkeme kararı üzerine başvurucunun 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendi gereğince uyarma cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 12/3 maddesi uyarınca 1 ceza puanının özlük dosyasına işlenmesine ilişkin 12/4/2022 tarihli işlem tesis edilmiştir.

7. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali talebiyle idare mahkemesine başvurmuştur. İdare Mahkemesi davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

" ...davacının görev yerinin ve tanımının bildirildiği resmi yazıyı tebellüğ ederken, görev yapacağı odanın belli olmadığı ve mobbinge uğradığı iddialarını içeren yazılı ifadeyi yazının altına şerh ettiği ve üstü olan Komiser Yardımcısı Z.Ö.S'ye hitaben 'aşağıda görevlendirdiğiniz büroda ayakta mı bekleyeceğim, nerede oturacağım, ben VHKİ memuruyum, beni depoda çalıştıramazsın, bana neden böyle muamele yapılıyor, bana mobbing mi uyguluyorsun' sözlerini kullandığı, buna göre; davacıya isnat edilen fiilin sübut bulduğu dosya kapsamından anlaşılmış olup davacının 'Usulüne uygun olarak kendisine verilmiş olan bir emir üzerine; emrin uygun olmadığı, yanlış verildiği, yapılamayacağı ve benzeri şekillerde amirini alenen eleştirmek veya amire karşı itirazda bulunmak' fiilini işlemesi sebebiyle 7068 sayılı Kanun'un 8/1-g maddesi gereği uyarma cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 12/3 maddesi uyarınca 1 ceza puanının özlük dosyasına işlenmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı..."

8. Başvurucu, bu karara karşı Bölge İdare Mahkemesine istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge İdare Mahkemesi başvurucunun istinaf talebini kesin olarak reddetmiştir.

9. Başvurucu, nihai kararı 14/6/2023 tarihinde öğrendikten sonra 21/6/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

11. Başvurucu; görev yapacağı odanın hiçbir şekilde kendisine bildirilmediğini, idare tarafından kendisine verilen usulüne uygun bir emir olmadığını, şerh düştüğü evrakın kendisine verilen bir emir değil sadece bilgilendirme içerdiğini, kullandığı ifadelerin arka planının ve somut olayın koşullarının değerlendirilmediğini ileri sürerek ifade özgürlüğünün, yargılamada idare tarafından hazırlanan rapora üstünlük tanınması nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca, şerh düşerek tebellüğ ettiği 4/11/2020 tarihli yazıda daha önce idareye yazdığı dilekçelere cevap verildiğini, yazının bilgilendirme mahiyetinde olduğunu, herhangi bir emir içermediğini ileri sürerek suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.

12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında Bakanlığın somut olaya ilişkin görüş bildirmeyerek hak ihlalinin varlığını zımnen kabul ettiğini ileri sürmüştür.

13. Başvurucunun hak ihlali iddialarının bir bütün hâlinde Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

15. Başvurucunun kendisine tebliğ edilen resmî bir yazıya düştüğü şerhte ve görev tanımı tebliği yapılmak üzere çağırıldığı esnada kullandığı ifadeler nedeniyleuyarma cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olduğu değerlendirilmiştir. İfade özgürlüğüne yapılan müdahalenin dayanağı olan 7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (g) bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır. Güvenlik kuruluşlarının kendine özgü disiplin kuralları vardır ve bu kurallar hem güvenlik kuruluşlarının belirli bir düzen içinde çalışması hem de daha iyi hizmet üretmesi için zorunluluktur. Dolayısıyla başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan kamu düzeninin sağlanması meşru amacını taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72). Bu itibarla müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu yönünden inceleme yapılacaktır.

16. Somut olayda başvurucunun görev tanımı tebliği yapılmak üzere çağırıldığı esnada kullandığı ifadeler ve kendisine tebliğ edilen resmî bir yazıya düştüğü şerhin usulüne uygun olarak verilmiş emri alenen eleştirmek ve itirazda bulunmak kapsamında olduğu gerekçesiyle başvurucu hakkında disiplin cezası uygulanmıştır (bkz. §§ 3-6). Yargılama sürecine bakıldığında ise yargılama mercilerince eylemin sübuta erdiği belirtilerek kullanılan ifadelerin usulüne uygun verilmiş emri alenen eleştirmek ve sorgulamak olduğu belirlemesiyle davanın reddine karar verilmiştir (bkz. §§ 7-8).

17. Anayasa Mahkemesi birçok kararında kamu görevlisinin anayasal ve yasal konumuna, tâbi olduğu statü hukukunun getirdiği ödev ve sorumlulukların temel hak ve özgürlükler karşısındaki durumuna ve kamu görevlisine uygulanan disiplin cezalarının amaç ve kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Bununla birlikte anılan kararlarda, düşünce açıklamaları nedeniyle kamu görevlisi hakkında disiplin cezası uygulayan idarenin ve bu tür müdahalelerin hukuka uygunluğunu denetleyen yargı mercilerinin -subjektif yorumlardan kaçınmaları için- yapmaları gerekenler belirtilmiştir (benzer değerlendirmeler için bkz. Lale Çalıkoğlu [1. B.], B. No: 2018/36354, 18/10/2022, §§ 30-34).

18. Bu itibarla somut olayda başvurucunun kullandığı ifadelerin usulüne uygun olarak verilmiş bir emri alenen eleştirmek ve itirazda bulunmak kapsamında olduğunun kabul edildiği de gözönüne alındığında idare ve yargı mercilerinin en azından şu değerlendirmeleri yapmaları beklenir:

i. Söz konusu olan ifade özgürlüğü olduğu için devlet memurlarının da birer birey olduğu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal yönlere sahip olma haklarının bulunduğu gözardı edilmemelidir (Hasan Güngör [2. B.], B. No: 2013/6152, 24/2/2016, § 49; Ömer Yalçın [1. B.], B. No: 2017/30798, 29/9/2020, § 27; Zeki Çınar[1. B.], B. No: 2016/3585, 12/6/2019, §§ 34, 35).

ii. Sosyal yönleri de bulunan bireyler oldukları düşünüldüğünde kamu görevlilerinin her tür düşünce açıklamasının değil statü hukukunun sağladığı itibar ve güvene veya vakara aykırılık teşkil ettiği yolunda haklı ve objektif bir kanaat uyandıran açıklamalarının kamu görevlisine duyulan güven ve itibarı sarstığı kabul edilmelidir. Dolayısıyla eylemlerin değerlendirmesinde hizmet dışında kullanılan ifadelerin dile getirildiği koşullar gözetilmeli ve yapılan ifade açıklamasının kamu görevlisinin bulunduğu konum ve üstlendiği devlet görevinin -içeriğiyle birlikte değerlendirildiğinde- itibar ve güven duygusunu sarsmaya elverişli olduğu veya vakarına yakışmadığı ortaya konulmalıdır (kamu görevlilerinin siyasi partilere yönelik sosyal medya paylaşımları yönünden yapılacak benzer değerlendirmeler için bkz. Sinan Akbulut [2. B.], B. No: 2019/1396, 2/11/2022, § 34).

iii. Bununla birlikte somut olayın koşullarında kamu görevlisinin düşünce açıklamasını kamu görevi statüsünün ve görev yaptığı alanın kendisine sağladığı ünvanı dâhil herhangi bir olanağı kullanarak yapmışsa bunun gösterilmesi gerekir (kamu görevinin niteliğine ilişkin olarak bkz. Adem Talas [GK], B. No: 2014/12143, 16/11/2017, § 47).

iv. Buna ilaveten yapılan düşünce açıklamasının kamu hizmetlerinin sürekliliğini, etkinliğini, verimliliğini ya da gereği gibi yerine getirilmesini ne şekilde etkilediğinin ve cezayı gerekli kılan -devlet organizasyonu içinde düzenin bozulması, hizmetlerin yürütülememesi gibi- sonuçların neler olduğunun veya bu tür sonuçlara neden olmasının kuvvetle muhtemel olduğunun ortaya konulması gerekir (benzer değerlendirmeler için bkz. Yasin Agin ve diğerleri [GK], B. No: 2017/32534, 21/1/2021, §§ 61, 63; Levent Tunçel [2. B.], B. No: 2017/34185, 16/3/2022, §§ 42, 44).

v. Her durumda kamu görevlisinin ödev ve sorumluluk derecesinin bulunduğu konum ve görev yaptığı alanla bağlantılı olarak belirlenmesi gerekmektedir (Hikmet Aslan [2. B.], B. No: 2014/11036, 16/6/2016, § 55; Hasan Güngör, § 48; öğretmenler yönünden benzer değerlendirmeler için Elif Güneysu [2. B.], B. No: 2017/31733, 7/10/2021,§ 54; Cem Özaydın [1. B.], B. No: 2017/26800, 13/1/2022, § § 42, 43).

vi. Hükmedilen disiplin cezasıyla kamusal önemi bulunan objektif amaca ulaşılabileceği, başka bir deyişle kamu görevlisinin cezalandırılmasının zorunlu bir sosyal ihtiyaca karşılık geldiği gösterilmeli; düşünce açıklamasının kamu görevini etkileme derecesiyle orantılı bir disiplin cezasına hükmedilmelidir (bkz. Mehmet Alanç ve diğerleri [GK], B. No: 2017/15462, 29/9/2021, § 45; Şah İsmail Harmancı[1. B.], B. No: 2018/15359, 17/11/2021, § 37; Ayfer Altuntaş ve İkbal Ünzile Gürsoy[1. B.], B. No: 2018/24874, 31/3/2022, § 45).

vii. Değerlendirmelerin olabildiğince açık, spesifik ve tekil olarak yapılması gerekmektedir (bireyselleştirilmiş değerlendirme zorunluluğuna ilişkin olarak bkz. Şah İsmail Harmancı, § 41).

19. Başvurucuyu cezalandıran idarenin ve nihai kararı veren yargılama mercilerinin gerekçeleri dikkatli bir şekilde ele alınmıştır. Buna göre yürütülen disiplin soruşturması sonucunda başvurucunun amirinin yazılı olarak yaptığı görevlendirmeyi eleştirerek itirazda bulunduğu, bu itirazlarını hem sözlü hem de yazılı olarak yaptığı, isnat edilen fiilin sübut bulduğubelirtilerek başvuru konusu disiplin cezasının tesis edildiği, yargılama mercilerinin ise başvuruya konu ifadelerin usulüne uygun olarak verilmiş emrin alenen eleştirilmesi ve itiraz edilmesi olduğunu belirtmek dışında söz konusu kanaate nasıl ulaştığına yönelik somut bir açıklamada bulunmadığı görülmektedir. Başvurucunun şerh düştüğü yazının (bkz. § 3) başvurucuya verilen bir emir olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, başvurucunun hangi ifadelerinin itiraz ve eleştiri olarak değerlendirildiği, ihtilaflı ifadelerin kamu hizmetinin sürekliliğini, etkinliğini, verimliliğini ya da gereği gibi yerine getirilmesini ne şekilde etkilediği, cezayı gerekli kılan gerçekleşmiş yahut muhtemel sonuçların neler olduğu hususlarında mahkeme kararında yeterli açıklamanın bulunmadığı görülmektedir.

20. Anayasa Mahkemesi, çok sayıdaki kararında ifade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahalelerin Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edeceğini ifade etmiştir. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olması gerekir (diğerleri arasından bkz. Kemal Kılıçdaroğlu [1. B.], B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58;Bekir Coşkun, § 56;Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120).

21. Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında değerlendirmelerinde Anayasa Mahkemesinin kabul ettiği standartları uygulamayan idare ve yargılama mercilerinin başvurucunun bir disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiğini ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyduğunun kabul edilmesi mümkün olmamıştır.

22. Açıklanan gerekçelerle başvuruya konu demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmayan müdahalenin Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

23. Başvurucu yeniden yargılama yapılması ve 100.000 TL manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.

24. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

25. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

26. İhlalin niteliği dikkate alınarak başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Samsun 1. İdare Mahkemesine (E.2022/462, K.2023/316) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 1.480,40 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/1/2026tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Bülent Arslan [1. B.], B. No: 2023/54015, 6/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı BÜLENT ARSLAN
Başvuru No 2023/54015
Başvuru Tarihi 21/6/2023
Karar Tarihi 6/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, kamu görevlisinin uyarma cezası ile cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü Kamu görevlisi disiplin cezası İhlal Yeniden yargılama
İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi