logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Mehmet Erik [1. B.], B. No: 2024/21397, 6/1/2026, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MEHMET ERİK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2024/21397)

 

Karar Tarihi: 6/1/2026

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Fatma Gülbin ÖZTÜRK

Başvurucu

:

Mehmet ERİK

Vekili

:

Av. Muhammed Sezer ADANIR

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yanıltıcı belgelerle üniversitenin lisans programına kaydolan başvurucunun kaydının iptal edilmesinin eğitim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/3/2024 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu 31/1/1995 tarihinde Diyarbakır Ticaret Meslek Lisesinden mezun olmuştur. 2006 yılında kaydolduğu Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Üsküp Büyükşehir Belediyesi Arseni Yovkov Ekonomi ve Hukuk Lisesinde eğitime başlayan başvurucu 2010 yılında bu lisedeki eğitimini tamamlayarak diploma almıştır. Başvurucu 3/10/1997 tarihinde kaydolduğu Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümünden 4/6/2012 tarihinde mezun olmuştur.

6. Başvurucu, Arseni Yovkov Ekonomi ve Hukuk Lisesi diploması ile uluslararası öğrenci kontenjanından Hasan Kalyoncu Üniversitesine (Üniversite) kayıt için başvuruda bulunmuştur. Üniversite 27/7/2019 tarihli kabul mektubuyla başvurucunun uluslararası öğrenci olarak 2019-2020 birinci yarıyılı için Hukuk Fakültesine kayıt yaptırmasını uygun bulmuştur. Başvurucu, kayıt işlemleri için evrakı tamamlamak üzere yurt dışı lise diploması ve sınav notlarıyla birlikte Şanlıurfa İl Millî Eğitim Müdürlüğüne (Müdürlük) diploma denklik talebi ile müracaat etmiştir. Bu başvurusu esnasında “Öğrencinin daha önce Türkiye’de öğrenim gördü mü?” sorusuna yönelik olarak başvurucu Türkiye’de mezun olduğu liseyi belirtmemiştir. Müdürlük tarafından 18/9/2019 tarihinde ortaöğretim denklik belgesi düzenlemiştir.

7. Başvurucu, lise diploması ve denklik belgesi ile birlikte diğer evrakı Üniversiteye sunmuş, Üniversite başvurucu tarafından sunulan belgeleri inceleyerek 19/9/2019 tarihinde başvurucunun öğrenci statüsünde kaydını sağlamıştır.

8. 31/12/2019 tarihinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına yapılan başvuruda, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuyan bir öğrencinin "Türkiye’de lise eğitimini tamamlamasına rağmen hiçbir şekilde yurtdışında eğitim görmediği hâlde, Kıbrıs Adakent Üniversitesi adına düzenlenmiş sahte bir transkriptle yurtdışında kolej bitirmiş gibi gösterildiği ve bu yolla denklik belgesi alınarak Üniversiteye kaydedildiği" ileri sürülmüştür. Ayrıca bu işlemin Hasan Kalyoncu Üniversitesinde görevli bir öğretim elemanı tarafından para karşılığı yapıldığı iddia edilmiştir. Bu iddialar üzerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK) Denetleme Kurulunca bir inceleme başlatılmıştır.

9. YÖK Denetleme Kurulunca hazırlanan 23/6/2020 tarihli raporda Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörlüğü tarafından gönderilen öğrenci listesinden örneklem yolu ile seçilen iki öğrenci lise öğrenimlerini Türkiye'de tamamlamasına rağmen öğrencilerin Kuzey Makedonya Cumhuriyeti'nin Üsküp şehrinde bulunan Tsvetan Dimov Okulundan aldıkları lise diplomaları için Şanlıurfa İl Millî Eğitim Müdürlüğünden denklik belgesi aldığı tespit edilmiştir. Raporda; öğrencilerin Makedonya’da eğitim aldıkları dönemde yurt dışı giriş-çıkış kaydının olmadığının tespiti üzerine denklik belgesiyle ilgili olarak Şanlıurfa İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından tesis edilen işlemlere ilişkin soruşturma yapılması ve öğrencilerin de kayıtlarının iptal edilmesi ve bu şekilde kayıtlı olan pasif-aktif tüm öğrencilerin de incelenerek gerekli işlemlerin yapılması önerilmiştir.

10. Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan 26/4/2021 tarihli inceleme raporunda ise Türkiye’de lise bitirdikten sonra yurt dışındaki bir eğitim kurumundan online ya da örgün yolla alınan eğitim sonucu düzenlenen lise diplomasına denklik belgesi verilmemesi ve denklik belgelerinin usulsüz olması sebebiyle iptal edilmesi gerektiği yönünde kanaat belirtilmiştir.

11. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı 6/11/2020 tarihinde Hasan Kalyoncu Üniversitesine "üniversitelerden yurtdışında bulunmaksızın uzaktan eğitim yoluyla alınan diplomalara istinaden üniversiteye kayıt edilen öğrencilerin kayıtlarının iptal edilmesinin gerektiği" bildirilmiştir. Üniversite Yönetim Kurulu 23/12/2020 tarihinde Hasan Kalyoncu Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 6. fıkrası uyarınca gerçeğe aykırı veya yanıltıcı belgelerle kayıt hakkı kazandığından bahisle başvurucunun öğrencilik haklarının iptal edilip Üniversite ile ilişiğinin kesilmesine karar vermiştir.

12. Başvurucu, Üniversite Yönetim Kurulunun 23/12/2020 tarihli ilişik kesme işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde, gerçeğe aykırı veya yanıltıcı belgelerle Üniversiteye kayıt hakkı kazandığı iddiasıyla hakkında ilişik kesme kararı verildiğini belirtmiştir. Ancak bu işlemde hangi belgelerin gerçeğe aykırı veya yanıltıcı olarak kabul edildiğine ilişkin kendisine yazılı ya da sözlü hiçbir bilgi verilmediğini ifade etmiştir. Başvurucu; Üniversiteye pasaport, diploma, denklik belgesi, transkript gibi belgeler sunduğunu belirterek Mahkemece gerekli görüldüğü takdirde bu belgeler üzerinde sahtelik incelemesi yapılmasını talep etmiştir.

13. Gaziantep 3. İdare Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde 24/11/2021 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme gerekçeli kararında; başvurucunun 1995 yılında Diyarbakır Ticaret Meslek Lisesinde eğitimini tamamladığı, 1997 yılında Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümüne kayıt yaptırarak 2012 yılında mezun olduğu ve 2010 tarihli yurt dışı lise diplomasına dayanarak 2019 yılında Hasan Kalyoncu Üniversitesi Hukuk Fakültesine uluslararası öğrenci statüsünde kaydolduğu belirtilmiştir. Kararda; uluslararası öğrenci statüsünün, lise eğitimini tamamen yurt dışında tamamlayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına tanınan bir hak olduğu, bu statünün Türkiye'de lise eğitimini almış kişiler açısından uygulanabilir olmadığı ifade edilmiştir. Başvurucunun lise eğitimini Türkiye'de tamamlamış olmasına rağmen yurt dışı lise diploması edinerek bu statüden faydalandığı, dolayısıyla kayıt işleminin hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu çerçevede, Hasan Kalyoncu Üniversitesi tarafından tesis edilen öğrencilik kaydının iptali işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.

14. Başvurucu, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde, hakkında uygulanan Hasan Kalyoncu Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği’nin 9/5/2020 tarihinde yürürlüğe girdiğini, kendisinin ise 2019 yılında Üniversiteye kayıt yaptırdığını belirtmiştir. Bu nedenle somut olayda yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının kanunların geriye yürümezliği ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, kayıt silme işlemine konu edilen eylemler nedeniyle Üniversite tarafından cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmadığını ve hakkında herhangi bir disiplin soruşturması açılmadığını vurgulamıştır. Bu çerçevede, gerçeğe aykırı veya yanıltıcı belge kullanıp kullanmadığının ancak adli bir soruşturmayla ortaya konulabileceğini savunmuştur. Bunun yanında, Mahkemece Üsküp’teki eğitimine ilişkin belgelerin istenip incelenmediğini, savunması alınmadan ilişik kesme kararı verildiğini belirterek işlemde usuli güvencelerin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

15. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi (İstinaf Merci) tarafından yapılan istinaf incelemesi neticesinde 20/10/2022 tarihinde oyçokluğu ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. İstinaf mercii kararında; başvurucunun Üniversite ile ilişiğinin kesilmesinin sebebinin Türkiye'de lise eğitimini tamamlamış olmasına rağmen Üsküp'ten online eğitim yolu ile ikinci bir lise diploması edinerek uluslararası öğrenci statüsünden faydalanmak istemesi ve bu statüye hak kazanabilmek adına hileli yöntemlerle denklik belgesi alması gösterilmiştir. İstinaf Mercii kararında denklik belgesi alma şartlarına ilişkin yasal düzenlemelere, bu yasal düzenlemelerin gerekçelerine ve bu konudaki yargı kararlarına yer vermiştir.

16. Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme (FATİH) projesi kapsamında 30/3/2012 tarihli ve 6287 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik ile eğitim alanında yabancı uyruklu öğrenciler ile T.C. vatandaşı olup ortaöğretiminin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin Türkiye'de üniversite eğitimi almasının amaçlandığı belirtilmekle birlikte bu düzenlemelerin amacının Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kendi ortaöğretimini yok sayarak yurt dışında ikinci diploma alınması hâlinde sınavsız geçişe izin vermesi olarak yorumlanamayacağını ifade etmiştir. Diğer bir ifade ile İstinaf Mercii4/11/1981 tarihli ve2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 45. maddesinde yapılan düzenlemenin Türkiye'de yaşayarak Türkiye Cumhuriyeti'nin ortaöğretim kurumlarında eğitim gören ve lise diploması alan bir öğrenciye uluslararası öğrenci statüsü verilmesinin bir hak olmadığını aksine hakkın kötüye kullanılması olduğunu ifade etmiştir. İkinci lise diploması için açık düzenleme yapılmamış olmasının kanunda boşluk olarak yorumlanamayacağını belirten İstinaf Mercii zira Türkiye'de ortaöğretimi tamamlayan bir öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde üniversite eğitimine devam edebilmesinin şartlarının hâlihazırda belli olduğunu vurgulamıştır. Yaptığı değerlendirmede Türkiye'de bir ortaöğretim diploması aldıktan sonra yurt dışında online ya da örgün olarak tekrar ortaöğretim eğitimi alınması üzerine Türkiye'de üniversite sınavına tabi tutulmaksızın uluslararası öğrenci statüsünden faydalanılarak üniversite eğitimi alınabileceğine ilişkin bir hak olmadığı, bu eğitime bağlı denklik belgesi talebi sırasında da Türkiye'deki lise eğitimiyle ilgili beyanda bulunmaktan kaçınılması yani yanıltıcı beyanla denklik belgesi alındığının tespit edilmesi üzerine üniversite kaydının silinmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık olmadığını tespit etmiştir.

17. Somut uyuşmazlıkta başvurucu hakkında tatbik edilen9/5/2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasan Kalyoncu Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği'nin 6. maddesinin hukuka uygun olarak kazanılmış bir hakkı yok eden bir nitelik arz etmediğine dikkat çeken İstinaf Merci, ilgili maddenin temelinde hata ve yanıltıcı beyan kapsamında tesis edilen bir işlemin her zaman geri alınabilecek nitelikte olduğunu belirterek işlemin aynı husustaki 22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile6/7/1987 tarihli ve E.1987/1-2-4, K.1987/2 kararı da dikkate alındığında sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olmadığını tespit etmiştir. Nitekim Türkiye'de ortaöğretimini tamamlayan başvurucunun Üsküp'te online eğitim alarak2010 yılının Haziran ayında aldığı ortaöğretim diplomasının Türkiye'deki eğitimine üstün sayılmasını gerektiren ya da böyle bir hak veren bir düzenleme olmadığını da vurgulayan İstinaf Mercii başvurucunun bu haktan faydalanabilmek için denklik belgesi talebi sırasında Türkiye'ye bitirdiği ortaöğretimle ilgili yanıltıcı beyanda bulunduğuna da işaret ederek açık hata ve yanıltıcı beyan ile yapılan üniversite kaydının iptal edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık olmadığı sonucuna varılmıştır. Yine başvurucunun ilişik kesme işlemine karşı savunmasının alınmadığı iddiası yönünden ise başvurucu hakkındaki işlemin disiplin soruşturması niteliği arz etmediğini belirtmiş ve bu iddiasına da bu şekilde itibar edilmediğini açıklamıştır.

18. Başvurucunun sınavsız olarak üniversiteye girerek eğitim alma gayesiyle yurt dışından ikinci bir lise diploması alarak ve yanıltıcı beyanda bulunarak denklik belgesi aldığını ve üniversite kaydının da bu şekilde yapıldığını belirten İstinaf Mercii, yaptırılan kayıtta başvurucunun da kusurlu olduğu ve dolayısıyla başvurucunun eğitiminin sonlandırılmasının sonuçlarına katlanması gerektiğini ifade etmiştir. Bu hususun kayıt sırasında tespit edilememiş olması yönünden ise Üniversitenin Millî Eğitim Bakanlığı sistemi üzerinden her iki diplomayı da görüp göremediği hususunun tereddütlü olduğunu belirten İstinaf Mercii kayıt işleminin kasti olarak hukuka aykırı olarak yapıldığını söylemenin mümkün olmadığını belirtmiştir. Son olarak başvurucunun herhangi bir sınava katılmadan üniversiteye başlamadığı olgusu dikkate alındığında başvurucunun eğitiminin sonlandırılmasından başka bir şekilde durumun hukuka uygun hâle getirilmesinin söz konusu olmadığına işaret ederek müdahalenin elverişli ve ölçülü olduğu sonucuna varmıştır.

19. Karşıoy yazısında Türk vatandaşlarının ortaöğretiminin (lise) tamamını yurt dışındaki liselerde tamamlayarak mezun olmaları hâlinde uluslararası öğrenci statüsüne tabi olarak Türkiye'deki üniversitelere kayıt yapılabileceğine ilişkin bir sınırlama getiren kanun veya yönetmelik bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun yurt dışındaki bir liseden mezun olduğu, mezuniyetinin ardındansöz konusu üniversiteye gerekli belgeleri sunarak müracaat ettiği ve 2019 yılında üniversiteye kaydolduğu belirtilerek başvurucunun izlemiş olduğu bu prosedürün kanunlara, yönetmeliğe ve diğer yasal mevzuata uygun olduğu ifade edilmiştir. Her ne kadar, Önlisans, Lisans ve Lisansüstü Programlara Uluslararası Öğrencilerin Yerleştirilme ve Sınav Yönergesinin "Uluslararası Öğrenci Statüsünde Sayılmayanlar" başlıklı 17. maddesinin 1. bendinde T.C. uyruklu olup ortaöğreniminin tamamını Türkiye'de tamamlayanların yurt dışında bir ülkeden lise diploması almasıyla uluslararası öğrenci statüsünde sayılmasının mümkün olmayacağı düzenlenmişse de 2547 sayılı Kanun ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği'nde bu hususta sınırlayıcı bir düzenleme bulunmadığı ifade edilerek üst normlarda sınırlama getirilmeyen konularda, alt norm yani yönerge ile bir kısıtlama getirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Yine isteyen her Türk vatandaşının yurt dışında istediği ülkede online ya da devam etmek suretiyle lise okuyup mezun olarak Türkiye'deki eğitim programlarına kayıt yaptırabileceği ifade edilerek bu durumun herhangi bir eşitsizliğe sebebiyet vermediği ve yurt dışında online lise okuyup Türkiye'deki yükseköğretim programlarına kayıt yaptıranlara tanınmış bir ayrıcalık olmadığı vurgulanmıştır.

20. Lise düzeyinde uzaktan eğitimin başvurucunun yurt dışında lise eğitimini aldığı dönemde yürürlükte olan 30/5/2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Denklik Yönetmeliğine ve Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunun 26/11/2019 tarihli kararına uygun olduğu tespit edilmiştir. Üniversite tarafından tesis edilen ilişik kesme işleminde ve YÖK tarafından yurt dışında lise eğitimi tamamlayıp ilgili üniversitenin hukuk fakültesine kayıt yaptıran öğrenciler hakkında yapılan incelemede mevzuata göre başvurucunun savunması alınması gerekirken alınmadığına işaret edilerek bu durumun mevzuata uygun olmadığı belirtilmiştir. Başvurucu tarafından kayıt işlemi sırasında sunulan mezuniyet belgesi, ders çizelgeleri, apostiller, pasaport ve denklik belgelerinin noter onaylı olduğu ifade edilerek YÖK incelemesinde hangi belgelerin sahte olduğunun da açıklanmadan yer verilen belgelerin sahteliğine ilişkin tespitin, başvurucunun bu husustaki bilirkişi incelemesi istemi de gözardı edilerek, haksız şekilde reddedildiği ileri sürülmüştür. Zira belgelerin sahteliğine ilişkin kabulün başvurucunun Türkiye'de lise öğretimini tamamlayarak mezun olmasına dayandırılarak açıklandığına vurgu yapılarak böylesi bir tespitin kabul edilebilir olmadığı belirtilmiştir.

21. Başvurucu İstinaf Merci kararına karşı temyiz isteminde bulunmuştur. Başvurucunun temyiz istemi 7/12/2023 tarihinde Danıştay Sekizinci Dava Dairesinin kararı ile esastan reddedilmiş ve20/10/2022 tarihli İstinaf Mercii kararının onanmasına kesin olarak karar verilmiştir.

22. Başvurucu, nihai hükmü 21/2/2024 tarihinde öğrenmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Kanun

23. 2547 sayılı Kanun'un “Yükseköğretime giriş ve yerleştirme” başlıklı 45. maddesinin (a) ve (b) bendleri ile 6287 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile değiştirilen (f) bendi şöyledir:

a. "Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır.

b. Yükseköğretim kurumlarına esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen

merkezî sınavlarla girilir. Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında adayların ortaöğretim

başarıları dikkate alınır. Ortaöğretim bitirme başarı notları en küçüğü ikiyüzelli, en büyüğü

beşyüz olmak üzere ortaöğretim başarı puanına dönüştürülür. Ortaöğretim başarı puanının

yüzde onikisi yerleştirme puanı hesaplanırken merkezî sınavdan alınan puana eklenir."

....

"f. Yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir. Uluslararası andlaşmalar gereği Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarında burslu olarak öğrenim görecek yabancı uyruklu öğrencilerin yerleştirme işlemleri Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılır.

B. Düzenleyici İşlemler

24. 11/9/2012 tarihli ve 28408 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hasan Kalyoncu Üniversitesi Önlisans ve Lisans Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliği'nin 9/5/2020 tarihli ve 31122 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "İlk Kayıt İşlemleri" başlıklı 6. maddesinin 6. fıkrası şöyledir:

" Gerçeğe aykırı veya yanıltıcı belgelerle üniversiteye kayıt hakkı kazanmış olanların belirlenmesi halinde kayıtları yapılmaz, kayıt yaptırmış olanların ise bulundukları yarıyıla bakılmaksızın kayıtları iptal edilir, kendilerine verilmiş olan diploma dahil tüm belgeler geçersiz sayılır. Bu şekilde kayıtları iptal edilen öğrenciler için 13'üncü maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları uygulanır."

25. 26/3/2018 tarihli Hasan Kalyoncu Üniversitesi Önlisans, Lisans ve Lisansüstü Programlara Uluslararası Öğrencilerin Yerleştirilme ve Sınav Yönergesi'nin "Uluslararası Öğrenci Statüsünde sayılmayanlar" başlıklı 17. maddesi şöyledir:

"Aşağıdaki adaylar Uluslararası Öğrenci statüsünde sayılmayacaklardır.

1)Türkiye Cumhuriyeti uyruklu olup ortaöğreniminin tamamını Türkiye'de tamamlayanlar..."

26. 2019-2020 tarihinde yürürlükte olan YÖK'ün resmî internet sitesinde yayımlanan "Yurtdışından Öğrenci Kabulüne İlişkin Esasların" başlıklı düzenlemenin "Başvuracak Adaylar" başlıklı düzenlemesinin ilgili kısmı şöyledir:

"a) Lise son sınıfta olmaları ya da mezun durumda bulunmaları koşuluyla;

1) Yabancı uyruklu olanların,

2) Doğumla Türk vatandaşı olup da İçişleri Bakanlığı'ndan Türk vatandaşlığından çıkma izni alanlar ve bunların Türk vatandaşlığından çıkma belgesinde kayıtlı reşit olmayan çocuklarının Türk Vatandaşlığı Kanunu uyarınca aldığı Tanınan Hakların Kullanılmasına İlişkin Belge sahibi olduklarını belgeleyenlerin, (5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 7. maddesinde "(1) Türkiye içinde veya dışında Türk vatandaşı ana veya babadan evlilik birliği içinde doğan çocuk Türk vatandaşıdır." hükmü bulunmakta olup, yurt dışından kabul kontenjanlarına başvuracak adayların Türk Vatandaşlığı Kanunu'nu incelemelerinde yarar bulunmaktadır.)

3) Yabancı uyruklu iken sonradan kazanılan vatandaşlık ile TC vatandaşlığına geçenlerin / bu durumdaki çift uyrukluların

4) a) 01/02/2013 tarihinden önce yurtdışında ortaöğretime devam eden TC uyruklu öğrencilerden ise ortaöğretiminin (lise) son üç yılını KKTC hariç yabancı bir ülkede tamamlayanların (ortaöğretiminin (lise) tamamını KKTC dışında yabancı bir ülkedeki MEB nezdinde açılmış olan Türk okullarında tamamlayanlar dahil) yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvuru yapabileceğine" b) 01/02/2013 tarihinden sonra yurt dışında ortaöğretime başlayan adayların yurt dışından kabul kontenjanlarına ortaöğretiminin (lise) tamamını KKTC hariç yabancı bir ülkede tamamlayanların (ortaöğretiminin (lise) tamamını KKTC dışında yabancı bir ülkedeki MEB nezdinde açılmış olan Türk okullarında tamamlayanlar dahil) başvuru yapabilmelerine, ...b) Adaylardan 1) T.C. uyruklu olup ortaöğreniminin (lise) tamamını Türkiye'de veya KKTC'de tamamlayanların, başvurularının kabul edilmemesi, ..... "

27. Yükseköğretim Kurumu Eğitim ve Öğretim Daire Başkanlığının 6/11/2020 tarihli yazısı şöyledir:

"Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasına rağmen, yurtdışından öğrenci kabul kontenjanından yararlanmak üzere yurtdışında bulunmaksızın yurtdışından alınan lise diplomalarıyla yükseköğretim kurumlarımıza kayıt yaptırma yoluna gidildiğine ilişkin Kurulumuza ulaşan bazı şikayet ve bildirimler 04.11.2020 tarihli Yüksek Öğretim Yürütme Kurulu toplantısında incelenmiş olup bu bağlamda;

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 6287 sayılı Kanunla değişik 45/f maddesinde yer alan 'Yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir' maddesi uyarınca belirlenmiş olan Yurtdışından Öğrenci Kabulüne İlişkin Esaslar ile uyruğundan biri T.C olan çift uyruklular ile T.C uyruğunda bulunanların lise eğitimlerinin tamamını yurt dışındaki liselerde (KKTC liseleri hariç) görmeleri halinde yurt dışından öğrenci kabulü kontenjanlarına başvurabildikleri göz önüne alınarak, Yurtdışında bulunmaksızın uzaktan öğretim yoluyla yurtdışındaki bir liseden diploma alan adayların yurt dışından öğrenci kabul kontenjanları çerçevesinde yükseköğretime geçiş için bu diplomaları ile işlem yapılmaması ancak bu adayların YKS ile yükseköğretime geçiş başvurusu yapabilecekleri,

Yurt dışındaki bir liseden örgün eğitim yoluyla alınan diplomalar bağlamında ise, pasaport veya emniyet kayıtlarından diplomanın alındığı ülkeye giriş ve çıkışlarının kontrol edilmesi, ilgili ülkede kalınan sürenin lise eğitiminin örgün yolla alındığını desteklememesi halinde bu diplomalar ile de yurt dışından öğrenci kabul kontenjanları çerçevesindeki başvurularına işlem yapılmaması,

İlgili ülkede bulunmaksızın uzaktan öğretim sistemi ile yurtdışındaki bir lisede eğitim görerek yurt dışında üniversite eğitimine başlamış olmaları halinde ise Yükseköğretim Kurumlarında Ön Lisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlararası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümlerinden yararlanabilmeleri için ilgili yılın Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi Kılavuzlarında yayımlanan Yurt Dışındaki Yükseköğretim Kurumlarından Yurt İçindeki Yükseköğretim Kurumlarına Yatay Geçiş İşlemlerine ilişkin şartların aranması,

 Halihazırda bu tür diplomalar ile yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına kayıt yaptırmış olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı veya uyruğundan biri T.C olan çift uyruklu öğrencilerin durumlarının yukarıdaki hususlar çerçevesinde incelenerek işlem yapılması,

Yukarıda belirtilen hususlara aykırı kayıt yapılmış olduğu tespit edilen öğrencilerle ilgili olarak tesis edilen işlemin iptalinin gerektiğinin bildirilmesi, uygun görülmüştür."

C. Anayasa Mahkemesi Kararı

28. 6287 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 45. maddesinin (f) bendine eklenen "ile ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin" ibaresiyle ortaöğretim kurumlarını birincilikle bitiren adaylar için ek kontenjan belirlenmesinin ve ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretime girişte genel, kapsayıcı ve herkes için uygulanan genel kuraldan ayrık tutulmalarının eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı, hiçbir ölçü getirilmeden, ilkeye yer verilmeden, çerçeve çizilmeden okul birincileri için ek kontenjan belirleme ve yerleştirme yetkisi ile ortaöğretimlerinin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esaslarını belirleme yetkisinin YÖK'e bırakılmasının, yasama yetkisinin devri niteliğinde olduğu iddiasıyla kuralın Anayasa'nın 7., 10. ve 87. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Bu iddia Anayasa Mahkemesinin 20/9/2012 tarihli veE.2012/65, K.2012/128 sayılı norm denetimi kararında ele alınmıştır. Kararda; Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesinin hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu olduğu belirtilmiştir. Her ülkenin eğitim sistemi birbirinden farklı olduğuna işaret edilerek, yabancı ülkelerdeki ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrencilerin Türkiye'deki ortaöğretim kurumundan mezun olan öğrencilerle aynı durumda olmadığına işaret edilerek YÖK'e ortaöğretimlerinin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrenciler için yükseköğretime girişlerinde farklı usul ve esaslar belirleme yetkisi verilmiş olmasının eşitlik ilkesini zedelemediği ifade edilmiştir. Yine ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayanların yükseköğretime giriş ve yerleşme işlemlerinin detaylarına ilişkin usul ve esasların belirlenmesinin teknik ve uzmanlık gerektiren bir mesele olduğuna dikkat çekilerek kanun koyucunun bu konudaki yetkiyi idari makamlara bırakmış olmasının yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık teşkil etmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

D. Danıştay Kararı

29. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 19/3/1988 tarihli ve 19759 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6/7/1987 tarihli ve E.1987/1, 2, 4, K.1987/2 sayılı kararında 1967-1968 yılı üniversiteler arası giriş sınavında fakülteye kayıt için yeterli puanı almamış olmalarına rağmen hileyle idareyi yanıltarak Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesine kayıt yaptıran davacılar hakkında tesis edilen ilişik kesme işleminin bu kişilerin sahip oldukları fiilî durum sebebiyle kazanılmış hak ilkesine aykırılık teşkil edip etmediği hususu ele alınmıştır. Kararda, yanlış idari işlemlerden dolayı kişi yararına hak veya korunması gereken yerleşmiş bir durum doğmuş ise işlemlerin ancak iptal davası süresi içinde geri alınabileceği, bu sürenin dolması hâlinde ise idare için de işlemin kesinleşeceği kuralına yer verilmiştir. Bununla birlikte kararda; söz konusu kuralın iyi niyetli kişiler için geçerli olduğu, yokluk, butlan yahut kişinin gerçek dışı beyanı ve hilesi gibi yanlış işlem tesisine neden olduğu hâllerde süre şartına bağlı kalınmaksızın işlemin geçmişe etkili olarak geri alınabileceği belirtilmiş ve sakat işlemlerin öğrenim süresi içinde geri alınmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Anayasa Mahkemesinin 6/1/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu, sahte evrak ile üniversiteye kaydolduğundan bahisle ilişiğinin kesilmesine karar verildiğini ancak gerek ilişik kesme kararında gerekse yargılama aşamalarında hangi belgelerin sahte olduğunun açıklanmadığını belirtmektedir. Başvurucu hakkında sahtecilik suçundan yürütülen adli soruşturmada takipsizlik kararı verildiğini ancak soruşturmaya konu evrakın da Mahkemece dosyaya getirilmediğini ve bu husustaki bilirkişi incelemesi yapılması talebinin de yargılama mercilerince karşılanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Üniversite tarafından hakkında tesis edilen ilişik kesme kararının sahte evrak sebebiyle verildiğini belirten başvurucu, idare tarafından ortaya konulan bu sebebe rağmen yargılama makamlarınca farklı gerekçelerle davanın reddedilmesinin gerekçeli karar hakkını ihlal ettiğini belirtmektedir. Kayıt tarihli itibarıyla yurt dışı öğrenci statüsüyle üniversiteye kaydolma hakkını haiz olduğunu belirten başvurucu sonradan yapılan düzenlemelerin hakkında tatbik edilmek sureti ile bu hakkının elinden alınmasının kazanılmış hakka saygı ilkesini ve eğitim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

32. Bakanlık görüşünde, başvurucunun öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri yönünden ele alınması gerektiğini belirtmiştir. Kabul edilebilirlik şartlarının karşılandığının değerlendirildiği takdirde ise inceleme yapılırken Anayasa'nın eğitim ve adil yargılanma haklarına ilişkin hükümleri kapsamında Anayasa Mahkemesi içtihadı da dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiştir.

B. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddialarının özü, yükseköğretime ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

35. Anayasa'nın 42. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz."

36. Eğitim, Anayasa tarafından doğrudan güvence altına alınmış bir haktır. Ayrıca eğitim, çok özel bir kamu hizmeti olarak sadece doğrudan faydaları olan bir hizmet değil geniş sosyal fonksiyonları da olan bir hizmettir. Demokratik bir toplumda insan haklarının sağlamlaşması ve devamı için eğitim hakkının vazgeçilmez ve temel bir katkısı olduğu da aşikârdır (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 66). Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında eğitim hakkının yükseköğrenim seviyesini de kapsadığına (Hikmet Balabanoğlu [2. B.], B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 28; İhsan Asutay [2. B.], B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 36), belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına etkili bir biçimde erişimin sağlanmasını güvence altına aldığına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 68), kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe şeklinde bir negatif ödev yüklediğine (Adem Öğüt ve diğerleri [1. B.], B. No: 2014/20527, 22/11/2017, § 44; Yüksel Baran [2. B.], B. No: 2012/782, 26/6/2014, § 36) karar vermiştir.

37. Eğitim hakkı, belirli bir zamanda mevcut bulunan eğitim kurumlarına erişimi koruma altına almaktadır. Mevcut veya hâlihazırda desteklenen eğitim kurumlarına etkili bir şekilde erişimi sağlama eğitim hakkının koruması altındadır (Ahmet Batur [2. B.], B. No: 2018/20182, 14/9/2021,§ 34). Bu hak yalnızca bir eğitim kurumuna erişimi değil, aynı zamanda mevcut bir statünün sonlandırılmasını da kapsar. Somut olayda başvurucu, yurt dışından aldığı lise diplomasının denklik işleminin tamamladıktan sonra uluslararası öğrenci statüsünde Üniversiteye kaydolmuştur. Ancak daha sonra, başvurucunun Türkiye'de ortaöğretimini tamamlamış olduğu anlaşılarak denklik işleminin usulsüz tesis edildiği gerekçesiyle başvurucunun Üniversite kaydı iptal edilmiş ve başvurucunun Üniversite ile ilişiği kesilmiştir. Bu işlem neticesinde başvurucunun bir yükseköğretim kurumunda eğitimine devam edememesi Anayasa’nın 42. maddesi çerçevesinde başvurucunun eğitim hakkına müdahale teşkil etmektedir.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

38. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

 “Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

39. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 42. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 42. maddesinde ya da ilgili diğer maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

40. Somut olayda başvurucunun üniversite kaydının iptali suretiyle eğitim hakkına yapılan müdahalenin dayanağını, 2547 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (f) bendi ve bu bende dayanılarak çıkartılan Yurtdışından Öğrenci Kabulüne İlişkin Esaslar ile üniversite düzeyinde çıkartılan Hasan Kalyoncu Üniversitesi Yönetmeliğinde yer alan hükümler oluşturmaktadır. 2547 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (f) bendindeki düzenleme yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esaslarının YÖK tarafından belirleneceğini düzenlemektedir.

41. Bu hüküm, yükseköğretime kabul koşullarının ve yöntemlerinin belirlenmesinde YÖK'ü yetkili kılan çerçeve bir normdur. YÖK tarafından çıkartılan düzenleyici işlemler ve üniversitelerce hazırlanan yönetmelikler aracılığıyla, yurt dışından öğrenci kabulüne ilişkin esaslar belirlenmiş; özellikle başvurucunun durumunda olduğu gibi ortaöğretiminin tamamını Türkiye'de tamamlayan kişilerin uluslararası öğrenci statüsünde değerlendirilemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır.

42. Dinamik yapısı itibarıyla yükseköğretime giriş sisteminin, her bir durum için ayrıntılı ve katı bir yasal çerçevede düzenlenmesi güçtür. Bu alanda öğrenci kabulüyle ilgili usullerin detaylandırılması, eğitim sisteminde çeşitlilik, yurt dışı diploma uygulamalarındaki farklılıklar ve kötüye kullanım ihtimali gözönüne alındığında, düzenleyici işlemlerle çerçevenin belirlenmesini zorunlu ve makul kılar. Bu nedenle, ilgili Kanun hükmünün yalnızca çerçeve çizmekle yetinmesi ve uygulamayı ikincil düzenlemelere bırakmasının, kanunla sınırlama ölçütünü tek başına ortadan kaldırmamaktadır (benzer yönde değerlendirme için bkz. Abdulaziz Kaya ve diğerleri [GK], B. No: 2018/35913, 9/10/2024, § 35).

43. Bu çerçevede, müdahalenin dayanağı olan 2547 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (f) bendinin yükseköğretime kabul usullerinin belirlenmesini YÖK'e bırakması, bu alandaki düzenlemelerin öngörülebilirliğini ve uygulanabilirliğini sağlayacak yeterli normatif temeli oluşturduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla başvurucunun üniversite kaydının iptal edilmesi suretiyle eğitim hakkına yapılan müdahalenin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna ulaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

44. Taşıdığı öneme karşın eğitim hakkı, niteliği gereği bazı düzenlemelere tabidir. Şüphesiz eğitim kurumlarını düzenleyen kurallar, toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklı düzeylerine has özelliklere göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle devletin bu konuda yapacağı düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahip olduğunun kabulü gerekir (Ünal Yıldırım [1. B.], B. No: 2013/6776, 5/11/2014, § 42; Savaş Yıldırım [2. B.], B. No: 2013/6258, 10/6/2015, § 42). Devletin bu takdir alanı eğitim kurumunun seviyesi yükseldikçe artar, buna karşılık eğitimin birey ve toplum bakımından önemine bağlı olarak azalır (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 67). Devletin sahip olduğu takdir yetkisi, toplumun ihtiyaçlarını gözeterek var olan eğitim kurumlarını kaldırmayı veya statülerinde değişiklik yapmayı da kapsamaktadır. Şüphesiz devletin belirtilen bu takdir alanı içinde hareket ederken meşru bir amaca dayanan değişiklikler yapması da kendisinden beklenecektir (Melih Sivas [1. B.], B. No: 2016/15634, 28/6/2018, § 58).

45. Anayasa'nın 42. maddesinde eğitim hakkının sınırlandırılmasına ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Bununla birlikte eğitim hakkının mutlak ve sınırsız bir hak olduğu düşünülemez. Nitekim anılan maddenin ikinci fıkrasında yer verilen "Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir." ifadesi ile devlete bir takdir alanı yaratılmıştır. Eğitim hakkının Anayasa'nın "Sosyal ve Ekonomik Haklar" bölümünde düzenlendiği hususu da gözetildiğinde devlete tanınan bu takdir hakkının bir sınırlama yetkisi de içerdiği anlaşılmaktadır. Öte yandan Anayasa'da diğer haklardan farklı olarak eğitim hakkının sınırlanması hususunda kanun koyucuyu bağlayan belli bir meşru amaçlar listesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla kanun koyucunun eğitim hakkının sınırlanması hususundaki takdir aralığının geniş olduğu ifade edilebilir. Ancak kanun koyucunun bu takdir yetkisinin Anayasa Mahkemesinin denetimine tabi olduğu açıktır (Adem Öğüt ve diğerleri, § 53).

46. Yükseköğretime kabulde belirli kriterlerin getirilmesi, yerleştirme sisteminin objektif, adil ve eşitlikçi biçimde işlenmesini temin etmeyi hedeflemektedir. Uluslararası öğrenci statüsünden yalnızca yurt dışında ortaöğretimini fiilen tamamlayan kişilerin yararlanabilmesine yönelik düzenlemeler, eğitim alanında fırsat eşitliğinin sağlanması ve hakkın kötüye kullanılmasının önlenmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu kapsamda somut olayda, üniversite kaydının iptali suretiyle eğitim hakkına yapılan müdahalenin öğrenci kabulünde adil ve objektif kriterlerin uygulanmasını sağlama meşru amacıyla gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır.

iii. Ölçülülük

 (1) Genel İlkeler

47. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

48. Buna göre eğitim hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasının yanında gerekli olması da gerekir. Gereklilik yukarıda da belirtildiği üzere hakka müdahale teşkil eden birden fazla araç arasından hakkı en az zedeleyen aracın seçilmesini ifade etmektedir. Hak ve özgürlüğü sınırlayan tedbirlerden hangisi diğerlerine nazaran hakkın norm alanına daha az müdahale edilmesi sonucunu doğuruyorsa o tedbirin tercih edilmesi gerekir. Bununla birlikte hakka müdahale oluşturacak aracın seçiminde kamu otoritelerinin belli ölçüde takdir payının bulunduğu da kabul edilmelidir. Zira yetkili kamu makamları, öngörülen amaca ulaşılması bakımından hangi aracın etkili ve verimli sonuçlar doğuracağına ilişkin olarak isabetli karar verme noktasında daha iyi bir konumdadır. Özellikle alternatif aracın bulunmadığı veya mevcut alternatiflerin öngörülen meşru amaca ulaşılması bakımından etkili olmadığı ya da daha az etkili olduğu durumlarda kamu makamlarının araç seçimi hususundaki tercih yetkisinin gereklilik kriterini sağlamadığının söylenebilmesi için çok güçlü nedenlerin bulunması gerekir (Şehmus Altuğrul [2. B.], B. No: 2017/38317, 13/1/2021, § 50).

49. Öte yandan eğitim hakkına yönelik müdahaleler orantılı olmalıdır. Orantılılık sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, amaç ile araç arasında adil bir denge kurulmasını gerektirmektedir. Buna göre eğitim hakkına getirilen sınırlamayla ulaşılmak istenen meşru amaç ve başvurucunun eğitim hakkından yararlanmasındaki bireysel yarar arasında makul bir orantı kurulmalıdır. Hedeflenen amaca ulaşıldığında elde edilecek kamusal yararla kıyaslandığında sınırlama ile kişiye yüklenen külfetin aşırı ve orantısız olmaması gerekir (Şehmus Altuğrul, § 51).

(2) İlkelerin Olaya Uygulanması

50. Somut olayda başvurucu, Kuzey Makedonya'daki bir liseden aldığı diploma ile uluslararası öğrenci statüsünden yararlanmak suretiyle Hasan Kalyoncu Üniversitesi Hukuk Fakültesine kayıt yaptırmıştır. Yapılan bir ihbar üzerine YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından aralarında başvurucunun da bulunduğu bir grup öğrencinin uluslararası öğrenci statüsünde yapılan öğrenci kayıtları mercek altına alınmıştır. YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan inceleme raporlarında Türkiye’de lise bitirdikten sonra yurt dışındaki bir eğitim kurumundan online ya da örgün yolla alınan eğitim sonucu düzenlenen lise diplomasına denklik belgesi verilmemesi ve denklik belgelerinin usulsüz olması sebebiyle iptal edilmesi gerektiği yönünde kanaat belirtilmiştir. Bu kararlar doğrultusunda Üniversite tarafından başvurucunun Türkiye'de lise öğrenimi gördüğü dikkate alınarak kaydının iptaline ve öğrencilikle ilişiğinin kesilmesine karar verilmiştir.

51. Başvurucu, tesis edilen işlemin iptali istemiyle dava açmıştır. Yargılama sonucunda İstinaf Merciinin 20/10/2022 tarihli kararında; başvurucunun Millî Eğitim Bakanlığına lise diplomasına denklik verilmesi talebiyle yaptığı başvuru sırasında, "Türkiye’de daha önce eğitim görüp görmediği" sorusuna herhangi bir beyanda bulunmadığının tespit edildiği belirtilmiştir. Bu bilgi eksikliği nedeniyle diploma denklik işleminin olumlu sonuçlandığı ve başvurucunun üniversiteye kaydının da söz konusu diploma denklik belgesine dayanılarak gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Yapılan incelemelerde başvurucunun Türkiye’de ortaöğretim ve ön lisans düzeyinde eğitim aldığının ortaya çıkması üzerine, İstinaf Merciince diploma denklik belgesinin yanıltıcı beyana dayalı olarak düzenlendiği değerlendirilmiş; bu değerlendirme çerçevesinde başvurucunun istinaf talebi esastan reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesinin incelemesi, İstinaf Merciinin ortaya koyduğu bu gerekçe ve değerlendirmeler esas alınarak yapılacaktır

52. Bu bağlamda, başvurucunun öğrencilik statüsünün sona erdirilmesine ilişkin işlem, öğrenci kabulünde adil ve objektif kriterlerin uygulanmasını sağlama amacıyla gerçekleştirilmiş olup, söz konusu müdahale bu amacı gerçekleştirmeye elverişli ve gerekli bir araç olarak değerlendirilmektedir. Zira eğitim sisteminin güvenilirliği ve yerleştirme esaslarının eşitlik temelinde yürütülmesini sağlamak bakımından, başvurucunun yanıltıcı beyan olarak nitelenen bilgi saklama şeklindeki eylemine dayalı olarak kazanıldığı anlaşılan bir statünün devam ettirilmesine göz yumulması, kamu yararıyla bağdaşmayacaktır.

53. Müdahalenin orantılılığı bakımından yapılan incelemede, İstinaf Merciinin; başvurucunun Millî Eğitim Bakanlığına lise diplomasına denklik verilmesi talebiyle yaptığı başvuru sırasında, Türkiye’de ortaöğrenim görüp görmediğine ilişkin olarak kendisinden istenen bilgiye yanıt vermediğini, bu eksik beyanın idarenin denklik belgesini hatalı biçimde düzenlemesine yol açtığını değerlendirdiği görülmektedir. İstinaf Merciince, söz konusu denklik belgesinin bu şekilde düzenlenmesinin ardından başvurucunun bu belgeyi kullanarak üniversiteye kayıt yaptırdığı, dolayısıyla ortaya çıkan hukuki durumun oluşumunda başvurucu kusurlu kabul edilmiştir. Bu kapsamda, İstinaf Merciinin maddi olgulara dayalı olarak ulaştığı bu sonucun temelsiz veya keyfî olduğu söylenemez.

54. Öte yandan, idarenin diploma denklik sürecinde gerekli denetim ve sorgulamaları kayıt aşamasında yapmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim başvurucunun kesin kaydının yapılmasından yaklaşık üç ay sonra idari soruşturma başlatıldığı, kayıt işleminden 1 yıl 1 ay 17 gün sonra ise başvurucunun kaydının silindiği görülmektedir. Bununla birlikte, istinaf merciince başvurucunun ortaöğretim durumuna ilişkin bilgiyi bilinçli şekilde sunmadığı yönündeki kabul dikkate alındığında, idarenin bu eksikliği tespit etmesini takiben makul bir süre içinde soruşturma başlatarak tesis ettiği işlemlerin başvurucu bakımından beklenmedik sonuçlar doğurduğu söylenemez. Bu nedenle, somut olayın koşulları çerçevesinde söz konusu müdahalenin hukuken öngörülebilir nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

55. Bu itibarla, başvurucunun kaydının iptali ve öğrencilikle ilişiğinin kesilmesi suretiyle eğitim hakkına yapılan müdahalenin; öğrenci kabulünde adil ve objektif kriterlerin uygulanmasını sağlamaya yönelik meşru amaç ile başvurucunun bireysel menfaati arasında makul bir dengeyi gözettiği, bu itibarla ölçülü olduğu değerlendirilmiştir.

56. Açıklanan gerekçelerle, başvurucunun eğitim hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkını ihlal etmediği sonucuna varılmıştır.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Mehmet Erik [1. B.], B. No: 2024/21397, 6/1/2026, § …)
   
Başvuru Adı MEHMET ERİK
Başvuru No 2024/21397
Başvuru Tarihi 18/3/2024
Karar Tarihi 6/1/2026

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, yanıltıcı belgelerle üniversitenin lisans programına kaydolan başvurucunun kaydının iptal edilmesinin eğitim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Eğitim hakkı Eğitim İhlal Olmadığı
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi