|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
CENK TURAN BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2023/92474)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 7/1/2026
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Rıdvan GÜLEÇ
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Ömer ÇINAR
|
|
Raportör
|
:
|
Ömer Faruk NURSAÇAN
|
|
Başvurucu
|
:
|
Cenk TURAN
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Uğur Esat KEŞKÜŞ
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmama iddiasıyla açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
A. Soruşturmaya İlişkin Süreç
2. Arama, elkoyma, zor kullanma, yakalama ve savcı görüşme tutanağına göre 13/12/2021 günü saat 14.00 sıralarında başvurucu DHKP-C silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yakalanarak gözaltına alınmıştır.
3. 17/12/2021 tarihinde başvurucu tutuklanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilmiştir. Aynı gün başvurucu tutuklama talebinin reddedilmesiyle serbest bırakılmıştır.
B. Tazminat Davasına İlişkin Süreç
4. Başvurucu 13/12/2021 tarihinde saat 13.55'tegözaltına alınıp 17/12/2021 günü saat 18.30 sıralarında sulh ceza hâkimliğine sevk edildiğini, sulh ceza hâkimliğince yapılan sorgu neticesinde aynı gün saat 20.40'ta serbest bırakıldığını, kanuni gözaltı süresinin dolmasına rağmen hâkim önüne çıkarılmadığını ifade ederek 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca 15/10/2022 tarihinde tazminat davası açmıştır.
5. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 27/12/2022tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"... Davacı Cenk Turan vekili Av. Uğur Esat Keşkül 16/10/2022 tarihli dilekçesi ile haksız şekilde yakalanmasından ve hakkında gözaltı işlemi uygulanmasından bahisle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de, davanın konusunu oluşturan evraklar getirtilip incelendiğinde; davacı hakkında açılan davaya konu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/140264 soruşturma sayılı dosyasından davacı yönünden tefrik kararı verilerek Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/144092 sırasına kayıt edildiği ve anılan dosya hakkında İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/285 esas sırasına dava açıldığı, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/285 esas sayılı dosyasının derdest olduğu anlaşılmıştır.
Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat talebinin koşullarını düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 142/1. Maddesine göre "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." Buna göre; davaya konu İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/285 esas sayılı dosyasının derdest olduğu, somut olayda kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı, bu nedenle tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığı anlaşıldığından davacının maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı Cenk Turan'ın yasal şartları taşımayan maddi ve manevi tazminat davasının REDDİNE..."
6. Davanın reddine ilişkin karara karşı başvurucu istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, talebinin gözaltı süresinin hâkim kararı olmaksızın aşılmasından kaynaklı tazminat istemi olduğunu, bu talebi yönünden asıl davanın sonuçlanmasına gerek olmadığını belirtmiştir.
7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 3/10/2023 tarihinde istinaf başvurusunun esastan kesin olarak reddine karar vermiştir.
8. Başvurucu, nihai kararı 25/10/2023 tarihinde öğrendikten sonra aynı tarihte bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
C. Ceza Davasına İlişkin Süreç
10. Başvurucu 13/12/2021-17/12/2021 tarihleri arasında gözaltında kalmıştır.
11. Başvurucunun 25/8/2022 tarihli iddianameyle cezalandırılması talep edilmiştir.
12. Başvurucu hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/205 esasına kayden yapılan yargılama başvurunun incelendiği tarihte derdesttir.
II. DEĞERLENDİRME
13. Başvurucu; kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmaması sonrasında açtığı tazminat davasının hakkındaki ceza davasının derdest olmasından dolayı reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, adil yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, somut olayın şartları gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
15. Başvurucunun iddialarının özü 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca açılan tazminat davasının aynı fıkranın (e) bendi kapsamında değerlendirilmesi sonrası beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar bulunmaması nedeniyle reddedilmesine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
17. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
18. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
19. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemeler, makul bir gerekçe ile yanıt vermelidir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35). Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).
20. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 5271 sayılı Kanun uyarınca tazminat davası açan kişinin kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılıp çıkarılmadığının saptanmasının yürütülmekte olan ceza davasının esasıyla herhangi bir ilgisi bulunmadığı gibi bu konudaki talep konusunda karar verilmesi için de davanın esası hakkında karar verilmesine de gerek olmadığını kabul etmektedir (Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906, K.2015/19237; 8/7/2024 tarihli ve E.2022/2660, K.2024/3743; 13/1/2025 tarihli ve E.2024/2627, K.2025/347 sayılı kararları).
21. Başvurucu; tazminat davasına ilişkin dava dilekçesi ile istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde kanuni gözaltı süresinin dolmasına rağmen hâkim önüne çıkarılmadığını ifade ederek 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca tazminat talebinin bulunduğunu doğrudan kanun maddesine işaret etmeksizin Kanun'da kullanılan ifadeleri açıklamak suretiyle belirtmiştir (bkz. §§ 4, 6). Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun talepleri 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi kapsamında değerlendirilerek beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir (bkz. § 5).
22. Sonuç olarak başvurucunun tazminat davasında açık ve somut bir şekilde ileri sürdüğü iddialar Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hatalı değerlendirilme sonrası ilgili ve yeterli gerekçe ile karşılanmamıştır. Bu eksikliğin istinaf incelemesi sırasında da telafi edilmediği görülmüştür.
23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
24. Öte yandan yukarıda ulaşılan sonuca bağlı olarak başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarının incelenmesinin gerekli olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
25. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
27. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
28. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile eşitlik ilkesi yönünden İNCELEME YAPILMASINA GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2022/384, K.2022/518) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine (E.2023/1114, K.2023/3773) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.