logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Muhammet Fatih Berber, B. No: 2018/13628, 11/5/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

MUHAMMET FATİH BERBER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/13628)

 

Karar Tarihi: 11/5/2022

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Yüksel GÜNARSLAN

Başvurucu

:

Muhammet Fatih BERBER

Vekilleri

:

Av. Adem UZAK

 

 

Av. Meşkür Yunus SARIOĞLU

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ByLock isimli programın verilerinin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi, bu veriler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması, eksik araştırma ile mahkûmiyet kararı verilmesi, tanık dinletme talebinin reddedilmesi, savcılık ifadesine başvurucu tarafından belirlenen müdafinin katılımının sağlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/5/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, adli yardım talebinin kabulüne ve aşağıdaki başlıklarda belirtilenler dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan haklara ilişkin şikâyetlerin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. 2019/13583 numaralı başvuru incelenen başvuruyla birleştirilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

5. Türkiye'de Fetullah Gülen tarafından kurulan, 1960'lı yıllardan itibaren faaliyette bulunan ve uzun yıllar boyunca dinî bir grup olarak nitelendirilen bir yapılanma mevcuttur. Bu yapılanma süreç içinde "cemaat", "Gülen cemaati", "Fetullah Gülen cemaati", "hizmet hareketi", "gönüllüler hareketi" ve "camia" gibi isimlerle anılmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 22).

6. Anılan yapılanma süreç içinde özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında örgütlenmiş, bunun yanı sıra başta eğitim ve din olmak üzere farklı sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunmuş; bu faaliyetler dolayısıyla sahip olduğu dershaneler, okullar, üniversiteler, dernekler, vakıflar, sendikalar, meslek odaları, iktisadi kuruluşlar, finans kuruluşları, gazeteler, dergiler, televizyon ve radyo kanalları, internet siteleri, hastaneler aracılığıyla sivil alanda önemli bir etkinliğe ulaşmıştır. Bu faaliyetlerin yanında bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan, bazen de yasal yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle de kamusal alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma söz konusudur (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26; Mustafa Baldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, § 75).

7. Buna karşılık hareket tarzı ve icraatları öteden beri toplumda tartışma konusu olan bu yapılanmanın örgütlenmesi ve faaliyetlerine ilişkin olarak özellikle 2013 yılı sonrasında pek çok soruşturma ve kovuşturma yürütülmüştür. Bu kapsamda bu yapılanmaya mensup kişilerin -yapılanmanın amaçları doğrultusunda- suç delillerini yok etme, devlet kurumlarının ve üst düzey devlet görevlilerinin telefonlarını dinleme, devletin istihbarat faaliyetlerini deşifre etme, kamu görevine giriş veya görevde yükselme sınavlarına ilişkin soruları önceden elde edip mensuplarına verme gibi eylemlerde bulundukları belirlenmiştir. Soruşturma ve kovuşturma belgelerinde, yapılanma Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 22, 27).

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde -yeniden uzatılmayarak- son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında FETÖ/PDY'nin olduğunu değerlendirmiştir (darbe teşebbüsü ve arkasındaki yapılanmaya ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

B. ByLock Programına İlişkin Açıklamalar

9. FETÖ/PDY'nin örgütsel haberleşme için oluşturduğu ve örgüt mensuplarınca kullanılan iletişim yöntemlerinden birinin ByLock uygulaması olduğu özellikle darbe teşebbüsünden sonra örgütle bağlantılı soruşturma ve kovuşturmalarda tespit edilmiştir(Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 23). ByLock haberleşme programıyla ilgili kavramsal açıklamalara, programın tespiti ve adli makamlara ulaştırılması ve adli sürece, programın yüklenmesine, iletişimde kullanılmasına, genel ve örgütsel özelliklerine, yaygın uygulamalardan ayrılan yönlerine, ByLock verilerinin niteliği, anlamlandırılması ve kişilerle eşleştirilmesine ilişkin arka plan bilgisinin detaylarına Ferhat Kara kararında yer verilmiştir (Ferhat Kara, §§ 23-67).

C. Başvurucuya İlişkin Süreç

10. Başvurucunun babası olan N.B. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) 18/9/2015 tarihli ihbar dilekçesi göndermiştir. N.B. anılan dilekçesinde özetle iki çocuğunun FETÖ ile alakası olduğunu, başvurucunun üniversite sınavına girerken soruların dershaneden verildiğini söylediğini, kendisinin buna inanmadığını, oğlunun üniversitede okurken arkadaşlarının yerine sınavlara girdiğini söylediğini, televizyonda Fetullah Gülen'in yanlışlarını gördüğünde durumun farkına vardığını ve milletini sevdiği için ihbarda bulunduğunu ileri sürmüştür.

11. İhbar dilekçesinin Başsavcılığa ulaşması sonrasında başvurucu hakkında FETÖ/PDY üyesi olduğu şüphesiyle soruşturma başlatılmıştır. Hakkında düzenlenen yakalama emrine istinaden yakalanan başvurucu, Başsavcılık ifadesinde isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Anılan ifadenin ilgili kısmı şöyledir:

"Ben baro tarafından tayin edilen müdafim huzurunda ifademi vereceğim. Bana isnat edilen suçlamaları anladım. Bana bahsetmiş olduğunuz ve telefon trafiğim ve mesajlaşmalarım olduğu iddia edilen [N.T.], [S.K.] ve [Ş.A.T.yi] tanımıyorum. Daha doğrusu [Ş.A.T.yi] medyadan tanırım. 0 530 [...] 86, 0 530 [...] 46 ve 0 546 [...] 11 numaralı telefonları [eskiden] kullandığımı hatırlıyorum. OHAL KHK ile kapatılan Özel Bahar Hastanesinde çalıştığım dönemde sık sık rahatsız edenler olduğu için bu numaraları değiştirdim. Bahsettiğim şekilde isimleri tanımadığımdan telefon trafiğini ve mesajlaşmaları kabul etmiyorum. Bu telefonları ByLock programını ben yüklemedim. Kimin yüklediğini de bilmiyorum. 10[...]17 müşteri numarası ile 2015 yılı Eylül ayında 19/04/2007 açılış tarihli hesabıma 27.767 TL yatırılmış olduğu yönündeki raporu kabul etmiyorum. Ben Bankasya'ya 3 yada 4 yıl kadar önce 30.000 TL bedelli askerlik ücreti yatırdım. Daha önce babam [N.B.] de benim hakkımda FETÖ adına para topladığı ve üye olduğum yönünde ihbarda bulunmuştu, ben bu konularla ilgili ifade vermiştim."

12. Başsavcılık 12/5/2017 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucu, sorgusunda silahlı terör örgütü üyesi olmadığını, 0530 [...] 86 numaralı telefon hattını kendisinin kullandığını, 0546 [...] 11 ve 0530 [...] 46 numaralı telefon hatlarını ise kullanıp kullanmadığını hatırlamadığını, bu telefonlara ByLock yüklemediğini ve kullanmadığını, çalıştığı Özel Bahar Hastanesinin kanun hükmünde kararname (KHK) ile FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle kapatıldığını, Ş.A.T.yi şahsen tanımadığını, HTS kayıtlarında neden çıktığını bilmediğini ve isnat edilen suçu kabul etmediğini beyan etmiştir. Başvurucu müdafii ise beyanında başvurucunun gözaltına alınması sonrasında emniyete telefon numarasının verilmesine rağmen Başsavcılık ifadesi sırasında kendisine haber verilmediğini, başvurucunun hastanede çalışan basit bir memur olduğunu, hastanenin bağlı olduğu üniversitenin rektörünü aramasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, bunun da başvurucu adına hat çıkarıldığını gösterdiğini ileri sürmüştür. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir.

13. Soruşturma sonucunda Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 31/5/2017 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede, başvurucunun 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) ile kapatılan kurumların bağlı olduğu iki farklı işyerinde Sosyal Güvenlik Kurumu kaydının olduğu, örgütün tepe yöneticilerinden olan N.T., S.K. ve Ş.A.T. ile yoğun telefon irtibatının bulunduğu, Bank Asya hesabında 2013 Aralık ayı itibarıyla 4.617 TL varken 2014 Temmuz ayında bakiyesinin sıfırlandığı, 2015 Eylül ayında ise 27.761 TL'ye yükseldiği belirtilmiştir. Ayrıca örgüt mensuplarının kendi aralarında gizli haberleşme aracı olarak kullandıkları bilinen ByLock uygulamasını kendi adına ve kullanımında olan 0530 ... 86, 0 530...46 ve 0 546...11 numaralı üç ayrı hat ile yükleyip kullandığı iddiasına yer verilmiştir.

14. İddianamenin kabulü ile açılan dava İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) E.2017/68 sırasına kaydedilerek görülmeye başlanmıştır. Yargılamada 15/6/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda müşteki N.B.nin bulunduğu adreste beyanının alınabilmesi için istinabe talebi yazılmasına ve duruşmanın 4/8/2017 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir.

15. Soruşturma evresinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) temin edilen HTS kayıtlarının İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından incelenmesi sonrasında başvurucunun örgütün tepe yöneticileri ile telefon irtibatının olduğu tespitini içeren 4/7/2017 tarihli tutanak düzenlenmiştir. Anılan tutanak ile birlikte başvurucunun 0530...86 numaralı telefon hattı ile 013...87 ve 357...53 IMEI numaralı telefon cihazlar aracılığıyla ilk tespit tarihi 15/10/2014 olacak şekilde; 0546 ... 11 numaralı telefon hattı ile 355...28 IMEI numaralı telefon cihazı aracılığıyla ilk tespit tarihi 29/3/2015 olacak şekilde, 0530...46 numaralı telefon hattı ile 013...08 IMEI numaralı telefon cihazı aracılığıyla ilk tespit tarihi 12/9/2014 olacak şekilde ByLock kullandığına ilişkin tespitlere yer verilen 3/3/2017 tarihli tutanak duruşma öncesinde dosyaya gönderilmiştir.

16. Başvurucu yargılamanın 4/8/2017 tarihli ilk celsesinde alınan savunmasında özetle;

i. Annesi ve babasının boşanması sonrasında annesi ile görüşmeye başladığı için babasının kendisine husumet beslemeye başladığını, babasının bu nedenle kendisine iftira attığını,

ii. Evlendikten sonra acilen işe girmesi gerektiği için Yeşilırmak Dershanesinde işe başladığını ve sonrasında Özel Bahar Hastanesine geçiş yaptığını, 2015 yılından sonra tazminatsız olarak işten çıkarıldığını,

iii. Görüştüğü ileri sürülen kişileri tanımadığını, bu kişilerle hastane işleri nedeniyle görüşmüş olabileceğini,

iv. İddianamede belirtilen telefon hatları kendi adına kayıtlı olmasına rağmen bu hatların hastane tarafından kendisine aldırılan ve faturaları kurum tarafından ödenen hatlar olduğunu, yine hastanenin başkalarının kullandığı ikinci el telefonları kendilerine verdiğini, telefonlarda kurulu programları bilmediğini, ByLock yüklemediğini ve kullanmadığını, buna ilişkin detayları talep ettiğini,

v. Hastanede kullandıkları telefonları diğer arkadaşlarının da kullandığını, şifresi olmayan telefonları mesai saati içinde nadiren birbirlerine verdikleri,

vi. Bank Asyaya talimat ile para yatırmadığını, yatırdığı meblağın araba almak için arkadaşından aldığı borç para olduğunu, sonrasında da borcunu ödediğini beyan etmiştir.

17. Başvurucu müdafii de anılan celsede bu yapının başvurucunun çalıştığı dönemde henüz terör örgütü olarak tanımlanmadığını, hastanenin halkla ilişkiler personeli olduğundan birçok kişi ile telefon görüşmesi yaptığını, örgütün tepe yöneticileri ile düzenli bir irtibatının bulunmadığını, Bank Asyaya para yatırdığı dönemde bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmiş olduğunu, bu nedenle terör örgütüne desteğin mümkün olmadığını beyan etmiştir. Başvurucu müdafii ayrıca ByLock'un üç ayrı hatla kullanılmasının mantığa aykırı olduğunu, henüz kullanılmaya başlanmayan hattan ByLock tespiti yapılmış göründüğünü, teknik imkânsızlığın söz konusu olduğunu, daha sonra güncellenmesinin verilerin güvenilir olmadığını ortaya çıkardığını savunmuştur.

18. Söz konusu celsede başvurucu müdafii, başvurucunun öz amcası C.B.nin hazır bulunduğunu belirterek özellikle babasıyla arasındaki husumete ilişkin olarak C.B.nin dinlenmesini talep etmiştir. Mahkeme "dinletilmek istenen tanık ve beyanda bulunacağı konu itibariyle babanın çocuklarını ihbar etmiş olması dikkate alınarak dosyaya bir yenilik getirmeyeceği anlaşıldığından" şeklindeki gerekçe ile tanık dinletme talebini reddetmiştir. Mahkeme ayrıca başvurucu ile ilgili ByLock tespiti kapsamında detay bilgilerinin Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünden istenmesine, ByLock tespitine ilişkin olarak BTK'ya müzekkere yazılarak HTS veri trafiğinin teminine ve duruşmanın 1/12/2017 tarihine ertelenmesine karar vermiştir.

19. Mahkemenin 8/8/2017 tarihli müzekkeresine istinaden BTK tarafından hazırlanan internet bağlantı (CGNAT) iletişim sorgu sonuçları ile HTS kayıtları ikinci celse öncesinde dosyaya gönderilmiştir. Ayrıca N.B.nin müşteki olarak dinlenilmesine ilişkin istinabe talebi muhatabın davetiye çıkarılan adreste tanınmaması nedeniyle bila ikmal iade edilmiştir.

20. Yargılamanın 1/12/2017 tarihli ikinci celsesine mazeret bildiren başvurucu müdafii katılmamıştır. Bu celsede BTK'dan gelen kayıtlar okunarak başvurucuya diyecekleri sorulmuştur. Başvurucu ByLock'a ilişkin önceki savunmalarını tekrar ettiğini ve detaylı savunmasını müdafi huzurunda yapacağını beyan etmiştir. Anılan celsede iddia makamının celse arasında UYAP'tan yazılı olarak sunduğu esas hakkında mütalaa okunmuş ve bir sureti hazır bulunan başvurucuya elden tebliğ edilmiştir. Başvurucu mütalaayı inceleyip beyanda bulunmak için süre talebinde bulunmuştur. Mahkeme, başvurucunun süre talebinin kabulü ile duruşmanın 27/2/2018 tarihine ertelenmesine karar vermiştir.

21. Başvurucu yargılamanın 27/2/2018 tarihli son celsesinde esas hakkında mütalaaya karşı savunmasında üzerine kayıtlı telefon hattının 0546 ...10 numaralı olduğunu, bu hatta ilişkin ByLock tespiti yapılmadığını, ByLock iddiasına konu telefon hatlarını hastanede iş sebebiyle kullandığını ve faturalarını kurumun ödediği hatlar olduğunu beyan etmiştir. Başvurucu müdafii de ByLock HTS kayıtları ile normal hatta ilişkin HTS kayıtlarının internet giriş tarihleri itibarıyla çelişkini olduğunu, bu konuyu aydınlatan bilirkişi raporu alınmasını talep ettiğini, mütalaanın aksine örgütün tepe yöneticileri olarak belirtilen kişilerle yoğun bir görüşme trafiğinin olmadığını, birkaç dakikalık görüşmelerin hastane işleriyle ilgili olduğunu, Bank Asyaya yatırılan paranın araç alımıyla ilgili olduğunu, talimat üzerine yatırılmadığını ve örgüt üyeliğine ilişkin delil bulunmadığını ileri sürmüştür. Anılan celsede hüküm açıklanmıştır. Mahkeme, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Dosyada içeriğinde; sanık Muhammed Fatih Berber hakkında 0530 [...] 86, 0530 [...] 46 ve 0546 [...] 11 nolu telefon numaraları ile, 013[...]87, 357[...]53, 013[...]08, 355[...]28 IMEI nolu telefonlarla 15.10.2014, 27.03.2015, 12.09.2014 ilk tespit tarihli [ByLock] tespit tutanakları mevcuttur.

 [...]

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'na yazılan müzekkerelerin cevapları dosya içinde mevcuttur. Gelen cevabi yazılar üzerinden inceleme yapılacak olursa; Sanık Muhammed Fatih Berber'in [ByLock] için Baltics Servers-Litvanya adlı firmadan kiralandığı anlaşılan sunuculara 0530 [...] 86 nolu hat için; 15.10.2014 tarihinden 18.02.2016 tarihine kadar toplamda 104254, 0546 [...] 11 nolu hat için; 27.03.2015 tarihinden 19.02.2016 tarihine kadar toplamda 47549,0530 [...] 46 nolu hat için; 12.09.2014 tarihinden 22.03.2015 tarihine kadar toplamda 432 İnternet bağlantı iletişim sorgu kaydı oluşturacak şekilde bağlantı kurduğu anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan BTK yazı cevapları incelendiğinde; [ByLock] sunucularına irtibata kaynak olan telefonun [IMEI] numaraları BTK’nın 12.10.2017 tarihli cevabi yazısında belirtilen sanığın kullandığı bilinen telefon numarasının takılı olduğu telefon IMEI bilgilerinin uyumlu olduğu ve BTK cevabi yazısındaki [ByLock] sunucularına bağlantıya ilişkin baz istasyon bilgilerinin sanığın bulunduğu yer bilgileriyle örtüştüğü anlaşılmaktadır. (Sanığın [ByLock] sunucularına bağlantıya ilişkin baz bilgileri çoğunlukla Bursa ilinden sinyal vermektedir. Sanığın SGK kaydı sorgusu ile tespit edilen Bursa ilinde bulunan kurumlarda çalışmış olması ve sanığın babası olan [N.B.nin] ihbar yazısında sanığın Bursa ilinde ikamet ettiğini belirtmesi bu bilgileri teyit etmektedir.)

 [...]

Dosyada örneği bulunan hesap kayıtlarına ilişkin 15.02.2017 tarihli RAPOR içeriğine göre yapılan incelemesinde; sanığın 10[...]17 müşteri numarası ile Bank Asya hesabının ve aktif kredi kartı kullanımının olduğu, hesap açılış tarihinin 19.04.2007 tarihi olduğu, sanığın bu hesabında 2013 Aralık ayı itibariyle 4617 TL var iken 2014 Temmuz ayında bakiyesinin sıfırlandığı, 2015 Eylül ayında ise 27761 TL'ye yükseldiği görülmüştür. Sanık aşamalara yansıyan savunmalarında özetle, hesap hareketlerinin olağan olduğunu savunmuştur. Yukarıda ifade edildiği gibi; kişilerin Banka ve Finans Kuruluşları nezdinde hesap sahibi olmak başta olmak üzere diğer Bankacılık Muamelelerine ilişkin olarak taraf olabilme bağlamında hukuki işlem özgürlüğü de gözetilerek hesaptaki tasarruflarının saiklerine, kişinin bulunduğu sosyal konum, iştigal alanı, hayatın olağan akışı ve ticari hayatın özelliklerine bakılması gerekmektedir. Sanığın 2014 Temmuz ayında hesap bakiyesinin sıfırlanması sonrası yukarıda anılan örgüt elebaşısının talimatı tarihinden sonraki döneme tekabül eden 2015 Eylül ayında hesabının 27761 TL'ye yükselmesi hususu ve aktif kredi kartı kullanımının bulunması dikkat çekicidir.

Bu yöndeki hesap hareketleri sanığın aleyhine nitelendirilerek diğer delillerle birlikte ele alınmasında fayda görülmüştür.

Dosya Kapsamında Elde Edilen Bilgi ve Belgelere Ek Olarak; Dosyamız arasında bulunan 03.03.2017 tarihli tutanağa göre sanığın 667 sayılı KHK ile kapatılan kurumların bağlı olduğu şirketlerden olan Yeşilırmak Kehkeşan Özel Eğt. Tes. İşl. A.Ş. ve Karçiçeği Özel Eğitim ve Sağlık Hizm. Îşlt. Tic. A.Ş. isimli iş yerlerinde SGK kaydının olduğu ve tepe yönetimi ile irtibat sorgusunda sanığın tepe yöneticilerinden olan [N.T.], [S.K.], [Ş.A.T.] isimli şahıslar ile irtibatlı olduğu görülmüştür.

Tüm bu anlatılanların yanında sanığın babası ve aynı zamanda dosyamız müştekisi [N.B.nin] sanık hakkındaki ihbar yazısı dosyamızda mevcuttur. [N.B.] bu ihbar yazısında; sanığın oğlu olduğunu, sanığın üniversiteye girerken soruları dershanesinin verdiğini ve Üniversitede okurken başka arkadaşlarının yerine imtihana girdiğini kendisine söylediğini belirtmiştir.

Yukarıda anlatılan tüm bu hususlar, sanığın [ByLock] adlı programı 3 ayrı hat ile yoğun olarak kullanmış olması da dikkate alınarak mahkememizde FETÖ/PDY örgüt üyesi olduğu kabulünün daha da güçlenmesinde belirleyici olmuştur.

 [...]

Soruşturma aşamasında dosyaya eklenen sanığa ilişkin [ByLock] Raporunun dışında Mahkememizce gerekli araştırmalar yapılmış olup; sanığın kullandığı IMEI numarası belirtilen 3 ayrı hat ile [ByLock] programının IP sunucularına bağlantı kurduğu, bu yöndeki tespitleri havi BTK cevabi yazısı içeriği ile doğrulanmış olmakla birlikte telefon numarasının kullanıldığı [IMEI] numarasına ilişkin bilgiler de aksi yönde bir değerlendirmeyi gerekli kılmamaktadır. Sanığın [ByLock] kullandığı yönündeki tespite dayanak olarak bağlantıyı yapan IP, port bilgilerine de ulaşılmıştır. Sanığın [ByLock] programına ilişkin IP sunucuları ile tespit edilen bağlantı verilerinin tarih aralıkları, tespit edilen programı yoğun olarak kullandığına dair hususlar düşünüldüğünde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mevcudiyetinin siyasi liderlerce kamuoyuna dile getirildiği tarihler, anılan örgütün terör örgütü olarak siyasi karar alma mekanizmalarınca kabul edildiği tarihlere bakıldığında sanığın anılan örgüte sempati duymasının da ötesinde Paralel Devlet oluşturmaya yönelik örgütün stratejisine ve yukarıda etraflıca açıklanan hedeflerinin gerçekleştirilmesi konusundaki kriminalize yapısal işleyişi, bir örgüt üyesi olarak paylaştığı, benimsediği kanaatine ulaşılmıştır. Dolayısıyla sanığın anılan iletişim ağının bir parçası olduğu kabul görmüştür. İletişim ağına dahil olan sanığın haberleşmeleri kimlerle yaptıkları, içeriklerinin tespiti sanığın örgüt içerisindeki konumlarını belirlemeye yönelik bulgulardır. Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilintili kuruluşlarda çalışmış olması, Bank Asya hesap hareketleri, Bank Asya aktif kullanım kredi kartı olması ve sanığın örgütün tepe yöneticileri ile telefon irtibatının bulunması hususları bir bütün halinde değerlendirilmiş ve anılan durumların sanığın 3 ayrı hat ile [ByLock] programını yoğun olarak kullanım özellikleri ile örtüşmesi karşısında sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir. Sanığın kriptografik haberleşme programı olan [ByLock] programını 3 ayrı hat ile yoğun bir şekilde kullanarak bu ağa dahil olması bu yöndeki iradesini örgüt iradesine terk etmesi bakımından önemlidir.

Sanığın [ByLock] programını kullandığı yönündeki şüpheden uzak ve kesin tespit, tespite konu cevabi yazıdaki programın sunucularına bağlantı tarih aralıkları, internet bağlantı iletişim sorgu kaydı(sinyal sayısı) adedi ve örgütle olan bağını teyit eden diğer yan delillere bakıldığında; sanığın örgütün benimsediği hedefleri doğrultusunda oluşturulan hiyerarşiye/kurguya dahil olmakla kendi iradesine istenildiği takdirde emre amade olacak şekilde hazır tuttuğu ve örgütün kadrolarına hissettirdiği, bu yöndeki maddi ve manevi katkısının mevcudiyetini göstermektedir. Sanığın bu şekliyle, yukarıda değerlendirmesi yapıldığı gibi anılan programı kullandığı sabit görüldüğünden ayrıca bu program vasıtasıyla yapmış olduğu görüşmelerin içeriklerinin dosyaya ilave bir katkı sağlayamayacağı kanaatiyle bu yönden ayrıca bir araştırma cihetine gidilmemiştir.(Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1921 E, 2017/5180 K. Sayılı kararı)

 [...]

Somut vaka kabulü, sübut gerekçesi ve tarifi yukarıda açıklanan sanığın sabit eylemi, izah edilen örgüt üyeliği bağlamındaki somut maddi ve manevi katkıları babında 3 ayrı hat üzerinden yoğun bir şekilde [ByLock] kullanımının bulunması ve eylem çeşitliliği gözetilerek ceza tayininde aşağı hadden takdiren ve tercihen teşdit uygulaması yapılmıştır. Yazılı şekilde takdiri indirim de tatbik edilerek aşağıdaki hükmün tesis edilmesi gerekmiştir."

22. Anılan hükme yönelik istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 17/4/2018 tarihinde esastan reddedilmiştir.

23. Başvurucu, istinaf başvurusunun esastan reddi kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 5/2/2019 tarihinde temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına karar vermiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

24. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden ilgili hukuk için bkz. Ferhat Kara, §§ 83-110.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Anayasa Mahkemesinin 11/5/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; ByLock verilerinin Millî İstihbarat Teşkilatının (MİT) istihbari nitelikteki çalışmaları sonucu ve hukuka aykırı olarak elde edildiğini, bu sebeple ByLock verilerinin yasak delil niteliğinde olduğunu ve hakkında verilen mahkûmiyet kararına bu verilerin dayanak alınamayacağını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde;

i. FETÖ/PDY üyelerinin aralarında haberleşmede ve örgütsel iletişimde kullandıkları kriptolu (şifreli) haberleşme programı olan ByLock iletişim sisteminin delil niteliğinin Türk yargı organları tarafından verilen birçok kararda geniş çerçevede tartışıldığı ifade edilmiş ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Anayasa Mahkemesinin ByLock uygulamasının delil niteliğine ilişkin kararlarından örnekler verilmiştir.

ii. Başvurucunun atılı suçlamanın niteliği, iddianameye konu eylemler ve dosyada bulunan deliller hakkında yeterli şekilde bilgilendirildiği, yargılama aşamasının tamamında lehine olan hususları ileri sürebildiği, aleyhe olan delillere karşı çıkabildiği ve olaya ilişkin kendi anlatımını mahkemeye sunabildiği ifade edilmiştir. Yargılamanın silahların eşitliği ilkesine uygun olarak yürütüldüğü ve mahkeme tarafından savunmanın menfaatlerinin korunması için sağlanan güvencelerin yeterli olduğu belirtilmiştir.

28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne ilişkin beyanında genel olarak bireysel başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

2. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi birçok kararında, kanuni bir temele dayanmadan veya hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin yargılamada kullanılmasıyla ilgili olarak ileri sürülen iddiaları adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelemiş; bu konudaki ilkeleri belirlemiştir (birçok karar arasından bkz. Orhan Kılıç [GK], B. No: 2014/4704, 1/2/2018, §§ 42-51; Yaşar Yılmaz, B. No: 2013/6183, 19/11/2014, §§ 38-60). Buna göre Anayasa Mahkemesinin görevi, belirli delil unsurlarının hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediğini tespit etmek değildir. Anayasa Mahkemesinin görevi, hukuka aykırı olduğu ilk bakışta anlaşılabilen veya derece mahkemelerince hukuka aykırı olduğu tespit edilen delillerin yargılamada tek veya belirleyici delil olarak kullanılıp kullanılmadığını ve bu hukuka aykırılığın bir bütün olarak yargılamanın adil olup olmamasına etkisini incelemektir (Orhan Kılıç, § 46). Somut başvuruda anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

a. ByLock Sunucusundan Elde Edilen Veriler Açısından

30. Ferhat Kara kararında ByLock sunucusundan elde edilen verilerin adli makamlara ulaştırılmasına ilişkin sürecin hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaline yol açıp açmadığı incelenmiştir (Ferhat Kara, §§ 126-136). Anılan kararda 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun ilgili maddelerine yer verilerek söz konusu Kanun'un ülkenin anayasal düzeninin korunması ve millî güvenliğin sağlanması amacı ile terör faaliyetlerinin eyleme dönüşmeden belirlenebilmesi için MİT'e ilgili kişi ve gruplar hakkında teknik yöntemlerle bilgi ve veri toplama, topladığı bu bilgileri analiz etme yetkisi verdiği belirtilmiştir. Kararda, demokratik toplumlarda temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla terör örgütü gibi son derece karmaşık yapılarla etkin bir şekilde mücadele edilmesi ve bu tür örgütlerin gizli yöntemlerle takip edilmesi için istihbarat organlarına ve dolayısıyla bunların gizlilik taşıyan istihbarat yöntemlerine duyulan ihtiyaç vurgulanmıştır (Ferhat Kara, §§ 129, 130).

31. Söz konusu kararda; FETÖ/PDY hakkında yürütülen soruşturmaların niteliğine, örgütün yargı yetkisini kendi hedefleri doğrultusunda araçsallaştırması neticesinde yürüttüğü operasyonlarla ilgili olarak sonradan başlatılan soruşturmalara ve nihayetinde de darbe teşebbüsündeki rolüne değinildikten sonra istihbarat organlarının FETÖ/PDY'nin ulusal güvenlik üzerinde oluşturduğu tehdidin yaklaşan bir tehlikeye dönüşmekte olduğunu değerlendirerek bu konuda istihbarat çalışmaları yapmasının, örgütün faaliyetlerini yaklaşan bir tehdit olarak değerlendirmesinin ve bu kapsamda istihbarat çalışmalarında bulunmuş olmasının hukukiliğinin ve yerindeliğinin takdirinin Anayasa Mahkemesinin görevi olmadığı vurgulanmıştır (Ferhat Kara, §§ 131, 132). Kendi görev alanındaki bir konuyla (terörle mücadele) bağlantılı ve bir yasal temele dayalı olarak öğrenilen somut bir verinin yetkili adli makamlara bildirilmesinden ibaret olan bu eylemin bir istihbarat organı olan MİT tarafından adli kolluk faaliyeti yürütüldüğü şeklinde yorumlanamayacağı ifade edilmiştir. MİT'in delil toplama amacına yönelik bir çalışmanın sonucunda değil FETÖ/PDY'nin millî güvenlik üzerinde tehlike oluşturduğunun başta MGK olmak üzere kamu makamları tarafından değerlendirildiği bir dönemde bu yapılanmanın faaliyetlerinin tespiti için yürüttüğü istihbarat çalışmalarında söz konusu dijital materyallere rastladığına dikkat çekilmiştir (Ferhat Kara, § 133). MİT'in görevi kapsamındaki bir çalışması esnasında rast geldiği dijital materyalleri, içeriğinde suça konu olguların bulunup bulunmadığının incelenmesi -bu bağlamda maddi gerçeğe ulaşılması- için ilgili adli makamlara/soruşturma mercilerine iletmesinin -sadece teslim eden kurumun niteliğinden dolayı- o verileri hukuka aykırı kılmayacağının altı çizilmiştir (Ferhat Kara, § 134).

32. Kararda sonuç olarak anayasal düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan bir terör örgütüyle ilgili istihbarat çalışmaları sırasında rastlanan ByLock uygulamasına ilişkin verilerin bu örgüte yönelik olarak yürütülen soruşturmalarda/yargılamalarda maddi gerçeğe ulaşılmasına katkı sunması amacıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmesinde bir hukuka aykırılığın bulunmadığı gibi bu yönde derece mahkemelerince yapılmış bir tespitin de olmadığı vurgulanmış, ByLock iletişim sistemine ilişkin dijital materyallerin ve bu materyallerle ilgili olarak düzenlenen teknik raporun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ulaştırılmasının bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren uygulama olmadığı kanaatine varılmıştır (Ferhat Kara, § 136).

33. Mevcut başvuruda Ferhat Kara kararında ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir neden bulunmamaktadır.

b. ByLock Verilerinin Adli Makamlara Ulaştırılmasından Sonraki Süreç Yönünden

34. FETÖ/PDY'ye üye olma suçunu işlediği iddiasıyla başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Başvurucu, Mahkemenin 27/2/2018 tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilmiştir. Mahkûmiyet gerekçesinde, başvurucunun üç farklı GSM hattı ile ByLock sunucularına 12/9/2014 - 19/2/2016 tarihleri arasında yoğun şekilde bağlantı yaptığına ilişkin İnternet Bağlantı (CGNAT) İletişim Sorgu Sonuçları, bu bağlantılara kaynak olan telefonun IMEI numaraları ile başvurucunun kullandığı bilinen GSM hattının takılı olduğu telefon IMEI bilgilerinin uyumlu olduğuna ve bağlantılara ilişkin baz istasyonu bilgilerinin sanığın bulunduğu yer (Bursa ili) bilgileriyle örtüştüğüne dair BTK kayıtlarına dayanılarak başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Kararda, bu haberleşme programının kullanılmasının tek başına örgüt üyeliği suçunun işlendiğini gösterdiği, diğer delillerin başvurucunun kastının yoğunluğu ve eylemlerinin çeşitliliği kapsamında değerlendirildiği ifade edilmiştir.

35. Buna göre mahkûmiyetin belirleyici delili, başvurucunun ByLock isimli programı kullandığının tespitidir. Başvurucu; ByLock verilerinin hukuka aykırı olduğunu, hiçbir surette mahkûmiyete gerekçe yapılamayacağını iddia etmektedir.

36. Ferhat Kara kararında ByLock programına ilişkin verilerin adli makamlara ulaştırılmasından sonraki süreç yönünden şu değerlendirme yapılmıştır (Ferhat Kara, §§ 139, 140):

"139. ByLock sunucusuna ilişkin dijital materyallerin ve bu materyallere ilişkin olarak düzenlenen teknik raporun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmesi üzerine bu aşamadan itibaren soruşturma işlemleri 5271 sayılı Kanun'a göre yürütülmüştür. Bu kapsamda söz konusu dijital materyaller üzerinde 5271 sayılı Kanun'un 134. maddesine göre inceleme, kopyalama ve çözümleme işlemi yapılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinden talepte bulunulmuştur. Anılan talep üzerine Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 'dijital materyaller üzerinde inceleme yapılması, kopya çıkarılması ve kopya üzerinde bilirkişi incelemesi yapıl[masına]' karar vermiştir.

140. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/9/2017 tarihli ve E.2017/16.MD-956, K.2017/370 sayılı kararında da ByLock iletişim sistemindeki veri tespitlerinin 5271 sayılı Kanun'un 134. maddesi kapsamında kaldığı vurgulanmıştır. Anılan karara göre internet ortamında gerçekleştirilen iletişime ilişkin kayıtlar bilgisayar kütüğünde kayıt altına alındığından bu iletişim kayıtları hakkında 5271 sayılı Kanun'un 134. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince arama, kopyalama ve elkoyma tedbirleri uygulanabilir. Yargıtaya göre 5271 sayılı Kanun'un 134. maddesindeki 'bilgisayar kütükleri' ifadesi teknik anlamda sadece masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarda bulunanları değil CD, DVD, flash disk, disket, hard disk vs. tüm çıkarılabilir bellekler, telefon vb. dijital tabanlı mobil cihazlar da dâhil olmak üzere herhangi bir bilgi işlem veya veri toplama araç ya da gerecinde bulunabilecek tüm dijital dosyaları kapsamaktadır. Uygulanan koruma tedbiri açısından Yargıtay ve derece mahkemelerince yapılan tespit ve değerlendirmelerin bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik içermediği görülmüştür."

37. Adli makamlar teslim edilen dijital materyallerin gerçekliği veya güvenirliği ile ilgili olarak gerekli araştırma, inceleme ve değerlendirmelerde bulunmuştur. Adli makamlara teslim edilen bu veriler teknik birimlerce incelenmiş ve anlamlandırılmıştır. Savunma tarafı da -silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun şekilde- başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğu yönündeki delillerin gerçekliğine itiraz etme ve kullanılmasına karşı çıkma imkânı da elde etmiştir (aynı yöndeki karar için bkz. Ferhat Kara, § 141). Kaldı ki Mahkemenin hükme esas aldığı ByLock verilerinin MİT tarafından temin edilen verilere istinaden emniyet birimleri tarafından hazırlanan sorgu sonucu tutanaklarından ibaret olmadığı, bu tutanakların kovuşturma evresinde BTK'dan temin edilen CGNAT ve HTS kayıtları ile birlikte değerlendirilmek suretiyle hükme esas alındığı anlaşılmıştır.

38. Sonuç olarak somut olayda ByLock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan veya hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar açısından Ferhat Kara kararında ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir neden bulunmamaktadır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

40. Başvurucu; savunması kapsamında ileri sürdüğü çelişkilere ve lehe hususlara gerekçede yer verilmediğini, suç unsuru olarak değerlendirilen hususların ayrıca teşdit nedeni olarak kabul edildiğini, mahkûmiyet hükmü ile istinaf ve temyiz mercii kararlarının gerekçesiz olduğunu beyan ederek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiasının adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

42. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "... ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

43. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).

44. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

45. Somut olayda, yapılan değerlendirme sonunda başvurucunun davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları tartışılarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmüştür (bkz. § 21). Mahkeme cezayı tayin ederken ByLock kullanımının yoğunluğu ile eylem çeşitliliğini gözeterek alt sınırdan uzaklaşmıştır. Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda, değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki derece mahkemesince gerekçeli kararda; başvurucunun terör örgütü üyeliğinin, ByLock kullanımına ilişkin veriler, Bank Asya hesap hareketleri ve örgütün tepe yöneticileri ile irtibatlı olduğuna dair kayıtlarla sabit görüldüğü belirtilmiştir. Ayrıca Mahkeme tarafından, örgütsel faaliyet olarak kabul edilen ByLock kullanımının yoğunluğu ve eylemlerin çeşitliliği gözönüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayin edildiği açıklanmıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu, hatalı ve çelişkili ByLock verileri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

48. Bireysel başvuru incelemesinde Anayasa Mahkemesi, kamu gücü eylem ve işlemleri ile mahkeme kararlarının Anayasa'ya uygunluğunun ve müdahale gerekçelerinin denetimini kendiliğinden yapmaz. Bu sebeple başvurucunun başvurusunun esasını ve bu kapsamda kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını Anayasa Mahkemesine inceletebilmesi için öncelikle kendisinin ihlal iddialarını gerekçelendirmesi, buna ilişkin olay ve olguları açıklaması ve delillerini sunması zorunludur (Cemal Günsel [GK], B. No: 2016/12900, 12/1/2021, § 24).

49. Başvuruya konu ihlal iddiasıyla ilgili deliller sunarak ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğini başvuru dilekçesine ekleme sorumluluğunun başvurucuya ait olmasına rağmen başvurucu, taleplerinin Mahkemece reddedildiğine ilişkin iddialarını temellendirememiştir. Bir başka ifadeyle hangi tarihli dilekçeyle veya hangi tarihli celsede bilirkişi incelemesi yaptırılması yönünde Mahkemeden talepte bulunduğuna ilişkin deliller Anayasa Mahkemesine sunulmamış, Mahkemenin anılan taleple ilgili olarak verdiği karar da başvuru formuna eklenmemiştir.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bilirkişi incelemesi yapılmadığına dair iddiasının temellendirilmemiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Tanık Dinletme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu, öz babası olan N.B. ile aralarında husumet bulunduğuna ve bu kişi tarafından yapılan ihbarın asılsız olduğuna ilişkin tanık dinletme talebinin kabul edilmediğini beyan ederek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

52. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan tanık dinletme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

53. Anayasa Mahkemesi benzer iddiaların ileri sürüldüğü başvurulara ilişkin birçok kararda tanık dinletme hakkıyla ilgili ilkeleri belirlemiştir.

54. Savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı, silahların eşitliği ilkesinin bir gereğidir. Tanıkların dinlenmek üzere çağrılmasının uygun olup olmadığının değerlendirmesi, kural olarak derece mahkemelerinin takdir yetkisi dâhilindedir. Ancak bu hak, sanığın lehine olan bütün tanıkların çağrılmasını ve dinlenmesini gerektirmez. Bu düzenlemenin esas amacı, sanığın aynı koşullar altında ve silahların eşitliği ilkesine uygun olarak tanık dinletme talebinde bulunabilmesinin sağlanmasıdır. Dolayısıyla bir sanığın bazı tanıkları dinletemediğinden şikâyet etmesi yeterli olmayıp ayrıca bu tanıkların dinlenmesinin hangi nedenlerle önemli olduğunu ve gerçeğin ortaya çıkması için neden gerekli olduğunu açıklamak suretiyle tanık dinletme talebini desteklemesi gerekmektedir (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 47; Ahmet Zeki Üçok, B. No: 2013/1966, 25/3/2015, § 70)

55. Somut olayda başvurucu, aleyhinde ihbarda bulunan babası N.B. ile arasında husumet bulunduğuna ilişkin olarak amcası C.B.yi tanık olarak dinletmek istemiştir. Başvurucunun duruşma salonunda hazır bulunan C.B.nin tanık olarak dinlenilmesi talebini Mahkeme "dosyaya bir yenilik getirmeyeceği" gerekçesiyle reddetmiştir. Gerekçeli karar içeriğinden mahkûmiyet hükmünün esas olarak başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin veriler, Bank Asya hesap hareketleri, örgüt ile iltisaklı kurumlarda çalıştığına ve örgütün tepe yöneticileri ile irtibatının bulunduğuna ilişkin kayıtlara dayandığı anlaşılmıştır. Anılan kararda, yargılama sürecinde beyanı alınamayan N.B.nin 18/9/2015 tarihli ihbar dilekçesinin mahkûmiyete esas alındığına ilişkin bir ifade de yer almamaktadır.

56. Sonuç olarak yargılama sürecinde dinlenilmeyen N.B.nin ihbar dilekçesinin Mahkeme tarafından hükme esas alınmaması ve yargılamanın bütünü değerlendirildiğinde C.B.nin dinlenilmemesinin tanık dinletme hakkına yönelik bir ihlal oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Müdafi Yardımından Yararlanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

58. Başvurucu; kendi belirlediği müdafinin telefon numarasının soruşturma evresinde emniyet birimlerine bildirilmesine rağmen Başsavcılık ifadesi öncesinde müdafiye haber verilmediğini, Başsavcılık ifadesinin bu suretle kendi belirlemediği bir avukat eşliğinde alındığını beyan ederek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

59. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan müdafi yardımından yararlanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

60. Anayasa Mahkemesi birçok kararında, müdafi yardımından yararlanma hakkının hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özel bir görünümü olduğunu vurgulamış (Yusuf Karakuş ve diğerleri, B. No: 2014/12002, 8/12/2016, § 72; Orhan Patarya [GK], B. No: 2019/42695, 20/5/2021, § 65) ve Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkı kapsamındaki müdafi yardımından yararlanma hakkıyla ilgili ilkeleri belirlemiştir.

61. Buna göre, şüpheli ve sanığa salt savunma hakkının tanınması yeterli değildir. Şüpheli ve sanığın savunma için Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen meşru vasıta ve yollardan yararlandırılması da gerekir. Savunmada başvurulacak meşru vasıta ve yollar arasında avukatların teknik bilgilerinden ve tecrübelerinden yararlanma olanağı da bulunmaktadır. Şüpheli ve sanık için Anayasa'nın 36. maddesinde sözü edilen meşru vasıta ve yollardan en önemlisi müdafi yardımından yararlanmaktır. Diğer bir ifadeyle müdafi yardımından yararlanma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen meşru vasıta ve yollar kavramı kapsamındadır. Bu itibarla müdafi yardımından yararlanmanın adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil ve bu hakkın doğal sonucu olduğu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla suç isnadı altındaki kişi, adil yargılanma hakkı kapsamında kendisini bizzat savunma veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanma hakkına sahiptir (Yusuf Karakuş ve diğerleri, § 72).

62. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelere ilişkin hak ihlallerinin bireysel başvuruya konu olabilmesi için yargılamanın hakkaniyetinin zedelenecek olması ve bu ihlallerin yargılama sürecinin ileriki aşamalarında telafi edilemeyecek nitelikte olması gerekir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Afitap Salman [GK], B. No: 2013/2105, 11/11/2015, § 22). Bu kapsamda müdafi yardımından yararlanma hakkı bakımından da önemli olan, yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında şüphelinin/sanığın müdafi yardımından etkili bir biçimde yararlanmış olmasıdır. Ancak avukata erişim yönünden getirilen kısıtlama yargılamanın sonraki aşamalarında telafi edilmiş ise savunma hakkı ihlal edilmiş sayılmaz (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Yusuf Karakuş ve diğerleri, § 78).

63. Somut olayda başvurucu, Başsavcılıkta zorunlu müdafi huzurunda ifade vermiştir. Ayrıca mahkûmiyet kararının gerekçesi dikkate alındığında başvurucunun gözaltındaki ifadelerinin hükme esas alınmadığı görülmektedir. Öte yandan başvurucu yargılamanın ileriki aşamalarında kendi belirlediği müdafinin yardımından yararlandırılmıştır. Dolayısıyla müdafi yardımından yararlanma hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

F. Adil Yargılanma Hakkına İlişkin Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

65. Başvurucu; somut delil olmadan, eksik inceleme sonucunda varsayımlara dayalı olarak hakkında mahkûmiyet kararı verildiğini, bu kararda hukuki delillere dayanılmadığını, lehine olan hususların gözönüne alınmadığını, mevcut delillerin hatalı şekilde değerlendirildiğini ileri sürmüştür.

66. Bakanlık görüşünde; başvurucunun şikâyetlerinin esas itibarıyla yargılamanın sonucuna, delillerin değerlendirilmesine, hukuk kurallarının yorumuna ve uygulanmasına ilişkin olduğu, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği ifade edilmiştir. Ayrıca yapılan yargılama ve kurulan hükümde herhangi bir bariz takdir hatası veya açıkça keyfî bir durum olmadığı belirtilmiştir.

67. Başvurucu, Bakanlık görüşüne ilişkin beyanında genel olarak bireysel başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

2. Değerlendirme

68. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

69. Başvurucunun iddiasının esas itibarıyla derece mahkemesince verilen kararda isabet bulunmadığına, dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin olduğu görülmüştür. Maddi olay ve olguların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması bakımından Mahkemenin, Bölge Adliye Mahkemesinin ve Yargıtayın kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

70. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna varıldığından başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tanık dinletme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/5/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Muhammet Fatih Berber, B. No: 2018/13628, 11/5/2022, § …)
   
Başvuru Adı MUHAMMET FATİH BERBER
Başvuru No 2018/13628
Başvuru Tarihi 4/5/2018
Karar Tarihi 11/5/2022
Birleşen Başvurular 2019/13583

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, ByLock isimli programın verilerinin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi, bu veriler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması, eksik araştırma ile mahkûmiyet kararı verilmesi, tanık dinletme talebinin reddedilmesi, savcılık ifadesine başvurucu tarafından belirlenen müdafinin katılımının sağlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Adil yargılanma hakkı (Ceza) Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Gerekçeli karar hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Tanık dinletme ve sorgulama hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Müdafi yardımından yararlanma hakkı (ceza) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 2937 Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu 4
6
5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 134
206
217
3713 Terörle Mücadele Kanunu 1
2
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi