logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Feyziye Kılıç ve diğerleri, B. No: 2013/6645, 31/3/2016, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

FEYZİYE KILIÇ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/6645)

 

Karar Tarihi: 31/3/2016

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

 

 

 

 

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

 

 

Erdal TERCAN

 

 

Kadir ÖZKAYA

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatma KARAMAN ODABAŞI

Başvurucular

:

1. Feyziye KILIÇ

 

 

2. Aydın KILIÇ

 

 

3. Vehbi KILIÇ

 

 

4. Özgün KILIÇ

 

 

5. Ülmiye KILIÇ

 

 

6. Mahsum KILIÇ

 

 

7. Bahar KILIÇ

 

 

8. Hogır KILIÇ

 

 

9. İhsan KILIÇ

 

 

10. Halil KILIÇ

 

 

11. Nimet KILIÇ

 

 

12. Medet KILIÇ

 

 

13. Rozelin KILIÇ

 

 

14. Fırat KILIÇ

Vekili

:

Av. Ferhat BAYINDIR

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, murisin 3/8/1999 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi ve faili meçhul kalan ölüm olayı nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddine ilişkin işleme karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/8/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvurucular bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuşlardır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 05/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 6/1/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvuruculardan Feyziye Kılıç'ın eşi, diğer başvurucuların babası olan S.K., Batman ili Bağlar Mahallesi'nde 3/8/1999 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmiştir.

8. Başvuruculardan Fevziye Kılıç, Mahsum Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç, Rozelin Kılıç, Fırat Kılıç ve Aydın Kılıç 1/11/2004 tarihinde, diğer başvurucular 1/6/2005 tarihinde murislerinin ölüm olayı nedeniyle uğradıkları zararların karşılanması için 5233 sayılı Kanun hükümlerinden yararlandırılmaları istemiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon)başvurmuşlardır.

9. Komisyon; Fevziye Kılıç, Mahsum Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç, Rozelin Kılıç, Fırat Kılıç ve Aydın Kılıç'ın başvurusuna ilişkin olarak 29/4/2005 tarihli ve 2005/139 sayılı kararı ileolayın meydana geldiği tarihlerde Batman ilinde terör eylemleri ile silahla faili meçhul kalan öldürme suçlarının yoğunluğu dikkate alınarak başvurucuların murisi S.K.nın terör eylemlerinin hedefi olduğu kanısına vardığından anılan başvuruyu kabul ederek yaptığı hesaplama sonucu belirlediği 14.035 TL’nin başvurucuların miras payları oranında ödenmesine karar vermiş ancak başvuruculara ödeme yapılmadan önce Batman Emniyet Müdürlüğünden alınan yazıda ölüm olayının alacak verecek meselesinden kaynaklandığının bildirilmesi üzerine 24/6/2005 tarihli ve 2005/306 sayılı karar ile ödeme yapılması yönünde aldığı ilk kararın iptaline ve başvurunun reddine karar vermiştir. Diğer başvurucuların başvurusu ise yine Batman Emniyet Müdürlüğünden alınan yazı kapsamında Komisyonun 24/6/2005 tarihli ve 2005/307 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

10. Başvurucular, murisin ölüm olayının 5233 sayılı Kanun kapsamına girdiğini belirterek yapılan başvuruların reddine ilişkin Komisyonun 24/6/2005 tarihli, 306 ve 307 sayılı kararlarının iptali ile 16.000 TL maddi tazminatın idari işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle Batman Valiliği (İdare) aleyhine 18/11/2005 tarihinde Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinde dava açmışlardır.

11. Diyarbakır İdare Mahkemesinin 14/12/2007 tarihli ve E.2005/2259, K.2007/1844 sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline, tazminat isteminin reddine karar vermiştir. Kararın ilgili gerekçesi şöyledir:

“... ölüm olayının alacak sebebiyle meydana geldiği yönündeki iddialar anılan Mahkeme kararıyla sabit görülmediği halde, sanıkların emniyette verdikleri ifadelerine dayanılarak davalı İdarece başvurunun reddedilmesinde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır.

...

... davalı idarenin ret sebebinde hukuka uyarlılık görülmemekle birlikte, olayın terör eyleminin sonucu olduğu yönünde herhangi bir emare olmaksızın bütün faili meçhul adam öldürme olaylarının terör eylemi olarak sayılmasına ve 5233 sayılı Yasa kapsamında değerlendirmesine olanak bulunmadığından, olayın failleri ve sebepleriyle ilgili olarak devam eden adli ve idari tahkikat sonucuna göre 5233 sayılı Yasa kapsamında tekrar değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekeceğinden, tazminat isteminin bu aşamada kabulüne olanak bulunmadığı…”

12. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 9/5/2012 tarihli ve E.2011/9317, K.2012/2745 sayılı ilamıylaİlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlgili gerekçe şöyledir:

“... 5233 sayılı Kanun uyarınca idarenin tazminat ödemekle sorumlu tutulabilmesi için meydana gelen zararın terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle doğduğunun açıkça ortaya konulması gerekmektedir.

… olayla ilgili olarak Batman Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada, aralarındaki borç meselesi nedeniyle sanık olarak yargılanan kişilerin beraatlerine karar verildiği, ancak dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacılar murisinin öldürülmesi olayının terör eylemleri nedeniyle doğduğu veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle gerçekleştirildiği hususunun bir takım delil ve tespitlerle ortaya konulamadığı görülmüştür.

Bu, durumda faili meçhul cinayet kapsamındaki ölüm olayının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle doğduğu hususunun somut olarak delil ve tespitlerle ortaya konulamaması nedeniyle, davacıların 5233 sayılı Kanun uyarınca yaptıkları başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır…”

13. Bozma ilamından sonra Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi 20/9/2012 tarihli ve E.2012/805, K.2012/1116 sayılı kararıyla davanın yetki yönünden reddine, dosyanın yetkili Batman İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

14. Batman İdare Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 28/11/2012 tarihli ve E.2012/5820, K.2012/5812 sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:

“…faili meçhul cinayet kapsamındaki ölüm olayının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle doğduğu hususunun somut olarak delil ve tespitlerle ortaya konulmaması nedeniyle, davacıların 5233 sayılı Kanun uyarınca yaptıkları başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır…”

15. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 28/3/2013 tarihli ve E.2013/5827, K.2013/2454 sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.

16. Karar, başvuruculara 17/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular 16/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

18. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar'ın 1. maddesi (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-24).

19. 5233 sayılı Kanun'un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

 "Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,

 b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,

 c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

 d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

...

 Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 31/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

21. Başvurucular; murislerinin 3/8/1999 tarihinde Batman ili Bağlar Mahallesi'nde öldürüldüğünü, anılan olay nedeniyle uğradıkları zararların karşılanması istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları talebin ve akabinde açtıkları davanın reddedildiğini, taleplerin değerlendirilmesi hususundaki idari sürecin ve yapılan yargılamanın yaklaşık sekiz yıl sürdüğünü ve makul bir sürede sonuçlanmadığını, idari yargı makamlarınca tazminat başvurusuna ilişkin mevzuatın dar yorumlanması suretiyle talebin reddedildiğini, murisin öldürülmüş olması sebebiyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını, devletin vatandaşın can güvenliğini korumak zorunda olduğunu, olayın üzerinden on dört yıl geçmesine rağmen faillerinin bulunamadığını, etkili soruşturma yapılmadığını, olayın terörle mücadele kapsamında gerçekleştirildiğini belirterek Anayasa’nın 17. ve 36. maddesinde güvence altına alınan yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

22. Başvurucuların 5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla yaptıkları başvurunun ve açtıkları davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

23. Başvurucuların, murisin öldürülmüş olması sebebiyle maddi ve manevi zarara uğradığı; olayın üzerinden on dört yıl geçmiş olmasına rağmen etkin soruşturma yapılmadığından olayın gerçek faillerinin devlet tarafından bulunamadığı, devletin vatandaşın can güvenliğini korumak zorunda olduğu, bu aşamadan sonra olayın faillerinin bulunma ihtimalinin son derece zayıf bulunduğu, olayın siyasi olmaması durumunda zaten faillerinin hemen tespit edilebileceğine ilişkin iddialarının ölüm olayının terörle mücadele kapsamında gerçekleşmiş olduğunu delillendirme amaçlı olarak ifade edildiği, başvuru formunda Savcılık soruşturma ve ceza dosyasına ilişkin süreçten ayrıca şikâyet edilmediği, bu bakımdan bu iddiaların özünün ölüm olayı sebebiyle oluşan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve karşılanması gerektiği iddiasına ilişkin olduğu anlaşılmış; yaşam hakkının ihlali iddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların ihlal iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında aşağıdaki başlıklar altında değerlendirilmiştir:

1. Adli Yardım Talebi Yönünden

24. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun oldukları anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucular, murislerinin 3/8/1999 tarihinde faili meçhul bir şekilde öldürülmesi, olayın terörle mücadele kapsamında gerçekleşmesi sebepleriyle maddi ve manevi zararları olmasına rağmen 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları başvurunun reddedildiğini, idari yargı makamlarının tazminat başvurusuna ilişkin mevzuatı dar ve aleyhe yorumlandığını, murisin ölümü üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen gerçek faillerin bulunamamasının olayın terörle mücadele kapsamında gerçekleştiğini gösterdiğini, aksine bir durumda faillerin hemen tespit edilebileceğini, ölüm olayı sebebiyle maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerektiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

27. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

28. Terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sebebiyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının karşılanması amacından hereketle 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde hangi zararların kanun kapsamı dışında bulunduğu belirtilmiş, 7. madde de ise karşılanacak zararlar açıklanmıştır. Bu bakımdan terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle meydana gelen yaralanma, sakatlanma veya ölüm hâllerinde uğranılan zararların Kanun'un kapsamı dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.

29. Başvuru dilekçesi incelendiğinde başvurucuların 5233 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri kapsamında idari yargı makamlarının tazminat başvurusuna ilişkin kanuni düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa'nın 36. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmaktadır.

30. Başvurucuların iddiaları ile beraber Danıştay Onbeşinci Dairesinin 9/5/2012 tarihli bozma ilamında (bkz. §12) ve bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada Batman İdare Mahkemesinin 28/11/2012 tarihli kararında (bkz. § 14) belirtilen gerekçeler incelendiğinde iddiaların 5233 sayılı Kanun'un kapsamına ilişkin hükümler içeren 2. maddesinin (d) bendinde yer verilen "Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar." ifadesinin Komisyon ve Derece Mahkemeleri tarafından yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

31. Gerek Danıştay Onbeşinci Dairesinin 9/5/2012 tarihli bozma ilamı gerek bozma ilamına uyularak Batman İdare Mahkemesince verilen 28/11/2012 tarihli kararda, 5233 sayılı Kanun uyarınca idarenin tazminat ödemekle sorumlu tutulabilmesi için meydana gelen zararın terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle doğduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden faili meçhul cinayet kapsamındaki davacıların murisinin ölüm olayının terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle gerçekleştirildiği hususunun delil ve tespitlerlesomut olarak ortaya konulamaması nedeniyle başvurucuların 5233 sayılı Kanun uyarınca yaptıkları başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

32. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ve somut olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir derece mahkemelerine aittir.

33. Başvurucuların dava ve temyiz aşamasında da aynen ileri sürdükleri iddialarının idari makamların ve Mahkemelerin delilleri değerlendirmesine ve konuya ilişkin hukuk kurallarının Mahkemeler tarafından yorumlanmasına ilişkin olduğu, başvurucuların nihai olarak lehlerine olmayan Mahkeme kararının sonucundan şikâyet ettikleri anlaşılmakla birlikte başvurucular yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadıklarına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına, karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadıklarına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadıkları gibi Derece Mahkemelerinin kararında da bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum tespit edilememiştir.

34. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

36. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari sürecin ve yapılan yargılamanın yaklaşık sekiz yıl sürdüğünü ve makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

37. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, §§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).

38. Ancak toplamda sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin her durumda makul olduğu şeklinde bir değerlendirme yapılması mümkün değildir.Başvuru konusu olaydaki gibi Komisyon aşamasında geçen sürelerden ziyade yargılama aşamasında geçen sürelerin göreceli olarak uzun olduğu durumlarda ayrıca değerlendirme yapılması gerekmektedir.

39. Somut başvuru bakımından, Feyziye Kılıç, Mahsum Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç, Rozelin Kılıç, Fırat Kılıç ve Aydın Kılıç tarafından 1/11/2004 tarihinde Komisyona başvurulduğu, Komisyonun 29/4/2005 tarihli kararıyla başvurunun kabul edildiği ancak 24/6/2005 tarihli kararla kabul kararının iptali ile başvurunun reddine karar verildiği, bu suretle adı geçen başvurucular yönünden idari başvurunun karara bağlanmasının yaklaşık sekiz ay sürdüğü görülmektedir. Diğer başvurucular tarafından ise 1/6/2005 tarihinde Komisyona başvurulduğu, Komisyonun 24/6/2005 tarihli kararıyla başvurunun reddedildiği, buna göre bu başvurucular yönünden idari başvurunun karara bağlanmasının yaklaşık bir ay sürdüğü anlaşılmıştır.

40. Öte yandan başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde Komisyon tarafından başvurucuların taleplerinin reddi sonrasında 18/11/2005 tarihinde dava dilekçesinin Diyarbakır İdare Mahkemesine sunulması suretiyle dava sürecinin başladığı,Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 14/12/2007 tarihli kararı ile dava konusu işlemin iptali ile tazminat isteminin reddine karar verildiği, taraflarca kararın temyiz edilmesi üzerineDanıştay Onbeşinci Dairesinin 9/5/2012 tarihli ilamı ile hükmün bozulduğu, bozma ilamından sonra Diyarbakır 2. İdare Mahkemesince 20/9/2012 tarihinde dava dosyasının yetki yönünden reddedilerek 25/7/2011 tarihinde faaliyete geçen Batman İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, dava dosyasını devralan Batman İdare Mahkemesince 28/11/2012 tarihinde davanın reddine karar verdiği ve temyiz üzerine hükmün Danıştay Onbeşinci Dairesinin 28/3/2013 tarihli ilamı ile onandığı anlaşılmaktadır.

41. Sonuç olarak idari makamlar ile yargılamada geçen ve makul sürede yargılanma hakkı kapsamında dikkate alınması gereken toplam sürelerin başvuruculardan Feyziye Kılıç, Mahsum Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç, Rozelin Kılıç, Fırat Kılıç ve Aydın Kılıç yönünden yaklaşık 8 yıl 5 ay, diğer başvurucular yönünden ise yaklaşık 7 yıl 10 ay olduğu; bu sürelerin yaklaşık 7 yıl 5 aylık bölümünün yargılama aşamasında geçtiği anlaşılmaktadır.

42. Somut başvuruya bir bütün olarak bakıldığında başvuruculardan Feyziye Kılıç, Mahsum Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç, Rozelin Kılıç, Fırat Kılıç ve Aydın Kılıç açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı (bkz. § 37), diğer başvurucular yönünden ise başvurunun karara bağlanma süresi toplamda sekiz yılın altında gerçekleşmiş ise de yaklaşık 7 yıl 5 aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

4. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

44. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurucular, Feyziye Kılıç için 40.000 TL, diğer başvurucuların her biri için 10.000 TL, uzun ve masraflı yargı yoluna başvurmak zorunda bırakıldıkları içinde 5.000 TL olmak üzere toplamda 175.000 TL maddi tazminatın; Feyziye Kılıç için 20.000 TL, diğer başvurucuların her biri için 5.000 TL olmak üzere toplam 85.000 TL manevi tazminatın ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.

46. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

47. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında Feyziye Kılıç, Aydın Kılıç, Mahsum Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil Kılıç, Rozelin Kılıç, Fırat Kılıç'a müştereken net 3.000 TL, diğer başvurucular Vehbi Kılıç, Özgün Kılıç, Ülmiye Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç'a müştereken net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

48. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

49. Dosya kapsamında tespit edilen 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,

B. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvuruculardan Feyziye Kılıç, Aydın Kılıç, Mahsum Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil Kılıç, Rozelin Kılıç, Fırat Kılıç'a müştereken net 3.000 TL, diğer başvurucular Vehbi Kılıç, Özgün Kılıç, Ülmiye Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç'aMÜŞTEREKEN net 3.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE; tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. 1.800 TL vekâlet ücretinin başvuruculara MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Feyziye Kılıç ve diğerleri, B. No: 2013/6645, 31/3/2016, § …)
   
Başvuru Adı FEYZİYE KILIÇ VE DİĞERLERİ
Başvuru No 2013/6645
Başvuru Tarihi 16/8/2013
Karar Tarihi 31/3/2016

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, murisin 3/8/1999 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi ve faili meçhul kalan ölüm olayı nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddine ilişkin işleme karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Makul sürede yargılanma hakkı (idare) İhlal Manevi tazminat
Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (bariz takdir hatası, içtihat farklılığı vs.-idare) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5233 Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun 1
2
4
6
7
8
geçici 1
geçici 3
geçici 4
9
6462 Engelliler ve BazıKanunveKanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması HakkındaKanun 1
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi