logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Murat Yılmaz [2. B.], B. No: 2023/73303, 10/12/2025, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MURAT YILMAZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2023/73303)

 

Karar Tarihi: 10/12/2025

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Metin KIRATLI

Raportör

:

Aydın DEMİREL

Başvurucu

:

Murat YILMAZ

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, müddetnameye itirazının reddedilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Ceza Davasına İlişkin Süreç

2. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 31/1/2018 tarihinde gözaltına alınmış ve 1/2/2018 tarihinde tutuklanmıştır.

3. 27/12/2018 tarihinde Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun resmî belgede sahtecilik suçu yönünden beraatine, silahlı terör örgütüne üye olma ve nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Mahkumiyet kararının ilgili kısmı şu şekildedir:

"

 Silahlı Terör örgütüne üye olma suçu yönünden;

...

Tüm bu deliller gerekçeler karşısında sanığın 2007 yılından itibaren 2016-2017 yıllarına kadar örgüte ait toplantılara katıldığı, toplantılarda Fetullah Gülen kitapları ve videoları izlendiği, sanığın kaldığı evde fetö/pdy silahlı terör örgütü ile iltisaklı yayınlat tespit edildiği, sanığın örgüt tarafından yönlendirilerek polis akademisi sınavına girdiği, sınavı kazanması amacı ile sınav sorularının sanığa verildiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 ve 7. maddelerinde ifade edilen, Anayasa'da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, devletin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla kurulmuş ve bu amacı gerçekleştirmek için silahlı eylemlerle cebir ve şiddete başvuran, liderliğini silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmayı engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgileri siyasi veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçlarından hakkında bir çok kamu davası açılan ve yakalama emri bulunan Fetullah Gülen'in yaptığı Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) isimli silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içerisine dahil olmak suretiyle üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği dosya kapsamından anlaşılmıştır.

...

Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden;

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucuyalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.

Sanığın hukuka aykırı şekilde sınav sorularını temin ederek ve sınavda gerçek olmayan bir başarı performansı göstererek emniyet teşkilatında amir yetiştiren polis akademisini kazandığı göz önüne alındığında kamu kuruluları zararına dolandırıcılık suçunun oluştuğu hususunda bir şüphe yoktur. Kişinin hizmet üretmesi elde ettiği kazancı haksız kazanç olmaktan çıkartmaz. Zira bu durumdaki kişilerin bizatihi o kamu görevine atanmaları haksız menfaat niteliğindedir.Nitekim Yargıtay 15 CD. 28/11/2013 tarih, 2012/14137 E.-2013/18702 K. Sayılı kararında ''.. Bu şekilde 2006 yılı temmuz ayına kadar öğretmenlik yaparak maaş alan sanığın, ilköğretim müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda kardeşine ait sahte diploma ile yapmış olduğu müracaat ile öğretmenlik yaptığının tespit edildiği olayda, mahkemenin kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanığın eylemini, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında TCK.nın 43/1 maddesinin uygulanması gerektiği ....'' belirtildiğinden sanığın polis akademisine atanarak eğitim aldığı ve sanığın eğitimi için değişik dönemlerde devlet tarafından harcamalar yapıldığı dikkate alınarak eyleminin zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun ve sanığın eğitimi nedeni ile yapılan her harcamanın sanık lehine haksız menfaat niteliğinde olup okulla ilişiği kesilinceye kadar zincirleme şekilde menfaat temininin devam ettiğinin mahkememizce kabulü gerekmiştir.

Açıklanan tüm gerekçeler nazarında,sanığın üzerine atılı Resmi Belgede Sahtecilik suçundan açılan kamu davasında, suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle CMK 223/2-a maddesi gereğince sanığın beraatine,üzerine atılı sübuta eren silahlı terör örgütüne üye olma suçundan suçun işleniş şekil ve özelliklerinin asgari sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek mahiyette bulunmaması, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen zararın/tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş saik ve amacı, failin kasta dayalı kusurunun ağırlık derecesi, kriterleri gözetilerek, asgari hadden ceza tayini ile mahkumiyetine Sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerinde olası etkilerilehine taktiri hafifletici neden kabul edilmekle, sanığın cezasından taktiren cezasından 1/6 oranında indirim yapılmasına, üzerine atılı sübuta eren nitelikli dolandırıcılık suçundan suçun işleniş şekil ve özelliklerinin asgari sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek mahiyette bulunmaması, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen zararın/tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş saik ve amacı, failin kasta dayalı kusurunun ağırlık derecesi kriterleri gözetilerek, asgari hadden ceza tayini ile mahmumiyetine, sanığın aynı suç işleme kararının icrası cümlesinde farklı tarihlerde eylemlerini tekrar ettiği, bu şekilde zincirleme suç hükümlerinin oluştuğu anlaşılmakla TCK 43/1 maddesi gereğince cezasında artırım yapılmasına, Sanığın suçunu kısmen ikrarı ve duruşmadaki tutum ve davranışı lehine taktiri hafifletici neden kabul edilerek TCK 62 maddesi gereğince taktiren 1/6 oranında indirim yapılmasına ve Sanığa verilen cezanın miktarı, tutuklulukta geçen süre gözetilerek tutukluluk halinin devamına, karar verilerek tüm bu nedenler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."

4. Başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararı da barındıran mahkumiyet hükmüne göre:

i. 26/9/2004 tarihli ve5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca silahlı terör örgütü üyeliği suçu yönünden verilen cezada 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5. maddesi kapsamında artırım yapılmasına, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca indirim yapıldıktan sonra başvurucunun neticeten altı yıl üç ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Söz konusu cezanın infazının 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (9) numaralı fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına hükmedilmiştir.

ii. 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden verilen cezada önce 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca artırım, ardından aynı Kanun'un 62. maddesi uyarınca indirim yapıldıktan sonra başvurucunun neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla 3.500 gün karşılığı 70.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 26/3/2020 tarihinde istinaf talebinin resmî belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden kesin, silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden temyiz yolu açık olmak üzere reddine karar verilmiştir. Aynı kararda silahlı terör örgütü üyeliği yönünden tutukluluk hâlinin devamına hükmedilmiştir.

6. Başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden mahkûmiyeti 2/2/2021 tarihinde Yargıtay tarafından onanmıştır.

7. Bakanlık görüşü ekindeki belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede başvurucu hakkında farklı tarihlerde müddetnameler düzenlendiği anlaşılmıştır:

i. 7/6/2021 tarihli müddetnamede başvurucu hakkındaki silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin cezanın 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un (5275 sayılı Kanun) 108. maddesinin (9) numaralı fıkrası uyarınca dörtte üç oranında infaz edileceği belirtilmiştir. Müddetnameye göre başvurucu 7/10/2022 tarihinde koşullu olarak, 29/4/2024 tarihinde ise hak ederek tahliye edilecektir.

ii. Ankara 1. İnfaz Hâkimliği tarafından infaz edilecek cezaların 9 yıl 4 ay 15 gün olarak toplanması sonrası düzenlenen 22/11/2021 tarihli müddetnamede başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin cezasının 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinin (9) numaralı fıkrası uyarınca dörtte üç oranında, nitelikli dolandırıcılık suçunun infazının ise 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca yarı oranında çektirileceği ifade edilmiştir. Müddetnameye göre başvurucu 29/4/2024 tarihinde koşullu olarak, 13/6/2027 tarihinde ise hak ederek tahliye edilecektir.

iii. 10/5/2023 tarihli müddetnamede ise başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin cezasının 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca dörtte üç oranında, nitelikli dolandırıcılık suçunun infazının ise 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca üçte iki oranında çektirileceği açıklanmıştır. Müddetnameye göre başvurucu 5/11/2024 tarihinde koşullu olarak, 13/6/2027 tarihinde ise hak ederek tahliye edilecektir.

iv. 25/5/2023 tarihli müddetnamede başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin cezasının 3713 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca dörtte üç oranında, nitelikli dolandırıcılık suçunun infazının ise 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca üçte iki oranında çektirileceği belirtilmiştir. Müddetnameye göre başvurucu 5/11/2024 tarihinde koşullu olarak, 13/6/2027 tarihinde ise hak ederek tahliye edilecektir.

B. Bireysel Başvuruya İlişkin Süreç

8. Başvurucu 29/4/2023 tarihinde salgın hastalık izni almıştır.

9. 10/5/2023 tarihinde düzenlenen yeni müddetname sonrası 12/5/2023 tarihinde kapalı ceza infaz kurumuna iadesine karar verilen başvurucu 15/5/2023 tarihinde yakalanarak ceza infaz kurumuna yerleştirilmiştir.

10. 1/6/2023 tarihinde başvurucu 25/5/2023 tarihli müddetnamede nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin infazda gözetilecek oranın aleyhine olarak değiştirilmesi nedeniyle itirazlarını sunmuştur.

11. Nevşehir İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) müddetnamede herhangi bir hesap hatası bulunmadığından itirazın reddine 12/6/2023 tarihinde karar vermiştir.

12. Nevşehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 23/6/2023 tarihinde İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğunu ifade ederek başvurucunun 21/6/2023 tarihli itirazını kesin olarak reddetmiştir.

13. Başvurucu, nihai hükmü 12/7/2023 tarihinde öğrendikten sonra 4/8/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

C. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

14. 23/11/2023 tarihinde hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilen başvurucu, ceza infaz kurumundan salıverilmiştir.

15. Komisyon tarafından adli yardım talebinin kabulüyle başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden belirlenen infaz oranının daha sonra düzenlenen müddetnameyle aleyhine değiştirilmesi sonrası yaptığı itirazın reddedilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğinden şikâyet etmiştir. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede konuya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

17. Somut olayda öncelikle şikâyetin Anayasa'nın 38. maddesi kapsamında ceza kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti gerekmektedir. Başvurucu nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden aleyhine değiştirilen infaz oranının suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. 22/11/2021 tarihli müddetnamede nitelikli dolandırıcılık suçunun yarı oranında çektirileceği ifade edilmekle birlikte başvurucunun 29/4/2024 tarihinde koşullu olarak, 13/6/2027 tarihinde hak ederek tahliye edileceği ifade edilmiştir. Daha sonra 10/5/2023 ve 23/5/2023 tarihlerinde düzenlenen müddetnamelerde ise nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden infaz oranı üçte iki olarak belirlenmiştir. Müddetnamelere göre başvurucu 5/11/2024 tarihinde koşullu olarak, 13/6/2027 tarihinde ise hak ederek tahliye edilecektir (bkz. § 7).Başvurucu, bireysel başvurudan sonra 23/11/2023 tarihinde ceza infaz kurumundan salıverilmiştir (bkz. § 14).

18. Başvurucu temelde nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden değişen infaz oranına ve buna bağlı olarak değişen koşullu salıverme tarihinde itiraz etmektedir. Buna göre 22/11/2021 tarihli müddetnamede nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca infaz oranının 1/2 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. 10/5/2023 tarihli müddetnamede ise başvurucya uygulanacak infaz oranı 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği iddia edilen nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden üçte iki olarak belirlenmiştir. 25/5/2023 tarihli son müddetnamede ise başvurucunun suçuna ilişkin mahkumiyetin 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca üçte iki oranında çektirileceği ifade edilmiştir (bkz. § 7).

19. Somut başvurucu temel sorunun söz konusu suçun nitelendirilmesi ile ilgili olduğu, suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenen bir suç olup olmadığının belirlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılama sonunda başvurucu hakkında silahlı terör örgütü üye olma ve nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır. İlgili mahkumiyet kararlarının gerekçesinde başvurucu hakkında başvurucunun örgüt tarafından yönlendirilerek polis akademisi sınavına girdiği, örgüt tarafından sınavı kazanması için sınav sorularının başvurucuya verildiğine değinildiği görülmektedir (bkz. § 3). Sonuç olarak başvurucunun nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin eylemlerinin örgütün amaçları doğrultusunda ve örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiği, bu hususun gerekçeli kararda açıkça belirtildiği görülmektedir.

20. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında başvurucunun mahkumiyetine ilişkin gerekçede başvurucunun nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden eylemlerinin bahsi geçen terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiğinin kabul edildiği, bu hususun gerekçeli kararda açık ve anlaşılır şekilde ifade edildiği ortadadır. Bu hususa rağmen daha sonra hatalı olarak düzenlendiği anlaşılan 22/11/2021 tarihli müddetnamede nitelikli dolandırıcılığa ilişkin hapis cezasının yarı oranında infaz edileceğinin ifade edilmesinin başvurucu yönünden haklı birbeklenti teşkil etmeyeceği kabul edilmelidir.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

22. Başvurucunun;

i. Mahkûmiyetin infazı sırasında ceza infaz kurumundan aldığı izin sonrası 15/5/2023 tarihinde yeniden ceza infaz kurumuna konulmasına yönelik yakalama gerekçesinin kendisine bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin Hikmet Balabanoğlu ([2. B.], B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle;

ii. Medeni bir hakka temas ettiği hususunda yeterli açıklama barındırmayan ve suç isnadı içermeyen yargılama süreci nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin Mustafa Takyan ([GK], B. No: 2020/27974, 15/12/2021) kararı doğrultusunda konu bakımından yetkisizlik nedeniyle;

iii. Müddetnamede belirlenen infaz oranının benzer durumdaki kişilerden farklı olması nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mesut Gerez ([2. B.], B. No: 2014/3998, 21/6/2017, §§ 12-16) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle;

iv. Çalışma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin Serkan Acar ([2. B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 22-25) kararı doğrultusunda konu bakımından yetkisizlik nedeniyle;

v. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikayetinin Hikmet Balabanoğlu (aynı kararda bkz. § 24) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna,

vi. Hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan ceza davasında adil yargılanma hakkı güvencelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddialarını 2020/14753 ve 2021/42453 numaralı bireysel başvurularda daha önce ilettiği görülmekle Mehmet Satıcıoğlu (2) ([1. B.], B. No: 2014/11339, 14/11/2018) kararı doğrultusunda başvurunun mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Murat Yılmaz [2. B.], B. No: 2023/73303, 10/12/2025, § …)
   
Başvuru Adı MURAT YILMAZ
Başvuru No 2023/73303
Başvuru Tarihi 4/8/2023
Karar Tarihi 10/12/2025

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, müddetnameye itirazının reddedilmesi nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi Suç ve cezada kanunilik Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı İnfaz, koşullu salıverme Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Kanun yolu şikâyeti Konu Bakımından Yetkisizlik
Ayrımcılık yasağı Ayrımcılık Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Kapsam dışı haklar Kapsam dışı (hak) Konu Bakımından Yetkisizlik
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) Makul sürede yargılanma hakkı (ceza) Başvurunun Reddi
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi