logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Oğuzhan Tekin [1. B.], B. No: 2022/93576, 6/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

OĞUZHAN TEKİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/93576)

 

Karar Tarihi: 6/1/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Ömer Faruk NURSAÇAN

Başvurucu

:

Oğuzhan TEKİN

Vekili

:

Av. İmran TANRIVER ERCAN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; gözaltı tedbirinin gerekçesiz şekilde uzatılması, uzatma kararının tebliğ edilmemesi, kişinin gözaltı süresi içinde farklı emniyet müdürlüklerine götürülmesi, yasal gözaltı süresinin dolmasından sonra sulh ceza hâkimliğine çıkarılması, tutuklama kararından sonra ceza infaz kurumu yerine emniyet müdürlüğüne götürülmesi, tutuklamaya itirazının incelenmemesi iddiasıyla açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve adil yargılanma hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

A. Soruşturmaya ve Ceza Yargılamasına İlişkin Süreç

2. 18/1/2021 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) sözde Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilatı yapılanmasına ilişkin soruşturma kapsamında 238 şüpheli hakkında soruşturma başlatmış; bunlardan İzmir'de ikamet eden veya yurt dışı kaydı bulunan toplam 42 kişi hakkında yakalama tarihi ve saatinden itibaren 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun geçici 19. maddesi uyarınca toplu işlenen suç olması nedeniyle dört gün süreyle gözaltına alınmaları yönünde İzmir Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazmıştır. Yazıda ayrıca delillerin toplanmasındaki güçlük ve şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle belirtilen süre içinde işlemlerin bitirilememesi hâlinde anılan Kanun uyarınca gözaltı süresinin uzatılmasının talep edilmesi yönünde talimat vermiştir.

3. Yakalama ve Gözaltına Alma Tutanağı'na göre 19/1/2021 günü saat 01.00 sıralarında başvurucu hakları hatırlatılarak FETÖ/PDY üyeliği soruşturması kapsamında gözaltına alınmıştır. Başvurucunun da imzasının bulunduğu Yakınlarına Haber Verme Tutanağı'na göre aynı gün saat 01.05'te başvurucu, eşini telefonla arayarak gözaltı kararını haber vermiştir.19/1/2021 günlü ve düzenlenme saati 02.28 olarak belirtilen tutanağa göre gözaltı kararı ve hakları başvurucuya anlatılmıştır. Başvurucu, bu tutanağı şerh koymaksızın imzalamıştır. 19/1/2021 tarihinde Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Büro Amirliğinde başvurucunun şüpheli olarak müdafii huzurunda ifadesi alınmıştır. İfade Alma Tutanağı'na göre ifade aynı gün saat 19.55'te tamamlanmıştır.

4. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarına göre 22/1/2021 tarihinde başvurucu, İzmir Cumhuriyet savcısı tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklamaya sevk evrakına ait evrak kütüğünde en son 22/1/2021 günü saat 13.33'te soruşturma savcısının doküman okuma işlemi yer almaktadır.

5. 23/1/2021 tarihinde İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği anılan suçtan başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Sorgu zaptında sorgunun başlangıç ve bitiş saati yer almamaktadır. UYAP kayıtlarına göre sorgu zaptı ilk olarak 22/1/2021 tarihinde saat 17.19'da zabıt kâtibi tarafından oluşturulmuş, en son 23/1/2021 günü saat 04.00'te aynı mahkeme kâtibi tarafından, yine aynı gün saat 09.51'de ise soruşturma savcısı tarafından okunmuştur.

6. 26/1/2021 tarihinde İzmir Cumhuriyet savcısı soruşturma dosyasında yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. 27/1/2021 tarihinde başvurucu müdafii, başvurucunun tutuklanması kararına karşı İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz etmiştir. 28/1/2021 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından başvurucunun tutuklandığı dosya içeriğine UYAP ortamından erişilememesi nedeniyle dosyanın fiziken incelenmesi gerektiğinden tutukluluğa itiraz talebinin değerlendirilmesi gereken üç günlük yasal süre dolmadan dosyanın fiziki olarak gönderilmesini talep etmiştir. Aynı gün İzmir Cumhuriyet savcısı; dosyada yetkisizlik kararı verildiğini, dosyanın posta sürecinde olması sebebiyle numara almadığını belirterek talebin ilgili savcılıktan yapılmasını istemiştir. Yetkisizlik kararına ait UYAP işlem kütüğüne göre yetkisizlik kararı 1/2/2021 günü saat 11.59'da İstanbul Terör Suçları Soruşturma Bürosu kâtibi tarafından okunmuştur.

7. 9/2/2021 tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

8. 11/2/2021 tarihinde İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasında yetkisizlik kararı verildiğini belirterek tutuklama kararına yapılan itirazın UYAP üzerinden ve fiziki olarak karar verilmek üzere gönderildiğini bildiren yazı yazmıştır.

9. 20/2/2021 tarihinde İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi tensip zaptı ile başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

10. 2/4/2021 tarihinde İstanbul Cumhuriyet savcısı, İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin gönderdiği 11/2/2021 tarihli yazı ekinde yer alan tutuklamaya itiraza ilişkin dilekçeyi yargılamayı yapan İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

11. 21/4/2021 tarihinde başvurucu tahliye edilmiştir. 21/9/2022 tarihinde yargılama sonucunda başvurucunun anılan suçtan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dosya istinaf incelemesi aşamasındadır.

B. Tazminat Davasına İlişkin Süreç

12. Başvurucu; gözaltı sürecinin gereksiz olarak uzatıldığını, uzatma kararının kendisine tebliğ edilmediğini, gizlilik kararı sebebiyle dosyayı inceleyemediğini, gözaltı süresi boyunca farklı emniyet müdürlüklerine götürüldüğünü, kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmadığını, tutuklama kararından sonra ceza infaz kurumu yerine emniyet müdürlüğü nezarethanesine götürüldüğünü, tutuklamaya itiraz ettiği hâlde itirazının incelenmediğini, ceza infaz kurumunda hücrede tutulduğunu ifade ederek 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) ve (k) bendi uyarınca 23/6/2021 tarihinde İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.

13. İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi 6/12/2021 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:

"... Davacı tarafından açılan koruma tedbirleri nedeni ile maddi ve manevi tazminat davasının, davacının yakalama ve gözaltı işlemine karşı başvuru imkanlarından faydalandırılmadığına ilişkin nedenleri ispat edemediği gibi dosya kapsamından da bu nedenlerin tespit edilemediği, yine gözaltı ve tutuklama tarihlerine bakıldığında kanuni gözaltı süresi içinde hakim önüne çıkartıldığı dolayısıyla 5271 sayılı CMK'nın 141 ve devamı maddeleri gereğince koşulları bulunmadığından reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..."

14. Davanın reddine ilişkin karara karşı başvurucu istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 14/9/2022 tarihinde istinaf başvurusunun esastan kesin olarak reddine karar vermiştir.

15. Başvurucu, nihai kararı 22/9/2022 tarihinde öğrendiğini bildirmiş olup 20/10/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Gözaltına İlişkin Olarak

17. Başvurucu; gözaltı tedbirinin gerekçesiz şekilde uzatıldığı, uzatma kararının kendisine tebliğ edilmediği, gözaltı süresi içinde nezarethanedeki tadilat sebebiyle farklı emniyet müdürlüklerine götürüldüğü, yasal gözaltı süresinin dolmasından 2,5 saat sonra sulh ceza hâkimliğine çıkarıldığı, tutuklama kararından sonra adliyede personel olmaması sebebiyle ceza infaz kurumuna sevk yazısı düzenlenemediğinden ceza infaz kurumu yerine emniyet müdürlüğüne götürüldüğü iddialarıyla açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

19. Başvurucunun iddialarının özü, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (k) bendi uyarınca açtığı tazminat davasının yakalama ve gözaltı işlemine karşı başvuru imkânlarından faydalandırılmadığına ilişkin şikâyetini ispat edemediği, kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarıldığı, bu sebeplerle tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkindir. Başvurucunun şikâyetlerinin özü dikkate alındığında başvuru, bir bütün olarak Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında değerlendirilmiştir.

20. Anayasa'nın 19. maddesinin beşinci fıkrasına göre yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırk sekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz (Emre Soncan [2. B.], B. No: 2016/73490, 11/3/2020, § 55). Gözaltı süresi kişinin fiilî olarak ya da yetkili mercinin emri üzerine yakalanmasıyla başlar. Gözaltına alınan kişi, belirlenen süreler sonunda serbest bırakılmalı ya da sulh ceza hâkimliğine sevk edilerek sorguya çekilmelidir (AYM, E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, § 275).

21. 5271 sayılı Kanun'un "Gözaltı" başlıklı 91. maddesine göre de gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre on iki saatten fazla olamaz. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına dair yazılı olarak emir verebilir. Toplu suç anılan Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendinde aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suç olarak tanımlanmıştır.

22. 3713 sayılı Kanun'un geçici 19. maddesine göre ise silahlı terör örgütü üyeliği suçu bakımından gözaltı süresi -yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç- yakalama anından itibaren kırk sekiz saati, toplu olarak işlenen suçlarda dört günü geçemez.

23. Anayasa'nın 19. maddesinin beşinci fıkrasında geçen "en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç" ibaresinin "toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün" ibaresini de bağladığı açıktır. Kanun hükümlerinden de toplu olarak işlenen suçlar için öngörülen azami dört günlük gözaltı süresine tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilme için gerekli sürenin ekleneceği anlaşılmaktadır. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 91. maddesinin (3) numaralı fıkrasında "uzatılma"dan söz edilmektedir. Uzatılan süre ise (1) numaralı fıkradaki "Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez." hükmünün geçerli olduğu gözaltı süresi olup bu süreye "yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre" dâhil değildir (Rıdvan Akbaş [GK], B. No: 2021/25399, 17/4/2025, § 35).

24. Dolayısıyla Anayasa ve kanun maddelerindeki gözaltı süreleri ile yakalananın en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için gerekli süreler birbirinden bağımsızdır. Bu nedenle yakalanan veya tutuklanan kişinin tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre gözaltı sürelerine ilave olarak ayrıca düzenlenmiştir (Emre Soncan, § 57). Buna göre Anayasa'nın 19. maddesindeki ifadesiyle "tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre", 3713 sayılı Kanun'daki ifadesiyle "yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre" 5271 sayılı Kanun'un 91. maddesi gereğince en fazla on iki saattir. Bu süre soruşturma birimlerine verilmiş bir açık çek olmayıp keyfî olarak kullanılamaz (Rıdvan Akbaş, § 36).

25. Yukarıda anılan Kanun hükümlerinde başvurucuya isnat edilen suç bakımından gözaltı süresinin en çok dört gün olduğu ve bu süreye zorunlu yol süresinin ilave edileceği ancak yol süresinin toplam on iki saati geçemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre yol süresi dâhil toplam gözaltı süresinin azami 4 gün 12 saat olabileceği anlaşılmaktadır.

26. 18/1/2021 tarihinde Cumhuriyet savcısı aralarında başvurucunun da olduğu çok sayıda şüpheli hakkında 3713 sayılı Kanun'un geçici 19. maddesi uyarınca toplu işlenen suç olması nedeniyle dört gün süreyle gözaltına alınmaları yönünde emniyet güçlerine yazılı talimat vermiştir (bkz. § 2). Yakalama ve Gözaltına Alma Tutanağı'na göre aralarında başvurucunun da olduğu çok sayıda şüpheli 19/1/2021 tarihinde saat 01.00'de güvenlik güçleri tarafından yakalanarak Cumhuriyet savcısının emriyle dört gün süreyle gözaltına alınmıştır (bkz. § 3). Dolayısıyla başvurucu hakkında gözaltı süresi Cumhuriyet savcısının yazılı talimatı ile 4 gün olarak belirlenmiş, ayrıca uzatma yönünde karar verilmemiştir. Başvurucu, gözaltına alındığı tarih itibarıyla 4 gün süreyle gözaltına alındığını bilmektedir.

27. UYAP'tan yapılan incelemeye göre aralarında başvurucunun da bulunduğu şüpheliler hâkim önüne çıkarılmak üzere 22/1/2021 tarihinde İzmir Cumhuriyet savcısı tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmaları istemiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilmiştir (bkz. § 4). Tutuklamaya sevk evrakına ait evrak kütüğünde en son 22/1/2021 günü saat 13.33'te soruşturma savcısının doküman okuma işlemi yer almaktadır. Dosya aynı gün saat 17.19'da İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğine geçmiştir. Dolayısıyla başvurucu bu saat itibarıyla İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği önünde hazır edilmiştir.UYAP kayıtlarına göre sorgu 23/1/2021 günüsaat 04.00'te tamamlanmıştır (bkz. § 5).

28. Başvurucuya isnat edilen terör örgütü üyeliği suçu bakımından toplam gözaltı süresi azami 4 gün olduğuna göre, somut olayda başvurucunun şikâyet ettiği tutmanın başlangıcı olan 19/1/2021 tarihi saat 01.00 ile gözaltı sebebiyle tutmanın sona ererek hâkim önünde hazır edildiği 22/1/2021 tarihi saat 17.19 arasında kanunda belirlenen bu azami gözaltı süresinin aşılmamış olduğu görülmektedir. Nitekim İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi de başvurucunun iddialarına ilişkin olarak gözaltı ve tutuklama tarihlerini dikkate alarak kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarıldığı kanaatine vararak başvurucunun iddialarını gerekçeli şekilde reddetmiştir.

29. Diğer taraftan başvurucu; Sulh Ceza Hâkimliğinin tutukluluk incelemesini keyfî olarak geciktirdiği, dosyanın ve kendisinin Sulh Ceza Hâkimliği önünde hazır edilmesine rağmen incelemenin yapılmadığı, inceleme süresinin makul olmadığı yönünde başvuru formunda bir açıklamada bulunmamıştır. Başvurucuya isnat edilen suçun niteliği ve hakkında gözaltı tedbiri uygulanan kişi sayısı dikkate alındığında İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği önünde geçen sürenin keyfî olduğu da söylenemeyecektir.

30. Açıklanan gerekçelerle gözaltına ilişkin süreçle bağlantılı olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklama Kararına İtirazın İncelenmemesine İlişkin Olarak

31. Başvurucu, tutuklama kararına yaptığı 27/1/2021 tarihli itirazın incelenmediği şikâyetine dayanarak açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde, somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

33. Başvurucunun şikâyetlerinin özü dikkate alındığında başvuru, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında değerlendirilmiştir.

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan bu bölümdeki iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

35. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır. Burada belirtilen bir yargı merciine başvurma hakkı, suç isnadıyla hürriyetinden yoksun bırakılan kimseler bakımından tahliye talebinin yanı sıra tutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir (Mehmet Haberal [1. B.], B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).

36. Ceza muhakemesi hukukumuzda itiraz usulünün düzenlendiği 5271 sayılı Kanun'un 268. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kararına itiraz edilen hâkim veya mahkemenin, itiraz incelemesini en çok üç gün içinde yapması, itirazı yerinde görmezse yetkili merciye göndermesi gerektiği belirtilmişse de itiraz merciinin incelemesini ne kadar süre içinde tamamlaması gerektiğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “kısa sürede” ibaresi, hürriyeti kısıtlanan kişinin bu kısıtlamanın hukukiliğine karşı yaptığı itirazın mümkün olan en kısa sürede karara bağlanmasını zorunlu kılmaktadır (aynı yöndeki karar için bkz. Ulaş Kaya ve Adnan Ataman [1. B.], B. No: 2013/4128, 18/11/2015, § 73).

37. Somut olayda başvurucunun tutuklanmasından sonra İzmir Cumhuriyet savcısı 26/1/2021 tarihinde yetkisizlik kararıyla birlikte dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiş; başvurucu, müdafii aracılığıyla 27/1/2021 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiştir. İtirazının incelenmesi amacıyla tutuklama kararını veren İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği soruşturma dosyasını istemiş ancak yetkisizlik kararı sonrası dosyanın postada olması sebebiyle dosyaya fiziken erişememiştir. Bu durumu tespit eden sulh ceza hâkimi, başvurucunun itirazını karar verilmek üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir (bkz. § 6). İstanbul Cumhuriyet savcısı da başvurucunun itirazını içerir dilekçesini 2/4/2021 tarihinde yargılamayı yapan Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir (bkz. § 10). Dolayısıyla başvurucunun tutuklama kararına yönelik 27/1/2021 tarihli itirazı incelenmemiştir. Başvurucunun tutukluluk durumu ise başvurucunun 27/1/2021 tarihli itirazından sonra 20/2/2021 tarihli Ağır Ceza Mahkemesi tensip zaptına kadar değerlendirilmemiştir. Başvurucu; tazminat davasına ilişkin dilekçesinde 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendi uyarınca tazminat taleplerinin bulunduğunu, tutuklama kararına yönelik itirazının incelenmediğini açıkça belirtmiştir (bkz. § 12). Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun yakalama ve gözaltı işlemine karşı başvuru imkânlarından faydalandırılmadığına ilişkin nedenleri ispat edemediği gibi dosya kapsamından da bu nedenlerin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir (bkz. § 13).

38. Sonuç olarak başvurucunun tazminat davasında ileri sürdüğü iddialar Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hatalı değerlendirilerek reddedilmiştir. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin -sekizinci fıkrasıyla bağlantılı olarak-dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

39. Öte yandan yukarıda ulaşılan sonuca bağlı olarak başvurucunun tutuklama kararından sonra adliyede personel olmaması sebebiyle ceza infaz kurumuna sevk yazısı düzenlenemediğinden ceza infaz kurumu yerine emniyet müdürlüğüne götürülmesi ve gözaltı sürecinde farklı emniyet müdürlüklerinde tutulması iddiasıyla açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının incelenmesi gerekli görülmemiştir.

B. Diğer İhlal İddiaları

40. Başvurucunun soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığına ilişkin iddiasının Adnan Erol ([1. B.], B. No: 2020/27934, 15/3/2022, §§ 66-72), Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt ([2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle; pandemi sürecinde karantina dolayısıyla ceza infaz kurumunda hücrede tutulması nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Onurhan Solmaz ([1. B.], B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33) kararı doğrultusunda konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

41. Başvurucu; ihlalin tespiti ile 50.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

42. Somut olayda Anayasa'nın 19. maddesinin -sekizinci fıkrasıyla bağlantılı olarak-dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Başvurucunun tutukluluk durumu sona ermiştir. Dolayısıyla kararın yeniden değerlendirme yapılmak üzere derece mahkemesine gönderilmesinde hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahaleler nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 85.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvurucununuğradığını iddia ettiği maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklama kararına yönelik itirazın incelenmemesi şikâyetine ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Gözaltı uzatma kararının tebliğ edilmemesi ve süresi içinde hâkim önüne çıkarılmama yönünden Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterleri karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Tutuklama kararına yönelik itirazın incelenmemesine ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Tutuklama kararından sonra emniyete götürülmeye ve gözaltı süresinde farklı emniyet müdürlüklerinde tutulmaya yönelik tazminat talebinin reddine ilişkin olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden İNCELEME YAPILMASINA GEREK OLMADIĞINA,

D. Başvurucuya net 85.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 3.518,70 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 43.518,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2021/164 ve K.2021/401), İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine (E.2022/737, K.2022/3185) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Oğuzhan Tekin [1. B.], B. No: 2022/93576, 6/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı OĞUZHAN TEKİN
Başvuru No 2022/93576
Başvuru Tarihi 20/10/2022
Karar Tarihi 6/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, gözaltı tedbirinin gerekçesiz şekilde uzatılması, uzatma kararının tebliğ edilmemesi, kişinin gözaltı süresi içinde farklı emniyet müdürlüklerine götürülmesi, yasal gözaltı süresinin dolmasından sonra sulh ceza hâkimliğine çıkarılması, tutuklama kararından sonra ceza infaz kurumu yerine emniyet müdürlüğüne götürülmesi, tutuklamaya itirazının incelenmemesi iddiasıyla açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve adil yargılanma hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Tutulan kişinin yargı merciine başvuru hakkı (hakim önüne çıkarılma) İhlal Manevi tazminat
Tutukluluk (süre) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Tutulan kişinin yargı merciine başvuru hakkı (hakim önüne çıkarılma) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
Ayrımcılık yasağı Ayrımcılık Konu Bakımından Yetkisizlik
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi