|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
HALİL TUNÇ BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2023/65051)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 9/4/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
İrfan FİDAN
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
|
|
Yılmaz AKÇİL
|
|
Raportör
|
:
|
Ömer Faruk NURSAÇAN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Halil TUNÇ
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, gözaltında geçirilen sürelerin hükmedilen ceza süresinden mahsup edilmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu hakkında Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturma kapsamında başvurucu 2/2/2017 tarihinde saat 08.00'de yakalanarak gözaltına alınmıştır. 2/2/2017 günü saat 08.25'te Adana Devlet Hastanesinde başvurucunun adli muayenesi yapılmıştır. Başvurucunun gözaltı süresi her seferinde birer gün olmak üzere en son 8/2/2017 tarihine kadar uzatılmıştır.
3. Başvurucu hakkında Sevk/Serbest Bırakma Tutanağı düzenlenmiştir. Tutanakta başvurucunun gözaltına alındığı tarih ve saat yazmakla birlikte gözaltından çıkarıldığı tarih ve saat ile tutanağın düzenlenme tarihi ve saati yazılmamıştır. Tutanağı başvurucu imzalamış, buna karşılık ilgili memur imzalamamıştır. 7/2/2017 tarihinde başvurucu, gözaltından çıkarılarak adliyeye sevk edilmiştir. Balıkesir Cumhuriyet Savcılığı başvurucuyu yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbiri uygulanmak üzere Balıkesir 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Sevk kararında sevkin hangi saatte yapıldığına dair herhangi bir açıklama yer almamaktadır. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) işlem kütüğü kayıtlarına göre adli kontrol tedbiri uygulanması talebi (doküman oluşturma-sisteme ilk kayıt) UYAP'ta zabıt kâtibi tarafından 7/2/2017 tarihinde saat 11.41'de oluşturulmuş, saat 11.45'te soruşturma savcısı tarafından imzalanmış, en son saat 11.54'te soruşturma kâtibi tarafından okunmuştur. Daha sonra saat 12.01'de Balıkesir 2. Sulh Ceza Hâkimliği kâtibi tarafından okunarak doküman yazdırma işlemi yapılmıştır.
4. 7/2/2017 tarihinde Balıkesir 2. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucu hakkında yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Kararda hangi saat itibari ile başvurucunun hâkim önünde hazır edildiği yer almamaktadır. UYAP işlem kütüğü kayıtlarına göre Balıkesir 2. Sulh Ceza Hâkimliği kâtibi saat 12.02'de adli kontrol kararını (doküman oluşturma-sisteme ilk kayıt) UYAP'ta ilk olarak oluşturmuştur.
5. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ile başlayan yargılamada Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Gerekçeli kararda başvurucunun 2/2/2017-7/2/2017 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, 7/2/2018 tarihinde hükümle birlikte tutuklandığı, tutuklama kararının hükümle birlikte devamına karar verildiği belirtilmiştir. Mahkûmiyet hükmü Yargıtay tarafından 19/11/2018 tarihinde onanarak kesinleşmiştir.
6. Başvurucu hakkında 4/1/2019 tarihinde hazırlanan müddetnameye göre 2/2/2017 ile 7/2/2017 tarihleri arasında gözaltına geçirilen 5 günün mahsup edildiği ifade edilmiştir. Müddetnamede başvurucunun koşullu salıverilme tarihi 31/10/2024, hak ederek salıverilme tarihi 31/1/2027 olarak belirlenmiştir.
7. Başvurucunun müddetnameye 2/2/2017 günü saat 08.00 sıralarında gözaltına alındığı, 7/2/2017 tarihinde serbest bırakıldığı, gözaltı süresinin 6 gün olması sebebiyle eksik mahsup yapıldığı şeklindeki itirazı 4/7/2023 tarihinde Balıkesir İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) tarafından reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"... Balıkesir 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 07/02/2018 tarihli 2017/215 Esas 2018/67 Karar sayılı ilamı ile verilen 9 yıl hapis cezasını infaz ettiği, mahkemenin gerekçeli kararında hükümlünün 02/02/2018-07/02/2018 tarihleri arasında gözaltında kaldığının yazılı olduğu, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/01/2019 tarihli 2018/14702 sayılı müddetnamede de gözaltı süresi olarak aynı tarihlerin yazılı olduğu, keza hükümlü dilekçesinde de aynı tarihlerde gözaltında kaldığını belirttiği, hükümlünün toplam 6 gün gözaltında kaldığını ileri sürdüğü, ancak 07/02/2018 tarihinin aynı zamanda infaz kurumuna giriş tarihi olarak müddetnamede belirtilerek hesaba dahil edildiği, 02/02/2018-07/02/2018 tarihleri arasındaki sürenin 6 gün değil 5 gün olduğu müddetnamede de bu duruma uygun olarak 5 gün olarak düşüm yapıldığı, yapılan işlemin doğru olduğu anlaşılmıştır.
Hükümlünün, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/01/2019 tarihli 2018/14702 sayılı müddetnameye karşı daha önceden de itiraz hakkını kullandığı, Hakimliğimizin 16/10/2020 tarihli 2020/1826 Esas 2020/1833 Karar sayılı kararı ile, bahse konu müddetname usul ve yasaya uygun bulunarak itirazın reddedildiği, Hakimliğimizin bu kararınınağır ceza mahkemesine yapılan itirazın da reddedilmesi üzerine 04/11/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır...."
8. Başvurucu, mahsup talebinin reddine ilişkin karara 10/7/2023 tarihinde itiraz etmiştir. Başvurucu; itiraz dilekçesinde 7/2/2017 tarihinde de gözaltında kalarak Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla serbest bırakıldığını, bu nedenle bu günün mahsup edilmesi gereken süreye dâhil edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. İnfaz Hâkimliği aynı gün başvurucunun itirazının reddine, itirazın değerlendirilmek üzere Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine (Ağır Ceza Mahkemesi) gönderilmesine dair ek karar vermiştir. Ek kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"... İtiraz edilen, Hakimliğimiz kararının tetkikinde; yukarıda belirtildiği şekilde kararımızın metin kısmında hükümlünün gözaltında kaldığı 2017 yılı ve ceza infaz kurumuna alındığı 2018 yılları sehven karıştırılarak sanki gözaltı çıkışı sonrasında ceza infaz kurumuna alındığı gibi yazılmış ise de; hükümlünün gözaltında geçirdiği 02/02/2017-07/02/2017 tarihleri arasının, matematiksel olarak 6 gün değil 5 gün olduğu, keza müddetnamede de bu şekilde düşüm yapıldığı, ortada düşümü yapılacak başka bir sürenin bulunmadığı, Hakimliğimiz kararında yazılan tarihlerde yapılan maddi hatanın sonuca etkisinin olmadığı, böylelikle Hakimliğimizin kararının değiştirilmesi ya da kaldırılmasını gerektirir bir durum olmadığından itirazın reddine... [karar verildi.]"
9. İnfaz Hâkimliği kararına yapılan itiraz Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12/7/2023 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu 31/10/2023 tarihinde denetimli serbestliğe ayrılarak ceza infaz kurumundan tahliye olmuştur.
10. Başvurucu, itirazın kesin olarak reddine ilişkin kararı 12/7/2023 tarihinde öğrenmiş; 2/8/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
11. Komisyonca adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
12. Başvurucu, gözaltında geçirdiği sürenin mahkûmiyete ilişkin infaz süresinden mahsup edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru formunda 2/2/2017 tarihinde saat 08.00 sıralarında gözaltına alındığı, 7/2/2017 tarihinde sabah saatlerinde adliyeye ait nezarethaneye sevk edildiği, saat 16.00 sıralarında Sulh Ceza Hâkimliği kararı ile serbest bırakıldığı, bu sebeple 6 gün sürenin cezasında mahsup edilmesi gerektiğini belirtilerek 7/2/2017 tarihinde gözaltında geçen sürenin mahsuba dâhil edilmesi talebinin reddinden şikâyetçi olunduğu görülmektedir.
13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, ilgili mevzuat hükümleri ve somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
14. Başvurucunun mahsup talebinin hukuka aykırı şekilde reddedilmesi yönündeki şikâyetlerinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
16. Anayasa Mahkemesi, hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağı süreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen durumların Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (İbrahim Uysal [2. B.], B. No: 2014/1711, 23/7/2014, § 26; Günay Okan [1. B.], B. No: 2013/8114, 17/9/2014, § 13). Mahsup, koşullu salıverme süresinin belirlenmesiyle ve dolayısıyla ceza infaz kurumunda kalınması gereken süreyle doğrudan ilgilidir (Ercan Bucak (2) [1. B.], B. No: 2014/11651, 16/2/2017, § 41).
17. Mahkeme tarafından verilen bir mahkûmiyet kararının infazının sağlanması ve bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutulma süresi bakımından ceza mahkemesinin kararına uygun hareket edilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması açısından zorunludur. Dolayısıyla hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacakları sürenin mahkûmiyet kararına ve ilgili mevzuata uygun olması Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence altına alınmıştır (İbrahim Uysal, § 32). Bununla birlikte Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece mahkemelerin kararlarındaki kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz (Abdullah Ünal [2. B.], B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 39).
18. Mahsuba ilişkin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddesinde yer alan, hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve kişinin hürriyetini kısıtlayan bütün hâller nedeniyle geçirilen sürelerin hükmolunan hapis cezasından indirileceği hususundaki düzenleme karşısında yargı organlarına mahsuba ilişkin bir takdir yetkisinin tanınmadığı anlaşılmaktadır. İlgili yargı organları mahsuba ilişkin incelemelerinde mahsup şartlarının bulunup bulunmadığını incelemekle ve şartları oluşmuşsa mahsup kararı vermekle yükümlüdür (Ercan Bucak (2), § 49).
19. Anayasa'nın 19. maddesinin beşinci fıkrasına göre yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırk sekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz (Emre Soncan [2. B.], B. No: 2016/73490, 11/3/2020, § 55). Gözaltı süresi kişinin fiilî olarak ya da yetkili mercinin emri üzerine yakalanmasıyla başlar. Gözaltına alınan kişi, belirlenen süreler sonunda serbest bırakılmalı ya da sulh ceza hâkimine sevk edilerek sorguya çekilmelidir (AYM, E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, § 275).
20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Gözaltı" başlıklı 91. maddesine göre de gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre on iki saatten fazla olamaz. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.
21. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen “Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.” şeklindeki düzenlemede yer alan "hürriyet" sözcüğü, özgürlük ve bağımsızlığın yanı sıra serbestlik anlamına da gelmektedir. Bu anlamda kişi hürriyetine yönelik bir müdahalenin bulunduğunun söylenebilmesi için kişinin hareket serbestîsinin maddi olarak sınırlandırılması gerekir. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale için kişi, rızası olmaksızın en azından rahatsızlık verecek uzunlukta bir süre boyunca belirli bir yerde fiziki olarak tutulmalıdır (Galip Öğüt [GK], B. No: 2014/5863, 1/3/2017, § 34).
22. Somut olayda başvurucu hakkında 2/2/2017, 3/2/2017, 4/2/2017, 5/2/2017, 6/2/2017 tarihlerinde gözaltında kaldığı yönünde tereddüt bulunmamaktadır. Zira bu günler yönünden müddetnamede 5 gün için mahsup işlemi yapılmıştır.7/2/2017 tarihinin ise 5271 sayılı Kanun'un 91. maddesi kapsamında bir işleme tabi tutulup tutulmadığı İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesince tespit edilmediğinden bu husus Anayasa Mahkemesince belirlenmelidir.
23. Somut olayda başvurucu 2/2/2017 tarihinde saat 08.00 itibarıyla yakalanmıştır.5271 sayılı Kanun'un 91. maddesine göre gözaltı süresi yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemeyecektir. Dolayısıyla bu düzenlemeye göre kişinin yakalanmasıyla başlayan gözaltı süreci, en yakın hâkim önüne çıkarılmasıyla son bulacaktır. Başvurucu 7/2/2017 günü Balıkesir Emniyet Müdürlüğünden Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığına getirilmiştir. Balıkesir Cumhuriyet savcısı başvurucuyu Balıkesir 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. UYAP kayıtlarına göre sevk işlemi saat 11.54'te tamamlanmıştır. Dosya saat 12.01'de Balıkesir 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin uhdesine geçmiştir. Dolayısıyla başvurucu bu saat itibarıyla hâkim önünde hazır edilmekle gözaltı süresi bu andan itibaren sona ermiştir. Başvurucunun 2/2/2017 günüsaat 08.00'de başlayan gözaltı süresi 7/2/2017 günü saat 12.01 itibarıyla sona ermiştir. 7/2/2017 günü saat 08.00 itibarıyla başlayıp 7/2/2017 günü saat 12.01 itibarıyla biten süre Anayasa'nın 19. maddesindeki güvenceleri devreye sokan bir hürriyetten yoksun bırakma hâli olarak nitelendirilmelidir. Zira bu sürede başvurucunun tutulması, etkileri ve uygulanma şekli itibarıyla Anayasa’nın 19. maddesi anlamında hürriyetten yoksun bırakmadır.
24. Diğer taraftan 7/2/2017 günü saat 08.00 itibarıyla başlayıp 7/2/2017 günü saat 12.01 itibarıyla biten sürenin yol süresi olarak kabul edilmesi de sonucu değiştirmeyecektir. 5237 sayılı Kanun'un 63. maddesi, hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve kişinin hürriyetini kısıtlayan bütün hâller nedeniyle geçirilen sürelerin hükmolunan hapis cezasından mahsup edildiğini düzenleyerek bu sürelerin niteliği yönünden ayrım yapmamıştır. Benzer şekilde 24 saati aşmayan tutulma süresinin kısalığı da Anayasa'nın 19. maddesindeki güvencelerin uygulanmasına engel olmayacaktır. Anayasa Mahkemesi Mehmet Baydan ([GK], B. No: 2014/16308, 12/4/2018) ve Veli Saçılık (3) ([2. B.], B. No: 2018/27473, 29/3/2023) kararlarında başvurucuların rızası dışında, serbestçe ayrılma imkânı olmayan bir hâlde kısa süreli de olsa tutulmaları nedeniyle Anayasa’nın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını güvence altına alan 19. maddesinin başvurucunun şikâyetlerine uygulanabilir nitelikte olduğuna karar vermiştir (Mehmet Baydan, § 75; Veli Saçılık (3), § 11 ). Başvurucu yönünden de bu kararlardan ayrılmayı gerektiren sebep bulunmamaktadır.
25. 7/2/2017 günü saat 08.00-12.01 arasındaki süreyi gözaltında geçirdiği tespit edilen başvurucunun bu sürenin mahkûmiyete ilişkin infaz süresinden mahsup edilmesi talebi, İnfaz Hâkimliğince ve Ağır Ceza Mahkemesince gözaltı süresinin 5 günü aşıp aşmadığı değerlendirilmeden reddedilmiştir (bkz. §§ 6, 7, 8). Bu durum başvurucunun mahsup talep ettiği ceza bağlamında hapiste kalma süresinin uzamasına neden olmuştur. Hukuk sistemimizde mahsubun mecburiliği söz konusudur (Burhan Yaz (3) [GK], B. No: 2021/7919, 29/5/2024, § 42).
26. Bu durumda başvurucunun belirlenenden daha fazla bir süre hürriyetinden yoksun kalmasının Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında hukuka uygun bir tutma niteliğinde olduğu söylenemez.
27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
28. Başvurucu, ihlalin tespiti ve Anayasa Mahkemesinin takdir edeceği miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
29. Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bu itibarla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Başvurucu ceza infaz kurumundan tahliye olmakla beraber başvurucu hakkında düzenlenen müddetnamede hak ederek tahliye tarihi 31/1/2027 olarak belirlenmiştir. Başvurucunun şartlı tahliye hükümlerine uymaması durumunda hak ederek tahliye tarihine kadar cezası ceza infaz kurumunda infaz edilebilecektir. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
30. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Balıkesir İnfaz Hâkimliğine (E.2023/4122, K.2023/4126) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. Kararın bir örneğinin bilgi için Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine(2023/1050 D. İş) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.