|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
ÖMER FARUK KIRNIÇ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2023/53415)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 11/3/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan y.
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Ömer Faruk NURSAÇAN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Ömer Faruk KIRNIÇ
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Necibe İnci SERDAR
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve sulh ceza hâkimliğinin bağımsız ve tarafsız olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yasal faaliyetlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle de ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık), Halkların Demokratik Kongresi (HDK) hakkında soruşturma başlatmıştır. Aralarında başvurucunun da olduğu 20 kişi bu yapılanma içinde faaliyette bulunduğu şüphesiyle soruşturmaya dâhil edilmiştir. Başvurucu, HDK yapılanması içinde faaliyette bulunmak suretiyle silahlı terör örgütüne (PKK/KCK) üye olma suçlamasıyla 22/5/2023 tarihinde gözaltına alınmıştır. 26/5/2023 tarihinde başvurucunun avukatının katılımı ile Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadesi sırasında başvurucuya HDK yapılanması, sosyal medya ortamında yaptığı paylaşımlar, İstanbul HDK Genel Merkezinden ele geçirilen belgelerde isminin yer almasına ilişkin bilgiler, E.F.nin teşhis ve beyanı, terör örgütü güdümünde yayın yapan haber sitelerinde yer alan haberler, cep telefonunda tespit edilen HDK yapılanmasıyla ilgili WhatsApp grupları, evinde ele geçirilen yasaklı kitap ve belgeler hakkında bilgi verilerek başvurucunun bu konudaki savunması alınmıştır.
3. Başsavcılık, başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Söz konusu sevk yazısında E.F.nin başvurucu hakkındaki teşhis ve beyanlarına, başka bir soruşturma kapsamında ele geçirilen belgelerde başvurucunun HDK yapılanması içinde bulunduğunu gösterir bilgilere, başvurucunun evinde yapılan aramada ele geçirilen yasaklı kitaba, HDK ile ilgili Yargıtay kararlarına, C.S.nin HDK-PKK ilişkisiyle ilgili beyanına, İstanbul HDK merkez binasında ele geçirilen ve başvurucunun da isminin yer aldığı belgeye, PKK/KCK silahlı terör örgütü güdümünde internet ortamında yayın yapan haber sitelerinde yer alan başvurucu hakkındaki haberlere, başvurucunun cep telefonunda tespit edilen HDK yapılanmasıyla ilgili WhatsApp gruplarına yer verilerek başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün KCK siyasi alan yapılanmasına bağlı HDK ile organik/hiyerarşik ilişki içinde olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, sorgusunun ardından Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/5/2023 tarihli kararıyla terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şu şekildedir:
"Şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik beyanları, şüpheli hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2022/1301 CBS soruşturma sayılı dosyası kapsamında hakkında tutuklama kararı verilen tanığın vermiş olduğu beyanları ve teşhis tutanaklarını doğrular şekilde şüphelinin İstanbul HDK merkezinde yapılan aramada elde edilen dijital dökümanlarda HDK delegesi olarak isminin geçtiği görülmüş, şüphelinin katıldığı örgütsel propagandaya dönüşen eylemlerin süreklilik, yoğunluluk oluşturduğu, şüphelinin HDK yapısı içerisinde aktif faaliyet gösterdiği, dosya kapsamında diğer şüpheliler ile olan mevcut TAPE kayıtları, şüphelinin yapılan aramasında ikametinde ele geçirilerek el koyulan dijital materyallerde yapılan inceleme neticesi tutulan tutanaklar, şüpheli hakkında sosyal medya araştırmaları, şüpheli hakkındaki ifade teşhis ve tespit tutanakları, dosya kapsamında şüphelinin katıldığı tespit edilen basın açıklamalarına ilişkin tutanaklar, terör örgütü bünyesinde olduğu bilinen haber ajanslarında isminin geçtiği, dosya şüphelisi olan diğer şahıslarla ilişkileri HDK merkez binasında isminin yer alması, HDK örgüt yapısı içerisinde faaliyet gösterdiği ve bu yapılanmayla hiyerarşik ilişki içerisinde olduğu değerlendirilmiş, Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü'nün tahkikat evrakı ve tüm dosya münderacatı nazara alındığında şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli şüphe oluşturan somut delillerin varlığı, suça dair yasada yazılı cezanın alt ve üst haddi, üzerine atılı suçun CMK 100. maddesinde sayılan katalog suçlardan olması sebebiyle tutuklama nedeninin var sayıldığı, bu aşamada tutuklamanın gerekli ve orantılı olduğu, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı anlaşılmakla Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tutuklama talebinin KABULÜ ile şüpheli Ömer Faruk KIRNIÇ'ın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]"
4. Başvurucunun anılan karara itirazı, Tekirdağ 7. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 2/6/2023 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu, bu kararı aynı gün öğrenmiştir.
5. Diğer yandan Başsavcılık 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesinin (2) numaralı fıkrasına istinaden başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle tarafların ve müdafiinin dosya içeriğini incelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasına karar verilmesi için talepte bulunmuştur. Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliği aynı gerekçeyle talebin kabulüne karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği hususu göz önünde bulundurularak CMK'nın 153/2 maddesi uyarınca tarafların veya müdafiilerinin dosyayı inceleme yetkisinin kısıtlanmasına karar verilmesi hakkında Tekirdağ C.Başsavcılığı tarafından ileri sürülen gerekçeler yerinde olmakla; talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir..."
6. Başvurucu, kısıtlama kararına 31/5/2023 tarihinde itiraz ettiğini ancak itirazı hakkında karar verilmediğini ifade etmiştir. Başvurucunun söz konusu itirazını inceleyen Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hâkimliği, 1/6/2023 tarihli kararıyla itirazı reddetmiştir. Başvurucu 26/6/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Komisyon; adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
8. Bireysel başvuru sonrasında 27/7/2023 tarihli iddianameyle başvurucu hakkındasilahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır. Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi 4/8/2023 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır.Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi 4/8/2023 tarihinde tensip zaptı ile yurt dışına çıkış yasağı ve ikamet adresine en yakın kolluk birimine belirli zamanlarda imza atma şeklindeki adli kontrol tedbiri ile başvurucuyu tahliye etmiştir. 4/12/2023 tarihinde Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi yetkisizlik kararı vererek dosyayı Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi 14/11/2025 tarihli kararıyla başvurucunun beraatine karar vermiştir. Beraat kararı istinaf kanun yoluna başvurulmadan 23/1/2026 tarihinde kesinleşmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
9. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenlerinin bulunmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
11. Başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.
12. Anayasa Mahkemesi, tutuklamaya konu davanın kesinleşmiş olması hâlinde başvurucuların tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiasına yönelik olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında tazminat davası açabileceğini belirtmiş ve anılan iddiayı başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (Reşat Ertan, B. No: 2013/5700, 15/4/2015, § 26; Ömer Köse, B. No: 2014/12036, 16/11/2016, § 34; Eyyüp Güneş [GK], B. No: 2017/28308, 21/10/2021, § 88; Murat Ağırel ve diğerleri [GK], B. No: 2020/11655, 7/4/2022, §§ 23-26). Başvurucu, terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Yapılan yargılama sonucunda da başvurucunun bu suçtan beraatine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Somut olayda da kesinleşmiş bir hüküm bulunduğundan başvurucunun tutuklama tedbiri açısından 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde düzenlenen tazminat yoluna başvurabilmesi mümkündür.
13. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Sulh Ceza Hâkimliğinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia
14. Başvurucu, soruşturma aşamasında karar veren sulh ceza hâkimliğinin bağımsız ve tarafsız olmadığını ileri sürmüştür.
15. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesini sağlamadığı, tarafsız ve bağımsız olmadığına ilişkin iddialar Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2) [2. B.], B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78, 94-97). Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
17. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararının bulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları ve bu suçlamaların delillerini öğrenemediğini, bu nedenle tutuklamaya etkin bir şekilde itirazda bulunamadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
18. Bakanlık görüşünde, yapılacak değerlendirmede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
19. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında incelenmesi gerekir.
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
21. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Fıkrada öngörülen bu usulde, adil yargılanma hakkının bütün güvencelerini sağlamak mümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarına uygun somut güvencelerin yargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri [2. B.], B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 250).
22. Tutuklu yargılamalarda, kişinin bir suç işlediğine dair kuvvetlişüphenin devam etmesi, tutukluluk hâlinin devamının hukuka uygunluğu için olmazsa olmaz bir koşul olduğundan tutuklu kişiye kendisine karşı yöneltilen suçlamalara neden olan unsurlara itiraz etme yönünde gerçek bir fırsatın sunulması gerekmektedir. Bu husus kişinin -veya müdafiinin- soruşturma dosyasındaki belgelere erişebilmesini gerektirebilir (Hüda Kaya [GK], B.No: 2023/102251, 25/2/2025, § 94).
23. Ancak tutuklu kişinin soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelere, delilleresınırsız erişim hakkı bulunmamaktadır. Üçüncü kişilerin temel haklarını korumak, kamu menfaatini gözetmek, adli makamların soruşturma yaparken başvurdukları yöntemleri güvence altına almak, şüphelilerin delilleri değiştirmelerini ve soruşturmanın selametine zarar vermelerini engellemek, adli makamların bazı soruşturma yöntemlerini gizli tutmak gibi amaçlarla veya soruşturma dosyasında devletin gizli kalması gereken belgelerinin ya da gizli örgüt yazışmaları gibi bilgilerin olması durumunda soruşturma aşamasında delillere erişim yönünden kısıtlama getirilmesi gerekebilir. Ancak dosyaya erişim hakkına getirilecek kısıtlama, söz konusu amaçlar ışığında kesinlikle gerekli olmalıdır (Hüda Kaya, § 95).
24. Bu bağlamda soruşturma makamlarınca söz konusu kısıtlamanın öngörülen amaçlar ışığında kesinlikle gerekli olduğunun yeterli bir gerekçeyle ortaya konulması gerekir. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasını gerektiren bir durumun olması hâlinde bile soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasının savunmaya getirdiği her türlü zorluğun yeterince telafi edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine riayet edilmelidir. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri uyarınca tutuklamaya neden olan ve tutuklamanın hukukiliğinin tartışılması bakımından temel oluşturacak delillerin tutuklu kişi tarafından incelenebilmesi gerekir (Hüda Kaya, § 96).
25. Başsavcılık, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" gerekçesiyle müdafinin ve tarafların dosya içeriğini incelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasına karar verilmesi için başvuruda bulunmuş; bu talep yerinde görülerek kısıtlılık kararı verilmiştir. Başvurucu, kısıtlama kararına 31/5/2023 tarihinde itiraz etmiştir.
26. Kısıtlama kararı, iddianamenin kabulüne kadar kaldırılmamış; daha sonra iddianamenin kabul edildiği tarih itibarıyla 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiştir.
27. Somut olayda 5271 sayılı Kanun’un 153. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına karar verilmiştir. Bu hükme göre müdafinin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Dolayısıyla kısıtlama kararı verilebilmesi için soruşturmanın amacının tehlikeye düşme ihtimalinin bulunması gerekir. Bununla birlikte gerek kısıtlama kararında gerekse Başsavcılığın kısıtlama talebinde soruşturmanın amacının tehlikeye düşmesi ihtimalinin nasıl gerçekleştiğine ilişkin bir somutlaştırmadabulunulmamıştır. Başvurucunun belgelere erişiminin söz konusu ceza soruşturmasının amacını nasıl tehlikeye düşürebileceği açıklanmamıştır. Dolayısıyla geçerli bir gerekçe olmaksızın dosyaya erişim olanağından yoksun bırakılan başvurucunun tutuklanmasını haklı göstermek için ileri sürülen gerekçelere tatmin edici şekilde itiraz etme imkânının bulunmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yönde bir değerlendirme için bkz. Hüda Kaya, § 98).
28. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. İfade ve Örgütlenme Özgürlüklerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
29. Başvurucu, yasal faaliyetleri sebebiyle tutuklanmasının ifade ve örgütlenme özgürlüklerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
30. Anayasa Mahkemesi, daha önce 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat yolunun suç isnadına bağlı tutukluluk hâli sona ermiş kişiler yönünden tutuklama nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine dair şikâyetler bakımından da yeterli giderim sağlama imkânı sunduğunu değerlendirmiştir. Bu noktada ifade ve basın özgürlüklerine müdahalede bulunan tutuklama kararının hukuka aykırı olduğunu tespit etme potansiyeli olan bir yolun bulunması yeterlidir. Yukarıda belirtildiği üzere bu tazminat yolu tutuklamanın hukuki olup olmadığını tespit edebilecek niteliktedir. Ayrıca hukuka aykırılığın tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Ayrıca tazminat davasında ceza mahkemesinin somut olayda uygulanan koruma tedbirinin başvurucunun ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir müdahale niteliğinde olup olmadığına yönelik bir değerlendirme yapılabilecek ve takdir edilecek tazminat miktarında bu durumu da gözetecektir. Bu cihetle bu tazminat yolunun suç isnadına bağlı tutukluluk hâli sona ermiş kişiler yönünden yeterli giderim sağlama imkânı sunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen yol, koruma tedbirlerinin uygulanması sonucunda (gözaltı, yakalama, tutuklama gibi) diğer haklara müdahale söz konusu olduğunda da etkili bir başvuru yolu niteliğindedir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Kıvanç Ersoy ve diğerleri, B. No: 2016/7095, 12/1/2021, § 58; Mustafa Avci, B. No: 2014/1545, 22/3/2018, § 35; Yalçın Düzgün [GK], B. No: 2021/23140, 29/5/2024, § 24).
31. Bu kapsamda başvurucunun tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiaları yönünden yukarıda yapılan değerlendirme (bkz. §§ 9-12) gözetildiğinde ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiası bakımından da farklı sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır.
32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Diğer İhlal İddiaları
33. Kısıtlılık kararına rağmen soruşturma dosyası içeriğinin paylaşıldığı medya organlarınca haberlerin yapılması nedeniyle masumiyet karinesinin, tutuklanması sonrasında ceza infaz kurumundayken ilaçlarının karşılanmaması nedeniyle yaşam hakkı ile maddi ve manevi bütünlüğünü koruma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın Cemal Günsel [GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021, § 24 kararı doğrultusunda temellendirilmemiş şikâyet kapsamında kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
34. Başvurucu 250.000 TL maddi, 250.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
35. Başvuruda, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. İnceleme tarihi itibarıyla soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması hâli sona ermiştir. Dolayısıyla kararın yeniden değerlendirme yapılmak üzere derece mahkemesine gönderilmesinde hukuki yarar bulunmadığı değerlendirilmiştir.
36. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Öte yandan başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasındaki illiyet bağına ve maddi zararın miktarının ne olduğuna ilişkin herhangi bir belge sunmadığı için maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Sulh Ceza Hâkimliğinin bağımsız ve tarafsız olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
4. İfade ve örgütlenme özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net40.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliğine (2022/2648 D.İş) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.