|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
AMİNE ORDUKAYA BAŞVURUSU
|
|
(Başvuru Numarası: 2023/96245)
|
|
|
|
Karar Tarihi: 23/12/2025
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM
|
|
|
|
KARAR
|
|
|
|
Başkan
|
:
|
Basri BAĞCI
|
|
Üyeler
|
:
|
Engin YILDIRIM
|
|
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
|
|
|
Kenan YAŞAR
|
|
|
|
Metin KIRATLI
|
|
Raportör
|
:
|
Muzaffer KORKMAZ
|
|
Başvurucu
|
:
|
Amine ORDUKAYA
|
|
Vekili
|
:
|
Av. Gazi CAN
|
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu iddiasıyla soruşturma başlatmıştır.
3. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 2/6/2023 tarihinde ifade vermiştir. Başvurucu ifadesinde örgütle bir iltisakının bulunmadığını ileri sürmüştür.
4. Başsavcılık 19/9/2023 tarihli iddianame ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle başvurucu hakkında aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.
5. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan temel olgular özetle şöyledir:
i. Başsavcılık, başvurucu hakkında tanık beyanı bulunduğunu belirtmiştir. Buna göre tanık Z.G.K. 2006 veya 2007 yılında başvurucunun örgüte ait olan dershanede matematik öğretmeni olarak çalıştığını ve kendisinin öğrenci olduğu sınıfın da rehber öğretmenliğini yaptığını, ayrıca bu dönemde kendisiniüniversite öğrencilerinin kaldığı örgüt evine yönlendirdiğini ifade etmiştir.
ii. Başsavcılık, başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı Bank Asyada hesabının olduğunu, 2013 yılı Aralık ayında bu hesapta 382 TL bulunurken örgüt liderinin genel nitelikteki talimatından sonra hesapta 2014 yılı Şubat ayı itibarıyla 9.199 TL şeklinde artış gerçekleştiğini iddia etmiştir.
iii. Diğer yandan Başsavcılık, başvurucunun FETÖ/PDY ile iltisaklı bir sendikaya 30/5/2014 tarihinde üye olduğunu ve 2005-2015 yılları arasında örgüte müzahir dershanelerde çalıştığının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları üzerinden tespit edildiğini vurgulamıştır.
6. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 26/9/2023 tarihli tensip duruşmasında iddianamenin kabulüne ve başvurucu hakkında konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...1-İddianame ile duruşma gün ve saatinin 5271 sayılı CMK'nın 176/1. maddesigereğince sanığa tebliğine,
2-Sanık hakkında CMK'nın 109/3-j maddesi uyarınca "konutu terk etmemek" şeklinde ADLİ KONTROL TEDBİRİ UYGULANMASINA,
Adli kontrole ilişkin karara karşı, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itirazda bulunabileceğine... [karar verildi.]"
7. Başvurucunun bu karara itirazı Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/10/2023 tarihli kesin nitelikte kararıyla reddedilmiştir. Ret kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince sanık Amine Ordukaya hakkında 26/09/2023 tarihli tensip ara kararı ile CMK'nun 109/3-j maddesi uyarınca konutu terk etmemek şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına ilişkinverilen ara kararusul ve yasaya uygun bulunduğundan sanık müdafi tarafından yapılan ve yerinde görülmeyen itirazın REDDİNE... [karar verildi.]"
8. Başvurucu, itirazın reddine ilişkin kararın 18/10/2023 tarihinde tebliğ edildiğini belirtmiş ve 16/11/2023 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Mahkeme 19/12/2023 tarihli ilk duruşma sonunda konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına ve başvurucunun belirli günlerde adli kolluk birimlerine imza verme şeklinde adli kontrol tedbiri altına alınmasına karar vermiştir.
10. Yargılamanın sonunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Mahkûmiyet hükmü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından 17/2/2025 tarihli kararla bozulmuştur. Bozma kararında; başvurucunun Bank Asya hesabına ilişkin tanzim edilen bilirkişi raporunda hesap hareketlerinin olağan bankacılık faaliyeti kapsamında kaldığı yönündeki tespitlerin mahkûmiyet hükmünde dikkate alınmadığı ve yeterli gerekçe gösterilmediği belirtilmiştir.
11. Devam eden süreçte Mahkeme 4/11/2025 tarihinde başvurucunun beraatine karar vermiş olup bireysel başvuruyu inceleme tarihi itibarıyla yargılama istinaf kanun yolu aşamasında derdesttir.
12. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Konutu Terk Etmeme Şeklindeki Adli Kontrol Tedbirinin Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
13. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller olmamasına rağmen hakkında adli kontrol kararı verildiğini, delilleri karartma tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, beş aylık hasta bebeğini hastaneye ve diğer küçük çocuğunu da okula götürmesi gerektiğini itiraz dilekçesinde söylemesine rağmen bu durumun adli kontrol tedbirine ilişkin kararlarda gözetilmediğini belirterek ölçülü olmayan ve gerekçe içermeyen tedbir nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, eşitlik ilkesi, suçta ve cezada kanunilik ilkesi ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Öte yandan başvurucu, adli kontrol tedbiri nedeniyle çocuklarına yönelik yükümlülüğünü yerine getiremediğini belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile seyahat hürriyetinin de ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
15. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına değinilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
16. Başvurucunun şikâyetinin özü, adli kontrol tedbirinin hukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
18. Anayasa Mahkemesi konutu terk etmeme tedbirinin niteliği, uygulanış şekli ve özellikleri itibarıyla hareket serbestîsi üzerindeki sınırlayıcı etkisinin derece ve yoğunluk olarak seyahat özgürlüğüne göre oldukça ileri bir boyutta olduğu, dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale teşkil ettiği ve bu tedbir yönünden tutuklama tedbirinin hukukiliğine benzer şekilde inceleme yapılacağı sonucuna varmıştır (Esra Özkan Özakça [GK], B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §§ 68-76).
19. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen yargılama süreci kapsamında verilen bir kararla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesi uyarınca konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirine tabi tutulmuştur. Dolayısıyla başvurucu hakkında tesis edilen konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
20. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan adli kontrol tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce ön koşul olarak suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
21. Yargı mercileri, başvurucu hakkındaki adli kontrol kararında ve iddianamede tanık beyanına, başvurucunun Bank Asyada bulunan hesabındaki para hareketliliğine ilişkin rapora ve başvurucunun sendika üyeliği ile örgütle iltisaklı dershanelerde çalışması hususuna dayanmıştır (bkz. § 5).
22. Başvurucunun Bank Asya hesabına yönelik Mahkemeye bilirkişi raporu sunulduğu ve raporda hesap hareketlerinin olağan bankacılık faaliyeti kapsamında kaldığının ifade edildiği görülmüştür.
23. Bununla birlikte iddianamede başvurucuya yönelik yer verilen -soyut bir şekilde kanaat ve değerlendirmelerin dile getirilmesi niteliğinde değil aksine belirli olaylarla ilgili gözlem ve bilgilerin aktarılması mahiyetinde olan- tanık beyanı ile başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı dershanelerde çalıştığını gösteren ve tanık beyanını doğrulayacak mahiyette olan çalışma kayıtları bir bütün olarak gözetildiğinde belirtilen tüm bu hususların konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasında suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemeyecektir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. M.S. [1. B.], B. No: 2018/25505, 25/2/2021, § 74; tutuklama tedbiri yönünden benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 75; Metin Evecen [2. B.], B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52).
24. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan adli kontrol tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
25. Eldeki olayda başvurucu hakkında verilen konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol kararında; başvurucunun kaçma şüphesinin olup olmadığı hususu ile -konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinden murat edilen- delillerin yok edilmesinin veya değiştirilmesinin, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasının önlenmesi amaçları yönünden herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir (bkz. § 6). Aynı şekilde mezkûr karar ile bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kararda başvurucunun çocuklarıyla ilgili durum gözetilmemiştir (bkz. §§ 6, 7). Dolayısıyla adli kontrol tedbirinin meşru bir amacının bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Şahin Tümüklü [1. B.], B. No: 2021/27498, 13/2/2024, §§ 20, 21; Muhammed Bedran Çoğaltay [1. B.], B. No: 2021/25973, 13/2/2024, §§ 23, 24). Bu sonuç karşısında tedbirin ölçülülüğü yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
26. Açıklanan gerekçelerle meşru amacı ortaya konulmadan başvurucu hakkında konutu terk etmeme tedbirinin uygulanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası yönünden ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
27. Yukarıda ulaşılan sonuçlar karşısında başvurucunun adli kontrol tedbiri nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile seyahat hürriyetinin ihlal edildiği iddialarının incelenmesi gerekli görülmemiştir.
B. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
28. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları ve bu suçlamaların delillerini öğrenemediğini, bu nedenle tutuklamaya etkin bir şekilde itirazda bulunamadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında incelenmesi gerekir.
30. 5271 sayılı Kanun'un 260. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 267. maddesi uyarınca hâkim kararları ile Kanun'un gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı ilgililer itiraz kanun yoluna gidebilecektir. Soruşturma dosyasına şüpheli ve/veya müdafilerin erişiminin engellenmesi sonucunu doğuran ve 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları ile 157. maddesine dayalı olarak alınan kararların da bu yönüyle itiraz kanun yoluna tabi olduğu görülmektedir (Adnan Erol [1. B.], B. No: 2020/27934, 15/3/2022, § 69).
31. Diğer yandan itiraz kanun yolunun inceleme konusu şikâyet açısından müdahalenin ortadan kaldırılması imkânı sunmadığına dair bir durum da tespit edilememiştir. Zira şüpheli ve/veya müdafiler itiraz kanun yoluna başvurduğunda itiraz mercii 5271 sayılı Kanun'un 260. maddesine bağlı olarak itirazı yerinde görebilecek ve müdahale konusu kararı ortadan kaldıracak nitelikte yeni bir karar alabilecektir (Adnan Erol, § 70).
32. Somut olayda başvurucunun soruşturma dosyasına erişimin engellenmesine ilişkin karara itiraz ettiğine yönelik herhangi bir açıklamada bulunmadığı ve itiraz ettiğini gösterir belge sunmadığı görülmüştür. Buna göre başvurucunun olağan kanun yolunu tüketmeden bireysel başvuru yaptığı sonucuna ulaşılmıştır.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
34. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 50.000 TL maddi ve 250.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
35. Başvuruda, konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Başvurucu hakkındaki anılan tedbir inceleme tarihinden önce kaldırılmıştır. Dolayısıyla bu yönüyle ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için tazminat ödenmesi dışında yapılması gereken bir husus bulunmamaktadır.
36. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 83.250 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Öte yandan başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasındaki illiyet bağına ve maddi zararın miktarının ne olduğuna ilişkin herhangi bir belge sunmadığı için maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olması dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Başvurucuya net 83.250 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 2.220,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 42.220,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2025/90) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.