logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanma Kılavuzu English

(Şehmus İşik, B. No: 2016/176, 2/6/2020, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ŞEHMUS İŞİK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/176)

 

Karar Tarihi: 2/6/2020

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Celal Mümtaz AKINCI

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Recai AKYEL

Raportör

:

Hüseyin MECEK

Başvurucu

:

Şehmus İŞİK

Vekili

:

Av. Mahmut KAÇAN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluğun bir kavgaya müdahalede bulunduğu sırada meydana gelen yaralanmanın insan haysiyetiyle muamele yasağını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden (UYAP) erişilen soruşturmalardaki bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:

A. Olayla İlgili Genel Bilgiler

9. 1988 doğumlu olan başvurucu, 24/8/2014 tarihinde kahvehaneden çıkınca saat 19.15 civarında sokakta kavga eden kişilere polisin plastik mermiyle müdahale etmesi neticesinde yaralandığını ileri sürmüştür.

10. Olayla ilgili olarak 2 Nisan Polis Merkez Amirliğinin hazırladığı fezleke üzerine Van Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık) 2014/13781 No.lu soruşturma başlatılmıştır. Savcılığın 31/10/2014 tarihli kararıyla olayda yaralanan polis memurları E.O. ve E.S.ye karşı görevi yaptırmamak için direnme suçunun faili meçhul olduğu gerekçesiyle tefrik kararı verilerek 2014/14324 No.lu dosya üzerinden soruşturmaya devam edilmiştir. Başvurucu Şehmus İşik ile kavganın tarafı olduğu öne sürülen C.D. ve M.A.D. hakkında birbirlerine karşı işledikleri kasten yaralama suçlarının soruşturmasının ise 2014/13781 No.lu dosya üzerinden sürdürülmesine karar verilmiştir.

11. Başvurucunun kendisini yaralayan polis memurları ve kavgaya karıştığını öne sürdüğü kişiler hakkındaki 12/1/2015 tarihli şikâyet dilekçesi üzerine Savcılığın 2015/864 No.lu dosyasında üçüncü bir ceza soruşturması başlatılmıştır.

12. Görevli memura mukavemet suçundan hazırlanan fezleke ekinde yer alan, 24/8/2014 günü saat 22.00’de altı kolluk görevlisinin tanzim ettiği tutanaktaki bilgiler şöyledir:

 “24/08/2014 günü saat: 19:00 sıralarında ilimiz Şerefiye mahallesi Ulu Cami önünde kalabalık bir grubun kavga ettiğinin bildirmesi üzerine 28-18 ekip olarak intikal edilmiş, bahse konu yer Ordu Caddesi üzerinde [M.] Okey salonu önü olduğu ve olay yerinde 30-40 kişilik ellerinde döner bıçağı ve uzun sopaların olduğu ve aralarında tartıştıklarının görülmesi üzerine konu derhal haber merkezine anons etmek suretiyle bildirilerek takviye ekipler talep edilmiş, grup ellerinde sopalarla aynı cadde üzerinde bulunan [A.] Kebap isimli işyerine doğru harekete geçtikleri görülmüş ve haber merkezine takviye ekiplerin ivedi olması yönünde çağrılar yapılmış, olay yerine ilk intikal eden 28-26, 28-24, 28-34 ekiplerle birlikte kalabalığın bulunduğu yere doğru harekete geçilmiş, kalabalığa sözlü uyarılarda bulunularak dağılmaları yönünde ikazlarda bulunulmuş, olay yerine çevik kuvvet unsurlarının intikal etmesiyle iki iş yeri arasında gerekli tertibatlar alınmış, [A.] Kebap isimli iş yerinden [K.D.] isimli şahıs alınarak olay yerinden uzaklaştırılarak 2 Nisan polis merkezine intikal ettirilmiş, adı geçen kendisine herhangi bir darp cebir olmadığını dükkânın içine saklandığını beyan etmiş, 20-30 kişilik bir grup kalabalığın ellerinde sopalarla [A.] Kebap isimli kepenkleri kapalı işyerine ara sokaktan çıkarak saldırmaya başlamaları üzerine şahıslara sözlü ikazlarda bulunulmuş, ancak grup agresif ve saldırgan bir şekilde hareketlerine devam etmeleri üzerine çevik kuvvet unsurlarıyla birlikte kademeli bir biçimde bedeni güç, kalkan ve biber gazıyla müdahalede bulunarak kalabalık dağıtılmaya çalışılmış, kalabalık taşlama yapmak suretiyle mukavemette bulunmuş ve taşlama sonucu 28-34 ekipte görevli polis memuru [E.O.] ve çevik kuvvet şube müdürlüğünde görevli polis memuru [E.S.] isimli görevliler yaralanmışlar, kalabalığa tekrar gazla müdahale edilerek kalabalığın dağılması sağlanmış, grup ara sokaklara kaçarak uzaklaşmaları üzerine mukavemette bulunan şahısların kimliklerinin tespiti mümkün olamamış olup, iş bu tutanak tarafımızca imza altına alınmıştır.”

13. 24/8/2014 günü saat 23.00’te iki kolluk görevlisinin düzenlediği tutanakta bir işyerine yirmi otuz kişilik bir grubun saldırdığı, bütün uyarılara karşın işyerine zarar vermeye devam eden gruba Smoke model gaz bombası atıldığı, grubun ara sokaklara dağıldığı, işyerinin camlarından birinin kırıldığı, kepenklerde taş ve sopa izlerinin bulunduğu kaydedilmiştir.

14. Kendisine olayın bildirilmesi üzerine Cumhuriyet savcısı kolluğa saat 23.45’te şu talimatları vermiştir:

- Zarar verilen dükkânda tespit yapılması

- Dükkâna zarar vermeye çalışan şahıs ya da şahısların tespiti

- Kişilerin tespit edilmesi hâlinde şüpheli olarak ifadelerinin alınması

- Dükkân sahibinin müşteki olarak ifadesinin alınması

- Yaralanan polis memurlarının müşteki olarak ifadesinin alınması

- Polis memurlarını yaralayan şahısların tespit edilmesi

- Olay yerini gören kamera kayıtlarının temin edilmesi

15. Kolluk saat 02.12’de savcıdan tekrar talimat istemiştir. Savcının ikinci talimatı şöyledir:

- Olay anında plastik mermiyle yaralandığı iddiasını dillendiren şahsın (başvurucu) müşteki olarak ifadesinin alınması

- Aynı kişinin kavga olayıyla ilgili olarak şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması

16. Emniyet Müdürlüğünün 7/9/2014 tarihli tutanağında işyerinde güvenlik kamerası olmadığı bilgisine yer verilmiştir.

17. Emniyet Müdürlüğünün 19/9/2014 tarihli yazısında olay günü MOBESE cihazlarında yenileme ve yazılım yükleme çalışması nedeniyle kayıt yapılamadığı belirtilmiştir.

B. Adli Muayene Raporları

18. Başvurucu ile polis memurları E.S. ve E.O. 24/8/2014 tarihinde Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (Hastane) muayene olmuştur. Daha sonra Van Adli Tıp Şube Müdürlüğü 13/11/2014 tarihinde kesin rapor düzenlemiştir. Anılan raporlara göre;

i. Başvurucunun saçlı derisinde laserasyon, sağ ön kolunda 1 cm yuvarlak ekimoz, sol kalçasında 1 cm yuvarlak ekimoz saptanmış olup yaralanmalar basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek niteliktedir.

ii. Polis memuru E.O.nun sağ bacağında hassasiyet ve diz posteriorda (arka kısım) 1 cm’lik yara tespit edilmiş olup üç gün iş ve güce engel olan bu yaralar basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek niteliktedir.

iii. Polis memuru E.S.nin occipital (başın arka kısmı) bölgesinde yaklaşık 1 cm abrazyon, 2x2 cm şişlik bulunmaktadır. Üç gün iş ve güce mani olan yaralar basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek niteliktedir.

19. Kavganın taraflarından olan C.D.nin 24/8/2014 tarihinde Özel İstanbul Hastanesindeki muayenesinde oksipital bölgesinde 3x2 cm’lik kesi ve deri altı şişkinliği saptanmıştır. Van Adli Tıp Şube Müdürlüğünde 2/2/2015 tarihinde yapılan muayenesi neticesinde yaraların basit tıbbi müdahaleyle giderilebileceği kaydedilmiştir.

C. Tarafların İfadeleri

1. Başvurucunun Beyanları

20. Başvurucu 25/8/2014 günü saat 01.16’da kollukta müşteki-şüpheli olarak, 1/3/2015 tarihinde Savcılıkta vekili huzurunda müşteki sıfatıyla ifade vermiştir. Başvurucunun ifadelerine göre olayın gelişimi ve akışı şu şekilde özetlenebilir:

i. Olay günü bir kahvehanede oyun oynadıktan sonra akşam saatlerinde hava kararınca dışarı çıkmıştır. Van merkezde bulunan Ulu Cami'nin önünde yirmi otuz kişilik bir grubun içindeki üç dört kişi, kepengi kapalı bir dükkâna taş ve sopalarla saldırmaktadır. Olay yerinin hemen karşısında Çevik Kuvvet beklemektedir. Olay yerinden geçerken merak edip kavga mahalline yaklaşmış, iki grubun arasından ilerlemeye çalıştığı sırada Çevik Kuvvet grubun dağılması için gaz sıkmıştır.

ii. Olay yerinden kaçmaya çalışırken Ordu Caddesi üzerinde Japon Pasajı’nın köşesinde polislerden biri yaklaşık bir metre mesafeden plastik mermi sıkmıştır. Kafasına, sağ koluna ve sol bacağına olmak üzere üç plastik mermi isabet etmiştir. Bu polisin eşkâlini hatırlamaktadır.

iii. Kavgayla hiçbir ilgisi olmadığı gibi işyerlerine ya da dükkâna zarar vermemiştir. Polislere taş atmamasına ve kavgada yer almamasına karşın kasıtlı olarak plastik mermiyle vurularak yoğun kan kaybı yüzünden dengesini kaybedip düştüğünde hastaneye götürülmüştür. Olaydan ötürü ruh sağlığı da zarar görmüştür.

iv. Kavgaya karışan C.D. ve M.A.D.nin ifadelerine bakıldığında karşılıklı olarak birbirlerini darb ettiklerini söylemişlerse de doktor raporlarından anlaşılacağı üzere kendisindeki yaraların tümü plastik mermi kullanımı sonucu meydana gelmiştir. Üstelik saat 01.30 sıralarında ifadesi alınan bu kişilerle yüzleştirilmemiştir. Olay yerinde kavgaya karışan yaklaşık otuz kişinin içinde kendisinden başka kimse yakalanmamıştır.

2. Kavgaya Karışanların İfadeleri

21. Kavganın bir tarafında yer alan C.D. ve M.A.D.nin 25/8/2014 tarihinde verdikleri ifadelere göre olayın başlangıcı ve gelişimi şöyle özetlenebilir:

i. Olay günü akrabaları olan Y.D.ye ait B… Döner isimli işyerinin önünde bulunurken Şehmus İşik, M.A.D. adlı kişiye omzuyla çarpmıştır. Bu şekilde başlayan tartışma kavgaya dönüşmüş; başvurucu, M.A.D. ve C.D.ye yumruk atmıştır. Yumruklardan biri C.D.nin sağ gözüne gelmiştir. C.D. de kendini korumak amacıyla Şehmus İşik’e vurmuştur. Şehmus İşik sopayla C.D.ye vurmuştur. Olay yeri bir anda kalabalıklaşmış, yaklaşık otuz kişilik bir grup sopa ve bıçaklarla saldırmıştır. Toplanan kalabalıktan bazı kişiler C.D. ve M.A.D.yi darbetmiştir.

ii. Şahıslar işyerine saldırmaya başlayınca olay yerinden kaçan C.D. ve M.A.D. kendi imkânlarıyla hastaneye gitmiştir.

22. B… Döner isimli işyeri sahibi Y.D. kollukta alınan ifadesinde, olay günü akrabası olan C.D. ve M.A.D.nin bir grup tarafından tartaklandığını gördüğünü, bunun üzerine akrabalarını işyerine alarak kepenkleri kapattığını ve polisi aradığını, kavganın nedenini bilmediğini, kavga sırasında polis bulmak için ayrıldığı için olayları görmediğini söylemiştir. Y.D.nin ağabeyi K.D.nin ifadelerinin de benzer mahiyette olduğu anlaşılmaktadır.

23. Yaşı küçük mağdur İ.D. 24/8/2014 günü kollukta verdiği ifadede, çalıştığı H... Lokantası'ndan saat 21.00 sıralarında çıkıp evine giderken önceden amcasıyla kavgalı olan fakat adını bilmediği kişilerin yanına gelerek akrabalık bağından dolayı kendisini zorla götürmeye çalıştığını, kaçarak diş hastanesine sığındığını söylemiştir.

24. Olay yerinde bakkallık yapan ve başvurucuyu hastaneye götüren H.İ. sonradan geldiği olay mahallinde müşterisi olan başvurucuyu yerde yaralı, başından kan akar hâlde görünce başından fazla kan geldiği için üzerindeki kıyafetlerle yaraya tampon yaptığını, onu hastaneye götürdüğünü, kavga anını görmediğini söylemiştir.

3. Şüpheli Polis Memuru E.S.nin Savunması

25. Şüpheli polis memuru E.S. 6/10/2015 tarihinde Savcılıkta savunma yapmıştır. Komiserin talimatıyla FN303 isimli savunma tüfeğiyle olaya müdahale ettiğini, bu tüfekle yalnız boyalı mermi atılabildiğini, gruba plastik mermiyle ateş etmediğini, bu kişiyi kendisinin yaralamadığını, nasıl yaralandığını bilmediğini, bu silahların kullanım kursuna katıldığını, kesinlikle belden yukarı ateş etmediklerini söylemiştir.

4. Polis Memuru Tanıkların Beyanları

26. Olaya müdahale eden polislerden E.E. ve E.S.nin kollukta alınan ifadelerine göre olay şöyle özetlenebilir:

i. Takviye ekip anonsu üzerine E.O. ve E.S. olay yerine intikal etmiştir. Olay yerine vardıklarında soy isimleri İşik ve D. olan kişilerin de yer aldığı iki grup arasında kavga olduğunu anlamışlardır.

ii. Bir grup işyerlerine saldırmış, polisin uyarısına kulak vermedikleri gibi polise sopa, taş ve şişelerle saldırmıştır. Bunun üzerine Çevik Kuvvetten yardım talep edilmiştir. Kavga sonlandırılamayınca orantılı olarak biber gazı kullanılmıştır. Polis memuru E.E. bacağına, E.S. de başına bir taş isabet etmesi nedeniyle yaralanmıştır.

D. Savcılığın Yaptığı Araştırmalar

27. Savcılık, 24/8/2014 tarihinde meydana gelen olayda envanterde kayıtlı müdahale silah ve mühimmatları, envanterde plastik mermi atan silah bulunup bulunmadığı, bunların kullanıcılarının kimlik bilgileri ve teşhise elverişli fotoğrafları Emniyet Müdürlüğünden istemiştir. Emniyet Müdürlüğünün cevabi yazısında olay tarihinde Emniyet Müdürlüğü envanterinde plastik mermi olarak tabir edilen fişek bulunmadığı gibi bu tip bir fişeği sevk edecek türde bir silahın da yer almadığını bildirmiştir. Komiser A.G. tarafından FN303 ve Tippmann A-5 savunma tüfekleri ve mühimmatları hususunda hazırlanan dört sayfalık bilgi metni yazıya eklenmiştir. Olay sırasında üç polis memurunun üçer gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralandığını gösteren adli rapor tanzim edildiği de iletilen bilgiler arasındadır.

28. Savcılık 10/3/2015 tarihinde, olay yerinde bulunan kamera görüntüsü ve fotoğrafların gönderilmesi için Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazmıştır. Emniyet Müdürlüğü 6/4/2015 tarihinde olay anını gösteren herhangi bir kamera ve görüntü kaydına rastlanmadığını belirtmiştir. Yazıda Van Akıllı Görüntüleme Sistemi (VAGİS) üzerinde takılı bulunan sabit diskin geriye dönük olarak 20-25 günlük bir süreyi kaydettiğinden görüntü elde edilemediği bildirilmiştir.

29. Savcılık, başvurucu ile şüpheliler M.A.D. ve C.D.nin teşhisinin yaptırılmasını Emniyet Müdürlüğünden istemiş fakat 9/4/2015 tarihli tutanağa göre bu kişilere ulaşılamadığından teşhis yaptırılamamıştır.

30. Başvurucuya 18/6/2015 tarihinde fotoğraf teşhisi yaptırılmıştır. Kafasında kask olduğu için fotoğraf üzerinden polisleri teşhis edemeyen başvurucu, silahı görse tanıyabileceğini ifade etmiştir. Bunun üzerine başvurucu kendisine gösterilen Tippmann A-5 isimli silahla polisin ateş ettiğini ifade etmiştir.

E. Savcılığın Plastik Mermi Kullanımı İddiasındaki Araştırmaları

31. Savcılık, Tip 1 (FN303) ve Tip 2 (Tippmann) savunma tüfeklerinin plastik mermi kapsamına girip girmediğini sormuştur. Emniyet Genel Müdürlüğü 24/3/2015 tarihinde verdiği cevapta bu silahların basınçlı hava/gaz ile çalışan, fırlatıcı görevi gören ateşsiz silah olduğunu, sorulan mermilerin ise genellikle plastik yarım küre veya küre şeklinde olan, içeriğindeki boya pigmentleri, biber gazı, bizmut vs. maddeler sayesinde isabet ettiği hedefte işaretleme görevi veya hafif darbe gibi etkiler yapma amacıyla kullanılan nesneler olduğunu, mevzuatta plastik merminin tanımı, özelliklerini ve niteliklerini belirtir herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte bahse konu mühimmatların imal durumları ve nitelikleri itibarıyla ateşli silahlarda kullanılan mühimmatlardan tamamen farklı özellikler taşıdığını ifade etmiştir.

32. Bunun üzerine Savcılık 19/6/2015 tarihinde Tippmann A-5 isimli savunma tüfeğinin olayda kullanılıp kullanılmadığını, kullanılmışsa kullanan personelin kimlik bilgilerini istemiştir. Aynı olayda kullanılan FN303 isimli savunma tüfeği namlusunun üst kısmına şarjör, mermi tankı ya da başka bir ekipmanın takılıp takılamadığını da sormuştur. Bu yazıya 6/8/2015 tarihinde verilen cevapta olayda Tippmann A-5 savunma tüfeği kullanılmadığı, ayrıca FN303 isimli savunma tüfeğinin üst kısmına ekipman olarak hava tüpü takılabildiği bildirilmiştir.

F. Soruşturmaların Sonuçları

1. Polis Memurları E.O. ve E.S.ye Karşı Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Yapılan Soruşturmanın Neticesi

33. Savcılık 23/1/2015 tarihinde faili meçhul şüpheli hakkında zamanaşımı tarihi olan 22/8/2022 tarihine kadar daimî arama kararı vermiştir.

2. Başvurucu Hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Karıştığı Öne Sürülen Kavgada Yaralama Suçlarından Yapılan 2014/13781 No.lu Soruşturmanın Neticesi

34. Savcılık 17/2/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

 “Olay tarihinde, içerisinde mağdur ile müşteki/şüphelilerin de bulunduğu iki grup arasında Şerefiye Mahallesi Ulucami önünde omuz atma meselesi yüzünden çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi ve tarafların birbirini karşılıklı darp etmeleri üzerine soruşturma başlatılmış ise de;

Mağdurun kavga sırasında yaralanmadığı, adli raporuna göre darp ve cebir izine rastlanmadığı, müşteki/şüphelilerin yaralanmasının Van Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan rapora göre; hayatı tehlikeye düşürecek nitelikte olmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir derecede hafif olduğu ve kemik kırığı tarif edilmediği, olay sebebi ile müşteki şüphelilerin şikayetçi olmadıkları, müşteki/şüpheli Şehmus İŞİK'in olaya karışmadığını belirterek suçlamaları kabul etmediği, olay sonrası plastik mermi ile kendini yaralayan polis memurundan şikayetçi olduğu, ancak olay anı ve yerini gösterir kamera kayıt sistemlerinin gayri faal olduğu, bu sebeple olaya ilişkin görüntülere ulaşılamadığı, bu kapsamda güvenlik görevlilerine karşı görevi yaptırmamaya yönelik eylemler ve şüphelileri ile müşteki/şüphelilerin yaralanmasına sebep olan eylem ve şüphelilerin tespit edilemediği, bu konuda dosya kapsamında yeterli delil elde edilemediği,

Bu hali ile olayda müşteki/şüphelilere atılı suçun, 'basit kasten yaralama' suçu niteliğinde olduğu, bu suçların 5237 sayılı TCK.nun 86/2 maddesi kapsamında takibinin şikayete bağlı suçlardan olduğu, müşteki şüphelilerin karşılıklı şikâyetçi olmadıklarını bildirmesi karşısında, atılı suçun kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmediği, ayrıca müşteki/şüphelilerin üzerine atılı 'görevi yaptırmamak için direnme' suçuna yönelik eylemleri için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği müşteki/şüpheli beyanları tahkikat evrakı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla... [kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.]

35. Bu karara başvurucunun yaptığı itiraz 30/11/2015 tarihinde Van 1. Sulh Ceza Hâkimliğince reddedilmiştir.

3. Haksız Gözaltı Nedeniyle Tazminat Davası

36. 25/8/2014 günü saat 00.00 ile 02.00 arasında haksız olarak gözaltında tutulduğu ve kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanan soruşturmadan dolayı başvurucu, 6/4/2015 tarihinde Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinde koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açmıştır. Mahkeme 18/9/2015 tarihinde başvurucuya 70 TL manevi tazminat verilmesine kesin olarak karar vermiştir.

4. Polis Memuru E.S. Hakkında Yapılan Soruşturmanın Neticesi

37. FN303 tüfeği kullanan polis memuru E.S. hakkında yapılan soruşturma 10/11/2015 tarihinde kovuşturmasızlık kararıyla sonuçlanmıştır. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “…

Tüm bu bilgiler ışığında soruşturma dosyası değerlendirildiğinde, olay tarihinde meydana gelen kavgaya müdahale etmek üzere olay yerine giden kolluk ekiplerine kavga eden taraflarca taş ve şişe atıldığı, şüphelinin de bu sırada kanunun kendisine verdiği yetkiyle elinde bulunanFN303 marka boyalı mermi atabilen savunma tüfeğini kullandığı ve müştekinin yukarıda anılan nitelikte yaralanmasına sebep olduğu, her ne kadar ilk bakışta şüphelinin fiilinin, 5237 sayılı TCK'nın 256. maddesinde düzenlenen zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçunu oluşturabileceği akla gelse dahi, somut olayda zor kullanma yetkisine sahip olan kolluk görevlisi şüphelinin görevinin gerektirdiği ölçünün dışına çıkmadan hukuka uygun ölçülü ve orantılı güç kullanarak yasanın kendisine verdiği yetkiyi kullandığı ve bu durumun bir hukuka uygunluk sebebi teşkil ettiği anlaşıldığından,

Şüpheli hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA... [karar verilmiştir.]

38. Van 1. Sulh Ceza Hâkimliği 30/11/2015 tarihinde başvurucunun bu karara yaptığı itirazı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.

39. 14/12/2015 tarihinde tebliğ edilen karara karşı 29/12/2015 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

40. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun birinci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

 “Polis, asayişi amme, şahıs, tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini korur. Halkın ırz, can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatini temin eder.”

41. İlgili ulusal hukukun diğer kısımları için bkz. Hasan Fırat [GK], B. No: 2015/9496, 31/10/2019, §§ 29, 30.

B. Uluslararası Hukuk

42. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Özge Özgürengin, B. No: 2014/5218, 19/4/2018, §§ 26-38.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

43. Mahkemenin 2/6/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu;

i. Savcının olaydan haberdar edilmeyerek derhâl ve resen soruşturma başlatılmadığını,

ii. Mağdur olduğu olayda şüpheli yapılarak maddi gerçeğin örtbas edildiğini,

iii. Olay yerinde bulunması muhtemel delillerin kaybolmaması için tedbir alınmadığını, MOBESE kayıtları ve diğer güvenlik kamerası görüntülerinin elde edilmesi için girişimde bulunulmadığını,

iv. Savcılığın kolluk envanterinde bulunan müdahale silahları arasında plastik mermi atan silah bulunup bulunmadığı, varsa bunları kullanan personelin kimlik bilgi ve fotoğraflarının gönderilmesi için yazdığı müzekkereye Emniyet Müdürlüğünün verdiği cevabın kendisini suçlayıcı ve yanıltıcı içeriği olduğunu,

v. Emniyetin cevap yazısında plastik mermi kullanılmadığı, bunun yerine darbe etkili ve boya içeren mermi kullanıldığı ifade edilmiş ise de olaydan sonra hastanede çekilen fotoğraflarda boya benzeri bir madde bulunmadığı, benzer bir olay nedeniyle açılan bir davada Ulusal Kriminal Büronun verdiği raporda FN303 yarı otomatik silahın insanın baş bölgesine geldiğinde yaklaşık 11 kg ağırlığında bir balyozla vurulmuş gibi etki doğuracağı, bu nedenle ölümcül neticelere yol açma tehlikesinden ötürü pek çok ülkede yasaklanan plastik mermi kullanımının orantısız bir müdahale aracı olduğunu,

vi. Sokakta tek başına yürüyemediğini, üniformalı polis görünce kaçıp saklandığını, geceleri kabus gördüğünü, olay nedeniyle gördüğü psikiyatrik tedavide travma sonrası stres bozukluğu tanısı konulduğunu, İstanbul Protokolü’ne göre rapor alınması gerektiğini,

vii. Başında, kolunda ve baldırındaki yaraya neden olan cismin niteliği ve ne tür silahtan atıldığı hususunda araştırma yapılmadığını belirterek insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

46. Bu konudaki genel ilkeler Anayasa Mahkemesinin Vedat Şorli ve Bilal Şorli (B. No: 2014/10459, 13/7/2016, bkz. §§ 81-97, 117-129) başvurusunda açıklanmıştır.

47. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır. Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydana gelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 83).

48. "Olay ve Olgular" kısmında özetlendiği üzere kalabalık iki ayrı grup arasında meydana gelen kavgaya müdahale sırasında başvurucunun baş, kol ve kalçasından basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte de olsa yaralandığı yaralandığı doktor raporlarıyla tespit edilmiştir. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, başvurucuların kolluğun müdahalesi sonucunda yaralandığı Mustafa Rollas (B. No: 2014/7703, 2/2/2017), Arif Haldun Soygür (B. No: 2013/2659, 15/10/2015), Muhterem Turantaylak (B. No: 2014/15253, 9/5/2018), Vedat Şorli ve Bilal Şorli, Zeki Bingöl (2) (B. No: 2013/6576, 18/11/2015), Erdal İmrek (B. No: 2015/4206, 17/7/2019) ve Özge Özgürengin başvurularını insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı kapsamında incelemiştir.

49. Somut başvuruda da anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum tespit edilmediğinden başvurucunun maruz kaldığını öne sürdüğü fiziksel müdahalenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki asgari eşiğini geçtiği değerlendirilerek insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı kapsamında inceleme yapılmasına karar verilmiştir.

50. Anayasa'nın 17. maddesi ve Sözleşme'nin 3. maddesi -belirli bir yasal muamele kapsamında- bir yakalamayı gerçekleştirmek için güç kullanımını yasaklamamaktadır. Bu bağlamda sınırları belli bazı durumlarda, kaçınılmaz ve aşırı olmaması koşuluyla güvenlik güçleri tarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul edilmektedir (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 81, 82).

51. Bu çerçevede zor kullanma sırasında kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiaları incelenirken ilgili olayda zor kullanmayı gerektiren bir durum olup olmadığının ve böyle bir durum varsa kullanılan gücün ölçülü olup olmadığının denetlenmesi gerekmektedir.

52. Kolluk görevi ifa eden kişilere direnilmesi, zor kullanma gerektiren durumlardan bir tanesidir. Direnme fiili, direnen kişinin tutumuna göre aktif veya pasif şekilde ortaya çıkabilir. Aktif direnme kolluk görevlisine karşı fiziki bir saldırı, cebir veya tehdit eylemleri sonucu görevin ifasının engellenmesini, pasif direnme ise herhangi bir fiziki saldırı, cebir veya tehdit içermeyen, kolluk görevlisinin talimatlarına uymama şeklinde gerçekleşen eylemsizlik hâlini ifade etmektedir. Bu bağlamda direnmenin niteliğine göre görevin ifası için gerekli olan gücün mahiyeti değişkenlik arz etmektedir. Diğer taraftan zor kullanılmasının meşru kabul edilebilmesi için direnmenin sona ermemiş olması, güç kullanımının görevin ifası için zorunlu olması ve ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olması gerekmektedir (Vedat Şorli ve Bilal Şorli, §§ 105, 106).

53. Görevlerini ifa ederken direnişle karşılaşan kolluk görevlileri, bu direnişi kırmak amacıyla ve direnişi kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkili oldukları gibi fiilî bir saldırı karşısında meşru savunma hakkına da sahiptir. Bununla birlikte zor kullanma, yalnızca zorunlu hâllerde başvurulabilecek bir yol olup kullanılan güç, ölçülü ve kademeli olmalıdır (Vedat Şorli ve Bilal Şorli, § 107).

54. Akşam vakti, aralarında sopalı ve döner bıçaklı kişilerin de bulunduğu otuz kırk kişilik kalabalık iki grup arasında çıkan kavganın polise bildirilmesi üzerine bir ekip olay mahalline ulaşmıştır. Kavganın ciddiyetini anlayan polisler Haber Merkezinden takviye ekip talep etmiştir. Polisin uyarısına aldırış edilmemesi üzerine bedensel kuvvet, kalkan ve biber gazı kullanılarak olaya müdahale edildiği, olay tutanağında yer alan ve başvurucu tarafından aksi iddia edilmeyen bilgiler arasındadır. Olayda iki polis memuru, başvurucu ve C.D. yaralanmıştır. Ayrıca bir işyerinin camının kırıldığı, kepenklerinde taş ve sopa izleri bulunduğu tespit edilmiştir.

55. Buna göre 2559 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca asayişi sağlamakla görevli polisin müdahale etmemesi durumunda birçok kişinin ciddi şekilde yaşam ve vücut bütünlüğünün tehlikeye girebileceği bir olaya yapılan müdahalenin gerekli olmadığı söylenemez.

56. Güç kullanımının gerekliliği ortaya konulduktan sonra ele alınması gereken ikinci husus bunun ölçülü olup olmadığıdır.

57. Kavgaya yapılan müdahale sırasında başvurucunun da bir şekilde maruz kaldığı cebir düzeyinin ölçülü olup olmadığının başvuruya konu olayın özel şartları, olayın meydana geldiği yer ve zamanın hassasiyeti, psikolojik iklim, görevlilerce algılanan tehlikenin oluşturduğu risk ve belirsizlik düzeyi gibi faktörler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir.

58. Başvurucunun kavganın tarafı olmamasından ötürü müdahale edilmemesi gereken birisi olması hâlinde dahi müdahale sırasında ortaya çıkan panik ve kargaşadan etkilenmesinin mümkün olduğu gözetilmelidir. Bu tür durumlarda kolluk görevlilerinin kontrollü hareket etmesi ve müdahaleyi gerektiren durumu yaratan kişiler dışındakilerin müdahaleden etkilenmemesi için gerekli tedbirleri alması beklenir. Ancak müdahalenin oluşturduğu kargaşa ve panik ortamında bu tedbirlerin kolluk görevlileri tarafından her zaman mutlak olarak uygulanmasının zorluğu da kabul edilmelidir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 94; Ali Ulvi Altunelli, B. No: 2014/11172, 12/6/2018, § 67).

59. Onlarca kişinin birbirine girdiği, bazılarının yaralandığı ve bir işyerine zarar verildiği, polisin tüm uyarılarına rağmen dağılmayıp, polise taş ve sopalarla saldırıda bulunulan somut olaydaki manzaranın 2559 sayılı Kanun’un 1. maddesinde halkın can ve mal güvenliğini korumak ve asayişi sağlamakla görevli olan kolluk açısından hassasiyet taşıdığı görülmektedir. Kaldı ki bu kadar çok kişinin içinde yer aldığı kavgada sokaktan geçerken şiddete maruz kaldığını öne süren başvurucunun kavganın tarafları arasında bulunup bulunmadığının kolluk tarafından ayırt edilmesinin güç olduğu değerlendirilebilir.

60. Bireylerin can ve mal güvenliğini zedeleyecek biçimde asayişin bozulması hâlinde yetkili makamların bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilecekleri kabul edilmelidir. Alınan tedbirler, durumun özelliklerine ve gerekliliklerine göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle devletin bu konuda yapacağı düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahip olduğunun kabulü gerekir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 81). Polislerden bazılarının da yaralandığı olayın sonlandırılması ve faillerin yakalanması gayesiyle 2559 sayılı Kanun’un 16. maddesinde sayılanlardan bedensel ve maddi güç kullanılmıştır. Gerek polislerdeki gerekse başvurucudaki yaraların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olması ile olayın meydana geldiği saat ve olayın gelişim süreci, savunma tüfeği marifetiyle kullanılan gücün ölçülü olduğunu ortaya koymaktadır.

61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının esas yönünden ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

62. Anayasa’nın 17. maddesinin maddi boyutunun ihlal edilmediğine karar verildiğinden usul boyutundan ayrıca değerlendirme yapılmasına lüzum görülmemiştir (istisnai durumlarda yapılan benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Deniz Kürtoğlu ve diğerleri, B. No: 2015/3247, 28/11/2019, § 67).

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 2/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Şehmus İşik, B. No: 2016/176, 2/6/2020, § …)
   
Başvuru Adı ŞEHMUS İŞİK
Başvuru No 2016/176
Başvuru Tarihi 29/12/2015
Karar Tarihi 2/6/2020

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, kolluğun bir kavgaya müdahalede bulunduğu sırada meydana gelen yaralanmanın insan haysiyetiyle muamele yasağını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Kamu görevlisinin güç kullanımı (genel) (fiziksel güç kullanma, kelepçeleme, biber gazı vd.) İhlal Olmadığı

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 2559 Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu 1
16
5237 Türk Ceza Kanunu 256
86
265
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi