logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ümit Okutan [1.B.], B. No: 2015/7104, 31/10/2018, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ÜMİT OKUTAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/7104)

 

Karar Tarihi: 31/10/2018

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

 

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

 

 

Serruh KALELİ

 

 

Hicabi DURSUN

 

 

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Ümit OKUTAN

Vekili

:

Av. Hasan ARSLAN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, temyiz posta gideri süresinde yatırılmadığından temyiz incelemesinin yapılmaması ve hükme esas alınan sözleşmenin bağlayıcılığına yönelik itirazlarının dikkate alınmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (Hastane) 2003 yılından itibaren taşeron şirket üzerinden veri kontrol ve hazırlama elemanı olarak çalışmaktadır.

10. Başvurucu; 24/9/2012 tarihli dilekçesiyle taşeron şirketlerin değişmesine rağmen aynı işi yapmaya devam ettiğini, 2009 yılı Aralık ayında aylık 1.267,83 TL ücret almaktayken Sağlık Bakanlığı tarafından çıkartılan 12/5/2009 tarihli genelge ile ücretinin 763,65 TL'ye düşürüldüğünü ve kendisine bildirimde bulunulmadan yapılan bu işlemin iş mevzuatına aykırı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak aylıklarının ödenmeyen kısmı nedeniyle 5.000 TL'nin Sağlık Bakanlığından tahsiline karar verilmesini istemiştir. Başvurucu 24/6/2013 tarihli dilekçeyle talebini 14.301,95 TL olarak ıslah etmiştir.

11. İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi (Mahkeme) 21/1/2014 tarihli kararla Sağlık Bakanlığının 12/5/2009 tarihli genelgesiyle alt işverene bağlı işçilere ödenecek ücretlerde bir düzenleme yapıldığını, başvurucu işçinin ücretinin bağlı olduğu alt işveren ve Sağlık Bakanlığı arasındaki bu genelgeye uygun olarak yapılan 1/8/2009 tarihli ihale sonucunda alt işveren tarafından düşürüldüğünü, yeni ihale ile belirlenen bu ücrete itiraz etmeden çalışmasına devam eden başvurucunun aradan uzun bir zaman geçtikten sonraki itirazı hakkın kötüye kullanımı olduğundan davanın reddine karar vermiştir.

12. Mahkemenin gerekçeli kararı başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/1/2014 tarihinde kararı temyiz etmiştir.

13. Mahkeme 16/4/2014 tarihli muhtıra ile hüküm temyiz edilmiş olmasına rağmen dosyanın Yargıtay gidiş-dönüş ve tebliğ giderinin ödenmediğini belirtilerek dökümü yapılan posta giderinin muhtıranın tebliği tarihinden itibaren yedi günlük süre içinde tamamlanması ve aksi hâlde temyiz isteğinden vazgeçmiş sayılacağı ihtaratında bulunmuştur. Söz konusu muhtıranın incelenmesinde posta giderinin tamamlanması istenmekle birlikte tamamlanması gereken miktarın belirtilmediği saptanmıştır.

14. Muhtıranın başvurucuya tebliğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir belge bulunanmamakla birlikte başvurucu vekili 18/8/2014 tarihli dilekçeyle muhtıra içeriğinde giderilmesi gereken eksiklikler açıkça belirtilmediğinden eksik harcın miktarının bildirilmesini talep etmiştir. Başvurucunun talebi üzerine 16/4/2014 tarihli muhtıra ikinci kez başvurucuya 19/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, aynı nitelikli ikinci muhtıradan sonra 30/10/2014 tarihinde 80 TL gider avansı yatırmıştır.

15. Bu arada Mahkeme 21/10/2014 tarihli ek kararla 21/1/2014 tarihli kararın başvurucu tarafından süresi içinde temyiz edildiği ne var ki temyiz posta masrafının yatırılmadığı ve bu eksikliğin giderilmesi amacıyla çıkarılan muhtıra gereğinin süresi içinde yerine getirilmediğinden temyiz isteğinin reddine karar vermiştir.

16. Temyiz isteğinin reddine dair karar, başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 28/1/2015 tarihli kararla temyiz isteğinin reddine dair ek kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek onamıştır.

17. Nihai karar 25/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 24/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''Harç ve avans ödenmesi'' kenar başlıklı 120. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır."

19. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 434. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432 nci maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.''

2. Yargıtay Kararları

20. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 29/1/2014 tarihli ve E.2013/18523, K.2014/2150 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkemece, menfi tespit davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, yerel mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, temyiz posta gideri eksik yatırıldığından eksik 80 TL. posta giderinin tamamlanması için davalı vekiline usulüne uygun muhtıra çıkartılarak 7 günlük kesin süre verilmiş, anılan muhtıra 27.09.2013 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmiş ise de, davalı vekilince 7 günlük kesin süre sona erdikten sonra 23.10.2013 tarihinde eksik posta gideri yatırılmış, dosya temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmiştir.

Mahkemece HUMK 434/3. maddesi hükmü gözetilerek, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi gerekmekte olup, bu konuda yerel mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 1989/3 esas 1990/4 karar sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Genel Kurulu kararı uyarınca Yargtay'ca da bir karar verilebileceğinden davalı vekilinin hükmü temyiz etmemiş sayılması nedeniyle temyiz isteminin reddi gerekmiştir.''

21. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10/12/2013 tarihli ve E.2013/31645, K.2013/39426 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.6.2010 tarih ve 2010/19-86 E., 2010/330 K. sayılı kararına göre, H.U.M.K.'nun 434.maddesinin 3.fıkrasında; “Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432 nci maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Buna göre hakim tarafından “temyiz harç ve giderlerinin tamamlanması için yedi günlük kesin süre” verilmesi ve ayrıca yazılı olarak “aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu”nun bildirilmesi gerekmektedir. Şayet, bu süre, yasada belirtilen usule uyulmadan ve yazılıp altı hakimce imzalanmadan verilmişse, dolayısıyla da hakim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa, geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur.

Mahkeme yazı işleri müdürünün veya kalem personelinin temyiz harcı veya giderinin tamamlanması için temyiz edene süre vermesi usule aykırıdır ve mahkeme yazı işleri müdürünün veya kalem personelinin vermiş olduğu süre üzerine temyiz harcını veya giderini ödememiş olan taraf, temyiz talebinden vazgeçmiş sayılamaz.

Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3. maddesi çerçevesinde hakim kararı ile eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle ayrıca, bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı, yatırılacağı yer, yatırma süresi ve muhtıraya uyulmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır.

Somut olayda mahkemece yukarıda belirtilen usule uygun muhtıra düzenlenmediği, hakimin sicil numarası ve imzasını taşımayan tebligat parçasının üstüne sadece “iş bu tebligatı aldığınız tarihten itibaren bir haftalık kesin süre içinde gerekçeli temyiz dilekçenizi ve temyiz posta gideri olan 90 TL'yi mahkememiz veznesine depo etmeniz gerektiği aksi takdirde temyiz talebinden vazgeçmiş sayılacağına karar verileceği hususu ihtaren tebliğ olunur.” ibaresi yazılarak tebliğe gönderildiği, 17.07.2013 tarihinde temyiz eden vekiline tebliğ edildiği, temyiz posta giderinin 20.09.2013 tarihinde yatırılmış olduğu anlaşılmıştır.

Şu durumda; tebligat üzerine yazılan ve hâkimin sicil numarası ve imzasını taşımayan açıklamalar, yasanın aradığı yönteme uygun kabul edilemeyeceği gibi, hâkim tarafından verildiğinin kabulüne de olanak yoktur. Bu bakımdan hukuki sonuç doğuracak nitelikte olmadığı, anlaşıldığından temyiz isteminin süresinde yapıldığı kabul edilerek, Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 04.09.2013 tarih ve 2013/216-857 sayılı davalı vekilinin temyizden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin kararının kaldırılarak işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verildi.''

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine erişim hakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarak dikkate alındığında mahkemeye erişim hakkını da garanti altına aldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama sözleşmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesindeki lafzın Sözleşme'nin amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensipleriningözetilerek birlikte okunmasına dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını mahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

24. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinde mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını ancak devletin kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı tanıması durumunda kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan muhakeme usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 25).

25. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasını gerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Ancak AİHM; bu sınırlamaların, kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecek şekilde ve genişlikte kısıtlamaması ve zayıflatmaması gerektiğini ifade etmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya da uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi kurmayansınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasıyla uyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013, § 19; Edificaciones March Gallego S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 31/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu; eksik kalan temyiz posta giderini yatırması için kendisine usulüne uygun olarak muhtıra tebliğ edilmediğinden temyiz isteğinin reddine dair kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Bakanlık görüşünde; başvurucunun ileri sürmüş olduğu iddiaların mahkemeye erişim hakkına yönelik olduğu ve Anayasa Mahkemesinin önceki içtihatları kapsamındasomut olayda Yargıtayın muhtıranın içeriğine ilişkin içtihatlarının karşılanıp karşılanmadığı hususunda takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu bildirilmiştir.

2. Değerlendirme

29. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü Mahkemenin temyiz isteğinin reddine dair kararı nedeniyle temyiz isteğinin esastan incelenememesidir. Bu nedenle belirtilen ihlal iddiası mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i Hakkın Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

33. Başvurucunun temyiz isteğinin esasına ilişkin bir inceleme yapılmadan reddine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

34. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

35. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.

36. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

 (1) Kanunilik

37. Başvurucunun temyiz isteğinin reddi kararının hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı mülga Kanun'un 434. maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

 (2) Meşru Amaç

38. Eksik kalan temyiz posta giderinin belirli bir süre içinde tamamlanması zorunluluğu, temyiz isteğinin sürüncemede kalmasının önlenmesi ve dolayısıyla yargılamaların makul süre içinde tamamlanmasını hedeflemekte olup anayasal açıdan meşru bir amaca dayalıdır.

 (3) Ölçülülük

 (a) Genel İlkeler

39. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

40. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir. Bireylerin hak ve özgürlüklerinin, somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

41. Ölçülülük ilkesi, öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını ve bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Öngörülen tedbirin, kişiyi olağan dışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemez (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38). Müdahalenin ölçülülüğü değerlendirilirken ilgili yasal düzenlemelerle birlikte somut olayın koşulları ve başvurucunun tutumu da gözönünde bulundurulmalıdır (Ahmet Ersoy ve diğerleri, B. No: 2014/4212, 5/4/2017, § 50).

42. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabi kılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bununla birlikte yargısal başvuru usullerininbelirli ve öngörülebilir olması gerekir. Öte yandan mahkemeler kanun yollarına başvuru için getirilen koşulları uygularken kişilerin mahkemeye erişimlerini engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde şekilcilikten kaçınmalıdır. Bu kapsamda kamu hazinesinin korunması ve yargılamanın kısa sürede tamamlanması amacıyla kanun yoluna başvuru sırasında eksik kalan gerekli harç ve giderlerin tamamlanması için katı bir usulün öngörülmesinin belirlenen bu usul işlemleri kanun yoluna başvurmayı aşırı derecede zorlaştırmadıkça veya imkânsız hâle getirmedikçe ulaşılmak istenen hedef bakımından elverişsiz olduğu ya da gerekli olmadığı söylenemez.

43. Öte yandan bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği ilgili mevzuatı yorumlamak derece mahkemelerinin görevi olup Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruda incelediği husus, derece mahkemelerinin gerekçelerine esas yorumun ölçülü olup olmadığı ve buna göre Anayasa'da güvence altına temel hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediğidir. Bu kapsamda usul hükümlerine göre gönderilmesi zorunlu olan muhtıranın bu hükümlere uygun ve dolayısıyla muhtıra üzerine verilen kararın yerinde olup olmadığını belirlemek Anayasa Mahkemesinin görevi olmayıp Anayasa Mahkemesi, ilgili derece mahkemelerinin yorumlarının Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal edip etmediğini incelemektedir.

 (b) İlkelerin Olaya Uygulanması

44. Somut olayda başvurucu, ilk derece mahkemesi kararını temyiz etmiş ne var ki dosyanın Yargıtaya gidiş ve Yargıtaydan dönüş giderinden oluşan temyiz posta giderini mahkeme veznesine yatırmamıştır. Mahkeme anılan eksikliğin saptanmasından sonra başvurucuya 16/4/2014 tarihli muhtırayı göndermiştir. Muhtırada yatırılması gereken miktar açıkça belirtilmediğinden başvurucu Mahkemeye başvurarak kendisine yeniden muhtıra gönderilmesi isteğinde bulunmuştur. Bu istek üzerine gönderilen aynı nitelikli ikinci muhtıra19/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu gönderilen bu ikinci muhtıra üzerine 30/10/2014 tarihinde 80 TL gider avansı yatırmıştır.

45. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı mülga Kanun'un 434. maddesinde temyiz harç ve giderlerindeki eksikliklerin ne şekilde giderileceği ayrıntılı şekilde açıklanmaktadır. Buna göre eksik kalan harç ve giderler ile bunların hangi sürede tamamlanacağı ve verilen süre içinde tamamlanmamasının sonuçlarını içeren bir muhtıra gönderilmesi gereklidir.

46. Anayasa Mahkemesi mahkemeye erişim hakkı kapsamında yaptığı değerlendirmelerde bireysel başvuruda usul kurallarının uygulanması konusunda derece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerinin denetlenemeyeceğini, usule ilişkin uygulamanın kişinin mahkemeye erişim hakkını Anayasa’ya aykırı olarak kısıtlayıp kısıtlamadığının gözönüne alınacağını belirtmiştir (Neriman Polat, B. No: 2012/1223, 5/11/2014, § 33). Bu durumda usul hükümlerinin öngördüğü şartların tamamını içermeyen muhtıranın geçerli olup olmadığının değil geçerli olarak kabulüne ilişkin yorumun başvurucunun mahkemeye erişimini ne ölçüde etkilediğinin değerlendirilmesi gerekir.

47. Başvuruya konu uyuşmazlıkta, hüküm başvurucu tarafından temyiz edilip temyiz harçları ödenmesine rağmen posta gideri ödenmemiştir. Temyiz edilen hükme ilişkin dosyanın Yargıtaya fiziki olarak gönderilmesi gerektiğinden Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) tarafından sağlanan bu hizmet karşılığında bir ücret ödenmesi gerektiği başvurucunun bilgisindedir. Başvurucu, esas olarak posta giderinin tamamlanmasına ilişkin muhtıranın başta miktar olmak üzere usule uygun olmadığını iddia etmektedir. Anılan muhtıraların içeriğinden herhangi bir miktarı içermediği açıkça anlaşılmakla birlikte, tamamlanması gereken miktarın posta ücretine ilişkin olduğuna yönelik bir şüphe bulunmamaktadır.

48. Başvurucu, ilk muhtıranın tebliğinden sonra posta ücreti yatırması gerektiğine vakıf olmuştur. Bu durumda başvurucunun süresi içinde Mahkemeye başvurarak yaklaşık bir tutarı veya Mahkeme veznesi ya da yurdun her yerinde şubeleri bulunan PTT veznesi aracılığıyla yatırılması gereken tutarı tam olarak öğrendikten sonra yatırması mümkündür. Başvurucu, görece düşük bir tutarı yaklaşık veya tam olarak öğrendikten sonra tamamlamak yerine ilgili Mahkemeye başvurarak kendisine ikinci bir muhtıra gönderilmesini sağlamış ve bu muhtıranın tebliği tarihi üzerinden 1 ay 11 gün sonra kendiliğinden gelerek 80 TL'lik bir meblağı mahkeme veznesine yatırmıştır.

49. Tamamlanması gereken para cüzi bir miktardadır ve ayrıca mahkemece yapılacak bir değerlendirmeyi de gerektirmemektedir. Başvurucu da esasen temyiz talebinde bulunduğu tarih itibarıyla böyle bir ödemede bulunması gerektiğini bilmekte olup en geç ilk muhtıranın tebliğinden sonra yapılması istenen ödemenin miktarını öğrenme imkânına sahiptir. Bu itibarla temyiz isteğinin reddine karar verilmesinin öngörülebilirlik sınırları içinde olduğu ve söz konusu temyiz isteğinin reddedilmesinin başvurucuya aşırı bir külfet yüklemediği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil denge bozulmadığı için mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahale olmadığı anlaşılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkına İlişkin Diğer İhlal İddiaları

51. Başvurucu hükme esas alınan sözleşme altındaki imzaya yönelik itirazları dikkate alınmadan ve buna ilişkin deliller toplanmadan eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür.

52. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

53. Somut olayda başvurucunun bu yöndeki itirazlarının asıl karara ilişkin olduğu ve Mahkemenin 21/1/2014 tarihli bu kararına ilişkin geçerli bir temyiz isteğinin bulunmadığı saptanmıştır. Bu durumda başvurucunun başvuru yollarını usulüne uygun olarak tüketerek bireysel başvuruda bulunduğunu söylemek mümkün değildir.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 31/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Ümit Okutan [1.B.], B. No: 2015/7104, 31/10/2018, § …)
   
Başvuru Adı ÜMİT OKUTAN
Başvuru No 2015/7104
Başvuru Tarihi 24/4/2015
Karar Tarihi 31/10/2018

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, temyiz posta gideri süresinde yatırılmadığından temyiz incelemesinin yapılmaması ve hükme esas alınan sözleşmenin bağlayıcılığına yönelik itirazlarının dikkate alınmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) Mahkemeye erişim hakkı (hukuk) İhlal Olmadığı
Kanun yolu şikâyeti (hukuk) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu 120
1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 434
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi