logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(B.K. [1.B.], B. No: 2017/6432, 10/12/2019, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

B.K. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/6432)

 

Karar Tarihi: 10/12/2019

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

 

 

Hicabi DURSUN

 

 

Kadir ÖZKAYA

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan SEVTEKİN

Başvurucu

:

B.K.

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir kısım mahpusun açık görüş (ziyaret) hakkının sınırlandırılması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/2/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016 tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiştir. OHAL süreci üçer aylık sürelerle uzatılarak 18/7/2018 tarihine kadar devam etmiştir. Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı, OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/06/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır.

9. Eski bir Cumhuriyet savcısı olan başvurucu 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu iddiasıyla Konya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/7/2016 tarihli kararı ile tutuklanmıştır.

10. Başvurucu, Konya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuş; daha sonra 19/8/2016 tarihinde Akşehir T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) nakledilmiştir.

11. Başvurucunun tutuklu bulunduğu İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu (İdare ve Gözlem Kurulu) 30/9/2016 tarihli kararı ile aylık açık görüşlerin asayiş ile güvenliğin sağlanması ve kurumun yoğunluğu bakımından (her koğuş kendi gün ve saatinde görüşmek kaydıyla) iki ayda bir yapılmasına karar vermiştir. Kararda, bu uygulamanın 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in (Ziyaret Yönetmeliği) 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince devletin güvenliğine karşı, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı, millî savunmaya karşı, devlet sırlarına karşı suçlardan ve casusluk ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olan suçlardan hükümlü ve tutuklu olanlara yönelik olduğu belirtilmiştir.

12. İdare ve Gözlem Kurulu bu defa 13/10/2016 tarihli kararıyla, silahlı terör örgütüne üye olmaktan (FETÖ/PDY) tutuklu ve hükümlüler için iki ayda bir yaptırılması kararlaştırılan açık görüşün -İnfaz Kurumu, kapasitesine göre yoğun olduğu için- asayiş ve güvenliğin sağlanması amacıyla 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle 24-25-26/10/2016 tarihlerinde verilen açık görüşle birlikte karara ekli Görüş Günü Cetveli'nde belirtilen gün ve saatlerde yaptırılmasına karar vermiştir.

13. İdare ve Gözlem Kurulu 7/12/2016 tarihli kararında ise silahlı terör örgütüne üye olmaktan (FETÖ/PDY) tutuklu ve hükümlüler için iki ayda bir yaptırılması kararlaştırılan açık görüşün -İnfaz Kurumu, kapasitesine göre yoğun olduğu için- asayiş ve güvenliğin sağlanması amacıyla yılbaşı münasebetiyle 26-27-28/12/2016 tarihlerinde verilen açık görüşle birlikte belirtilen gün ve saatlerde yaptırılmasına karar vermiştir.

14. Başvurucu 15/12/2016 tarihinde İdare ve Gözlem Kurulunun 7/12/2016 tarihli kararına itiraz konulu şikâyet dilekçesini İnfaz Hâkimliğine gönderilmek üzere İnfaz Kurumuna sunmuştur. Başvurucu, dilekçesinde; olağan (rutin) açık görüş hakkı ile dinî, millî bayramlarda ve özel günlerde (yılbaşı) tanınan görüş hakkının niteliği itibarıyla birbirinden farklı olmasına rağmen -aynı haftaya rastlamadığı sürece- birleştirilerek kullandırılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, rutin açık görüş hakkı ile yılbaşından kaynaklanan açık görüş hakkının -27 Aralık 2016 tarihinde kullandırılacak olması yerine- ayrı ayrı kullandırılması için İdare ve Gözlem Kurulu kararının düzeltilmesi talebinde bulunmuştur.

15. Akşehir İnfaz Hâkimliğinin (İnfaz Hâkimliği) 20/12/2016 tarihli kararıyla şikâyetin reddine karar verilmiştir. Kararda; İnfaz Kurumu, kapasitesine göre yoğun olduğu için ve asayiş ile güvenliğin sağlanması amacıyla İdare ve Gözlem Kurulunun almış olduğu kararda bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiştir.

16. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliği kararına itiraz edilmiştir. Akşehir Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 10/1/2017 tarihli kararıyla başvurucunun itirazı reddedilmiştir. Karar gerekçesinde; 15 Temmuz darbe teşebbüsü nedeniyle yapılan soruşturmalar, gözaltı ve tutuklama işlemleri nedeniyle İnfaz Kurumunun kapasitenin üzerinde tutuklu ve hükümlü barındırmakta olduğu, tutuklulara atılı suçlamanın niteliği ile kurumun asayişi ve tutukluyla hükümlülerin güvenliklerinin temini bakımından mezkûr Ziyaret Yönetmeliği'ndeki hüküm nedeniyle, alınan kararda bir usulsüzlük bulunmadığı açıklanmıştır. Diğer yandan belli suçlardan tutuklu bulunanlar hakkında bu şekilde işlem tesisinin masumiyet karinesinin veya ayrımcılık yasağının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca İnfaz Kurumunca tutuklu ve hükümlülere atfedilen suçlamalar nazara alınarak usulüne uygun tutuklama kararıyla hürriyetleri tahdit edilmiş olan kişiler hakkında mevzuata göre tesis edilen tedbirler nedeniyle aile hayatı ve haberleşme hakkının ihlalinden bahsedilemeyeceği ifade edilmiştir.

17. Nihai karar 12/1/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 10/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Ayrıca başvurucu, tedbir talebinde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 19/6/2017 tarihli kararıyla başvurucunun yaşamına ve maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunmadığı değerlendirilerek tedbir talebinin karara bağlanmak üzere Bölüme gönderilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karar 22/6/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

20. Anayasa Mahkemesinin 5/12/2018 tarihli yazısı ile İnfaz Kurumundan başvurucunun yaptığı tüm görüşlerin sıklığına ilişkin bilgi ve belgeler talep edilmiştir. 11/12/2018 tarihli cevap yazısından, başvurucunun İnfaz Kurumunda kaldığı süre zarfında7/9/2016, 15/9/2016, 26/10/2016, 27/12/2016, 5/4/2017, 3/5/2017, 17/5/2017, 7/6/2017, 29/6/2017, 5/7/2017, 7/8/2017, 4/9/2017, 5/10/2017, 26/10/2017, 9/11/2017, 7/12/2017, 28/12/2017, 4/1/2018, 8/2/2018, 7/3/2018, 4/4/2018, 9/5/2018, 16/5/2018, 6/6/2018,20/6/2018, 4/7/2018, 8/8/2018, 25/8/2018, 5/9/2018, 3/10/2018, 24/10/2018, 7/11/2018, 5/12/2018 tarihlerinde aile fertleriyle (eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşi, kayınbabası ve kayınvalidesi) otuz üç kez açık görüş yaptığı anlaşılmaktadır.

21. UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden, İdare ve Gözlem Kurulunun 8/3/2017 tarihinde aldığı karar ile mevcut durum, kurum güvenliği ve asayiş gözönünde bulundurularak açık görüşlerin 1/4/2017 tarihinden itibaren (her koğuş kendi gün ve saatinde görüşmek kaydıyla) tekrar ayda bir yapılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Açık görüşlerin iki ayda bir yapılması kararının verildiği 30/9/2016 tarihi ile bu geçici uygulamanın sona erdirildiği 1/4/2017 tarihi arasında başvurucunun 26/10/2016 ve 27/12/2016 tarihlerinde iki kez açık görüş; 12/10/2016, 9/11/2016, 23/11/2016, 7/12/2016, 21/12/2016, 4/1/2017, 18/1/2017, 1/2/2017, 15/2/2017, 22/2/2017, 1/3/2017 15/3/2017, 22/3/2017 ve 29/3/2017 tarihlerinde on dört kez kapalı görüş; yine bu zaman zarfında iki haftada bir telefonla haberleşme hakkını kullandığı anlaşılmaktadır.

22. Öte yandan Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/4/2018 tarihli kararıyla başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğu gerekçesiyle mahkûmiyetine ve hükmen tutukluluk hâlinin devamına karar verildiği, davanın derdest olup istinaf aşamasında bulunduğu anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hükümlüyü ziyaret" kenar başlıklı 83. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir...

...

 (3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır."

24. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların hakları" kenar başlıklı 114. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(2) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde tutuklular, kurumun bu husustaki genel düzenine uymak suretiyle ziyaretçi kabul edebilirler. Ancak soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme, soruşturmanın veya davanın selameti bakımından tutuklunun ziyaretçi kabulünü yasaklayabilir veya bu hususta kısıtlamalar koyabilir."

25. 5275 sayılı Kanun’un "Tutukluların yükümlülükleri" kenar başlıklı 116. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları,...ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar, beden eğitimi, kütüphane ve kurslardan yararlanma konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."

26. 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) "Soruşturma ve kovuşturma işlemleri" kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"(1) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar,12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;

...

e) Tutuklu olanlar, belgelendirilmesi koşuluyla sadece eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derece kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından ziyaret edilebilir. Adalet Bakanlığı ile Cumhuriyet başsavcılığının yetkileri saklıdır. Tutuklular telefonla haberleşme hakkından ancak onbeş günde bir ve bu bentte sayılan kişilerle sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzere faydalanabilirler."

27. 667 sayılı KHK, 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile onaylanmıştır. 667 sayılı KHK'nın 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası 6749 sayılı Kanun'un 6. maddesinde aynen kabul edilmiştir.

28. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Temel ilkeler" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının olay tarihinde yürürlükte olan (d) bendi şöyledir:

"(d) Hükümlü ve tutuklular, bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde, üçü kapalı biri açık görüş olmak üzere görüşme yapabilir."

29. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Temel ilkeler" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasına eklenen 18/8/2016 tarihli ve 29805 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren (e) bendi şöyledir:

"(e) Kurum mevcudu, güvenliği ve düzeni dikkate alınmak suretiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan, hükümlü ve tutuklular için ceza infaz kurumlarındaki açık görüşler idare ve gözlem kurulu kararıyla iki ayda bir yaptırılabilir."

30. Ziyaret Yönetmeliği'nin 13/9/2017 tarihli ve 30179 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak değiştirilen "Temel ilkeler" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi şöyledir:

"(d) Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir."

31. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Ziyaret gün ve saatleri" kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ziyaret günleri ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısı, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak, kurumca belirlenir..."

32. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Açık görüş" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Açık görüş, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerinin maddi temasına imkan verecek şekilde, konuşulanların hazır bulunan görevli tarafından işitilebildiği ve izlenebildiği, ceza infaz kurumunun bu iş için tahsis edilmiş özel bölümünde yapılan ziyaret ve görüşmelerdir."

33. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Bayramlarda ve özel günlerde açık görüş" kenar başlıklı 15. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Hükümlü ve tutuklular, Bakanlıkça uygun görülen, dinî ve milli bayramlar ile özel günlere mahsus olmak üzere, belirlenen tarihlerde, anne, baba, eş, çocuk, torun, büyükanne, büyükbaba ve kardeşleriyle açık görüş yapabilir.

Bakanlıkça belirlenen yakınları olmayan hükümlü ve tutuklular, üçüncü dereceye kadar olan akrabalarından en çok üç kişiyle görüşebilirler. ..

Bu ziyaretin, aynı haftada yapılacak kapalı görüş ile çakışması halinde açık görüş yaptırılır..."

34. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Açık görüş yapılacak yer" kenar başlıklı 16. maddesi şöyledir:

"Açık görüşler, ceza infaz kurumunun oda ve eklentileri dışında, bu iş için ayrılmış özel bölümünde, bulunmadığı takdirde, ceza infaz kurumu müdürünün uygun göreceği yerde yaptırılır."

35. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Görüş süresi ve saatleri" kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:

"Açık ziyaretler, bir saatten fazla olmamak kaydıyla 09.00 - 17.00 saatleri arasında yaptırılır. Ziyaret süresi, görüşmenin fiilen başladığı andan itibaren işler."

36. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Açık görüşe ilişkin diğer konular" kenar başlıklı 18. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Hükümlü ve tutuklu sayısının, verilen açık görüş günü sayısına bölünmesi suretiyle, görüş gününe kadar gruplar oluşturulur, her grubun görüş günü ve saatleri, ailelerine bildirilmek üzere, hükümlü ve tutuklulara tebliğ edilir ve hazırlanan program ayrıca koğuşlara ve ziyaretçilerin görebileceği uygun yerlere asılır.

Belirtilen gün ve saatler dışında görüş yaptırılmaz, ...

Her grubun açık görüşü bittikten sonra, görüş yerinde bulunan hükümlü ve tutuklular, görevliler nezaretinde dikkatli bir şekilde arandıktan sonra koğuş veya odalarına götürülerek burada sayılır. Kimlikleri, fotoğraflı belgelerle kontrol edilir, grup mevcudunun tam olduğunun anlaşılması üzerine, ziyaretçilerin kurum dışına çıkmasına izin verilir.

Açık görüşlerde, görüş mahallinde yeteri kadar dış güvenlik görevlisi gözlemci olarak bulundurulur...."

B. Uluslararası Hukuk

37. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

 (2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."

38. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre özel hayata saygı hakkı, özel bir sosyal hayat sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğini geliştirme hakkı anlamında bir özel hayatı güvence altına almaktadır. Bu yönü ile birlikte değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak ve geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 45; Oleksandr Volkov/Ukrayna, B. No: 21722/11, 9/1/2013, §§ 165-167; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29).

39. AİHM'e göre hükümlü ve tutuklular Sözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) BD], B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69).

40. AİHM'e göre suçun mahiyeti haklı gösteriyorsa bir tutuklunun özel bir ceza infaz kurumu rejimine veya sınırlayıcı ziyaret düzenlemelerine tabi tutulması onun Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamındaki hakkına müdahale teşkil eder ancak kendiliğinden bu hakkın ihlali anlamına gelmez (Vlasov/Rusya, B. No: 78146/01, 12/6/2008, § 123).

41. AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi, disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir. Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 ..., 25/3/1983, §§ 99-105).

42. AİHM'e göre hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Messina/İtalya (No. 2), B. No: 25498/94, 28/9/2000, § 61; Ouinas/Fransa (k.k.), B. No: 13756/88, 12/3/1990; Kučera/Slovakya, B. No: 48666/99, 17/7/2007, § 127). Bu hakka getirilen sınırlamalar, suç ve düzensizliğin önlenmesi için güvenlik nedeniyle uygulamaya konulmuş olsa da haklı bir gerekçeye dayanmalıdır (Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02, 20/5/2008, § 46).

43. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı Tavsiye Kararı'nın hükümlü ve tutukluların dış dünya ile ilişkilerine dair kısmı şöyledir:

"Dış Dünya ile İlişki

24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.

2 4.2 Devam etmekte olan bir ceza soruşturması, emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç işlenmesinin önlenmesi ve suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi halinde, haberleşme ve ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak adli bir merci tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu tür kısıtlamalar yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.

24.3.Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişim kurması kısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşları belirlemelidir.

2 4.4. Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.

24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar. ..."

44. AİHM, tutukluların ziyaretçi alma haklarına getirilen kısıtlamalar güvenlikle ilgili nedenlerle veya bir soruşturmanın meşru yararlarını koruma gerekliliğiyle haklılaştırılsa da bu amaçlara bütün tutukluların haklarını kısıtlamayan başka yollarla da ulaşılabileceğini belirtmiş; oluşturulacak farklı tutukluluk kategorilerine özel kısıtlamalar getirilebileceğini kabul etmiştir (Laduna/Slovakya, B. No: 318327/02, 13/12/2011, § 66; Varnas/Litvanya, B. No: 42615/06, 9/7/2013, § 119 ).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

45. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

46.Başvurucu; olağan açık görüş ile bayram ve özel günlere mahsus açık görüşün ayrı ayrı yaptırılması yerine ve niteliği itibarıyla birbirlerinden farklı olmalarına rağmen hukuka aykırı şekilde birleştirilerek kullandırılması suretiyle annesi, babası, eşi ve üç çocuğu ile görüşmelerinin sınırlandırılmasının kötü muamele yasağını, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını, adil yargılanma hakkını, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını ve haberleşme hürriyetini ihlal ettiğini iddia etmiştir. Ayrıca başvurucu, açık görüş hakkına açık görüşlerin iki ayda bir yapılması şeklinde getirilen sınırlamanın diğer hükümlü ve tutuklulardan farklı olarak sadece terör örgütü üyeliğinden tutuklu ve hükümlülere uygulamasının ayrımcılık nedenine dayandığı iddiasıyla eşitlik ilkesinin ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

47. Bakanlık görüşünde; 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrası 21/7/2016-19/7/2018 tarihleri arasında OHAL uygulamasına gidilmek zorunda kalındığı, bu süreç içinde kurum mevcudu, güvenliği ve düzeni dikkate alınmak suretiyle açık görüşlerin iki ayda bir yapılması uygulamasının İnfaz Kurumunun 8/3/2017 tarihinde aldığı karar ile sonlandırılarak tekrar açık görüşlerin ayda bir yapılmasına karar verildiği ifade edilmiştir. Başvurucunun açık görüş hakkına getirilen sınırlamanın ayrımcılık nedenine dayandığına ilişkin kanıtlarını ortaya koyamadığı, İnfaz Hâkimliği ve Mahkemenin karar gerekçelerinde de ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı açıklanmıştır. Görüşte, darbe teşebbüsü sonrası yaşanan olağanüstü şartların sıcaklığını koruduğu ve tehlikenin henüz geçmediği bu dönemde yapılan mevzuat değişiklerine dayanılarak açık görüşlerin iki ayda bir yapılması yönündeki uygulamanın ceza infaz kurumlarının asayiş ve güvenliğini sağlamaya yönelik olduğu, dolayısıyla İnfaz Kurumu ve derece mahkemeleri kararlarının keyfîlik içermediği ve takdir yetkisinin sınırlarının aşılmadığı vurgulanmış; kamu düzeninin korunması ve güvenliğin sağlanması amacı bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı belirtilmiştir.

48. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı verdiği cevapta önceki iddialarını tekrar etmiştir.

B. Değerlendirme

49.Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes ... aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. ... aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

50. Anayasa’nın 41. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Aile, Türk toplumunun temelidir ...

Devlet, ailenin huzur ve refahı ... için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, ... yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir..."

51. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin merkezinde İdare ve Gözlem Kurulunun 7/12/2016 tarihli kararına itiraz konulu dilekçesinin konusu olan (bkz. § 14) olağan açık görüş ile bayram ve özel günlere mahsus açık görüşün birleştirilerek kullandırılması ve bu kapsamda aile bireyleriyle ayda bir yapılabilecek açık görüşün iki ayda bir yapılması iddiası yer aldığından buna göre bir inceleme yapılmıştır. Görüşme hakkını ortadan kaldırmayan ve yakınlarıyla olan ilişkisini sürdürmeyi engellemeyen söz konusu geçici tedbir mahiyetindeki uygulamanın tutukluluğa ilişkin olarak kaçınılmaz şekilde ortaya çıkan elemin ötesinde Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası yönünden kötü muamele oluşturabilecek asgari ağırlık düzeyine ulaşmadığı sonucuna varılarak başvurucunun iddialarının aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

52. Diğer yandan başvurucu; diğer hükümlü ve tutuklulardan farklı olarak terör örgütü üyeliğinden tutuklananlara açık görüş hakkının iki ayda bir kullandırıldığını, bu şekliyle ayrımcılık yapılarak masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun bu iddiasının ele alınabilmesi için başvurucu ile benzer durumdaki kişilere farklı uygulama yapıldığının ortaya konulması gerekir. Buna göre aile hayatına saygı hakkına getirilen kısıtlamanın bütün tutuklulara yönelik olmadığı, 6749 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen belirli kategorideki suçlardan tutuklu bulunanları kapsadığı, bu durumun OHAL koşullarından kaynaklandığı ve kısıtlamanın 6749 sayılı Kanun'da belirtilen suçlardan tutuklu bulunan herkese aynı şekilde uygulandığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun da kendisi gibi aynı suçtan tutuklu bulunan kişilere farklı uygulama yapıldığına dair bir iddiasının bulunmadığı, diğer bir ifade ile eş değer ya da benzer konumdaki mahpuslara imtiyazlı muamele yapıldığının kanıtlanamadığı dikkate alındığında eşitlik ilkesi yönünden herhangi bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir (belirli suçlardan hükümlü ve tutuklu bulunanlar yönünden telefonla haberleşme hakkının sınırlandırılması nedeniyle haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkı bağlamında benzer bir başvuruda bkz. Bayram Sivri, B. No: 2017/34955, 3/7/2018, §§ 42-44).

53. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

54. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Başvuru konusu olaydaki açık görüş hakkının sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemenin OHAL ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğu değerlendirilmiştir.

55. Bu itibarla başvurucu hakkındaki açık görüş hakkının sınırlandırılmasının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle sınırlamanın Anayasa'nın 13. ve 20. maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek; aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bağlamında bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242; eğitim hakkı bağlamında bkz. Mehmet Ali Eneze, B. No: 2017/35352, 23/5/2018, § 31).

56. Aile hayatına saygı hakkı Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınmıştır. Madde gerekçesi de dikkate alındığında resmî makamların özel hayata ve aile hayatına müdahale edememesi ile kişinin ferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşayabilmesi gereğine işaret edildiği görülmekte olup söz konusu düzenleme Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde korunan aile hayatına saygı hakkının Anayasa’daki karşılığını oluşturmaktadır (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36).

57. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır. Nitekim Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı Tavsiye Kararı'nda da hükümlü ve tutukluların aileleri, başka kişiler ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileri tarafından ziyaret edilmelerine izin verilmesi gerektiği belirtilmiştir (Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36). Söz konusu tavsiye kararında, koşulların oluşması ve gerekli görülmesi hâlinde ziyaretlere kısıtlamalar konulabileceği ancak bu tür kısıtlamaların kabul edilebilir asgari bir iletişime imkân tanıyacak nitelikte olması gerektiği ifade edilmiştir.

58. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir denge sağlanmalıdır. Ancak ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarak idarenin tutuklu ve hükümlülerin özel ve aile hayatına müdahale konusunda takdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 89).

59. Öncelikle belirtilmelidir ki somut olayda başvurucunun aile fertleriyle görüştürülmesinin engellendiğine ilişkin herhangi bir iddiası bulunmamaktadır. Başvurucunun şikâyeti, olağan açık görüş ile bayram ve özel günlere ilişkin açık görüşün birleştirilmesi vebu kapsamda açık görüş hakkının iki ayda bir olacak şekilde belirlenmesi nedeniyle ailesini daha sık göremediği iddiasına dayanmaktadır.

60. Belirli suçlardan hükümlü ve tutuklular için açık görüş hakkının İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla sınırlandırılması aile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturmaktadır.

61. Anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 20. maddesini ihlal edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Halil Berk, B. No: 2017/8758, 21/3/2018, § 49).

62. 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesinde, görüşlere ilişkin koşul ve süreler genel kural olarak belirtilip Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılacağı; 114. maddesinde de soruşturma ve kovuşturma evrelerinde tutukluların kurumun bu husustaki genel düzenine uymak suretiyle ziyaretçi kabul edebilecekleri düzenlenmiştir. Diğer yandan 667 sayılı KHK'nın 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan hüküm doğrultusunda OHAL'in devamı süresince belirtilen suçlardan tutuklu olanların ziyaret edilmeleri hakkındaki düzenlemede Bakanlık ile Cumhuriyet başsavcılığının yetkilerinin saklı bulunduğu belirtilmiştir. 667 sayılı KHK, 6749 sayılı Kanun ile onaylanmış ve KHK'nın 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası 6749 sayılı Kanun'un 6. maddesinde aynen kabul edilmiştir. Bu kapsamda Bakanlık tarafından hazırlanan Ziyaret Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanan bir kısım suç ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun kapsamına giren suçlardan hükümlü ve tutuklular için ceza infaz kurumlarındaki açık görüşlerin idare ve gözlem kurulu kararıyla sınırlandırılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda 3713 sayılı Kanun kapsamındaki suçlardan tutuklu olan başvurucuya anılan yasal düzenlemelerin uygulandığı ve bu düzenlemelerin kanunla sınırlama koşulunu karşıladığı sonucuna varılmıştır.

63. Öte yandan isnat edilen suçların ağırlığına göre tutuklu ve hükümlülere tanınan birtakım hak ve imkânların farklılaşması doğaldır. 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçların ağırlığı, devam eden OHAL koşulları, İnfaz Kurumunun mevcudu ile personel sayısı dikkate alındığında kamu düzeni ve İnfaz Kurumu güvenliğini sağlama amacıyla bir kısım suçtan tutuklu olanlar için açık görüş hakkının sınırlandırılmasının meşru amaç taşıma koşulunu karşıladığı değerlendirilmiştir.

64. Hükümlü ve tutukluların ziyaret hakkı değerlendirilirken ceza infaz kurumlarının güvenliğinin, düzeninin sağlanması ile hükümlü ve tutukluların dış dünyayla iletişim kurmaları, sosyalleşmeleri suretiyle iyileştirilmesi ilkeleri arasında makul bir dengenin kurulması gerekir (Mehmet Zahit Şahin, § 62).

65. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan müdahalelerin makul nedenleri somut olayın tüm koşulları çerçevesinde olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmelidir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiği suçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin, § 63). Bu durumda başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan idari makamlar ve derece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin aile hayatına saygı hakkının kısıtlanması bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Mehmet Zahit Şahin, § 64; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 68).

66. Terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklu olan başvurucu, 6749 sayılı Kanun ile onaylanan 667 sayılı KHK'nın 6. maddesinde tahdidi olarak sayılan aile fertleri ile mevzuatta açıkça öngörülen koşullarda görüşebilmektedir. Başvuruda, bunun aksine herhangi bir iddia ve tespit bulunmamaktadır. Başvurucu bu görüşmelerini -sıklığı önceden belirlenen aralıklarda- kapalı ya da açık şekilde yapabilmektedir.

67. Ziyaret Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre yapılan kısıtlamanın (iki ayda bir açık görüş) suç temelinde yapıldığı, aynı Yönetmelik'in 10. maddesinde de ziyaret günleri ve saatleri ile hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısının kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak ilgili infaz kurumlarınca belirleneceği düzenlenmiştir. Söz konusu sınırlamanın yalnızca açık görüş hakkına yönelik olduğu ve bu kısıtlamada esas alınan hususun İnfaz Kurumunun disiplini ve güvenliği olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrası terör örgütüyle ilgili soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle artan tutuklu sayısına rağmen personel sayısının azalması dikkate alındığında, infaz kurumlarında ziyaretçilere yönelik alınan tedbirlerin ve geçici sınırlandırmaların olağanüstü koşulardan doğan acil bir ihtiyaç olarak ortaya çıktığı görülmektedir.

68. Geçici tedbir niteliğindeki açık görüş hakkının sınırlandırıldığı bir dönemde -açık görüşlerin iki ayda bir yapılması kararının alındığı 30/9/2016 tarihi ile 10/2/2017 bireysel başvuru tarihi arasında- başvurucunun iki kez açık görüş ve sekiz kez de kapalı görüş hakkını kullanarak eşi, çocukları, annesi ve babası ile görüşebildiği; dolayısıyla aile fertleriyle doğrudan temasını sürdürme imkânından yararlandığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklanan başvurucuya iki ayda bir açık görüş hakkı tanınmasının, diğer bir ifade ile açık görüş hakkına getirilen sınırlamanın gerekliliğinin doğal sonucu olarak olağan açık görüş hakkı ile bayram ve özel günlere mahsus açık görüşün birleştirilerek kullandırılmasının görüş hakkını ortadan kaldırmayan geçici bir tedbir olması ve yakınlarıyla temasını sürdürebilecek şekilde uygulandığı hususları gözetildiğinde makul olduğu değerlendirilmektedir.

69. Tüm bu hususlar gözönüne alındığında OHAL koşullarının gerektirdiği kamu düzeninin korunması ihtiyacı ile İnfaz Kurumu güvenliğini sağlama amaçları doğrultusunda -isnat edilen suçun ağırlığı da dikkate alınarak- başvurucunun aile fertleriyle olan ilişkisinin sürdürülmesini engellemeyen açık görüş hakkının sınırlandırılması şeklindeki söz konusu müdahalede, kamu makamları tarafından güdülen meşru amaç ile başvurucunun bireysel yararı arasında adil bir dengenin kurulduğu, demokratik toplumda gerekli olan müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.

70. Açıklanan gerekçelerle bir ihlalin bulunmadığı açık olan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

71. Buna göre başvurucunun aile hayatına saygı hakkı kapsamında yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve 20. maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(B.K. [1.B.], B. No: 2017/6432, 10/12/2019, § …)
   
Başvuru Adı B.K.
Başvuru No 2017/6432
Başvuru Tarihi 10/2/2017
Karar Tarihi 10/12/2019

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, bir kısım mahpusun açık görüş ziyaret) hakkının sınırlandırılması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı Ceza infaz kurumu uygulamaları Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5275 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun 83
114
116
KHK 667 Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 6
Yönetmelik 17/6/2005 Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik 5
10
15
16
17
18
  • pdf
  • udf
  • word
  • whatsapp
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi