|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
TEVFİK ALTUN BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2023/68722)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 11/3/2026
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan y.
|
:
|
Recai AKYEL
|
|
Üyeler
|
:
|
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
|
|
Selahaddin MENTEŞ
|
|
|
|
İrfan FİDAN
|
|
|
|
Muhterem İNCE
|
|
Raportör
|
:
|
Ömer Faruk NURSAÇAN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Tevfik ALTUN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, müddetnameye itirazının reddedilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
A. Ceza Davasına İlişkin Süreç
2. Başvurucu, İstanbul 4. No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 7/12/1997 tarihli kararıyla 1994 yılında işlediği eylemlere ilişkin olarak PKK terör örgütü üyeliği suçundan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. ve 59. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay ağır hapis, farklı tarihlerde çeşitli yerlere bomba atma suçundan 765 sayılı mülga Kanun'un 264. maddesinin (6) ve (8) numaralı fıkraları uyarınca dört kez 5 sene 6 ay 20 gün hapis, 288.888 TL ağır para cezasıyla cezalandırılmıştır. Söz konusu karar Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 8/2/1999 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.
3. 3/5/2001 tarihinde düzenlenen müddetnameye göre terör örgütü üyeliği suçundan verilen 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası 3/4 oranı üzerinden, bomba atma suçundan verilen toplam 17 yıl 6 ay hapis cezası ise 1/2 oranı üzerinden infaz edilecektir. Buna göre başvurucunun şartla tahliye tarihi 22/6/2012, bihakkın tahliye tarihi 5/5/2024 olarak belirlenmiştir.
4. 17/5/2004 tarihinde düzenlenen müddetnamede başvurucunun terör örgütü üyeliği suçundan dolayı hükmedilen hapis cezasının infazına 11/5/1994 tarihinde başlandığı (ceza infaz kurumuna giriş tarihi), şartla tahliye tarihinin 23/9/2003, 13/7/1965 tarihli ve 647 sayılı mülga Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre tahliye tarihinin 7/11/2006, bihakkın tahliye tarihinin 7/11/2006 olduğu belirtilmiştir. Aynı tarihte düzenlenen ikinci müddetnamede başvurucu hakkında bomba atma suçundan hükmedilen hapis cezasının infazına 23/9/2003 tarihinde başlandığı, şartla tahliye tarihinin 24/9/2010, 647 sayılı mülga Kanun'un 19. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre tahliye tarihinin 21/6/2012, bihakkın tahliye tarihinin 22/3/2021 olduğu belirtilmiştir.
5. (Kapatılan) İstanbul12. Ağır Ceza Mahkemesi 18/2/2009 tarihinde uyarlama yargılaması yaparak PKK terör örgütü üyeliği suçundan 765 sayılı mülga Kanun'a göre verilen hükmün başvurucu lehine olduğunu belirterek bu hüküm yönünden infazın aynen devamına, bomba atma eylemine ilişkin olarak ise26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun başvurucu lehine olduğunu belirterek başvurucunun 4 kez 5237 sayılı Kanun'un 174. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca 3 yıl 9 ay hapis, 1.500 TL adli para cezası, 4 kez 5237 sayılı Kanun'un 170. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. 10/11/2014 tarihinde Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (9) numaralı fıkrasının bir ceza olmadığını, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olduğunu, bu konunun Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin yerleşik uygulamaları karşısında kazanılmış hak oluşturmayacağını, örgüt mensubu olmaktan mahkûm olan hükümlüler hakkında örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen patlayıcı madde bulundurma ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçları yönünden de anılan maddenin uygulanması konusunda her zaman bir karar verilmesinin mümkün olduğunu belirterek İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi hükmünün onanmasına karar vermiştir.
6. Yargıtay kararından sonra dosya İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edilmiştir. 2/2/2015 tarihinde İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi Yargıtay ilamında belirtildiği şekilde başvurucunun hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (9) numaralı fıkrası uyarınca hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına kesin olmak üzere karar vermiştir.
B. Bireysel Başvuruya İlişkin Süreç
7. 29/4/2022 tarihine kadar başvurucunun farklı suçlardan dolayı almış olduğu hapis cezalarının kesinleşmesi üzerine Samsun İnfaz Hâkimliği söz konusu hapis cezalarının 30 yıl 90 ay 75 gün olarak içtimasına karar vermiştir.
8. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu içtima kararı uyarınca düzenlediği 9/5/2022 tarihli müddetnamede, başvurucunun ceza infaz kurumuna giriş tarihi 4/4/2014, koşullu salıverilme tarihi 20/6/2036, hak ederek tahliye tarihi 26/7/2048, mahsup edilecek süre 1.193 gün olarak belirlemiştir. Müddetnameye dâhil olan ilamlar şu şekildedir:
1. (Kapatılan) İstanbul12. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 3 yıl 9 ay hapis cezası
2. (Kapatılan) İstanbul12. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 3 yıl 9 ay hapis cezası
3. (Kapatılan) İstanbul12. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 3 yıl 9 ay hapis cezası
4. (Kapatılan) İstanbul12. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 3 yıl 9 ay hapis cezası
5. (Kapatılan) İstanbul12. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 5 ay hapis cezası
6. (Kapatılan) İstanbul12. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 5 ayhapis cezası
7. (Kapatılan) İstanbul12. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 5 ayhapis cezası
8. (Kapatılan) İstanbul12. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 5 ayhapis cezası
9. İstanbulAnadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 7 ay 15 gün hapis cezası
10. İstanbulAnadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 7 ay 15 gün hapis cezası
11. İstanbulAnadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 7 ay 15 gün hapis cezası
12. İstanbulAnadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen7 ay 15 gün hapis cezası
13. İstanbulAnadolu 4 Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası
14. Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 2 yılhapis cezası
15. Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 2 yılhapis cezası
16. Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 1 yılhapis cezası
17. Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 5 ay hapis cezası
18. Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 10 yıl hapis cezası
9. Müddetnamede ayrıca 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7. ve8. sırada bulunan ilamlar, örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği için Yargıtay 9. Ceza Dairesinin E.2013/10782, K.2014/1179 sayılı ilamı doğrultusunda, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/2/2015 tarihli kararıyla örgüt mensubu olmaktan mahkûm olan başvurucu hakkında örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen patlayıcı madde bulundurma ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçları yönünden 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (9) numaralı fıkrasına göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verildiği, silahlı terör örgütü mensubu olan başvurucunun işlediği suçların 3713 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca terör suçu olduğu, bu nedenle 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca koşullu salıverilme oranı 3/4 üzerinden hesaplandığı belirtilmiştir.
10. Müddetnamede ayrıca 9., 10., 11., 12. ve 13. sırada bulunan ilamların 17/8/2016 ve 29804 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 671 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Kurum ve Kuruluşlara İlişkin Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1/2 üzerinden hesaplandığı, 14., 15., 16. ve 18. sırada bulunan ilamların (kapatılan) İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 3 yıl 9 ay hapis cezası ile mükerrir olmakla başvurucu lehine 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca 2/3 üzerinden hesaplandığı, 17. sırada bulunan ilamın (kapatılan) Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ilamı ile verilen 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile mükerrir olmakla başvurucu lehine 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca 2/3 üzerinden hesaplandığı açıklamasına yer verilmiştir.
11. 5/6/2023 tarihinde başvurucu 9/5/2022 tarihli müddetnamede 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. sıralarda yer alan toplam 17 yıl 6 ay hapis cezasının 1/2 oranı üzerinden infaz edilmesi gerekirken 3/4 oranı üzerinden infaz edilmesinin hatalı olduğunu, kazanılmış hakkının elinden alınarak koşullu salıverilme süresinin uzatıldığını belirterek infazı biten hapis cezalarının müddetnameden çıkarılmasını, kalan cezaların kendi infaz rejimine göre infaz edilmesini talep etmiştir.
12. Düzce İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 9/6/2023 tarihinde müddetnamede herhangi bir hesap hatası bulunmadığından itirazın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"... Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 09/05/2022 tarih 2022/2877 nolu müddetnamesinde,1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. sırada bulunan ilamlar, örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği için Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2013/10782 Esas 2014/1179 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 02/02/2015 tarih ve 2008/6 Esas 2009/4 Karar sayılı Ek Kararına istinaden TCK 58/9 maddesi uyarınca 3/4 üzerinden hesaplandığı, 7242 Sayılı Kanunun Geçici 65'inci maddesi ile TMK 17/11 fıkrasına eklenen cümle ile şartlı tahliyede terör suçlarında koşullu infaz süresinin 3/4 olarak ihdas edildiği, 7242 sayılı Yasanının 52'inci maddesiyle değişik geçici 6'ıncı maddesinde denetimli serbestlik süresi 3 yıl olarak düzenlenmiş iken terörle mücadele kapsamındaki suçların hariç tutulduğu, terörle mücadele kapsamına giren suçların 1 yıllık denetimli serbestlik süresine tabi olduğu, 7242 sayılı Yasanın 53'üncü maddesi ile değişik 5275 sayılı Yasanın geçici 9'uncu maddesindeki açık cezaevine ayrılma süresinin 1 yıl öne çekilmekle birlikte terörle mücadele kapsamındaki suçların hariç tutulduğu, ilamların içtimalı infaz edilmesi koşullu salıverilme süresinin tespit ve belirlenmesi ile hükümlünün denetimli serbestlik ve açığa ayrılma sürelerinin hesap edilebilmesinde gereklilik ve zorunluluk oluşturduğu, aksi durumun infazda uzamaya sebebiyet vereceği, bu durumun ise hükümlünün aleyhine olduğu, bu haliyle terörle ilişkili ilamların müddetnamedençıkartılmasının Yasal ve fiili koşullarda mümkün olmadığı, hususları birlikte dikkate alındığında hükümlü hakkındaki itiraz konusu müddetnamenin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla hükümlünün müddetnmaeye itirazının reddine...[karar verildi.]"
13. Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 19/7/2023 tarihinde İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğunu ifade ederek başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir.
14. Başvurucu, nihai hükmü 25/7/2023 tarihinde öğrenmiş; 1/8/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
16. Başvurucu, nitelikli bomba atma fiilleri nedeniyle belirlenen infaz oranının daha sonra düzenlenen müddetnameyle aleyhine değiştirilmesi üzerine yaptığı itirazın reddedilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir.
17. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede konuya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne başvuru formundaki şikâyetlerine benzer beyanda bulunmuştur.
18. Başvuru, suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında incelenmiştir.
19. Anayasa Mahkemesi Yunis Karataş ([GK], B. No: 2021/34231, 26/1/2023) ve Efendi Yaldız ([1. B.], B. No: 2013/1202, 25/3/2015) başvurularında mahkûmiyet kararı sonrasında verilen cezanın infazının Anayasa’nın 38. maddesi kapsamında incelenip incelenemeyeceği hususunda değerlendirmelerde bulunmuştur. Buna göre ilk olarak ceza kabul edilen bir tedbir ile cezanın infazı veya uygulanmasını ilgilendiren bir tedbir arasında ayrım yapılmalıdır. Ancak ceza teşkil eden bir tedbir ile cezanın infazını ilgilendiren bir tedbir arasındaki ayrım her zaman net olmayabilecektir. Bunun sonucu olarak da cezaya hükmedildikten sonra veya ceza infaz edilirken idari yetkililer ve mahkemeler tarafından yapılacak uygulamaların cezayı veren mahkemenin öngördüğü, kapsamını belirlediği cezanın farklı tanımlanmasına veya değiştirilmesine yol açabileceği ihtimali gözardı edilmemelidir. Aksi takdirde idari yetkililer veya mahkemelerin verilen cezanın kapsamını geçmişe dönük olarak, mahkûm edilen kişinin suçu işlediği veya cezaya çarptırıldığı zamanda böyle bir gelişmeyi öngöremeyecek ve zararına olacak şekilde yeniden tanımlayan tedbirler alabileceği kabul edilecektir. Hükümlü hakkında uygulanan tedbirin bir suçtan kaynaklanan bir mahkûmiyetin sonucu olup olmadığı, tedbirin niteliği, amacı, mahkemeler ve yetkili idari makamlar açısından nasıl kabul edildiği, tedbirin alınmasında ve uygulamasındaki usullerin ve tedbirin ağırlığı değerlendirilerek Anayasa’nın 38. maddesinin güvencesi altında olup olmadığı tespit edilmelidir. Sonuç olarak koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu, cezanın ceza infaz kurumunda çektirileceği süreyi etkilediği için hükmedilen mahkûmiyetin ve buna ilişkin cezanın kapsamını değiştiren bir niteliğe bürünmektedir ve Anayasa’nın 38. maddesi çerçevesinde değerlendirilmelidir (Burhan Yaz (3) [GK], B. No: 2021/7919, 29/5/2024, §§ 64-66).
20. Başvurucu, bomba atma eylemleri sebebiyle verilen hapis cezası yönünden aleyhine değiştirilen infaz oranının suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. 3/5/2001 ve 17/5/2004 tarihli müddetnamelerde bomba atma eylemleri sebebiyle verilen toplam 17 yıl 6 ay hapis cezasının yarı oranında çektirileceği ifade edilmekle birlikte başvurucunun şikâyetinde doğru olarak düzenlendiğini belirttiği 17/5/2004 tarihli müddetnameye göre şartla tahliye tarihinin 23/9/2003, 647 sayılı Kanun'un 19. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre tahliye tarihinin 7/11/2006, bihakkın tahliye tarihinin 7/11/2006 olduğu ifade edilmiştir. Daha sonra 9/5/2022 tarihinde düzenlenen müddetnamede ise söz konusu eylem yönünden infaz oranı 3/4 olarak belirlenmiştir. Son olarak düzenlenen bu müddetnameye göre başvurucu 20/6/2036 tarihinde koşullu olarak, 26/7/2048 tarihinde ise hak ederek tahliye edilecektir (bkz. §§ 8-11).
21. Başvurucu, temelde bomba atma eylemleri nedeniyle verilen hapis cezaları yönünden değişen infaz oranına ve buna bağlı olarak değişen koşullu salıverme tarihine itiraz etmektedir. Buna göre 3/5/2001 ve 17/5/2004 tarihli müddetnamelerde söz konusu suç yönünden 647 sayılı Kanun'un 19. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca infaz oranının 1/2 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. 9/5/2022 tarihli müddetnamede ise başvurucuya uygulanacak infaz oranı 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca 3/4 olarak belirlenmiştir (bkz. § 9). İnfaz Hâkimliği, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/2/2015 tarihli kararına istinaden koşullu salıverilme süresinin 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (9) numaralı fıkrasına göre 3/4 oranı üzerinden hesaplandığını belirtmiştir. Söz konusu kararda ayrıca 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanun'un geçici 65. maddesi ile 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen cümle ile şartla tahliyede terör suçlarında infaz süresinin 3/4 olarak ihdas edildiği açıklanmıştır. Anayasa Mahkemesince yapılacak inceleme, İnfaz Hâkimliğinin bu yorumunun Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasıyla bağdaşıp bağdaşmadığını tespit etmekten ibaret olacaktır.
22. Öncelikle vurgulamak gerekir ki İnfaz Hâkimliği kararında başvurucu hakkında koşullu salıverilme oranının İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/2/2015 tarihli kararına istinaden 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (9) numaralı fıkrasına göre 3/4 oranı üzerinden belirlendiği ifade edilmekle beraber Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği müddetnamede şikâyete konu bomba atma eylemleri yönünden 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca infaz rejimi belirlendiği belirtilmiştir. Diğer taraftan başvurucu, hakkında düzenlenen eski tarihli müddetnamelere atıfta bulunarak lehe düzenlemelerin uygulanmasını talep etmesine karşın İnfaz Hâkimliği 15/4/2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un geçici 65. maddesi ile 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesine eklenen “Ancak, süreli hapis cezaları bakımından düzenlenen koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır.” cümlesine atıfla terör suçlarında koşullu salıverilme süresinin belirlenmesinde 3/4 oranı uygulanacağı sonucuna ulaşmıştır. Ancak İnfaz Hâkimliği, 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenen "Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır." hükmü gereğince koşullu salıverilme süresi bakımından 3713 sayılı Kanun'da suçun işlendiği tarihten sonra yapılan değişiklikler yönünden lehe kanun değerlendirmesi yapmamıştır. Bu nedenle başvurucu hakkında koşullu salıverilme süresi hesaplanırken oranın belirlenmesinde 3713 sayılı Kanun'un uygulanıp uygulanmayacağının Anayasa Mahkemesince belirlenmesi gereklidir.
23. Yargıtay 1. Ceza Dairesi; 3713 sayılı Kanun'un 3. ve 4. maddelerinde tek tek sayılan suçlar arasında yer almayan suçların terör suçu kapsamında değerlendirilemeyeceğini, hükümlü hakkında infaza konu bu suçlarla ilgili olarak şartla tahliyeye karar verilebilmesi için iyi hâlli olarak ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin belirlenmesinde 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını, suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği kabul edildiği takdirde iyi hâlli olarak ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 2/3 oranı esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (9) numaralı fıkrasına göre mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin örgüt mensubu suçlu hakkında uygulanmasına karar verilmesi ve örgüt mensubu suçlu kabul edilen kişi hakkında verilen ve kesinleşen cezanın infazının 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendine göre, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçun cezasının infazının ise 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca yapılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E.2022/8148, K.2024/2430, 5/4/2024).
24. Yargıtay kararında da açıklandığı üzere İnfaz Hâkimliğinin ve itiraz edilen müddetnamenin atıfta bulunduğu 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, söz konusu maddenin uygulanabilmesi için aynı Kanun'un 3. ve 4. maddelerinde belirtilen suçlardan bir mahkûmiyetin olması aranmıştır.
25. 3713 sayılı Kanun'un 12/4/1991 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren hâlinin 4. maddesinde hangi suçların terör suçu olacağı tek tek sayılmıştır. Bu kapsamda 16/6/1983 tarihli ve 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 9. maddesinin (b), (c), (e) bentlerinde yazılı suçlar terör amacıyla işlendiği takdirde terör suçu sayılacaktır. 2845 sayılı Kanun'un 9. maddesinin suç tarihi olan 1994 tarihinde yürürlükte olan hâlinde, 765 sayılı mülga Kanun'un 264. maddesinde yazılı suçun toplu olarak veya teşekkül vücuda getirmek suretiyle işlenmesi hâlinde yargılamanın devlet güvenlik mahkemelerinde yapılacağı düzenlenmiştir.
26. İstanbul 4. No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesince bomba atma suçu yönünden başvurucunun 765 sayılı mülga Kanun'un 264. maddesinin (6) ve (8) numaralı fıkraları uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmü 3713 sayılı Kanun kapsamında terör suçu sayılan eylemden dolayı verilmiştir.
27. Diğer taraftan başvurucu hakkında 18/2/2009 tarihinde yapılan uyarlama yargılamasında, bomba atma eylemine ilişkin olarak ise 5237 sayılı Kanun'un başvurucu lehine olduğu belirtilerek başvurucunun 5237 sayılı Kanun'un 170. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi ile 174. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu nedenle söz konusu mahkûmiyet hükmünde belirtilen 5237 sayılı Kanun'un 170. ve 174. maddeleri yönünden terör suçu sayılıp sayılmadığına dair inceleme yapılması gereklidir. 765 sayılı mülga Kanun'un yürürlükten kaldırılarak 5237 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi sebebiyle ceza kanunlarında değişiklik yapılmıştır. Bu kapsamda 18/7/2006 tarihli ve 26232 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun kapsamında 3713 sayılı Kanun'un 4. maddesinde değişiklik yapılarak 5237 sayılı Kanun'un 170. ve 174. maddelerinde yer alan suçların terör amacıyla suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde terör suçu sayılacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla PKK terör örgütü üyeliği suçundan hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan başvurucunun bu örgüt üyeliği sırasında gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı 5237 sayılı Kanun'un 170. ve 174. maddeleri gereğince cezalandırılması sonucunda başvurucu hakkında 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesi uygulanabilir niteliktedir.
28. Başvurucu hakkında 3713 sayılı Kanun'un uygulanabileceği tespit edilmekle beraber 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (1) numaralı fıkrasında suç tarihi olan 1994 yılı ile İnfaz Hâkimliği kararına yapılan itirazın reddedildiği 19/7/2023 tarihi arasındaki düzenlemelerin de incelenmesi gerekir. Zira 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince söz konusu tarihler arasında koşullu salıverilme yönünden başvurucu lehine düzenleme yapılmış olması hâlinde bu düzenleme uygulanacaktır. 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 12/4/1991 tarihli ve 20843 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ilk hâlinde 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar yönünden hürriyeti bağlayıcı cezanın 3/4’ünün çekilmiş olması hâlinde koşullu salıverilme hükümleri uygulanabilecektir. Ancak 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinde 18/7/2006 tarihli ve 26232 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 29/6/2006 tarihli ve 5532 sayılı Kanun ile değişiklik yapılarak 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralıfıkrası ile 108. maddesinin uygulanacağı düzenlenmiştir. 5275 sayılı Kanun'un söz konusu değişikliğin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 107. maddesinin (4) numaralı fıkrasında da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde koşullu salıverilme yönünden uygulanacak oran 3/4 olarak belirlenmiştir. 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinde 15/4/2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişiklik yapılarak süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı 3/4 olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla süreli hapis cezaları yönünden 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrası ile 108. maddesinin uygulanması düzenlemesine istisna getirilmiştir.
29. Yukarıda yer verilen düzenlemelerin incelenmesinde başvurucu hakkında 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin uygulanacağında tereddüt bulunmamaktadır. 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesinin ilk hâlinde koşullu salıverilme oranı 3/4 olarak belirlenmiştir. Söz konusu Kanun'da 18/7/2006 tarihinde yapılan değişiklikle 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrasının uygulanacağı düzenlenmekle beraber 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrasında da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde koşullu salıverilme yönünden uygulanacak oran 3/4 olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla gerek söz konusu Kanun'un ilk hâlinde gerekse de 18/7/2006 tarihinde değişiklik yapılması sonrasında uygulanacak oran yönünden farklılık görülmemektedir. Bu nedenle başvurucu yönünden 9/5/2022 tarihli müddetnamede koşullu salıverilme bakımından 3/4 oranının belirlenmesinde takdir hatası veya keyfîlik bulunmamaktadır.
30. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında başvurucunun mahkûmiyetine ilişkin suçun gerek 765 sayılı mülga Kanun döneminde gerekse de 5237 sayılı Kanun döneminde terör suçu kabul edilmesi sebebiyle 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesi gereğince infazın 3/4 oranı üzerinden yapıldığı, bu hususun gerekçeli kararda geniş olarak irdelenmemiş olmakla beraber sonuç olarak başvurucu hakkında müddetnamede belirlenen oranda hata bulunmadığı, başvurucunun ceza infaz kurumunda kalma süresinin bu sebeple uzamadığı ortadadır. Bu hususa rağmen daha önceden hatalı olarak düzenlendiği anlaşılan3/5/2001 ve 17/5/2004 tarihli müddetnamelerde bomba atma eylemine ilişkin hapis cezasının yarı oranında infaz edileceğinin belirtilmiş olmasının başvurucu yönünden haklı bir beklenti teşkil etmeyeceği kabul edilmelidir.
31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiası
32. Müddetnamede belirlenen infaz oranının benzer durumdaki kişilerden farklı olması nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın Mesut Gerez ([2. B.], B. No: 2014/3998, 21/6/2017, §§ 12-16) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 11/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.