logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Ali Sadık Ersoy, B. No: 2016/6193, 27/11/2019, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ 

 

 

 İKİNCİ BÖLÜM

 

 KARAR

 

ALİ SADIK ERSOY BAŞVURUSU

 (Başvuru Numarası: 2016/6193)

 

Karar Tarihi: 27/11/2019

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Celal Mümtaz AKINCI

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Recai AKYEL

Raportör

:

Kamber Ozan TUTAL

Başvurucu

:

Ali Sadık ERSOY

Vekili

:

Av. Gültekin YILDIZ

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza yargılaması sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte yapıların müsaderesine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; orman sınırları içerisinde yapı inşa ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/3/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1947 doğumlu olup Çanakkale'nin Ezine ilçesinde yaşamaktadır.

9. Ezine Orman İşletme Şefliği tarafından Ezine ilçesi Geyikli beldesi Dalyan köyü 318 parsel sayılı orman vasfındaki alana başvurucunun iki adet restoran ve bir adet tuvalet inşa ettiği gerekçesiyle 15/7/2014 tarihinde suç duyurusunda bulunulmuştur.

10. Ezine Cumhuriyet Başsavcılığının 18/8/2014 tarihli iddianamesiyle başvurucunun işgal ve faydalanma suçundan 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 93. maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir.

11. Başvurucu savunmasında; üzerinde yapılar inşa ettiği taşınmazın miras olarak intikal ettiğini, orman sınırları içerisinde kaldığını sonradan öğrendiğini ve suç duyurusu sonrası yapıları artık kullanmadığını beyan etmiştir. Beraatini talep eden başvurucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesini de kabul etmiştir. Başvurucu müdafii de taşınmazın 2/B statüsünde olduğunu, bu hususun araştırılması gerektiğini ve suç işleme kastı olmadığını ifade etmiştir.

12. Ezine Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından 6831 sayılı Kanun'un 93. maddesinin ikinci fıkrası ile yapıların müsaderesine ilişkin olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen başvurucuya ek savunma hakkı verilmiştir. Başvurucu, önceki savunmalarını tekrar ettiğini beyan etmiştir.

13. Mahkeme 24/4/2015 tarihinde orman, kadastro ve inşaat uzmanı teknik bilirkişiler ile birlikte mahallinde keşif yapmıştır. Orman ve kadastro uzmanı teknik bilirkişilerin raporunda, kesinleşen Mahkeme hükmü gereğince suça konu alanın orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Raporda, taşınmazın orman örtüsü ile kaplı olmayan güney tarafında eski yıllarda yapılıp terk edilmiş hâlde iki adet restoran ve bir adet tuvaletin olduğu tespit edilmiştir.

14. Mahkeme 30/9/2015 tarihinde başvurucunun kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde işgal ve faydalanma suçunu işlediği gerekçesiyle 6831 sayılı Kanun'un 93. maddesinin birinci ile ikinci fıkraları uyarınca ve 1/6 oranında takdiri indirim de uygulandıktan sonra 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Ancak Mahkeme, koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca HAGB'ye ve başvurucunun 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca suça konu alanda bulunan iki adet restoran binası ile tuvaletin 6831 sayılı Kanun'un 93. maddesinin dördüncü fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesine göre müsadere edilmesine karar vermiştir.

15. Başvurucu 6/10/2015 tarihinde HAGB kararına itiraz etmiş, ayrıca müsadere kararı hakkında da temyiz talebinde bulunmuştur. Mahkeme, müsadere kararının temyiz talebini reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, müsadereye konu yapıların suç konusunu teşkil etmesi ve suçta kullanılmış olması nedeniyle müsadere kararının esas hükmün tabi olduğu kanun yoluna tabi olduğu belirtilmiştir. Başvurucu 28/10/2015 tarihinde bu kararı temyiz etmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan sorgulamada dosyanın temyiz sürecinin devam ettiği anlaşılmıştır.

16. Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi 12/2/2016 tarihinde başvurucunun HAGB hükmüne ilişkin itirazının reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; HAGB koşullarının gerçekleştiği, savunmaların gerekçeli kararda tartışıldığı ve karşılandığı, dolayısıyla HAGB kararının usul ve kanuna uygun olduğu belirtilmiştir.

17. Nihai karar 23/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 24/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Süleyman Başmeydan [GK], B. No: 2015/6164, 20/6/2019, §§ 23-36.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 27/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; zilyetliğinde bulunan taşınmazda bulunan yapılar hakkında hukuka aykırı olarak müsadere kararı verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

23. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer bir şikâyeti Süleyman Başmeydan (§§ 44-64) başvurusunda incelemiş ve sonuca bağlamıştır.

24. Süleyman Başmeydan başvurusuna konu olayda, orman alanına fıstık fidanları diktiği iddiasıyla başvurucu hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda HAGB ve fıstık fidanlarının müsaderesi kararı verilmiştir. Başvurucunun karara itirazı reddedilmiş, müsadere kararı yönünden temyiz istemi de HAGB kararının itiraz yoluna tabi olduğu gerekçesiyle incelenmeksizin iade edilmiştir. Müsadere kararı ilk derece mahkemesince yargılamanın nihai olarak sona ermesi beklenmeden HAGB kararının kesinleşmesi ile birlikte infaz edilmiştir.

25. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında mülkün mevcut olup olmadığının mülke el koyan veya onun mülkiyetini kamuya geçiren idari bir işlem veya yargısal karara dayalı olarak belirlenemeyeceğini açıklamıştır. Buna göre mülkün varlığının müdahale öncesi duruma göre tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir (Süleyman Başmeydan, §§ 47-49).

26. Müsadere kararı hükmün bir parçası niteliğindedir. Bu bağlamda HAGB kararıyla birlikte verilen müsadere de hükmün bir parçası olduğundan müsaderenin askıda bir karar olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte müsaderenin, HAGB kararı verilmesi durumunda hangi aşamada infaz edileceğine ilişkin olarak ise açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır (Süleyman Başmeydan, § 58).

27. Somut olayda başvurucuya ait yapıların kanuna aykırı olarak inşa edilmiş olduğu hususu HAGB kararı verilmiş olması nedeniyle kesinleşmemiştir. Yine mülk kavramı yapıların inşa edildiği alanın mülkiyeti yönünde değil bizatihi binalar bakımından tartışılmalıdır. Buna göre olayda müsadereye konu yapıların başvurucu tarafından inşa edildiği ve kendisine ait olduğu tartışma konusu değildir. Bu durumda söz konusu yapıların ekonomik değeri yönüyle başvurucu açısından mülk teşkil ettiği hususu tartışmasızdır. Dolayısıyla bu yapılar yönünden başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mevcut bir mülkü bulunmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Başmeydan, §§ 47-49).

28. Başvurucunun 6831 sayılı Kanun'un 93. maddesinin birinci ile ikinci fıkraları uyarınca cezalandırılmasına ve suça konu alanda bulunan iki adet restoran ile tuvaletin 6831 sayılı Kanun'un 93. maddesinin dördüncü fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesine göre müsadere edilmesine karar verilmiştir. Bununla birlikte Mahkeme 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine göre hükmün açıklanmasını geri bırakmıştır. Başvurucunun HAGB kararına karşı itirazı ağır ceza mahkemesince reddedilmiş, müsadere yönünden yaptığı temyiz talebi ise henüz sonuçlanmamıştır.

29. Bununla birlikte somut olay, HAGB ile birlikte verilen müsadere kararının infaz edilmesi noktasında Süleyman Başmeydan başvurusundan ayrılmaktadır. Başvuru konusu olayda HAGB kararının kesinleşmesi sonrası müsadere kararının infazı için Mahkemece kamu kurumlarına herhangi bir yazı yazılmamıştır. Başvurucu da, bireysel başvurusunda müsadere kararının infaz edildiğini ileri sürmemiştir. Kaldı ki başvurucu, müsadereye konu yapıların kullanımını daha öncesinden terk ettiğini Mahkeme huzurunda beyan etmiştir. Dolayısıyla askıda bir hüküm niteliğinde olan müsadere tedbirinin infazına girişildiğine ilişkin herhangi bir karar bulunmamaktadır.

30. Sonuç olarak bir ceza yargılaması sonucunda müsadere kararı verilen olayda, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin -mevcut aşama itibarıyla- Anayasa'nın 35. maddesinde öngörülen güvenceler sağlandığından dolayı kamu yararı ile karşılaştırıldığında başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir. Buna göre başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile müdahalenin kamu yararı arasında olması gereken adil denge bozulmamıştır. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmediği açıktır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu, işgal ettiği iddia edilen taşınmazın uzun yıllardır ailesi tarafından kullanıldığını ve miras yoluyla kendisine kalan taşınmaz üzerinde yapılar inşa ettiğini ifade etmiştir. Başvurucu, orman kadastrosu sırasında taşınmazın fiilî kullanıcısının kim olduğu ile üzerindeki yapıların kime ait olduğuna ilişkin araştırma yapılmadan taşınmazın orman sınırı içerisine alındığını ve 2/B statüsü yönünden bir inceleme yapılmadığından yakınmıştır. Taşınmazın orman sınırları içerisine alındığına dair kendisine bir bildirimde bulunulmadığını vurgulayan başvurucu, ceza yargılamasında lehe deliller toplanmadan HAGB kararı verildiğini ve karara itirazının etkin bir şekilde incelenmediğini öne sürmüştür. Başvurucu bu gerekçelerle adil yargılanma hakkının, eşitlik ile suç ve cezalarda kanunilik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun eşitlik ile suç ve cezalarda kanunilik ilkelerinin ihlal edildiğine yönelik iddialarının başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olduğu anlaşıldığından, başvurucunun yukarıda belirtilen bu şikâyetleri adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

 “Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

35. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanığa yüklenen suça ilişkin yargılama sonunda cezaya hükmedilmesi hâlinde hükmün açıklanmasının belirli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak ertelenmesi anlamına gelmektedir. Kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesine karşın, sanığın kabul etmemesi hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasının son cümlesinde ifade edilmektedir. Bu kapsamda sanığın, yargılamanın hukuki kesinliği ifade eden bir hükümle sonuçlanmasını ya da cezaya hükmedilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını tercih etme imkânı bulunmaktadır (Ali Gürsoy, B. No: 2012/833, 26/3/2013, § 19).

36. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden biridir. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (10) ve (11) numaralı fıkralarında belirtildiği üzere denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasına karar verilir (Ali Gürsoy, § 21).

37. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (12) numaralı fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. Bununla birlikte ancak denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasıyla veya bu süre içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi hâlinde düşme kararıyla yargılama nihai olarak sona erdiğinde, hüküm niteliği olan bu kararlara karşı kanun yoluna başvurulabilir ve esasa ilişkin itirazlar bu aşamada ileri sürülebilir (Ali Gürsoy, § 22).

38. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasına göre sanık kabul etmediği takdirde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmez. Bu durumda ilk derece mahkemesinin kararı temyizi kabil hâle gelebilecektir. Başka bir deyişle haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini kabul eden sanıklar, verilen kararın Yargıtayda yapılacak esas ve usul incelemesini talep etme hakkından vazgeçmişlerdir. Başvurucunun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasına açıkça rıza gösterdiği durumlarda söz konusu karar ile ortaya çıkan menfaatlerden yararlanmayı tercih ettiği kabul edilmelidir (Adnan Erkuş/Türkiye (k.k.), B. No: 61196/11, 4/12/2012, § 22).

39. Somut olayda yargılama sonunda verilen kararın temel hakları ihlal ettiği iddiası -somut başvurunun özelliği de nazara alındığında- istinaf/temyiz incelemesinde de ileri sürülebilecek iddialardandır. Başvurucunun kabulü üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ve istinaf/temyiz yoluna başvurmayı mümkün kılan bir karar verilmesinin tercih edilmediği anlaşılmaktadır.

40. Sonuç olarak hatalı değerlendirme sonucu verilen kararın adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiası, başvurucunun talebi üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olması ve temyiz yoluna başvurmayı mümkün kılan bir karar verilmesini başvurucunun tercih etmediği dikkate alındığında dayanaktan yoksun görünmektedir.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 27/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Ali Sadık Ersoy, B. No: 2016/6193, 27/11/2019, § …)
   
Başvuru Adı ALİ SADIK ERSOY
Başvuru No 2016/6193
Başvuru Tarihi 24/3/2016
Karar Tarihi 27/11/2019

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ceza yargılaması sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte yapıların müsaderesine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; orman sınırları içerisinde yapı inşa ettiği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Mülkiyet hakkı Mülkiyetin Korunması Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Adil yargılanma hakkı (Ceza) Adil yargılanma hakkı (genel) (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5237 Türk Ceza Kanunu 54
6831 Orman Kanunu 93
5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 231
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi