logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Tayibe Özkantaş, B. No: 2013/6314, 20/3/2014, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

TAYİBE ÖZKANTAŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/6314)

 

Karar Tarihi: 20/3/2014

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Celal Mümtaz AKINCI

 

 

Muammer TOPAL

 

 

M. Emin KUZ

Raportör

:

Murat AZAKLI

Başvurucu

:

Tayibe ÖZKANTAŞ

Vekili

:

Av. Coşkun DOĞRU

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, Milli Savunma Bakanlığı aleyhine İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasının reddedildiğini ve nispi vekâlet ücretinin tahsiline karar verildiğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 15/8/2013 tarihinde İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 13/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. a. Maliye Hazinesi, başvurucu ile diğer mirasçılar S.S. ve L.A.’nın murisi aleyhine 23/8/1974 tarihinde İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, İzmir ilinde bulunan 212 ada 74 parsel numaralı taşınmazın Milli Savunma Bakanlığınca, İzmir Cumaovası Havaalanı pistinin genişletilmesi amacıyla kamulaştırıldığını ileri sürerek, taşınmazın Bakanlık adına tescilini talep etmiştir.

b. Ziraat Bankasının 22/2/1974 tarihli yazısına göre kamulaştırma bedeli, Bankanın muhtelif alacaklılar hesabına yatırılmıştır.

c. Mahkemece, 15/10/1974 tarih ve E. 1974/490, K.1974/529 sayılı kararla; taşınmazın tarla niteliğinde olduğu, kamulaştırma bedelinin Ziraat Bankası İzmir Şubesinde davalılar adına bloke edildiği gerekçesiyle 31/8/1956 tarih ve 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca taşınmazın Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

d. Taşınmaz, 22/4/1982 tarihinde, hükmen tescile dayalı olarak Maliye Hazinesi adına tapuya tescil edilmiştir.

6. Başvurucu ve S.S., 16/6/2011 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına başvurarak, 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 6. maddesi gereği taşınmazın kamulaştırma bedelinin ödenmesini talep etmişlerdir.

7. Milli Savunma Bakanlığı, 29/7/2011 tarihinde, taşınmazın mülga 6830 sayılı Kanun’a göre Hazine adına tescil edildiği, 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle talebi reddetmiştir.

8. L.A., Milli Savunma Bakanlığı aleyhine 4/2/2011 tarihinde İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasında, İzmir ili Gaziemir ilçesinde bulunan 212 ada 74 parsel numaralı taşınmazın davalı tarafından havaalanı yapılmak üzere kamulaştırıldığını, kamulaştırma kararının tebliğ edilmediğini ve kamulaştırma bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat talep etmiştir.

9. Başvurucu ve S.S., Milli Savunma Bakanlığı aleyhine 15/8/2011 tarihinde İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tazminat davasında, İzmir ili Gaziemir ilçesinde bulunan 212 ada 74 parsel numaralı taşınmazın davalı tarafından havaalanı yapılmak üzere kamulaştırıldığını, kamulaştırma kararının tebliğ edilmediğini ve kamulaştırma bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, kamulaştırmasız el atmaya dayalı 10.000 TL tazminatın ödenmesini talep etmişlerdir.

10. İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesince, 1/3/2012 tarih ve E.2011/463, K.2012/80 sayılı ilamla, dava dosyasının İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

11. Davalı İdare, kamulaştırma kararının başvuruculara tebliğ edildiğini ve kesinleştiğini, kamulaştırma bedelinin ödendiğini, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1974/490, K.1974/529 sayılı kararıyla taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.

12. Başvurucu, 1/6/2012 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini artırarak 206.221,55 TL’nin tahsilini talep etmiştir.

13. İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, 17/12/2012 tarih ve E.2011/58, K.2012/489 sayılı kararla; kamulaştırma bedelinin 22/02/1974 tarihinde başvurucunun murisi adına bankaya yatırıldığı, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/10/1974 tarih ve E.1974/490, K.1974/529 sayılı, taşınmazın Hazine adına tescil kararı doğrultusunda 22/04/1982 tarihinde Hazine adına tescilin gerçekleştirildiği, bedelin yatırılma tarihi ve tescil tarihinden itibaren öncelikle muris tarafından bedelin alınmadığına ilişkin herhangi bir iddianın olmadığı, murisin ölümünden uzun zaman geçtikten sonra başvurucunun 2011 yılında talepte bulunduğu, kamulaştırma bedelinin Bankaya yatırıldığının anlaşıldığı ancak belgeleri saklama süresinin dolmuş olması nedeniyle ödemenin ilgilisine yapılamaması halinin davayı ispatlamadığı, bu hususun davanın kabulü için tek başına yeterli olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, birleşen davada davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 16.823 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir.

14. Temyiz üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 25/3/2013 tarih ve E.2013/2349, K.2013/4758 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

15. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 17/6/2013 tarih ve E.2013/8629, K.2013/10428 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

16. Karar, 16/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

17. 2942 sayılı Kanun’un, 24/5/2013 tarih ve 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 21. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki geçici 6. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır.

İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği veya ikinci fıkradaki sürenin uzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde malik tarafından sadece tazminat davası açılabilir. Dava açılması halinde, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının müracaat tarihindeki değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine ve malike tazminat ödenmesine hükmedilir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen tazminata ilişkin temyiz hakkı saklıdır.

18. 2942 sayılı Kanun’un, 24/5/2013 tarih ve 6487 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile yapılan değişiklikten sonraki geçici 6. maddesinin birinci, altıncı ve yedinci fıkraları şöyledir:

“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.

….

İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Dava açılması hâlinde, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir. Tespit edilen bedel, bu maddenin sekizinci fıkrasına göre idarece ödenir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.

Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 20/3/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 15/8/2013 tarih ve 2013/6314 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, murisi adına tapuya tescilli 212 ada 74 parsel numaralı taşınmazın 1974 yılında kamulaştırıldığını, kamulaştırma kararının tebliğ edilmediğini ve kamulaştırma bedelinin ödenmediğini, 16/6/2011 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına başvurarak 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi gereği taşınmazın bedelinin ödenmesini talep ettiğini, bu talebin reddedilmesi üzerine dava açtığını, Mahkemece kamulaştırma tarihinden itibaren uzun süre geçtiği, kamulaştırma bedelinin ödenmediğinin başvurucu tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, hükmün Yargıtay tarafından onandığını, kamulaştırma bedelinin ödendiğini İdarenin ispatlaması gerektiği halde ispat yükünün Mahkemece kendisine yüklendiğini, 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi gereği dava sonunda maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde, nispi vekâlet ücretinin tahsiline karar verildiğini, bedel ödenmeksizin taşınmaza el konulduğunu belirterek, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun, Milli Savunma Bakanlığı aleyhine açtığı davanın reddedilmesinin mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. İhlal iddiaları, yargılama sürecinde delillerin değerlendirilmesi ve yorumlanması ile dava sonucunda verilen kararın hakkaniyete uygun olup olmadığına yönelik olup, bu iddialar da adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir. Ancak başvurucunun, davanın reddedilmesine yönelik ihlal iddiası ile nispi vekâlet ücretine yönelik ihlal iddiası ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

1. Davanın Reddedilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

22. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

23. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

24. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

25. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

26. Başvuru konusu olayda başvurucu, murisi adına tapuya tescilli taşınmazın 1974 yılında kamulaştırıldığını, kamulaştırma kararının tebliğ edilmediğini ve kamulaştırma bedelinin ödenmediğini, taşınmazın bedelinin ödenmesi talebiyle açtığı davanın, kamulaştırma bedelinin ödenmediğinin ispat edilemediği gerekçesiyle reddedildiğini, kamulaştırma bedelinin ödendiğini İdarenin ispatlaması gerektiği halde ispat yükünün Mahkemece kendisine yüklendiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Maliye Hazinesi tarafından başvurucunun murisi aleyhine 23/8/1974 tarihinde İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada; taşınmazın Milli Savunma Bakanlığınca kamulaştırıldığı iddiasıyla taşınmazın İdare adına tescili talep edilmiştir. Mahkemece, 15/10/1974 tarihli kararla; kamulaştırma bedelinin Ziraat Bankası İzmir Şubesine davalılar adına bloke edildiği gerekçesiyle taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

28. Başvurucu tarafından İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde Milli Savunma Bakanlığı aleyhine açılan kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasında Mahkemece birleştirme kararı verildikten sonra, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, 17/12/2012 tarihli kararla davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, kamulaştırma bedelinin 22/02/1974 tarihinde başvurucunun murisi adına bankaya yatırıldığı, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/10/1974 tarihli tescil kararı doğrultusunda taşınmazın 22/04/1982 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, bedelin yatırılma tarihi ve tescil tarihinden itibaren muris tarafından bedelin alınmadığına ilişkin herhangi bir iddianın olmadığı, murisin ölümünden uzun zaman geçtikten sonra başvurucunun talepte bulunduğu, bankanın belgeleri saklama süresinin dolmuş olması nedeniyle ödemenin ilgilisine yapılamaması halinin davayı ispatlamadığı, bu hususun davanın kabulü için tek başına yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, başvurucunun iddiaları, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/10/1974 tarihli kararı ve taşınmazın anılan karar doğrultusunda 22/4/1982 tarihinde Maliye Hazinesi adına tapuya tescil edildiği dikkate alınarak başvurucunun, iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

29. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

30. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

31. Öte yandan başvurucunun mülkiyet hakkının ihlali iddiası, esasında Mahkemece verilen kararın sonucuna bağlı olduğu, Mahkemece yargılama sürecinde ve kararda anayasal hakkın ihlali niteliğinde sorun görülmediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkının ihlali iddiası yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmamış ve bu iddia adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

32. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Nispi Vekâlet Ücretine Hükmedilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

33. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

34. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

35. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

36. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

37. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

38. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

39. Başvuru konusu olayda, başvurucu, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddedildiğini, 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi gereği dava sonunda maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde, nispi vekâlet ücretinin tahsiline karar verildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Başvurucunun, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi dava dosyası ile birleştirilmiştir. 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, 17/12/2012 tarihinde davanın reddine ve dava değerine göre hesaplanan 16.283 TL vekalet ücretinin başvurucudan tahsiline karar verilmiştir. Başvurucu, anılan kararı 14/1/2013 tarihinde temyiz ederek esas yönünden kararın bozulmasını talep etmiş, vekâlet ücreti yönünden temyiz talebinde bulunmamıştır. Yargıtay 18. Hukuk Dairesince kararın onanması üzerine başvurucu tarafından 19/4/2013 tarihinde, esas yönünden kararın bozulması amacıyla karar düzeltme isteminde bulunulmuş, vekâlet ücreti yönünden kararın bozulması talep edilmemiştir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesince de 17/6/2013 tarihinde karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.

41. Başvurucu bu şekilde, Anayasa Mahkemesi önünde ileri sürdüğü ihlal iddialarını, temyiz ve karar düzeltme olağan kanun yollarını kullanarak ileri sürmediği için, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarını usulünce tüketmemiştir.

42. Açıklanan nedenlerle, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun;

1. Davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2. Nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

 20/3/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Tayibe Özkantaş, B. No: 2013/6314, 20/3/2014, § …)
   
Başvuru Adı TAYİBE ÖZKANTAŞ
Başvuru No 2013/6314
Başvuru Tarihi 15/8/2013
Karar Tarihi 20/3/2014
Resmi Gazete Tarihi 10/5/2014 - 28996

II. BAŞVURU KONUSU


Başvurucu, Milli Savunma Bakanlığı aleyhine İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasının reddedildiğini ve nispi vekâlet ücretinin tahsiline karar verildiğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Mülkiyet hakkı Kamulaştırma (genel) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Adil yargılanma hakkı (Hukuk) Mahkemeye erişim hakkı (hukuk) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 2942 Kamulaştırma Kanunu geçici 6
6487 Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 21
  • pdf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi