|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
RAŞİT ATEŞ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2023/56418)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 11/3/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan y.
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Ömer Faruk NURSAÇAN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Raşit ATEŞ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Tarık AVŞAR
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, müddetnameye itirazının reddedilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
A. Ceza Davasına İlişkin Süreç
2. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 17/1/2017 tarihinde gözaltına alınmış ve 24/1/2017 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu 2/7/2019 tarihinde tahliye edilmiştir.
3. 4/2/2020 tarihinde Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun resmî belgede sahtecilik suçu yönünden beraatine, silahlı terör örgütüne üye olma ve nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir.
4. Başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararı da barındıran mahkûmiyet hükmüne göre:
i. 26/9/2004 tarihli ve5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca silahlı terör örgütü üyeliği suçu yönünden verilen cezada 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında artırım yapılmasına, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca indirim yapıldıktan sonra başvurucunun neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Söz konusu cezanın infazının 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (9) numaralı fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına hükmedilmiştir.
ii. 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden verilen cezada önce 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca artırım, ardından aynı Kanun'un 62. maddesi uyarınca indirim yapıldıktan sonra başvurucunun neticeten 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla 520 gün karşılığı 10.400 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurucunun her iki suçtan verilen (silahlı terör örgütüne üye olma ve nitelikli dolandırıcılık) mahkûmiyeti 6/12/2020 tarihinde Yargıtay kararı ile kesinleşmiştir.
6. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi 6/3/2023 tarihinde başvurucunun beraber yargılandığı Ö.M. hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen hapis cezasının infazı sırasında suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenip işlenmediğinin kararda açıkça belirtilmediği gerekçesiyle infazda oluşan tereddüdü gidermek amacıyla aralarında başvurucunun da bulunduğu tüm kişiler hakkında ek karar vermiştir. Ek kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Sanıkların işledikleri sabit görülen ve mahkumiyetlerine karar verilen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği sabit görülmekle; TCK 6/1-j, TCK 58/9 maddeleri gereğince sanıklar hakkında ayrı ayrı MÜKERRERLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİNİN UYGULANMASINA; örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı sanıklar hakkındaki koşullu salıverme hükümlerinin 5275 sayılı Kanunun 107/4. maddesi gereğince İNFAZ EDİLMESİNE... [karar verildi.]
7. Başvurucu vekilinin ek karara yapmış olduğu itirazı Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi 15/3/2023 tarihinde kesin olarak reddetmiştir.
B. Bireysel Başvuruya İlişkin Süreç
8. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ankara 2. İnfaz Hâkimliği 28/2/2023 tarihli kararıyla başvurucu hakkında kesinleşen hapis cezalarının 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 99. ve 101. maddeleri uyarınca toplanarak 11 yıl 8 ay hapis cezası olarak içtima edilmesine karar vermiştir. Başvurucu yakalanarak aynı gün hakkında kesinleşen hapis cezasını infaz etmek üzere ceza infaz kurumuna yerleştirilmiştir.
9. Başvurucu hakkında düzenlenen 2/3/2023 tarihli müddetnamede silahlı terör örgütü üyeliği ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarına ilişkin cezanın 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca dörtte üç oranında infaz edileceği belirtilmiştir. Müddetnameye göre başvurucu 10/6/2029 tarihinde koşullu olarak, 9/5/2032 tarihinde ise hak ederek tahliye edilecektir.
10. 7/3/2023 tarihinde başvurucu; müddetnamede nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin infazda gözetilecek oranda hata yapıldığını, hakkında bu suç yönünden 3713 sayılı Kanun'un uygulanamayacağını, infazın 5275 sayılı Kanun uyarınca yapılması gerektiğini belirterek itirazlarını sunmuştur.
11. Başvurucunun itirazını inceleyen Akhisar İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) infaz edilen her iki hapis cezasının aynı ilama ilişkin olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında işlenen suçun 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü faaliyeti bünyesinde işlendiği, hapis cezalarının içtima edilerek infaz edilmesi gerektiği, müddetnamede herhangi bir hesap hatası bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine 29/3/2023 tarihinde karar vermiştir. Başvurucu bu karara itiraz etmiştir.
12. Akhisar 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) başvurucunun İnfaz Hâkimliği kararına yaptığı itirazı değerlendirmeden önce Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinden 6/3/2023 tarihli ek kararının kesinleşme şerhli onaylı örneğini istemiştir. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi 16/5/2023 tarihinde ek karar ile bu ek karara yapılan itiraz üzerine Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesinde verilen itirazın reddi kararını göndermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi 22/5/2023 tarihinde yeniden Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinden ek karara ait kesinleşme şerhinin gönderilmesini talep etmiştir. 22/5/2023 tarihinde Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi 6/3/2023 tarihli ek kararına ilişkin itirazın reddedilerek ek kararın kesinleştiğini, ayrıca kesinleşme şerhi düzenlenmediğini ifade etmiş, ek kararı ve buna yapılan itirazın reddi kararını yeniden göndermiştir. 26/5/2023 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğunu ifade ederek başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir.
13. Başvurucu, nihai hükmü 31/5/2023 tarihinde öğrenmiş; 19/6/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
14. Komisyon tarafından adli yardım talebinin kabulüyle başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
C. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç
15. Başvurucu 9/4/2025 tarihli dilekçeyle İnfaz Hâkimliğine başvurarak Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/3/2023 tarihli ek kararıyla 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında işlenen suçun 3713 sayılı Kanun'un kapsamında sayılan suçlardan olmaması sebebiyle infazının 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca 2/3 oranı üzerinden infaz edilmesi gerektiği yönünde karar verdiğini belirterek müddetnamenin yeniden hesaplanmasını talep etmiştir.
16. İnfaz Hâkimliği aynı gün başvurucunun talebi konusunda daha önceden karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini belirterek dilekçesinin işlemsiz iade edildiğini belirtmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
17. Başvurucu; nitelikli dolandırıcılık suçunun 3713 sayılı Kanun'un 3. ve 4. maddelerinde düzenlenen suçlardan olmaması sebebiyle hakkında aynı Kanun'un 17. maddesinin uygulanamayacağını, 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesi uyarınca infaz oranının 1/2 olarak uygulanması gerektiğini ifade ederek müddetnamede infaz oranının 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca 3/4 olarak belirlenmesi sonrası yaptığı itirazın reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adil yargılanma hakkı ile yaşam hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir.
18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede konuya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı başvuru formundaki şikâyetlerine benzer beyanda bulunmuştur.
19. Başvuru, suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında incelenmiştir.
20. Anayasa Mahkemesi Yunis Karataş ([GK], B. No: 2021/34231, 26/1/2023) ve Efendi Yaldız ([1. B.], B. No: 2013/1202, 25/3/2015) başvurularında mahkûmiyet kararı sonrasında verilen cezanın infazının Anayasa’nın 38. maddesi kapsamında incelenip incelenemeyeceği hususunda değerlendirmelerde bulunmuştur. Buna göre ilk olarak ceza kabul edilen bir tedbir ile cezanın infazı veya uygulanmasını ilgilendiren bir tedbir arasında ayrım yapılmalıdır. Ancak ceza teşkil eden bir tedbir ile cezanın infazını ilgilendiren bir tedbir arasındaki ayrım her zaman net olmayabilecektir. Bunun sonucu olarak da cezaya hükmedildikten sonra veya ceza infaz edilirken idari yetkililer ve mahkemeler tarafından yapılacak uygulamaların cezayı veren mahkemenin öngördüğü, kapsamını belirlediği cezanın farklı tanımlanmasına veya değiştirilmesine yol açabileceği ihtimali gözardı edilmemelidir. Aksi takdirde idari yetkililer veya mahkemelerin verilen cezanın kapsamını geçmişe dönük olarak, mahkûm edilen kişinin suçu işlediği veya cezaya çarptırıldığı zamanda böyle bir gelişmeyi öngöremeyecek ve zararına olacak şekilde yeniden tanımlayan tedbirler alabileceği kabul edilecektir. Hükümlü hakkında uygulanan tedbirin bir suçtan kaynaklanan bir mahkûmiyetin sonucu olup olmadığı, tedbirin niteliği, amacı, mahkemeler ve yetkili idari makamlar açısından nasıl kabul edildiği, tedbirin alınmasında ve uygulamasındaki usullerin ve tedbirin ağırlığı değerlendirilerek Anayasa’nın 38. maddesinin güvencesi altında olup olmadığı tespit edilmelidir. Sonuç olarak koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ve hangi oranın uygulanacağı hususu, cezanın ceza infaz kurumunda çektirileceği süreyi etkilediği için hükmedilen mahkûmiyetin ve buna ilişkin cezanın kapsamını değiştiren bir niteliğe bürünmektedir ve Anayasa’nın 38. maddesi çerçevesinde değerlendirilmelidir.
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
22. Başvurucu hakkında düzenlenen 2/3/2023 tarihli müddetnamede nitelikli dolandırıcılık suçunun 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca 3/4 oranında çektirileceği belirtilmekle birlikte başvurucunun 10/6/2029 tarihinde koşullu olarak, 9/5/2032 tarihinde hak ederek tahliye edileceği ifade edilmiştir (bkz. § 9). Başvurucunun bu müddetname hakkında 3713 sayılı Kanun uyarınca belirlenecek oran üzerinden değil 5275 sayılı Kanun uyarınca belirlenecek oran üzerinden infaz rejimi uygulanmasına yönelik şikâyeti İnfaz Hâkimliğince 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında işlenen suçun 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü faaliyeti bünyesinde işlendiği, bu nedenle müddetnamede herhangi bir hesap hatası bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesince yapılacak inceleme, İnfaz Hâkimliğinin bu yorumunun Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasıyla bağdaşıp bağdaşmadığını tespit etmekten ibaret olacaktır.
23. Yargıtay 1. Ceza Dairesi; 3713 sayılı Kanun'un 3. ve 4. maddelerinde tek tek sayılan suçlar arasında yer almayan suçların terör suçu kapsamında değerlendirilemeyeceğini, hükümlü hakkında infaza konu bu suçlarla ilgili olarak şartla tahliyesine karar verilebilmesi için iyi hâlli olarak ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin belirlenmesinde 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını, suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği kabul edildiği takdirde iyi hâlli olarak ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 2/3 oranı esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (9) numaralı fıkrasına göre, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin örgüt mensubu suçlu hakkında uygulanmasına karar verilmesi ve örgüt mensubu suçlu kabul edilen kişi hakkında verilen ve kesinleşen cezanın infazının 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendine göre, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçun cezasının infazının ise 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca yapılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E.2022/8148, K.2024/2430, 5/4/2024).
24. Yargıtay kararında da belirtildiği üzere İnfaz Hâkimliğinin ve itiraz edilen müddetnamenin atıfta bulunduğu 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (1) numaralı fıkrasında söz konusu maddenin uygulanabilmesi için aynı Kanun'un 3. ve 4. maddelerinde belirtilen suçlardan mahkûmiyet şartının gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûm olmuştur. Başvurucunun mahkûm olduğu kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu, 3713 sayılı Kanun'un 3. ve 4. maddesinde düzenlenen suçlar arasında yer almamaktadır. Ayrıca başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararı incelendiğinde silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden verilen ceza, 3713 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddeleri uyarınca artırılmış iken kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen cezada 3713 sayılı Kanun gereğince herhangi bir artırım yapılmamıştır.
25. Öte yandan Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi 6/3/2023 tarihinde vermişolduğu ek kararla aralarında başvurucunun da yer aldığı kişiler hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğibelirterek bu kişiler yönünden koşullu salıverilme hükümlerinin 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca infaz edilmesine karar vermiştir. Başvurucu bu kararı bireysel başvuru sonrası İnfaz Hâkimliğine sunduğu dilekçesinde belirtmesine rağmen İnfaz Hâkimliği söz konusu kararı araştırma yoluna gitmeksizin, başvurucunun dilekçesini kabul etmeden iade etmiştir. Benzer şekilde İnfaz Hâkimliği kararına itirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi de Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi ile iki kez yazışma yaparak 6/3/2023 tarihli ek karardan ve bu kararın kesinleştiğinden haberdar olmasına vebaşvurucu hakkında bu ek karar uyarınca müddetname düzenlenmediğini öğrenmesine rağmen başvurucunun itirazını reddetmiştir.
26. Sonuç olarak başvurucu hakkında Yargıtay kararı ile Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin ek kararından anlaşıldığı üzere 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin uygulanma imkanı olmamasına rağmen, İnfaz Hâkimliğince ve Ağır Ceza Mahkemesince bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmamış ve bu nedenle başvurucunun ceza infaz kurumunda kalma süresi uzamıştır.
27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
28. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 1.000.000 TL maddi ve 2.000.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
29. Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda Anayasa'nın 38. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bu itibarla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Başvurucu, ceza infaz kurumundan tahliye olmamakla birlikte başvurucunun şartla tahliye tarihi 10/6/2029 olarak belirlenmiştir. Başvurucu hakkında yeniden yargılama yapılarak yeni infaz oranı belirlenmesi hâlinde bu süre kısalacaktır. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
30. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Akhisar İnfaz Hâkimliğine (E.2023/1043 ve K.2023/1365) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Akhisar 1. Ağır Ceza Mahkemesine (2023/648 D. İş) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.