logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ali Polat [2.B.], B. No: 2016/15310, 28/5/2019, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ALİ POLAT BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/15310)

 

Karar Tarihi: 28/5/2019

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

 

 

Celal Mümtaz AKINCI

 

 

Muammer TOPAL

 

 

Recai AKYEL

Raportör

:

Gülsüm Gizem GÜRSOY

Başvurucu

:

Ali POLAT

Vekili

:

Av. Tolga POLAT

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun sosyal medyada paylaştığı bir görüş nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Erzurum ili Kükürtlü Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği başkanı E.T, "Facebook" isimli sosyal paylaşım sitesindeki hesabından 7 Haziran 2015 tarihinde geçekleşen milletvekilliği genel seçimlerine ilişkin Kükürtlü Köyü'nün seçim sonuçlarını paylaşmıştır. Köyden on üç kişinin Adalet ve Kalkınma Partisine (Ak Parti) oy verdiğini belirttiği bu paylaşımın altına başvurucu şu yorumları yazmıştır:

"bu isimleri açıkla yoksa ben açıklayacağım, diğer insanlar zan altında kalmasın ve bu verenlere yazıklar olsun

4. [R.K], 3. [C.T], 1. Muhtar, 2. [Ş]. emmi, 1. [M] emmi, 2. Sandık memurları herkes görsün (başvurucu soy isimleri açıkça yazmış).

Bunları şunun için açıkladım diğer insanları zan altında bırakmamak için"

9. Söz konusu yorum nedeniyle müştekiler C.T. ve R.K., köydeki kişilerin kendileri hakkında hakaretamiz ifadelerde bulunduklarını, başvurucunun kendilerini toplum içinde küçük düşürdüğünü belirterek Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardır.

10. Aşkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu hakkında hakaret suçundan cezalandırılması talebiyle 10/9/2015 tarihli iddianame düzenlenmiştir.

11. Yargılamayı yapan Aşkale Asliye Ceza Mahkemesi başvurucunun hakaret suçundan 2.180 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş ve hükmün açıklanmasını geri bırakmıştır (HAGB). Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... sanığın suç tarihinde katılanların bulundukları ilçede ve köyde CHP'li olarak bilinmelerine rağmen 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçimlerinde Ak Parti'ye oy veren kişiler olarak açıklaması, mahkememizce dinlenen tanık beyanlarına göre de katılanların yaşadığı köyün karşı görüşteki kişilerin çoğunlukta oldukları bir köy olması, sanığın açıklaması sonrasında facebook sayfasını kapatmak zorunda kaldığınıbeyan etmesikarşısında sanığın katılanları küçük düşürme kastıyla belli bir siyasi kanaatin isnad edilmesi şeklindeki seçimlik hareketi gerçekleştirdiği vicdani kanaatine ulaşılarak sanığın üzerine atılı bulunan hakaret suçunu işlediği sabit görülmüştür. Sanık savunmalarında ilgili yazınıngelen tepkileri yatıştırmak amacıyla yazıldığını ileri sürmüş ise de sanığın adı geçen yazının kendisine ait olduğu konusunda kısmi ikrarı nedeniyle tekrar facebook yazışma içeriği dosyaya getirtilmemiş, sanığın yapılan yorumlardan önce veya sonra dahi olsa aksi görüşteki kişilerin yaşadıkları bir yerde katılanların aksi görüşteki partiye oy verdiklerini açıklamasının küçük düşürme, dışlanmalarını sağlama kastının tespiti için yeterli olduğu kanaatine ulaşılmıştır..."

12. Başvurucu ilgili karara itiraz etmiştir. İtirazın reddedilmesi üzerine karar kesinleşmiş ve nihai karar başvurucuya 27/7/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 19/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. Somut başvuruyla ilgili ulusal hukuk kurallarının yer aldığı karar için Bekir Coşkun ([GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 18) kararına, uluslararası hukuk kurallarının yer aldığı karar için Kemal Kılıçdaroğlu, (B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §§ 29-37) kararına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 28/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; müşteki C.T.nin seçim öncesi Ak Parti milletvekili ile seçim çalışmalarına katıldığını ve bunu kendi Facebook hesabında paylaştığını, bunun dışında C.T.nin farklı haber sitelerinde de seçim çalışmalarına katıldığına dair fotoğraflarının yer aldığını iddia etmiştir. Başvurucu, müşteki R.K.nin ise yargılama aşamasında "Evet! Ak Parti'ye oy verdim." şeklinde beyanda bulunduğunu, derece mahkemelerinin bu hususları değerlendirmediğini, delilleri tam olarak toplamadığını belirterek adil yargılanma hakkı ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Erol Balcı, B. No: 2015/7325, 10/5/2018, § 21). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 26. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

18. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir.

 

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

20. Başvurucu, sosyal medyada paylaştığı görüş nedeniyle adli para cezası ile cezalandırılmış; söz konusu Mahkeme kararı ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

21. Anayasa Mahkemesi, bir müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen ölçütlere uygun olup olmadığını inceler.

i. Kanunilik

22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesine dayanılarak yapılan müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

23. Müdahalenin başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

 (1) Genel İlkeler

 (a) Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

24. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır. İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

 (b)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

25. Anayasa Mahkemesinin daha önce bu konuda detaylı olarak açıklama yaptığı kararlar için bkz. Bekir Coşkun, §§ 44, 47, 48, 51, 57; Mehmet Ali Aydın, §§ 68-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47, 31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49-51; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 58, 59, 61, 66, 68; Meral Özata Özgürol, B. No: 2015/2326, 26/12/2018, §§ 33-36 .

26. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

 (c) Bireyin Şeref ve İtibarının Korunmasında Devletin Pozitif Yükümlülüğü

27. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 44) Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 44).

28. Devletin bireyin şeref ve itibarının korunmasında pozitif yükümlülüklerine ilişkin geniş anlatım için bkz. Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 51; Hüdayi Ercoşkun, B. No: 2013/6235, 10/3/2016, § 94.

 (d) Çatışan Haklar Arasında Dengeleme

29. Mevcut başvuruya benzer başvurularda, başvurucunun Anayasa'nın 36. ve ilgili diğer maddelerinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile davacının Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına alınan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmenin nasıl yapıldığının detaylı anlatımı için bkz. Ali Abbas Yalman, B. No: 2015/11456, 19/4/2018, §§ 32-33; Meral Özata Özgürol, §§ 44-45.

 (e) Maddi Olgular ile Değer Yargısı Arasındaki Fark

30. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, derece mahkemelerinin müdahaleye neden olan kararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır. İfade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir (Meral Özata Özgürol, § 47).

 (2) İlkelerin Olaya Uygulanması

31. Somut olayda ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı incelendiğinde; başvurucunun müştekilerin Ak Parti'ye oy verdiklerine ilişkin paylaşımının küçük düşürme, dışlanmalarını sağlama kastının gerçekleşmesi nedeniyle hakaret niteliğinde olduğu tespiti yapılmıştır. Bu tespitle birlikte mahkeme başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında HAGB kararı uygulanmasına karar vermiştir (bkz. § 11).

32. Eldeki başvurunun çözümlenmesinde gözönüne alınması gereken en önemli husus başvurucu tarafından yapılan paylaşımın, müştekilerin siyasi tercihlerine yönelik eleştiri kapsamında kalmasıdır. Başvurucu, iktidar partisine oy verilmemesi gerektiğini düşündüğünü, vermeyenlerin zan altında kalmaması için de böyle bir paylaşımda bulunduğunu savunmuştur.

33. Başvurucunun cezalandırılmasına neden olan ifadelerin; olgusal bazı unsurlarla desteklenmeye çalışılan öznel bir yorum olduğu yani değer yargısı niteliği taşıdığı belirtilmelidir (olgusal iddia ve değer yargısı ayrımı için bkz. Cem Mermut, B. No: 2013/7861, 16/4/2015, § 48). Başvurucunun müştekilerin önceki bazı davranışlarından yola çıkarak hangi partiye oy verdiklerine ilişkin tahminde bulunması ve bu konuda yorum yapmış olması demokratik bir toplumda bir arada yaşayan farklı siyasi düşüncelere sahip insanların olağan karşılaşması olarak kabul edilmelidir.

34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin sıklıkla vurguladığı ve Anayasa Mahkemesinin de pek çok kararında benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti, sadece kabul gören veya zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (Bekir Coşkun,§ 52).

35. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin kanaatine göre özellikle seçim dönemlerinin heyecanlı atmosferinde kişilerin kendilerinden farklı siyasi görüşe sahip insanlarla yaşadıkları rekabet, çekişme ve fikir çatışmasına daha fazla tolerans göstermeleri gerekir. Somut olayda başvurucunun açıklamaları gibi açıklamalar başkaları için anlamsız veya kırıcı gelebilir ancak bunlar demokratik bir toplumun olmazsa olmaz töleransı ve hoşgörüsünün gerekleridir.

36. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerin anayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusu olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz (Nilgün Halloran, § 64; Önder Balıkçı, § 47. Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesi, başvurucunun ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibarına saygı hakları arasında bir denge kurma işlemi yapmamıştır. Mahkeme, başvuruya konu paylaşımların yapıldığı koşullara ve kullanılan ifadelerin bağlamına değinmeksizin, adı geçen köyde muhalefet partisinin çoğunlukta olması nedeniyle müştekilere atfedilen siyasi kanaatin hakaret niteliğinde olduğunu kabul etmiş ve başvurucuyu mahkum etmiştir. Öte yandan başvurucu müştekilerden C.T.nin kendi sosyal medya hesabında seçim çalışmaları ile ilgili paylaşım yaptığını ileri sürmüştür. Bu iddiası da Mahkemece dikkate alınmamıştır.

37. Yukarıdaki tespitler ışığında, ilk derece mahkemesi başvurucunun ifade özgürlüğü karşısında müştekilerin şeref ve itibarının korunmasındaki üstün yararı gösterebilmiş değildir. Şikâyet edilen hapis cezası kararı ile Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altında olan ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği sonucuna varılmıştır. Mahkemece ortaya konan gerekçenin ilgili ve yeterli kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle başvuru konusu müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale değildir.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

 (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

40. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temel hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Doğan, §§ 57-60).

41. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

42. Anayasa Mahkemesi başvurucunun sosyal medyada paylaştığı görüş nedeniyle mahkemeler tarafından hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesine ilişkin ilk derece mahkemesi gerekçesinin ilgili ve yeterli olmadığı, bu nedenle başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

43. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Aşkale Asliye Ceza Mahkemesine (E.2015/185, K.2016/95) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Aşkale Asliye Ceza Mahkemesine (E.2015/185, K.2016/95) GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 28/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Ali Polat [2.B.], B. No: 2016/15310, 28/5/2019, § …)
   
Başvuru Adı ALİ POLAT
Başvuru No 2016/15310
Başvuru Tarihi 19/8/2016
Karar Tarihi 28/5/2019

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, başvurucunun sosyal medyada paylaştığı bir görüş nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
İfade özgürlüğü İfade özgürlüğü - şeref ve itibar dengesi İhlal Yeniden yargılama

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5237 Türk Ceza Kanunu 125
5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 231
4721 Türk Medeni Kanunu 24
6098 Türk Borçlar Kanunu 58
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi