TÜRKİYE CUMHURİYETİ
|
ANAYASA MAHKEMESİ
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
KARAR
|
|
CENGİZ NERGİZ BAŞVURUSU
|
(Başvuru Numarası: 2015/2866)
|
|
Karar Tarihi: 18/4/2018
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM
|
|
KARAR
|
|
Başkan
|
:
|
Burhan ÜSTÜN
|
Üyeler
|
:
|
Serruh KALELİ
|
|
|
Hasan Tahsin
GÖKCAN
|
|
|
Kadir ÖZKAYA
|
|
|
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ
|
Raportör Yrd.
|
:
|
Ceren Sedef
EREN
|
Başvurucu
|
:
|
Cengiz
NERGİZ
|
Vekili
|
:
|
Av. Rezan SARICA
|
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir
dokümanın ceza infaz kurumu idaresince o tarihte tutuklu olan başvurucuya
verilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar
özetle şöyledir:
8. Başvurucu, başvuru tarihinde Adana F Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunda (İnfaz Kurumu)tutuklu olarak bulunmaktadır.
9. İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu (Eğitim Kurulu) 12/1/2015 tarihli
kararında, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin
İnfazı Hakkında Kanun'un 62. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca
"Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü" ile "Hep Kavgaydı
Yaşamım (2. Cilt)" isimli kitapların başvurucuya teslim edilmemesine karar
vermiştir.
10. Eğitim Kurulu adı geçen ilk kitap hakkında mahkemelerce
verilmiş toplatma kararı bulunduğunu belirtmiştir. Diğer kitapta ise PKK terör
örgütünün kurucuları arasında yer alan, "Sara" kod adıyla bilinen ve
örgütün Avrupa sorumlularından biri olarak 2013 yılına kadar faaliyet gösteren
Sakine Cansız'ınörgüt faaliyetlerinde nasıl yer
aldığı, terör örgütü faaliyetlerinin meşru bir özgürlük hareketi olduğu ve
örnek alınması gerekenbir örgüt üyesinin
otobiyografisinin yazıldığı, ayrıca terör örgütünün amaçlarına ulaşması için koşulsuz
itaat ve çalışmanın özendirildiği ifade edilmiştir.
11. Sonuç olarak Eğitim Kurulu, anılan yayınların başvurucuya
verilmesi hâlinde İnfaz Kurumunda gerçekleştirilen iyileştirme faaliyetlerinin
olumsuz etkileneceği ve bu yayınların belli bir örgüt disiplini oluşturmak
amacıyla örgütsel materyal olarak kullanılacağı sonucuna varmıştır.
12. Eğitim Kurulu kararına karşı başvurucunun Adana İnfaz
Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yaptığı şikâyet, İnfaz Hâkimliğinin 21/1/2015
tarihli kararıyla kabul edilmiştir. İnfaz Hâkimliği ilk kitap hakkındaki
toplatma kararı suretinin dosyaya eklenmediğini belirtmiştir. Kitaplarda
bulunan resim, fotoğraf ve yorumların İnfaz Kurumu güvenliğini tehlikeye
düşürecek nitelikte olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle İnfaz Hâkimliği,
kitapların başvurucuya teslim edilmemesine dair Eğitim Kurulu kararının
kaldırılmasına hükmetmiştir.
13. Adana Cumhuriyet savcısı, İnfaz Hâkimliğinin ret kararına
karşı itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi,
28/1/2015 tarihinde itirazı kabul etmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"...hükümlünün
itirazında belirtmiş olduğu kitapların yasaklanmamış olması, bu kitapların
cezaevi yönetimince hükümlüye serbestçe verilebileceği anlamına gelmediği,
nitekim basılan ve yayınlanan her kitabın Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca basıma
girmeden önce denetlenmediği, dolayısıyla örgüt propagandası yapan bir kitabın
da bastırılıp satışa çıkarılmasının mümkün olduğu, kitapların içeriği
incelendiğinde de anlatılan olayların PKK Terör Örgütü'nü ve eylemlerini haklı,
hukuka ve vicdana uygun masum eylemler olarak gösterdiği ve bu tür anlatımların
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleriin Hakkındaki
Kanun'un 1 ve 2 maddesinde belirtilen infazın ıslah edici amacını ortadan
kaldıracağı gözetildiğinde açıklanan nedenlerle kitapların hükümlüye
verilmemesinin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Hakkındaki Kanun'un
62/3 maddesine uygun olduğu anlaşıldığından ..."
14. Başvurucu 16/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
15. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında gözönünde bulundurulan ulusal hukuk kaynakları için bkz. Halil Bayık [GK], (B. No: 2014/20002,
30/11/2017, §§ 15, 16).
B. Uluslararası Hukuk
16. Mevcut başvurunun değerlendirilmesi sırasında gözönünde bulundurulan uluslararası hukuk kaynakları için
bkz. Ahmet Temiz (6), (B. No:
2014/10213, 1/2/2017, §§ 17, 18).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 18/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
ve Bakanlık Görüşü
18. Başvurucu; başvuruya konu dokümanların kendisine
verilmemesinin keyfî olduğunu, itiraz mercinin
yeterli bir inceleme yapmadan soyut bir gerekçeyle itirazlarını reddettiğini
belirtmiş ve anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki nitelendirmesini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda başvurucunun şikâyeti ifade
özgürlüğü bağlamında incelenecektir.
20. Anayasa’nın 26. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
"Herkes, düşünce ve
kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak
açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi
olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu
düzeni, kamu güvenliği, ... suçların önlenmesi, ... gereğine uygun olarak
yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir...
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin
kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."
1. Kabul Edilebilirlik
Yönünden
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine
karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan
başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
22. Başvuru tarihinde İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan
başvurucuya gönderilen yazılı bir dokümanın kendisine verilmemesinin, haber
veya fikir alma özgürlüğü ve dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale
oluşturduğu kabul edilmiştir.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup
Oluşturmadığı
23. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde
belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin
ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın
13. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Temel hak ve
hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere
bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik
toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
24. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut
başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesinin
ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,
demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama
koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
25. Müdahaleye dayanak olan 5275 sayılı Kanun’un 62. maddesinin
kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
26. Başvuruya konu doküman İnfaz Kurumunun düzeninin ve
güvenliğinin sağlanması ve mahkûmun ıslahı amacıyla başvurucuya verilmemiştir.
Anılan müdahalenin, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru
bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik Toplum
Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
27. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin
temel ekseni, müdahaleye neden olan idarenin ve derece mahkemelerinin
kararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından
“demokratik toplum düzeninin gereklerine” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun
olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Demokratik
toplum düzeninin gereklerine uygunluk ilkesine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,
4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],
B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Halil
Bayık, § 28; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için bkz. AYM,
E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Bekir
Coşkun, §§ 53, 54; Sebahat Tuncel,
B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Mehmet
Ali Aydın, §§ 70-72). İfade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya
Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri (Halil Bayık, §§ 28-43) karşılamayan bir gerekçe ile yapılan
müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir (Halil Bayık, § 43).
28. Anayasa Mahkemesi Halil
Bayık kararında, mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece
mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili
ve yeterli sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer
başvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurları şu şekilde belirlemiştir:
i. Başvurucunun hangi suçtan dolayı hangi tür ceza infaz kurumunda
bulunduğu ve başvurucunun bulunduğu ceza infaz kurumu ile işlediği suçun söz
konusu tedbirin alınmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı
değerlendirilmelidir.
ii. Bir yayının tümünün veya bir kısmının mahkûma verilmemesi
şeklindeki kısıtlamanın mahkûmun ıslahı ile bağlantısı var ise yayının içeriği
ile mahkûmun ıslahı arasındaki ilişkinin tam olarak gösterilmesi gerekir.
iii. Her mahpusun toplumsal geçmişi ve suç sicili, entelektüel
kapasitesi ve kabiliyeti, şahsi tabiatı, hapis cezasının süresi ve tahliye
edildikten sonrası için beklentileri dikkate alınmalıdır.
iv. Bu bağlamda söz konusu yayınların, terör suçlarından mahpus
olan kişilerin iddia edilen mağduriyetlerin sorumlusu olarak gördükleri
kişilere veya devlete karşı daha fazla şiddete yönelmelerine sebebiyet verip
vermediği değerlendirilmelidir.
v. Mahpusa verilmeyen süreli veya süresiz yayının cinsi,
içeriği, yayımlayanı ve sorunlu görülen kısımların hangileri olduğu
belirtilmeli ve mahpusa verilmesi sakıncalı bulunan kısımların detaylı analizi
yapılmalıdır.
vi. Böyle bir analizin yapılabilmesi için eğer söz konusu
yayının terör örgütleriyle veya terör faaliyetlerinin meşru gösterilmesiyle bir
ilişkisi varsa mahpusun ifade özgürlüğü ile demokratik toplumun terör
örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında
denge kurulmalıdır.
vii. Zikredilen dengelemenin yapılabilmesi için;
-Bütünüyle ele alındığında müdahaleye konu yayının özel bir
kişiyi, kamu görevlilerini, halkın belirli bir kesimini veya devleti hedef
gösterip göstermediğinin, onlara karşı şiddete teşvik edip etmediğinin,
-Bireylerin fiziksel şiddet tehlikesine maruz bırakılıp
bırakılmadığının, bireylere karşı nefreti alevlendirip alevlendirmediğinin,
-Yayında iletilen mesajda şiddete başvurmanın gerekli ve haklı
bir önlem olduğunun ileri sürülüp sürülmediğinin,
-Şiddetin yüceltilip yüceltilmediğinin; kişileri nefrete,
intikam almaya, silahlı direnişe tahrik edip etmediğinin,
-Suçlamalara yer vererek veya nefret uyandırarak ülkenin bir
kısmında veya tamamında daha fazla şiddete sebebiyet verip vermeyeceğinin,
-Söz konusu yayında yer alan ifadelerin ceza infaz
kurumunun güvenliğini, disiplinini ve düzenini tehlikeye düşürüp düşürmediğinin,
-Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri
mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olup olmadığının,
-Kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış
bilgileri, tehdit ve hakaret oluşturan ifadeleri içerip içermediğinin,
-Yayın tarihinde veya mahpusa verilmesinin istendiği sırada
ülkenin bir kısmında veya tamamında çatışmaların yoğunluk derecesi ile ceza
infaz kurumundaki ve ülkedeki tansiyonun yükseklik derecesinin yayının mahpusa
verilmesine etki edip etmediğinin,
-Karara konu sınırlayıcı tedbirin, demokratik bir toplumda
zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olup olmadığının
ve tedbirin başvurulabilecek en son çare niteliğinde bulunup bulunmadığının,
-Son olarak sınırlamanın, güdülen kamu yararı amacını
gerçekleştirmek için ifade özgürlüğüne en az müdahale eden ölçülü bir sınırlama
niteliğinde olup olmadığının yayının içeriğiyle birlikte değerlendirilmesi
gerekir.
viii. Derece
mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların söz konusu
değerlendirmeleri yaparken olayın koşullarına göre uzman kişilerin
görüşlerinden faydalanmaları, gerekirse konusunda uzman sosyal bilimciler,
araştırmacılar ve akademisyenlerden rapor ve görüş almaları her zaman
mümkündür. Böylece süreli veya süresiz bir yayının bir mahpusa verilmemesi
şeklindeki müdahalenin kanunlar ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ortaya
konan kriterlere uygunluğunun denetimi daha etkili yapılabilecektir (Halil Bayık, § 45).
(2) İlkelerin Olaya
Uygulanması
29. Başvuruya ilişkin olayda kitap biçimindeki yazılı
dokümanların Eğitim Kurulu tarafından biri hakkında toplatma kararı bulunduğu,
diğerinin ise örgüt kurucularından birinin biyografisi niteliğinde olduğu ve
özetle içeriğinde örgüt faaliyetlerinin meşrulaştırıldığı gerekçesiyle
başvurucuya verilmediği görülmektedir. Eğitim Kurulu kararına yapılan itirazı
inceleyen İnfaz Hâkimliği, söz konusu kitapların İnfaz Kurumunun güvenliğini
tehlikeye düşüren bir içeriği bulunmadığı gerekçesiyle kitapların başvurucuya
verilmemesi kararını kaldırmıştır.
30. İnfaz Hâkimliği kararına itirazı inceleyen Ağır Ceza
Mahkemesi ise nihai olarak haklarında yasaklama kararı bulunmamasına rağmen söz
konusu kitapların içeriğinde terör örgütü faaliyetlerinin meşrulaştırıldığı ve
bu durumun mahkûmun ıslahını engelleyeceği gerekçesiyle İnfaz Hâkimliği
kararının kaldırılmasına ve kitapların başvuruculara teslim edilmemesine karar
vermiştir.
31. Somut olayda söz konusu kitaplar kendisine verilmeyen
başvurucunun bu tarihte henüz tutuklu bulunduğu, Eğitim Kurulu ve itiraz mercinin ise mahkûmun ıslahını engelleyeceği gerekçesiyle
başvuru konusu kitapların başvurucuya teslim edilmemesine karar verdikleri
anlaşılmaktadır. Ceza infaz kurumlarında tutuklu olarak bulunan şahıslar
yönünden tutulma henüz bir tedbir niteliğinde olduğu ve ceza infazı söz konusu
olmadığından, "mahkûmun ıslahı" ilgili bir gerekçe olarak
nitelendirilemez. Bu bağlamda yukarıda sayılan diğer hususları da
değerlendirmediği anlaşılan idare ve derece mahkemelerinin, konu ile tamamen
bağlantısız bir gerekçe ile itirazı reddettiği görülmektedir. Başka bir deyişle
başvuruya konu kitap biçimindeki yazılı dokümanların başvurucuya verilmemesinin
demokratik bir toplumda gerekli olduğu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile
gösterilebilmiş değildir.
32. Öte yandan sakıncalı olduğu kabul edilen ifadelerin yer
aldığı bölümler çıkarılarak geri kalan kısmın başvurucuya teslim edilmesinin
mümkün olup olmadığı da tartışılmamıştır. Sakıncalı kısımların yayından
ayrılmasının mümkün olmadığı veya bu kısımlar çıkartıldığında geri kalan
bölümün bir öneminin kalmadığı hâllerde yayının tümünün mahpusa verilmemesi
yoluna gidilebilirse de bu özel durumun da ilgili kararda gerekçelendirilmesi
gerekir (Sinan İyit
(2) [GK], B. No: 2013/1495, 30/11/2017, § 56).
33. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence
altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
34. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayınların başvurucuya
verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. İlgili derece mahkemeleri, Anayasa
Mahkemesi kararında ortaya konulan kriterler ve gösterilen yöntemle yeniden
yargılama yaparak yargılamanın sonucuna göre bahse konu yayınların ya da bir
kısmının başvurucuya verilmesine veya verilmemesine karar vermelidirler.
3. 6216 Sayılı Kanun'un
50. Maddesi Yönünden
35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)
numaralı fıkraları şöyledir:
"(1)
Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da
edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından
kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama
yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında
hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya
genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama
yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı
ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar
verir."
36. Başvurucu ihlalin tespiti ile manevi tazminat talebinde
bulunmuştur.
37. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna
varılmıştır. Bu ihlal kararı başvuruya konu yayının başvurucuya verilmesi
gerektiği şeklinde yorumlanamaz.
38. İfade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan
kararın bir örneğinin -Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterler ve
gösterilen yöntemle- yeniden yargılama yapmak ve yargılamanın sonucuna göre
başvurucunun itirazı hakkında yeni bir karar vermek üzere Adana İnfaz
Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
39. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam
2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
40. İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucuya bir
dokümanın verilmemesi şeklindeki müdahale yönünden, ifade özgürlüğünün ihlal
edildiğinin tespiti ile kararın, yeniden yargılama yapmak üzere ilgili yargı
merciine gönderilmesine hükmedilmesinin yeterli olacağı değerlendirildiğinden
başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının
ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Adana İnfaz
Hâkimliğine (E.2015/166 ve K.2015/189) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun manevi tazminat talebinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam
2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede
gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar
geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
18/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.