logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Mesut Şan [1. B.], B. No: 2023/38847, 9/4/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MESUT ŞAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/38847)

 

Karar Tarihi: 9/4/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

Muhterem İNCE

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Mutlu ALAF

Başvurucu

:

Mesut ŞAN

Vekili

:

Av. Müslüm BARAN

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; menfi tespit davasında adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Bireysel Başvuruya Konu Dava Süreci

2. Başvurucu aleyhine 7/2/2020 tarihinde menfi tespit davası açılmıştır. Diyarbakır 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) görülen davada Mahkeme 2/11/2022 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Başvurucu bu karara karşı adli yardım talepli olarak istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

3. 9/12/2022 tarihli istinaf dilekçesinin adli yardım talebiyle ilgili bölümünde başvurucu; davanın konusu olan icra takibindeki alacağını Mahkemenin icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alamadığını, parasına kavuşamadığı için işlerinin kötüye gittiğini, mal varlığını kaybettiğini, istinaf harcı olan 486.708,75 TL'yi ödeyecek ekonomik durumu ve gücü bulunmadığını ileri sürmüştür. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 3/4/2023 tarihli ara kararı ile adli yardım talebini reddetmiştir. Kararın gerekçesinde başvurucunun adli yardım talep dilekçesi ekinde ekonomik durumuna ilişkin herhangi bir belge eklemediği, başvurucunun 28.500.000,00 TL bedelli senet nedeniyle icra takibi yaptığı hususlarına değinmiştir.

4. Başvurucu, bu karara 5/4/2023 tarihli dilekçesi ile itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde adli yardım talebine ilişkin ileri sürdüğü hususların yanında davacının adına birçok mal varlığı olmasına ve düzenli emekli maaşı almasına rağmen davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verildiğini ancak hiçbir mal varlığı olmayan kendisinin adli yardım talebinin kabul edilmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu iddia etmiştir. Ayrıca Türkiye'de ikamet etmediği için fakirlik belgesi sunamadığını fakat adına kayıtlı mal varlığı ve düzenli gelirinin olmadığını, sadece 10 adet pasif taşınmaz kaydı olduğunu beyan etmiştir. Başvurucu itiraz dilekçesi ekinde e-Devlet Kapısı'ndan edindiği mal varlığı olmadığına ilişkin ekran görüntülerini sunmuştur.

5. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 25/4/2023 tarihli kararı ile itirazı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, Mahkemece davacı yönünden adli yardım kararı verilmiş olmasının talep eden başvurucu yönünden de talebin kabulünü zorunlu kılmayacağı, adli yardım talep dilekçesinde adına mal varlığı olmadığının bildirildiği ancak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sorgusunda başvurucu adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu, ayrıca adli yardım talep eden başvurucunun 28.500.000 TL bedelli senet nedeniyle icra takibi yaptığı hususlarını belirtmiştir.

6. Bölge Adliye Mahkemesi 2/5/2023 tarihli kararıyla başvurucunun 492 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 540.833,43 TL nispi istinaf karar harcını kanunda öngörülen bir haftalık kesin süre içinde tamamlaması, aksi hâlde istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılacağıkonusunda muhtıra çıkartılması, süresinde harcı yatırmaması hâlinde dosya yönünden Mahkeme tarafından karar verilmesi hususunda dosyanın geri çevrilmesine karar vermiştir.

7. Mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesinin kararı doğrultusunda harçların tamamlanması hususunda 9/5/2023 tarihli muhtıra çıkarmıştır. Muhtıra başvurucu vekiline 14/5/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir.

8. Başvurucu, nihai hükmü 27/4/2023 tarihinde öğrendikten sonra 17/5/2023 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

B. Bireysel Başvuru Tarihinden Sonraki Yargılama Süreci

9. Başvurucu, istinaf harcını ve avansı yatırmamıştır. Mahkeme 13/7/2023 tarihli kararı ile başvurucunun istinaf talebinin yapılmamış sayılmasına karar vermiştir. Başvurucu bu karara karşı da adli yardım talepli olarak istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 30/11/2023 tarihli kararı ile yine harçların ve masrafın yatırılması için dosyanın geri çevrilmesine karar vermiştir.

10. Mahkeme harçların yatırılması için 6/12/2023 tarihli bir muhtıra daha çıkarmıştır. Bu muhtıra başvurucuya 11/12/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu harçları ve masrafı yatırmamıştır. Mahkeme bu kez kesin olmak üzere 19/3/2024 tarihinde ikinci kez istinaf talebinin yapılmamış sayılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

11. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

12. Başvurucu; davacının birçok mal varlığı ve düzenli emekli maaşı olmasına rağmen adli yardım talebinin kabul edildiğini, kendisinin adli yardım talebinin ise reddedilerek eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca açılan davadan dolayı parasına kavuşamadığını, işlerinin kötüye gittiğini ve tüm mal varlığını kaybettiğini, bu nedenle karar ve ilam harcı olan 540.833,43 TL'yi ve 492 TL istinaf başvuru harcı ile 200 TL gider avansını ödeyemeyecek durumda olduğunu, bu tutarın üzerinde külfet oluşturduğunu belirtmiştir. Başvurucu; Türkiye'de ikamet etmediği için fakirlik belgesi sunamadığını, üzerinde 10 adet pasif taşınmaz kaydı olduğunu, adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

14. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

15. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkili bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukuki ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. [1. B.], B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç [1. B.], B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

16. Somut olayda başvurucu aleyhine açılan menfi tespit davasında başvurucunun istinaf aşamasında ileri sürdüğü adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkına müdahale yapıldığı görülmektedir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, meşru bir amaca dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama şartlarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

17. Bölge Adliye Mahkemesinin adli yardım talebini reddetmesinin nedenini, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 336. maddesinin (2) numaralı fıkrasına dayandırdığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu görülmektedir.

18. Yargı harçları, yargı hizmetinden yararlanılması karşılığında devlete ödenen katkı payını ifade etmektedir. Yargı harcı ödeme yükümlülüğü getirilmesiyle, bölünebilen bir kamu hizmeti olan yargı hizmetinden yararlananların bu hizmetin maliyetinin bir kısmına katlanması hedeflenmektedir. Bunun yanında yargı harcının abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun taleplerin disipline edilmesi ve gereksiz başvuruların önüne geçilerek mahkemelerin meşgul edilmesinin önlenmesi amacına hizmet ettiği de açıktır. Öte yandan başvurucuların harç dışındaki yargılama giderleri karşılığında avans yatırmakla yükümlü kılınmasının amacı ise yargılama sırasında yapılması zorunlu giderleri finanse etmektir. Bu giderlerin yargı hizmeti talep eden kişi tarafından karşılanması işin doğası gereğidir. Dolayısıyla başvurucuların harç ve diğer yargılama giderlerini ödemekle yükümlü kılınmasının mahkemeye erişim hakkının doğasından kaynaklanan ve anayasal açıdan meşru amaçlara dayandığı sonucuna ulaşılmıştır (Famiye Beğim ve Mehmet Tahir Beğim [1. B.], B. No: 2017/21882, 10/2/2021, § 45).

19. Kanunilik ve meşru amaç şartlarını sağladığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale, ölçülülük ilkesi bakımından da değerlendirilmelidir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

20. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalede elverişlilik ve gereklilik yönünden tartışılması gereken bir husus bulunmamaktadır. Asıl üzerinde durulması gereken husus müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.

21. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucu; Mahkemenin icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir kararı nedeniyle parasını alamadığını, parasına kavuşamadığı için işlerinin kötüye gittiğini, mal varlığını kaybettiğini, istinaf harcını ödeyecek ekonomik durumu ve gücü bulunmadığını, düzenli bir geliri ve mal varlığı olmadığını ileri sürmüş ve adli yardım talebinde bulunmuştur. Başvurucunun adli yardım talebi adli yardım talep dilekçesi ekinde ekonomik durumuna ilişkin herhangi bir belge eklemediği, başvurucunun 28.500.000 TL bedelli senet nedeniyle icra takibi yaptığı gerekçeleriyle reddedilmiştir.

22. Yargılama makamları başvurucunun söz konusu tutarı ödemesi hâlinde kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde güçleştireceği iddiasını desteklemek için e-Devlet sisteminden edindiği mal varlığı olmadığına ilişkin ekran görüntülerine itibar etmemiştir. Başvurucu üzerinde 10 adet pasif taşınmaz kaydı olduğunu itiraz dilekçesinde bildirmiştir. Bu taşınmazlar başvurucu adına aktif olarak kayıtlı olmadığı hâlde itirazı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi taşınmazların varlığının hangi nedenle adli yardımdan faydalandırmama için gerekçe oluşturduğunu belirtmeden salt pasif taşınmaz kaydı bulunmasının adli yardımdan faydalanmaya engel olacağı şeklinde bir yorum yapmıştır. Aynı şekilde başvurucunun başlattığı icra takibindeki alacağın yüksek olduğunun belirtildiği ancak söz konusu alacağın tahsil edilip edilmediğiyle ilgili bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Bu şekildeki yaklaşım, adli yardım kararı verilmesinde ilgililerin gerçek mali durumlarının dikkate alınmasını önlemektedir. Başvurucunun talep ve itiraz aşamalarında ileri sürdüğü iddiaların doğruluğu araştırılmadan sırf üzerinde pasif taşınmaz kaydı olmasından ve icra takibinde talep ettiği alacak miktarının yüksekliğinden hareketle mali gücünün yargılama giderlerini karşılayacak düzeyde olduğu sonucuna varılarak adli yardım talebinin reddedilmesi suretiyle yapılan müdahalenin gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak yönünden orantılı olduğu söylenemez. Bu durumun başvurucu üzerinde aşırı bir yük oluşturduğu ve yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

23. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

24. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama ve 250.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuştur.

25. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

26. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine (E.2023/912, K.2023/594) iletilmek üzere Diyarbakır 9. Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) (E.2022/87, K.2022/292) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Mesut Şan [1. B.], B. No: 2023/38847, 9/4/2026, § …)
   
Başvuru Adı MESUT ŞAN
Başvuru No 2023/38847
Başvuru Tarihi 17/5/2023
Karar Tarihi 9/4/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, menfi tespit davasında adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Mahkemeye erişim hakkı (hukuk) İhlal Yeniden yargılama
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi