logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanma Kılavuzu English

(Uğur Ahmet Yaşar, B. No: 2014/11842, 2/6/2020, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

UĞUR AHMET YAŞAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/11842)

 

Karar Tarihi: 2/6/2020

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Celal Mümtaz AKINCI

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Recai AKYEL

Raportör

:

Denizhan HOROZGİL

Başvurucu

:

Uğur Ahmet YAŞAR

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bazı tanıklarının dinlenmesi talebinin mahkemece reddedilmesi nedeniyle başvurucunun tanık dinletme hakkının; katıldığı toplantı ve okuduğu yayınların terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyetinde delil olarak kullanılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile ifade özgürlüğünün; hükümle birlikte hukuka aykırı olarak tutuklanması nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/7/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1989 doğumlu ve olayların meydana geldiği tarihte Malatya’da bulunan İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi olup aynı zamanda üniversite öğrencilerinin oluşturduğu Demokratik Öğrenci Derneğinde (DÖDER) yönetici olarak görev yapaktadır.

9. Başvurucu, PKK terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle 9/5/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve 12/5/2011 tarihinde Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ifadesinin alınmasından sonra serbest bırakılmıştır. Başvurucu hakkında, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 13/7/2011 tarihli iddianamesiyle PKK/KCK terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır.

10. İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında, eylemlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu başvurucunun tiyatro çalışmaları adı altında örgüte eleman teminine çalıştığı ve bu amaçla DÖDER içinde görev aldığı, bu şekilde üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasını talep etmiştir.

11. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/10/2012 tarihinde, başvurucunun PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine ve 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetmiştir. Başvurucu, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararıyla birlikte tutuklanmıştır.

12. Mahkeme, gerekçeli kararına sanık savunmalarını özetleyerek başlamış ve daha sonra PKK terör örgütünün yapısını kuruluş evresinden başlayarak ayrıntılı biçimde açıklamıştır. Bu açıklamaları kapsamında Mahkeme; 2010 yılından sonraki dönemde terör örgütüne müzahir oluşumlarca, daha önce Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi (YDGM) adını kullanan örgütün gençlik yapılanmasının legal faaliyetlerinin Demokratik Yurtsever Gençlik (DYG), illegal faaliyetlerinin ise Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisi (DYGM) adı altında gerçekleştirilmeye devam edileceğinin karara bağlandığını belirtmiştir.

13. Mahkeme, başvurucu hakkında terör örgütü üyesi olmak suçundan verdiği mahkûmiyet kararında, başvurucunun DYGM içerisinde faaliyet gösterdiğini belirterek, eylemlerinin çeşitliliği, sürekliliği ve niteliğini nazara almış, sonuç olarak başvurucunun örgütle organik bağının bulunduğu, ayrıca eylemlerinin sempatizanlık düzeyini aşarak örgüt üyeliği boyutuna ulaştığı kanaatine varmıştır.

14. İlk derece mahkemesi kararında PKK terör örgütüne müzahir yayın yapan internet sitelerinden örgüt üyelerine verilen talimatlara da yer verilmiştir. Bu talimatlardan bazıları kararda şu şekilde belirtilmiştir:

" Terör örgütü güdümünde yayın yapan Fırat News www.firatnews.tv internet sitesinde 25.09.2010 tarihli haberde: 'PKK: 32. kuruluş yılımız tüm halkımıza kutlu olsun' başlıklı haberin içeriğinde, 'Önder Apo’ın rehberliğinde PKK’nin temsil ettiği zafer çizgisinde halkımızın özgürlük mücadelesini zaferle taçlandırmanın inancını, kararlılığını ve imkanını her zamankinden daha güçlü yaşadığımız kesindir. Bu temelde her PKK militanı ve kadronun kendisini güçlü bir biçimde yenileyerek, Önder Apo’nun özgürlüğü ve halkımızın özgürlüğüne kilitlemesi gerekmektedir. Muazzam tecrübe ve deneyime sahip bir mücadelenin kadroları olarak her zamankinden daha yüksek bir çalışma ve başarı temposuyla tarihi görevlerimize layık bir pratiği gerçekleştirmeye çağırıyoruz. Halkımızı partimizin 32. Kuruluş yıldönümünü serhıldanlarla karşılamaya önümüzdeki yılı yüksek direniş ve kararlılık ruhuyla daha büyük bir direniş hamlesini ve demokratik özerk Kürdistan’ın inşasını gerçekleştirmeye çağırıyoruz.' "

 "PKK/KCK güdümünde yayın yapan www.fıratnews.tv adlı 13.12.2010 tarihli haberinde 'Şırnak’ın Güçlükonak (Basa) ilçesi kırsalında yaşanan çatışmada hayatını kaybeden bir HPG gerillasının kimliği açıklandı. HPG Ana Karargah Komutanlığı, yaşamını yitiren Fikri kod adlı K. K. yı güçlü bir şekilde sahiplenmeye çağırdı… Fikri yoldaşlara yoldaş olmak isteyen tüm gençleri, dağların doruklarına çağırıyoruz. Yine Halkımızı ve Demokratik Kamuoyunu şehit Fikri yoldaşımızı çok güçlü bir şekilde sahiplenmeye çağırıyoruz' şeklinde PKK/KCK Terör örgütü üyeleri ve müzahir kitlesine K.K.nın sahiplenilmesi talimatı verildiği..."

"PKK/KCK terör örgütü güdümünde yayın yapan www.firatnews.nu isimli internet sitesinde 04.03.2011 günü 'Öcalan: Newroz’a kadar gözleyeceğiz' başlıklı talimatında, 'Diyarbakır'da bir özgürlük meydanı olmalı. İsmi de Azadi Meydanı olabilir. Pratik öneri yapıyorum. Diyarbakır'da böyle bir meydana Demokratik Çözüm ve Barış Çadırlarının Kurulmasını Öneriyorum. Bu çadırlar seçime kadar devam edebilir. İnsanlar bu çadırlara yoğun bir şekilde gelip gidebilirler. Çadırlar Van'da, Batman'da başka uygun yerlerde de kurulabilir. Bu çadırlarda kendi talep ve çözüm önerilerini [bol] bol tartışabilirler, geliştirebilirler. Bu demokratik bir eylem olduğu için Hükümetin polisinin de karşı çıkacağını sanmıyorum. Bu seçim sürecinde anlayışla karşılayacaklardır. Zaten önümüzde 8 Mart, 21 Mart gibi etkinlikler de var. Bu etkinliklerin merkezi de bu çadırlar olabilir. Kim bu önerilerini yerine getirecekse, çözüm geliştirecekse oylarını onlara versinler. Bu çadırların üzerine demokratik çözüm ve barış çadırı yazılabilir. Bu pratik öneriyle halk zamanla yoğun bir şekilde bu çadırlara gider, ziyaret eder ve sahiplenir. Zaman zaman kalabalık da olabilir, az kitle de olabilir. Önemli olan böyle bir zemini oluşturmaktır, bu mutlaka yapılmalıdır. Ayrıca KCK davası da devam ediyor. Duruşma günlerinde ve öncesinde çadırlar bu amaçla da kullanılır. Duruşmaya giden avukatlar da duruşma öncesi ve sonrasında bu çadırları ziyaret ederler. Söylediğim gibi bizim potansiyelimiz gerek eylemsellik açısından gerek halkın katılımı açısından çok daha yüksek bir durumdadır. Tunus, Mısır’a benzer süreçleri başlatmak için daha fazla imkana sahibiz, bunu yapacak gücümüz ve potansiyelimiz de var. Ancak biz daha demokratik bir şekilde bu çadırlarla seçime gidersek daha uygun olur' şeklinde olduğu..."

15. İlk derece mahkemesi kararında başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan dikkate alınan eylemleri ise şu şekildedir:

i. İnönü Üniversitesinde eğitim görmekte iken 14/4/2010 tarihinde PKK terör örgütünün Kuzey Irak'ta bulunan kampına katıldıktan sonra örgütten kaçarak 2010 yılı Aralık ayı içinde yasa dışı yollardan ülkemize giriş yapan ve daha sonra yakalanan B.S., kendisi hakkındaki soruşturma evresinde alınan ifadesinde ve kendisine yaptırılan teşhis işleminde başvurucu hakkında birtakım bilgiler vermiştir. Buna göre B.S., başvurucunun 2010 yılı Şubat ayında bazı YDGM üyeleriyle birlikte PKK yandaşlarınca sahiplenilen şahısların da olmak üzere mezar ziyaretleri gerçekleştirdiğini belirtmiştir. Bunun yanında B.S., başvurucunun DÖDER çatısı altında tiyatro etkinlikleri bahanesiyle gençleri Dernekte toplayarak onlarda örgütsel bilinç sağlamaya çalıştığını da beyan etmiştir. İddianameye göre B.S. isimli şahsın, PKK/KCK terör örgütü adına kırsal alanda faaliyet gösterirken KCK yürütme konseyi üyesi olan Duran Kalkan ve bazı terör örgütü üyeleri ile görüntüsünün olduğu tespit edilmiştir.

ii. Başvurucunun telefonuna, örgütsel faaliyetlerini bilen şahıslar tarafından terör örgütü propagandası içeren ve örgütsel bilinci artırmaya yönelik mesaj gönderildiği kabul edilmiştir. Bu kapsamda gerekçeli kararda başvurucunun telefonuna gelen bazı mesajlara yer verilmiştir.

iii. Başvurucunun PKK terör örgütünün kuruluş yıl dönümü olması nedeniyle 27/11/2010 tarihinde Barış ve Demokrasi Partisinin (BDP) Malatya'daki binasında, örgüt talimatları doğrultusunda düzenlenen (bkz. § 14) ve içeriğinde PKK terör örgütü ile örgütün kurucusu Abdullah Öcalan’ı anlatan slayt ve videoların gösteriminin yapıldığı panelin organizasyonunda görev aldığı belirtilmiştir. Bu tespite ilişkin olarak gerekçeli kararda, başvurucunun 27/11/2010 tarihinde gerçekleştirdiği bazı telefon görüşmelerine yer verilmiştir. Söz konusu telefon konuşmalarında başvurucunun "vallahi ben bu projeksiyonu alacağım işte geliyorum yoldayım şimdi" ve "evet tamam bir kağıda yazarsınız işte partide panel var gibisinden" şeklindeki ifadelerine vurgu yapılmıştır.

iv. Başvurucunun PKK terör örgütü hakkında detaylı bir şekilde bilgi edinmeye çalıştığı ve örgüte müzahir yayınları takip ettiği belirtilmiştir. Gerekçeli kararda bu tespite dayanak olarak başvurucunun bazı yayım şirketlerinden kitap siparişlerine ilişkin telefon görüşmeleri delil olarak gösterilmiştir.

v. Diyarbakır Jandarma Komutanlığı tarafından 1/5/2011 tarihinde Diyarbakır, Malatya ve Elazığ'da PKK/KCK terör örgütüne yönelik operasyon yapılmıştır. Kararda, başvurucunun bu operasyonla ve PKK/KCK terör örgütü ile ilgili örgütsel içerikli telefon görüşmeleri yaptığı kabul edilmiş ve başvurucunun bu kapsamda gerçekleştirdiği bazı iletişim kayıtlarına yer verilmiştir.

vi. Başvurucunun örgüt talimatı doğrultusunda (bkz. § 14), 7/12/2010 tarihinde güvenlik güçleri ile girmiş olduğu silahlı çatışma neticesinde öldürülen ve 14/12/2010 tarihinde otopsi işlemleri için Malatya'ya getirilen K.K.nın cenazesinin sahiplenilmesi doğrultusunda gerçekleştirdiği kabul edilen bazı iletişim kayıtlarına da kararda yer verilmiştir.

vii. Başvurucunun Elazığ'dan gelerek İnönü Üniversitesinde sağlık bölümlerinde öğrenim gören üniversite öğrencileri ile örgütsel nitelikte toplantı/eğitim faaliyetinde bulunacağı düşünülen M.K. isimli şahsın karşılanması ile ilgili olarak telefon görüşmeleri yaptığı belirtilmiştir. Gerekçeli kararda başvurucunun bu yönde yaptığı bazı telefon görüşmelerine yer verilmiştir.

viii. 1/4/2011 tarihinde Hatay'ın Hassa ilçesi kırsal alanında güvenlik güçleri ile PKK/KCK terör örgütü üyeleri arasında çıkan silahlı çatışmada örgüt üyesi Z.D. ölmüştür. Adı geçen terör örgütü üyesi adına Malatya Cemal Gürsel Mahallesi İsmetpaşa Caddesi 6. Sokak üzerinde taziye çadırı açılmıştır. Mahkemece, başvurucunun yaptığı telefon görüşmelerinde terör örgütü tarafından verilen talimatlara uyarak söz konusu örgüt mensubunu sahiplendiği, ölen örgüt mensubu için yapılacak yürüyüş hakkında bilgi aldığı, ölen örgüt mensubunu şehit ve gerilla olarak gördüğü belirtilmiştir. Gerekçeli kararda başvurucunun bu yönde yaptığı bazı telefon görüşmelerine yer verilmiştir.

ix. Başvurucunun 8/3/2011 tarihinde, bazı arkadaşlarının okuldan uzaklaştırılmasını protesto amacıyla Üniversite kampüsünde yapılan basın açıklamasında grubu yönlendirdiği, Üniversitede baskı ve cebir oluşturduğu Mahkemece kabul edilmiştir. Bu kapsamda gerekçeli kararda, başvurucunun Üniversitede yaşanan kavga olayı nedeniyle kampüse bıçak getirmemesi hususunda uyarıldığı bir mesaja yer verilmiştir.

x. Kararda, Malatya'dan terör örgütünün kırsal alanına giden M.O. isimli örgüt mensubunun görüntülerinin terör örgütünün yayın organı olan Roj TV'de yayımlanması sonrası başvurucunun görüntüleri izleyip izlemediği hakkında K.C. isimli bir şahısla gerçekleştirdiği iletişim kayıtlarına yer verilmiştir. Söz konusu görüntülerde başvurucu ve konuştuğu şahsın bahsettiği M.O. isimli kişinin, PKK terör örgütü yöneticilerinden Duran Kalkan'ın örgütün 33. kuruluş yıl dönümü münasebetiyle yapmış olduğu konuşma sırasında ve Duran Kalkan’ın arkasında, üzerinde terör örgütünün silahlı kanadı mensuplarının elbisesiyle oturur vaziyette bulunduğu belirtilmiştir.

xi. Kararda, başvurucunun PKK terör örgütünün verdiği talimatlar doğrultusunda aralarında hiçbir akrabalık bağı bulunmayan tutuklu terör örgütü mensuplarının ailelerine destek amaçlı ziyaret yapmaya yönelik telefon görüşmeleri yaptığı belirtilmiş ve bu kapsamdaki iletişim kayıtlarına yer verilmiştir.

xii. Başvurucunun PKK terör örgütünün propagandasını yapmak ve örgüte eleman kazandırmak amacıyla Melekoğulları isimli düğün salonunda 25/12/2010 tarihinde "28. Barış ve Kardeşlik Şöleni" adı altında yapılan örgütsel etkinlik organizasyonunda görev aldığı belirtilmiş ve buna ilişkin iletişim kayıtlarına yer verilmiştir. Söz konusu iletişim kayıtlarında başvurucunun Melekoğulları isimli düğün salonunun ücretinden ve etkinliğin biletlerini bastırmak için matbaaya gideceğinden bahsettiği kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesi söz konusu iletişim kayıtlarını, düğün salonunda gerçekleştirilecek etkinliğin amacının terör örgütüne eleman temin etmek olduğu şeklinde yorumlamıştır.

xiii. Başvurucunun yönetiminde yer aldığı DÖDER'de tiyatro çalışmaları ile ilgilenip tiyatro bahanesiyle gençleri Dernekte toplayarak örgütsel bilinç sağlamaya çalıştığı belirtilmiştir. Başvurucunun bu kapsamda yaptığı telefon görüşmelerinden birinde, birinci sınıf öğrencisi olan bir şahsı aktif hâle getirmek ve kazanmaktan bahsettiği görülmektedir.

xiv. Başvurucunun PKK gençlik yapılanması Yurtsever Demokratik Gençlik Hareketi (YDGH) içindeki faaliyetlerinden dolayı yapılan operasyon neticesinde yakalanan ve çıkarılmış oldukları mahkemece tutuklanan kişilerin durumları ile yakından ilgilendiği ve onlara destek vermek amacıyla duruşmalarına gittiği belirtilmiş, buna ilişkin bazı iletişim kayıtlarına yer verilmiştir.

xv. PKK terör örgütü tarafından verilen talimat doğrultusunda çeşitli illerde "demokratik çözüm çadırı" adı verilen çadırlar kurulmuştur (bkz. § 14). Başvurucunun da Malatya'da kurulan, terör örgütünün talimatlarının okunduğu, örgüt faaliyetlerinin düzenlendiği ve terör örgütü mensuplarının fotoğraflarının asıldığı bu çadırı sahiplendiği ve yapılan basın açıklamasına katıldığı belirtilmiştir. Malatya'daki demokratik çözüm çadırında 26/3/2011 tarihinde Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile arama yapılmış, arama neticesinde ölen terör örgütü mensuplarına ait fotoğraflar ve örgütsel dokümanlar elde geçirilmiştir. Yine Batman, İstanbul ve Diyarbakır’daki çadırlarda yapılan aramalarda da bol miktarda örgütsel doküman ile molotofkokteyli, havai fişek ve el yapımı bomba yapmaya müsait malzemeler ele geçirildiği ifade edilmiştir.

xvi. Kararda, başvurucu hakkında daha önce 21/3/2009 tarihinde Malatya Şeker Stadyumu'nda yapılan Nevruz Bayramı kutlamaları kapsamında PKK terör örgütünün propagandasını yaptığından bahisle kamu davası açıldığı ve ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine karar verildiği, söz konusu kararın temyiz aşamasında olduğu ifade edilmiştir.

16. Mahkemenin gerekçeli kararında ayrıca başvurucunun ikametgâhında yapılan aramada, haklarında elkonulması ve toplatılması kararları bulunduğu ya da suç içerikli olduğu kabul edilen, İsmail Beşikçi'nin yazdığı "Bilim Yöntemi", "Kürt Aydını Üzerine Düşünceler" ve "Bilim- Resmi İdeoloji- Demokrasi ve Kürt Sorunu ve Unesco’ya Mektup" isimli kitapların ele geçirildiği belirtilmiştir. Yine ele geçirilen bazı dijital materyallerde "şehit namırın" sloganlarının atıldığı videolar, PKK terör örgütünü övücü mahiyette müzik ve marşlar olduğu tespit edilmiştir.

17. Mahkeme, yukarıda belirtilen tespit ve değerlendirmeleri kapsamında sanık hakkında mahkûmiyet hükmü gerekçesini şu şekilde özetlemiştir:

 “… Bu nedenle de sanık Uğur Ahmet Yaşar hakkındaki iletişim tespit tutanakları, teknik takip tutanakları, internet tespit tutanakları, internette yayınlanan haberlere ait tutanaklar, diğer sanıkların beyanları, [B.S.]nin beyanı, bilirkişilerin raporları, CD çözüm tutanakları, fotoğraflar, ikametinde ele geçen örgütsel dokümanlar, teşhis tutanakları, CD izleme tutanağı, PKK/KCK terör örgütünün talimatları ve etkinliklere ait haberler, bilgi notları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, terör örgütünün talimatları doğrultusunda, PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanması olan DYGM (Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi) içerisinde faaliyet göstermesi, Malatya Demokratik Öğrenci Derneğinin Genel Sekreteri olması, tiyatro çalışmaları ile ilgilenip tiyatro bahanesiyle gençleri dernekte toplayıp örgütsel bilinç sağlamaya ve örgüte elaman temin etmeye çalışması, PKK/KCK terör örgütü suçundan tutuklanan şahısların duruşmalarını takip etmesi, tutuklanan bu şahısların ailelerine destek olmak amacıyla ziyaret etmesi, terör örgütünün talimatları doğrultusunda etkinlikler organize etmesi, Malatya BDP binasında düzenlenen PKK/KCK terör örgütünün kuruluş yıldönümü nedeni ile düzenlenen panelin organizasyonda yer alıp katılması, Malatya ilinden terör örgütünün kırsal alanına giden [M.O.] hakkında bilgisinin olması, 28. barış ve kardeşlik şöleni adı altında 25/12/2010 günü Malatya Melekoğulları düğün salonunda terör örgütüne elaman kazanma amacıyla düzenlenen etkinlikte faal olarak görev alması, güvenlik güçlerimiz ile PKK/KCK terör örgütü mensupları arasında çıkan silahlı çatışma neticesi Malatya Adli Tıp Kurumuna getirilen terör örgütü mensubu cesetlerini sahiplenmesi, ölen örgüt mensuplarını şehit olarak görmesi, üniversitede meydana gelen olayda basın açıklaması yapması, üniversitede meydana gelen olayların içinde olması, ölen örgüt mensubunun taziye çadırına talimat doğrultusunda gitmesi, terörist başı Abdullah Öcalan'ın talimatıyla Malatya'da açılan sözde Demokratik Çözüm Çadırına sahiplenerek katılması, Mahkemelerce hakkında yasaklama kararı olan kitapların bulunması, PKK/KONGRA-GEL terör örgütü propagandası yapmaktan dolayı hakkında hüküm kurulması, sanığın eylemlerinin çeşitliliği, sürekliliği, niteliği nazara alındığında örgütle organik bağının bulunması, tüm eylemlerinin sempatizanlık düzeyini aşıp, örgüt üyeliği boyutuna ulaşması nazara alındığında PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır.

18. Başvurucu, terör örgütü üyesi olma suçundan mahkûmiyetine ilişkin kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 22/4/2014 tarihinde başvurucunun mahkûmiyetine ilişkin hükmü onamıştır. Onama kararı 7/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 10/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kaynakları için bkz. Metin Birdal ([GK] (B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39) başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 2/6/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; mahkûmiyetinde delil olarak dikkate alınan iletişim kayıtlarında konuştuğu kişilerin, duruşmasını takip ettiği şahsın ailesinin ve B.S. isimli tanığın duruşmada dinlenmesi taleplerinin reddedilmesi nedeniyle tanık dinletme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendisine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No: 2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19).

24. Somut olayda başvurucu; başvuru formunda bazı tanıkların dinlenmesini Mahkemeden talep ettiğini ve bu taleplerinin Mahkemece reddedildiğini ileri sürmüş ancak ilk derece mahkemesinden bu konuda talepte bulunup bulunmadığı, talepte bulunmuş ise yargılamanın hangi aşamasında ve ne şekilde bulunduğu, bu talebinin Mahkemece ne zaman ve hangi gerekçeyle reddedildiği, bunun bir bütün olarak yargılamanın adilliğini ne şekilde etkilediği hususlarında bir açıklamada bulunmamış ve buna ilişkin somut bilgi, belge ve kanıtları sunmamıştır.

25. Bu kapsamda başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını kanıtlamak ve bu suretle hukuki iddialarını ortaya koymak yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen başvurucu tarafından yerine getirilmemiştir.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu kapsamda kalan iddialarının temellendirilmemiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. İfade Özgürlüğü ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu 25/12/2010 tarihinde Melekoğulları isimli düğün salonunda gerçekleştirilen "28. Barış ve Kardeşlik Şöleni"nin (bkz. § 15-xii) barışçıl bir toplantı olduğunu, gerekli bildirimlerin yapıldığını, terör örgütüne eleman temin etmek ve örgütün propagandasını yapmak amacıyla gerçekleştirildiğine dair hiçbir emare bulunmamasına rağmen söz konusu toplantıya katılmasının terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetinde delil olarak değerlendirmeye alınması sonucunda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Başvurucu, DÖDER kapsamında 27/11/2010 günü BDP parti binasında gerçekleştirilen ve kendisinin de hazırlığında bulunduğu panelin (bkz. § 15-iii), yine bu yönde hiçbir emare bulunmamasına rağmen örgüt talimatı doğrultusunda gerçekleştirildiği kabul edilerek mahkûmiyetinde delil olarak dikkate alınmasının da toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.

29. Başvurucu; 1, 25 ve 28 No.lu tapelerde (bkz. § 15-ii) kendisine gönderilen mesajların suç içerikli olmamasına rağmen terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyetinde dikkate alınmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

30. Başvurucu evinde yapılan aramada ele geçirilen ve hakkında toplatma kararı bulunmayan yayınların (bkz. § 16), terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyetinde dikkate alınmasının da ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini iddia etmiştir.

31. Bakanlık görüşünde, ifade özgürlüğü ile toplantı hakkına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bazı kararları Anayasa Mahkemesinin dikkatine sunulmuştur.

32. Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurucu, dernek faaliyetlerinin yasal olduğunu ve mahkûmiyetine esas alınan delillerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

33. Katıldığı veya organize ettiği toplantılar ile bu toplantılarda açıklanan bazı düşüncelerin ya da bulundurduğu bazı yayınların terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararının delili olarak kullanılması başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki doğurabilir. Dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın 26. ve 34. maddesinde koruma altına alınan haklarına müdahalede bulunulduğu kabul edilmelidir (Metin Birdal, § 48).

34. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve Anayasa'nın 26. ve 34. maddelerinin ikinci fıkralarında yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru amaçları kapsamında kaldığı anlaşılmıştır (Metin Birdal, §§ 52, 53). Bu nedenle başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı değerlendirilecektir.

a. Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

35. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bir eylemin terör örgütüne üye olma suçunun mahkûmiyetinde delil olarak kullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

b. Somut Olayın Değerlendirilmesi

36. Terör örgütüne üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir suç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve bu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini engelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (Metin Birdal, §§ 60, 61).

37. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir. Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olma suçunun sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka bir ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esas itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk ceza muhakemesi hukuku uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).

38. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terör örgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının o kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz ceza kanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek kuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin, bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarının anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin de değerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye olmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı durumlarda başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir baskı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).

39. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet kararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağı caydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanların terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olarak etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).

40. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi için derece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerini terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyet kararlarında delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığını göstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaki denetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilip gösterilemediği ile sınırlı olacaktır (Metin Birdal, § 72).

41. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda başvurucunun toplantı ve ifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca karşılık gelip gelmediği sorusuna cevap bulacaktır.

42. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddeti ve demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucunun PKK terör örgütünün üyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi iddianamede ileri sürülen iddiaları ve derece mahkemelerince başvurucunun mahkûm edilmesi için benimsenen gerekçeleri yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca bir bütün olarak ve dikkatle incelemiştir.

43. Somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesinin başvurucuyu suç oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaret olduğu ileri sürülen eylemleri nedeniyle mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk derece mahkemesi diğer bazı deliller yanında bazı toplantılara veya faaliyetlere katılmasını ya da yayınlar bulundurmasını başvurucunun örgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin sürekliliğini gösteren deliller olarak kullanmıştır (krş. Metin Birdal, § 76).

44. Nitekim ilk derece mahkemesi mahkûmiyet kararında; daha önce terör örgütü üyesi olan B.S. isimli şahsın başvurucu hakkında DYGM üyesi olduğu ve tiyatro faaliyeti adı altında üniversite öğrencilerini örgüt üyesi yapmaya çalıştığı şeklindeki ifadesini, başvurucunun örgüte müzahir bazı yayınları takip etmesini, terör örgütüne karşı gerçekleştirilen operasyonlarla ilgili gerçekleştirdiği örgütsel içerikli iletişim kayıtlarını, öldürülen K.K. isimli örgüt üyesinin cenazesini örgüt talimatı uyarınca otopsi işlemleri sırasında sahiplenmesini, yine öldürülen terör örgütü üyesi Z.D. için kurulan taziye çadırını ziyaret etmesi ve bu kişi için "gerilla" ifadesini kullanmasını, ikametgâhında yapılan aramada ele geçirilen bazı dijital materyallerde "şehit namırın" sloganlarının atıldığı videolar, PKK terör örgütünü övücü mahiyette müzik ve marşlar olmasını dikkate almıştır.

45. İlk derece mahkemesi ayrıca başvurucunun okula bıçak getirmemesi konusunda uyarıldığı bir telefon mesajını, Malatya'dan terör örgütünün kırsal alanına giden M.O. isimli örgüt mensubu hakkında bilgi sahibi olmasını, örgüt talimatı uyarınca aralarında hiçbir akrabalık bağı bulunmayan tutuklu ve hükümlü örgüt üyelerinin ailelerini ziyaret etmesini, yine örgüt talimatı uyarınca örgütün gençlik yapılanması YDGH içindeki faaliyetlerinden dolayı yapılan operasyon neticesinde tutuklanan şahısların durumları ile yakından ilgilenmesi ve onlara destek vermek amacıyla duruşmalarına gitmesini, öğrencisi olduğu üniversitenin sağlık bölümlerinde öğrenim gören üniversite öğrencileri ile örgütsel nitelikte toplantı/eğitim faaliyetinde bulunulmasına yardım etmesine, ayrıca örgüt talimatı doğrultusunda Malatya'da kurulan ve içerisinde terör örgütünün talimatlarının okunduğu, örgüt faaliyetlerinin düzenlendiği ve terör örgütü mensuplarının fotoğraflarının asıldığı demokratik çözüm çadırını sahiplenmesini de mahkûmiyet hükmünde göz önüne almıştır.

46. Bu şekilde ilk derece mahkemesi, başvurucunun söz konusu toplantı ve gösterileri organize etmek veya katılmak biçimindeki rolünün ya da belirli yayınları bulundurmasının onun PKK terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendi isteğiyle ve bilerek dâhil olduğuna dair bilgileri doğrular ve tamamlar nitelikte olduğunu ikna edici biçimde göstermiştir. Başvurucunun şikâyete konu eylemlerinin delil olarak kullanılmasının bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı kanaatine ulaşılmıştır.

47. Sonuç olarak başvurucunun ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlal bulunmadığı açık olduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.

C. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

50. Başvurucu, hükümle birlikte tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu ve ilk derece mahkemesi gerekçeli kararının hükümle birlikte tutuklama kararından yaklaşık altı ay sonra açıklandığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

51. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Fıkrada kısıtlama sebebi bakımından bir ayrım yapılmadığından başvuru hakkı kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılma ile sınırlı değildir. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen özgürlükten yoksun bırakılma hâllerinde de bu güvence geçerlidir (Mehmet İlker Başbuğ, B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 80).

52. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104. maddesi; soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanığın salıverilmesini isteyebileceği, şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verileceği, dosya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki kararın Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verileceği hükümlerini içermektedir.

53. Hüküm tarihinden itibaren uzun süre gerekçeli kararın dosyaya konulmamış olması, başvurucuların mahkûmiyete bağlı olarak tutukluluğun devamına ilişkin kararları temyiz mercii önüne götürememesi sonucunu doğurur. Başvurucunun özgürlükten yoksun bırakılmaya ilişkin kararın hukukiliğinin temyiz mercii önünde denetletme hakkını kullanamaması, hukuk güvenliği ve hukuki belirlilik ilkelerine uygun düşmez (Mehmet İlker Başbuğ, § 84)

54. Anayasa Mahkemesi Mehmet İlker Başbuğ kararında, hükmün açıklanmasından itibaren geçen yedi aylık sürede gerekçenin açıklanmaması nedeniyle temyiz incelemesinin yapılamadığına ve salıverilme talebinin temyiz merciince incelenemediğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna ve Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.

55. Başvurucunun durumu ilk derece mahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmesiyle birlikte Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında suç şüphesine bağlı tutma kapsamından çıkmış, ikinci fıkra bağlamında “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutmaya” dönüşmüştür. Bu aşamada ilgili mevzuat gereği, özgürlükten yoksun bırakmanın dayanağı olan hükmün gerekçesi hükümle birlikte tümüyle tutanağa geçirilmemişse hükmün gerekçesinin açıklanmasından itibaren en geç on beş gün içinde dava dosyasına konması gerekir. Ancak gerekçeli kararın geç yazılmasına karşı gidilebilecek bir başvuru yolu bulunmamaktadır.

56. Gerekçeli kararın geç yazılması nedeniyle özgürlükten yoksun kılmanın hukukiliğinin denetlettirilemediği yönündeki ihlal iddialarının gerekçeli kararın yazıldığının öğrenilmesinden itibaren en geç otuz gün içinde bireysel başvuru konusu yapılması gerekir. (Nihat Baymiş, B. No: 2014/10373, 30/6/2016, § 30).

57. Somut olayda ilk derece mahkemesi 17/10/2012 tarihinde nihai kararını vermiştir. Ulusal Yargı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan araştırmada gerekçeli kararın 14/3/2013 tarihinde yazıldığı görülmektedir. Gerekçeli kararın başvurucuya ne zaman tebliğ edildiği tespit edilememekle birlikte gerekçeli kararın en geç başvurucunun gerekçeli temyiz talebinde bulunduğu 8/4/2013 tarihinde öğrenildiğinin kabul edilmesi gerekir. Bu durumda 8/4/2013 tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunması gerekirken başvurucu 10/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İfade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 2/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Uğur Ahmet Yaşar, B. No: 2014/11842, 2/6/2020, § …)
   
Başvuru Adı UĞUR AHMET YAŞAR
Başvuru No 2014/11842
Başvuru Tarihi 10/7/2014
Karar Tarihi 2/6/2020

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, bazı tanıklarının dinlenmesi talebinin mahkemece reddedilmesi nedeniyle başvurucunun tanık dinletme hakkının; katıldığı toplantı ve okuduğu yayınların terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyetinde delil olarak kullanılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile ifade özgürlüğünün; hükümle birlikte hukuka aykırı olarak tutuklanması nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Ceza) Tanık dinletme ve sorgulama hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
İfade özgürlüğü Terör bağlantılı ifade (örgüt adına suç işleme, örgüte yardım dahil) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı Toplantı ve gösteri yürüyüşü Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı Kişi özgürlüğü ve güvenliği (genel) Süre Aşımı

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 3713 Terörle Mücadele Kanunu 7
5237 Türk Ceza Kanunu 314
220
5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 217
202
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi