logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ahmet Alp, B. No: 2014/36, 22/6/2015, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

 

 

ANAYASA MAHKEMESİ

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

AHMET ALP BAŞVURUSU

 

(Başvuru Numarası: 2014/36)

Karar Tarihi: 22/6/2015

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

 

 

Celal Mümtaz AKINCI

 

 

Muammer TOPAL

 

 

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Gökçe GÜLTEKİN

Başvurucu

:

Ahmet ALP

 

 

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisans belgesi alma talebiyle 1/8/2008 tarihinde Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliğine yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle 17/11/2008 tarihinde İstanbul 2. İdare Mahkemesinde açtığı davanın hukuka aykırı olarak reddedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının, 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkının ve 49. maddesinde güvence altına alınan çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 25/12/2013 tarihinde İstanbul Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 7/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 9/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Defterdarlığında Milli Emlak Müdür Yardımcısı Vekili olarak görev yapmakta iken Sermaye Piyasası Kurulunun açmış olduğu gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisanslama sınavına katılmak için başvuruda bulunmuştur.

8. Anılan başvuru üzerine başvurucunun sınava katılmak amacıyla sunduğu diplomasında mezun olduğu okulun üç yıllık olduğu ve sınava katılmak için en az dört yıllık eğitim veren yüksekokul ya da fakülte mezunu olma şartı arandığı belirtilerek, başvurucudan bu konuya ilişkin mezun olduğu okuldan ayrıntılı belge sunması istenilmiştir.

9. Başvurucunun mezun olduğu Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünün eğitim süresinin üç yıl, Fakültenin Türkçe Öğretmenliği Bölümünün eğitim süresinin ise dört yıl olduğunu belirten Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Dekanlığının 14/4/2005 tarihli yazısını sunmasının ardından başvurucu 29/5/2005 tarihinde anılan sınava katılmıştır.

10. Sınavda başarılı olan başvurucu, 1/8/2008 tarihli dilekçeyle Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliğine lisans belgesi alma talebiyle başvurmuştur. Başvurucunun talebi, ilgili Kurumun 23/9/2008 tarihli yazısıyla, başvurucunun lisans belgesi alabilmesi için asgari dört yıllık üniversite mezunu olma koşulunu taşımadığından bahisle reddedilmiştir.

11. Başvurucunun, anılan işlemin iptali istemiyle 17/11/2008 tarihinde açtığı dava, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 28/9/2009 tarihli ve E.2008/2004, K.2009/1569 sayılı kararıyla; başvurucunun lisans alabilmek için gerekli olan dört yıllık üniversite mezunu olmak koşulunu taşımadığı, dava konusu idari işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.

12. Başvurucu tarafından yürütmenin durdurulması istemiyle karar temyiz edilmiş, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 1/3/2010 tarih ve E.2010/243 sayılı ilâmıyla yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmiş olup, temyiz incelemesi halen devam etmektedir.

13. Başvurucu, 25/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 14. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası, 49. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 60. maddesi (bkz. B. No: 2013/8905, 8/9/2014, §§ 10-13).

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 25/12/2013 tarih ve 2014/36 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisanslama sınavına katılmak için yaptığı başvuruda gerekli belgeleri eksiksiz teslim etmesine, sınava katılması yönünde olumlu karar çıkmasına ve sınavlarda da başarılı olmasına rağmen 1/8/2008 tarihli lisans başvurusunun Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliğince reddedildiğini, 17/11/2008 tarihinde İstanbul 2. İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasında Mahkemece hatalı karar verildiğini, dava dosyasının temyiz incelemesinde olduğunu ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının, 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkının ve 49. maddesinde güvence altına alınan çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun, 17/11/2008 tarihinde İstanbul 2. İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasında Mahkemece hatalı karar verildiğini belirterek, çalışma hakkının, eğitim ve öğretim hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar. Anılan ihlal iddiaları, adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ise ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

18. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

19. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir"

20. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir.

21. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

22. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

23. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

24. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

25. Somut olayda, başvurucunun gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisans belgesi alma talebiyle 1/8/2008 tarihinde İdareye yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine, 17/11/2008 tarihinde İstanbul 2. İdare Mahkemesinde iptal davası açtığı, Mahkemece 28/9/2009 tarihli kararla idari işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, başvurucunun 17/11/2009 tarihli dilekçeyle karar temyiz ettiği, temyiz incelemesinin Danıştay Onüçüncü Dairesinde halen devam ettiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın adil olmadığını ileri süren başvurucunun bu iddialarının, temyiz incelemesinde karşılanması imkânı bulunduğundan, anılan iddiaların Anayasa Mahkemesince incelenmesi, bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği mümkün değildir.

26. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun İlk Derece Mahkemesince verilen karar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının, başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Süresinin Makul Olmadığı İddiası

27. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvurucu, gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisans belgesi alma talebiyle 1/8/2008 tarihinde İdareye yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine 17/11/2008 tarihinde İstanbul 2. İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasında yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

29. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

30. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

31. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu hukuku” alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan davalar da Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesinin koruması kapsamına girmektedir. Bu anlamda, belirtilen düzenlemelerde yer verilen güvenceler, başvurucunun haklarına zarar verdiği iddia edilen idari bir kararın iptali talebiyle açılan davalara da uygulanacaktır. Başvuruya konu davanın, lisans belgesi alma talebiyle 1/8/2008 tarihinde İdareye yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine söz konusu idari işlemin iptali istemini konu alan bir uyuşmazlık olduğu görülmekle, somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 44).

32. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği tarihtir. Ancak idari yargıda dava açılabilmesi için öncelikle idari makamlara başvurulmasının zorunlu olduğu durumlar ile idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılmasını sağlamak amacıyla idari makamlara yapılan başvurular üzerine açılan davalar bakımından sürenin başlangıcı idareye başvuru tarihi olup, somut başvuru açısından bu tarih, 1/8/2008 tarihidir.

33. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

34. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, başvurucunun gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisans belgesi alma talebiyle 1/8/2008 tarihinde İdareye yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine, 17/11/2008 tarihinde İstanbul 2. İdare Mahkemesinde iptal davası açtığı, Mahkemece 28/9/2009 tarihli kararla idari işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddedildiği, başvurucunun 17/11/2009 tarihli dilekçeyle kararı temyiz ettiği, temyiz incelemesinin Danıştay Onüçüncü Dairesinde halen devam ettiği anlaşılmıştır.

35. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamları nezdinde sürdüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhil uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif maddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 14).

36. Hukuk sistemimizde idari yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM kararlarında yer verilmiş olup, özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar ve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun yargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümleri de göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 54-60).

37. Başvuruya konu davaya bir bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, yargılamaya ilişkin beş yılı aşkın bir sürenin temyiz incelemesinde geçtiği ve söz konusu yaklaşık yedi yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

39. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle 195.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmişlerdir.

40. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

 “Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

41. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık yedi yıldır devam eden yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren net 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

42. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

43. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının "başvuru yollarının tüketilmemesi" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

 2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

 3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Danıştay Onüçüncü Dairesine gönderilmesine,

22/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Ahmet Alp, B. No: 2014/36, 22/6/2015, § …)
   
Başvuru Adı AHMET ALP
Başvuru No 2014/36
Başvuru Tarihi 25/12/2013
Karar Tarihi 22/6/2015

II. BAŞVURU KONUSU


Başvurucu, gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisans belgesi alma talebiyle 1/8/2008 tarihinde Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliğine yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle 17/11/2008 tarihinde İstanbul 2. İdare Mahkemesinde açtığı davanın hukuka aykırı olarak reddedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının, 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkının ve 49. maddesinde güvence altına alınan çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (İdare) Makul sürede yargılanma hakkı (idare) İhlal Manevi tazminat
Adil yargılanma hakkı (genel) (idare) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 2577 İdari Yargılama Usulü Kanunu 1
14
20
49
60
  • pdf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi