logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Oğuzhan Kozacıoğlu, B. No: 2013/2379, 20/3/2014, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

OĞUZHAN KOZACIOĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/2379)

 

Karar Tarihi: 20/3/2014

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Celal Mümtaz AKINCI

 

 

Muammer TOPAL

 

 

M. Emin KUZ

Raportör

:

Bahadır YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Oğuzhan KOZACIOĞLU

Vekili

:

Av. Cavit ÇALIŞ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, vazife malullüğü aylığı bağlanmamasına ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 10/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 26/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Van-Başkale Koru Hudut Karakolunda piyade uzman çavuş olarak görev yaptığı sırada 22/3/2010 tarihinde kaçakçılara yönelik pusu faaliyeti icra etmiş, keskin nişancıların yoğun ateşi nedeniyle kulaklarında çınlama ve işitme güçlüğü çekmiştir.

6. Operasyonun ardından tutulan tutanakta “Yoğun olarak yapılan atışlardan etkilendiğini, kulaklarında aşırı çınlama ve işitmede güçlük çektiğini bildiren P. Uzm. Çvş. Oğuzhan KOZACIOĞLU yaklaşık 3 saat sonra karakola döndüğümüzde işitmenin azda olsa normalleştiğini fakat çınlamanın devam ettiğini söylemesi üzerine Van merkeze dönüldüğünde K.B.B. Polikliniğine gözükmesi konusunda uyarılarak ileride neden olabilecek sorunların önüne geçilmesi amacıyla iş bu tutanak tarafımızdan imza altına alınmıştır” ifadelerine yer verilmiştir.

7. Olaydan yaklaşık 7 ay sonra sözleşme yenilenebilmesi için başvurucu Çanakkale Asker Hastanesine sevk edilmiş, Hastanenin 26/10/2010 tarih ve 237 sayılı raporuyla başvurucuya “Bilateral orta derecede sensörinöral işitme kaybı” teşhisi konulmuş ve hakkında “… Piyade uzman çavuş olarak devam edemez” kararı verilmesi üzerine 31/12/2010 tarihinden itibaren başvurucunun sözleşmesi feshedilmiştir.

8. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca, Çanakkale Asker Hastanesinin düzenlediği rapor incelenmiş ve başvurucunun “adi malul” olduğuna karar verilmiştir. Bu karar sonrasında başvurucuya 15/1/2011 tarihinden itibaren adi malullük aylığı bağlanmış ve ikramiyesi ödenmiştir.

9. Başvurucu, 20/6/2011 tarihli dilekçesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına başvuru yaparak vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinde bulunmuş, Başkanlığın bu talebe cevap vermemesi üzerine vazife malullüğü aylığı bağlanmamasına ilişkin işlemin iptali ile adi malul aylığı ile vazife malulü aylığı arasındaki farkın hak ediş tarihlerinden ödemenin yapılacağı tarihe kadar yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle 23/8/2011 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

10. Diğer taraftan başvurucunun nakdi tazminat istemiyle açtığı başka bir davada AYİM 3. Dairesi 15/12/2011 tarihli ara kararıyla başvurucu hakkında Gülhane Askeri Tıp Akademisinden rapor istemiş, hazırlanan raporda “İşitme engeli yüzdesi %19 işitme engelinden dolayı özür oranı %14 olduğu… travmatik muayene bulgusu tespit edilmediğine…” ifadelerine yer verilmiş, rahatsızlığın 25 gün işgücüne engel olacağı belirtilmiş ve aynı Dairenin 4/10/2012 tarih ve E.2011/2203, K.2012/2004 sayılı kararı ile “ Accurary Keskin Nişancı Tüfeğinin TSK’de kullanılan özel bir silah olduğu bu silah ile yapılan atışların silahın Künye Defterine yazılması gerektiği, mühimmatının cephanelikten alımı ve sarfı ile ilgili kayda rastlanılmadığı, … davacıda bulunan mevcut kulak rahatsızlığının, davacı vekili tarafından ileri sürüldüğü gibi, 22 Mart 2011 tarihinde Koru Hd. Tk.lığı bölgesinde icra edildiği iddia edilen pusu faaliyeti ile illiyet bağının olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır” gerekçesine yer vererek dava reddedilmiştir.

11. AYİM 3. Dairesi, başvurucunun vazife malullüğü aylığı bağlanmamasına ilişkin işlemin iptali ile adi malul aylığı ile vazife malulü aylığı arasındaki farkın hak ediş tarihlerinden ödemenin yapılacağı tarihe kadar yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açtığı davada başvurucunun talebi üzerine yapılan duruşmanın ardından 29/11/2012 tarih ve E.21012/1552, K.2012/2329 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“...

Davacının, AYİM 3'üncü D,sinde görülen "Nakdi Tazminat ödenmemesi işleminin iptali" konulu ve 2011/2203 Esas, 2012/2004 Karar sayılı kararı ile esastan reddedilen davasının görüm ve çözümüne ilişkin; AYİM 3'üncü D.sinin 01 Mart 2012 Gün ve GENSEK N0:2011/3854 ESAS NO; 2011/2203 sayılı ara kararı ile meslek hayatı boyunca davacıya ait sağlık işlemleri, Accurary tüfeğinin adedi bilgileri ve bu silah ile atış yapan diğer personel arasında benzer kulak rahatsızlığı olup olmadığı, rahatsızlığa sebep olduğu ileri sürülen atışın yapıldığı görev emri, görev sonuç raporu, mühimmat sarf kayıtları davalı kurumdan istenmiştir. Davacıya ait geçmiş sağlık işlemlerinde kulak rahatsızlığı ile ilgili bir şikâyetle vizite işlemi yapılmadığı, sözleşme yenilemesi ile ilgili yapılan sağlık kurul raporlarında Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı tarafından muayene yapılmadığı rahatsızlığı ile ilgili son raporun davacının şikâyeti üzerine muayene edilerek verildiği, davacının olay tarihi olan 22.03.2010 ile rapor tarihi 26.10.2010 arasında da kulak rahatsızlığı ile doktora başvurmadığı anlaşılmıştır

Rahatsızlığın meydana geldiği iddia edilen, 6'ncı Hudut Alay Komutanlığının, 26 Mart 2012 tarih ve Dis.Sb. 2012/268 sayılı yazı ile davacının görev aldığı Keskin Nişancı Timinin; 15-31 Mart 2010 tarihinde Koru Hd.TKK.lığında görevlendirildiği, bu görevlendirmede toplam beş ayrı Hudut Takımında toplam 16 personelin olduğu, Koru Hudut Takımında davacı ile beraber üç Uzm. Çvş.un görevlendirildiği, davaya esas teşkil eden olayla ilgili adı geçen tutanakta imzası bulunan P.Uzm,Çvş. İdris AKSAKAL’ın Yeşilbulak Hudut Takımında görevlendirildiği, 22 Mart 2011 tarihinde pusu görevi icra edildiğine ve veya bu görev esnasında davacının sağlık sorunu yaşadığına ilişkin herhangi bir bilginin/belgenin olmadığı, 15-31 Mart 2010 tarihleri arasında Accurary Keskin Nişancı silahı ile atış yapıldığını gösteren herhangi bir mühimmat sarf kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Her ne kadar davacı vekili tarafından duruşmada; dava dilekçesinde belirtilen çatışmanın 22.03.2010 tarihinde değil de 17.03.2010 tarihinde meydana geldiği, P.Uzm.Çvş. İdris AKSAKAL'ın Koru Hudut Takımına takviyeye gönderildiği, tutanağın Van merkeze dönüldükten beş gün sonra düzenlendiğini iddia etmiş ise de, imza altına alınan tutanağın olaydan üç saat sonra düzenlendiği ve olayın 22.03.2010 günü saat 04:30'da olduğu dava dilekçesinde bulunan tutanağın içeriğinden anlaşılmaktadır.

...

Davacı vekili; davacının, rahatsızlığının 22 Mart 2011 tarihinde, 6'ncı Hd. A. K.lığ 1 'inci Hd. Tb. 1’ inçi Hd. Bl. K.lığı emrinde görev yaptığı sırada, Van-Başkale Koru Hudut Karakolu sorumluluk sahasında bulunan 407 numaralı hudut taşı mevkiinde, saat 04.30 sulannda pusu faaliyeti icra ettiği sırada, bir grup kaçakçı ile karşılaşılması üzerine keskin nişancı timlerin yoğun atış yapması nedeniyle ortaya çıkan yoğun ses ortamındaki akustik travma sonucu kulaklarında çınlama ve işitme kaybı nedeniyle meydana geldiğini belirtmiş ise de davacının Mahkememizde görülen "Nakdi Tazminat ödenmesi istemli” davasında alınan ara karara 6'ncı Hudut Alay Komutanlığınca verilen cevap yazısı ile söz konusu bölgede, belirtilen tarihte bir pusu görevi icra edilmediği ve böyle bir görev esnasında Accuracy KNT ile atış yapıldığını gösterir bir belgenin bulunmadığının bildirildiği, ayrıca bahsi geçen tutanakta imzası bulunan P.Uzm Çvş. İdris AKSAKAL’ın Yeşilbulak Hd.Tk.lığında görevlendirildiği, Koru Hd.Tk.K.nın ise tutanakta imzasının olmasının gerektiği halde olmadığı göz önüne alındığında bu tutanağa itibar edilmemesi gerektiği, davacı vekilinin duruşmada belirttiği olayın 17.03.2010 tarihinde gerçekleştiği, tutanağın Van merkezde imzalandığı vb. hususlarının ise dava dosyasında bulunan belgelerle örtüşmediği ilave bir araştırmaya gerek olmadığı ve davacıda bulunan mevcut kulak rahatsızlığının vazife ile illiyet bağının olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır”

12. Kararda, ayrıca, duruşmalı yapılan yargılama sonucunda hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.400 TL avukatlık ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.

13. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusu da aynı Dairenin 28/2/2013 tarih ve E. 2103/281, K. 2013/267 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

14. Karar başvurucuya 18/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

15. 8/6/1949 tarih ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga 44. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (Malül) denir ve haklarında bu kanunun malüllüğe ait hükümleri uygulanır."

16. 5434 sayılı Kanun'un mülga 45. maddesi şöyledir:

"44 üncü maddede yazılı malüllük;

a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa;

b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;

c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle);

ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa;

Buna (Vazife malüllüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malülü) denir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 20/3/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 10/4/2013 tarih ve 2013/2379 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, operasyon sırasında kullanılan keskin nişancı tüfeğiyle yapılan yoğun atışlar nedeniyle işitme kaybına maruz kaldığını, Mahkemenin yeterli araştırma ve gerekli yerler ile yazışma yapmadan karar verdiğini, vazife malulü olduğunun kabul edilmesi gerektiği halde açtığı davanın reddedilmesinin Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu, ayrıca, başvuruya konu dava daha evvel açıldığı halde, 2/11/2011 tarihinde yürürlüğe giren 659 sayılı KHK uyarınca, aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesinin Anayasa’nın 36. ve 91. maddeleriyle 13. maddesindeki ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu belirterek, adil yargılanma ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Başvurucunun, açtığı davada verilen kararın sonucundan ve hükmedilen vekâlet ücretinden şikâyetçi olduğu görülmektedir. Bu nedenle, başvurucunun açtığı davanın reddedilmesine yönelik ileri sürdüğü iddialar “adil yargılanma hakkı” kapsamında, vekâlet ücretine yönelik ileri sürdüğü iddialar ise adil yargılanma hakkının bir unsuru olan “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Yargılamanın Adil Olmadığı İddiası Yönünden

20. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

22. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

23. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

24. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

25. Başvuru konusu olayda, başvurucu, operasyon sırasında kullanılan keskin nişancı tüfeğiyle yapılan yoğun atışlar nedeniyle işitme kaybına maruz kaldığını, Mahkemenin yeterli araştırma ve gerekli yerler ile yazışma yapmadığını, vazife malulü olduğunun kabul edilmesi gerektiği halde açtığı davanın reddedildiğini belirtmiş, AYİM 3. Dairesi ise yaptığı araştırma sonucu elde ettiği bilgi ve belgeler ile başvurucunun nakdi tazminat istemli aynı Dairede görülen davaya sunulan delilleri değerlendirmek suretiyle uyuşmazlığı çözüme kavuşturmuştur.

26. Buna göre Mahkeme, başvurucunun geçmiş sağlık işlemlerinde kulak rahatsızlığı ile ilgili bir şikâyetle vizite işlemi yapılmadığı, sözleşme yenilemesi ile ilgili yapılan sağlık kurul raporlarında kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilmediği, olayın gerçekleştiği iddia edilen tarih olan 22/3/2010 ile rapor tarihi 26/10/2010 arasında da kulak rahatsızlığı ile doktora başvurmadığı, 6'ncı Hudut Alay Komutanlığı Keskin Nişancı Timinin 15-31 Mart 2010 tarihinde Koru Hudut Takımında görevlendirildiği, bu görevlendirmede toplam beş ayrı hudut takımında toplam 16 personelin olduğu, Koru Hudut Takımında başvurucu ile beraber üç uzman çavuşun görevlendirildiği, davaya esas teşkil eden olayla ilgili adı geçen tutanakta imzası bulunan P. Uzm. Çvş. İ. A’nın Yeşilbulak Hudut Takımında bulunduğu, 22/3/2010 tarihinde pusu görevi icra edildiğine veya bu görev esnasında başvurucunun sağlık sorunu yaşadığına ilişkin herhangi bir bilgi/belge olmadığı, 15-31 Mart 2010 tarihleri arasında Accurary keskin nişancı silahı ile atış yapıldığını gösteren herhangi bir mühimmat sarf kaydının bulunmadığı tespitini yapmıştır. Ayrıca, Mahkeme, olay tarihinin farklılığına ve tutanağa ilişkin duruşma safhasında ileri sürülen hususların dava dosyasında bulunan belgeler ile örtüşmediği ve ilave bir araştırmaya gerek olmadığı kanaatiyle, başvurucuda bulunan mevcut kulak rahatsızlığı ile yapılan vazife arasında illiyet bağının olmadığı sonucuna ulaşmış ve davayı reddetmiştir.

27. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut olayda başvurucunun, yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmamış olup, mahkemece delillerin değerlendirilmesinin ve verilen kararın içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.

28. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

 2. Başvurucu Aleyhine Hükmedilen Vekâlet Ücretinin Ölçülü Olmadığı İddiası Yönünden

29. Başvurucu, idare lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür (§ 18). Aynı kapsamdaki bireysel başvurular Anayasa Mahkemesince incelenmiş ve başvuruya konu maktu vekalet ücretinin mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturduğu, bu müdahalenin meşru olduğu tespit edilerek, her somut başvurunun özel koşulları çerçevesinde müdahalenin orantılılığı değerlendirilmiş, orantılı görülen müdahaleleri konu alan başvuruların, açıkça dayanaktan yoksun olduklarına karar verilmiştir (B. No: 2012/1061, 21/11/2013, §§ 28-33; B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38-39). Olayda hükmedilen vekâlet ücretinin, dava açmayı imkânsız kılacak veya aşırı derecede zorlaştıracak ağır bir ekonomik yük getirdiğine dair somut herhangi bir bulgu tespit edilememiş olması itibarıyla, somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından, başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”, nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OY BİRLİĞİYLE,

2. Hükmedilen vekâlet ücretinin ölçülü olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Celal Mümtaz AKINCI’ nın karşı oyu ve OY ÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına OY BİRLİĞİYLE,

20/3/2014 tarihinde karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Oğuzhan Kozacıoğlu, B. No: 2013/2379, 20/3/2014, § …)
   
Başvuru Adı OĞUZHAN KOZACIOĞLU
Başvuru No 2013/2379
Başvuru Tarihi 10/4/2013
Karar Tarihi 20/3/2014
Resmi Gazete Tarihi 10/5/2014 - 28996

II. BAŞVURU KONUSU


Başvurucu, vazife malullüğü aylığı bağlanmamasına ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Mülkiyet hakkı Sosyal güvenlik Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Adil yargılanma hakkı (İdare) Mahkemeye erişim hakkı (idare) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5434 Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu 44
45
  • pdf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi