logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Aynur Yanık ve diğerleri, B. No: 2018/21411, 7/4/2021, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AYNUR YANIK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/21411)

 

Karar Tarihi: 7/4/2021

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. Aynur YANIK

 

 

2. Hazer YANIK

 

 

3. Soner YANIK

Başvurucular Vekili

:

Av. Mehtap CABAK ÖZCAN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kamu makamları gerekli önlemleri almadığı için gerçekleşen iş kazası sonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve olaya ilişkin olarak açılan tazminat davasında yetersiz tazminata hükmedilmesi nedenleriyle yaşam hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/7/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. İnegöl Organize Sanayi Bölgesi'ndeki bir şirkete ait dokuma tesislerinin alanı içinde bulunan yüksek gerilim hattının deplasesinin gerekmesi üzerine bu işin Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketinin (TEİAŞ) kontrolörlüğünde bir başka müteahhit firmaya yaptırılması sırasında söz konusu firmanın işçisi olan başvurucuların yakını C.Y. 15/4/2005 tarihinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmiştir.

A. İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2005/411 Esasa Kayden Yürütülen Tazminat Davası Süreci

8. Başvurucular 6/10/2005 tarihinde A. Şirketi, TEİAŞ, İ. Şirketi ve H.S. aleyhine maddi ve manevi tazminat ödenmesi talepli dava açmıştır. Başvurucular her biri için 30.000 TL olmak üzere toplam 90.000 TL manevi tazminat ile her biri 100 TL olmak üzere toplam 300 TL maddi tazminat ödenmesini talep etmiştir.

9. İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Mahkeme) 2005/411 esasına kayden yürütülen yargılamada başvurucular 29/11/2011 tarihli ıslah dilekçesiyle, yargılama sırasında temin edilen bilirkişi raporunda davalılardan yalnızca A. Şirketinin olayda kusuru bulunduğu tespit edildiğinden diğer davalılar bakımından ıslah hakları saklı kalmak üzere yalnızca davalı A. Şirketi bakımından maddi tazminat taleplerini ıslah ettiklerini bildirmiştir. Başvurucular maddi tazminat taleplerini başvurucu Aynur Yanık için 100 TL'den 131.105,76 TL'ye, başvurucu Hazer Yanık için 100 TL'den 6.756,64 TL'ye, başvurucu Soner Yanık için ise 100 TL'den 7.857,56 TL'ye çıkarmıştır.

10. Mahkeme, iş mahkemesi sıfatıyla verdiği 20/1/2012 tarihli kararla başvurucuların maddi ve manevi tazminat taleplerini davalı A. Şirketi bakımından kabul etmiş, davalılar TEİAŞ, İ. Şirketi ve H.S. bakımından ise reddetmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacı vekili davasını ıslah etmiş, ıslah harcını yatırmış, karşı tarafa tebliği yapılmıştır.

Yapılan yargılama sonunda taraf beyanları, toplanan deliller ve bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacılardan Aynur Yanık'ın eşi, Soner ve Hazer Yanık'ın babaları müteveffa [C.Y.nin] 15/04/2005 tarihinde [A.] Elek. İnş. Taahüt.Tic. ve San. Ltd. Şti. işçisi olarak çalışmakta iken iş kazası sonucu vefat ettiği, kazanın meydana geldiği yerde TEİAŞ Genel Müdürlüğü kendi mevzuatına uygun şekilde [A.] firmasına yer teslimi yaptıktan sonra hattın enerjisini kesmiş, bundan sonra TEİAŞ'nin görevinin hattın deplasesinde kullanılan malzemelerin kontrolörlüğü olduğundan TEİAŞ Genel Müdürlüğü ve çalışanı [H.S.ye] atfı mümkün kusur olmadığı, [İ.] A.Ş. resmi protokol ve sözleşmelerde işveren olmasına rağmen, işi anahtar teslimi olacak şekilde [A.] şirketine verdiği, bu durum üst - alt işveren ilişkisinin oluşmasını önlediğinden [İ.] A.Ş.ne atfı mümkün kusur olmadığı, [A.] firması TEİAŞ açısında teknik yeterliliğe sahip firma olduğu, o halde işin yapılması sırasında sadece işçi sağlığı ve iş güvenliğinden sorumlu ekip başlarının denetiminde işin her türlü mevzuata uygun şekilde yapılmasının sağlanması gerekirken firma çalışanların kendi insiyatifleriyle iş yaptıkları ve bunun sonucunda olayın meydana geldiği anlaşılmış, [A.] firmasının olayın meydana gelmesinde % 60 kusurlu olduğu, dosya içeriğine göre elektrik bilgisi olduğu anlaşılan ancak olay yerinde uygun malzeme kullanmaksızın eliyle toprak bağlantısı olmayan iletkeni havai hat iletkenine bağlayan [C.Y.nin] olayın meydana gelmesinde % 40 kusurlu olduğu, ... [C.Y.nin] 15/04/2005 olay tarihinde 40 yıl 4 ay 4 günlük olduğu, 40 yaşında kabul edilerek P.M.F. tablosuna göre bakiye ömrü 30 yıl olduğu, muhtemelen 70 yaşına kadar yaşıyacağı, ...Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarıyla kural olarak aktif çalışma yaşı sonu 60 olarak kabul edilmiştir. Müteveffanın aktif çalışma hayatının 60 yaşına kadar süreceğinin kabulü ile bakiye ömründe zarar gördüğü aktif hayat süresi 20 yıl ve pasif devresi 10 yıl olduğu, müteveffanın aylık kazancının 2.000,00 TL olduğu, iş kazası sonucu bağlanan gelirlerin peşin değerlerinin bildirildiği 15/08/2011 tarihli yazıda eş Aynur Yanık'ın 2011 tarihindeki yaşının 46 olduğu ve çocuklardan Soner'in 16/10/2008 diğer çocuk Hazer'in ise 16/06/2008 tarihinde gelirden çıktıkları, bu durumda eş Aynur Yanık kaza tarihi olan 15/04/2005 tarihinde 40 yaşında olduğu kabul edildiğinde, eş Aynur Yanık bakımından müteveffa kocasının aktif ve pasif devresi ile sınırlı olarak, çocukların doğum tarihleri bilinmediğinden zaruri olarak gelirden çıktıkları belirtilen tarihlere kadar müteveffanın desteğinden yoksun kaldıkları süreler eş Aynur Yanık için 20 yıl aktif 10 yıl pasif olmak üzere destekten yoksun kalma sebebiyle bakiye maddi zararı 131.105,76 TL,oğlu Soner 3 yıl destekten yoksun kalma sebebiyle bakiye maddi zararının 7.857,56 TL, oğlu Hazer 3 yıl destekten yoksun kalma sebebiyle bakiye maddi zararının 6.756,64 TL olduğuna dair hesap bilirkişi raporlarına itibar olunmuştur.

...

Davacının iş kazası sonucu vefat ettiği olayda itibar olunan 02.08.2010 tarihli son bilirkişi raporuna göre davalı[A.] Elek İnş Taahhüt Tic ve San Ltd Şti nın %60 kusurlu olduğu, müteveffa [C.Y.nin] %40 kusurlu olduğu, diğer davalıların kusurlarının bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Hesap bilirkişisinin hükme elverişli raporunda yapmış olduğu hesaplama ve tarafların belirlenen kusur oranları gözetildiğinde:

Davalı [S.] A.Ş [İ.] şubesi aleyhine açılan maddi-manevi tazminat istemli davanın davalının kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla REDDİNE, Davalı T.E.İ.A.Ş. aleyhine açılan maddi-manevi tazminat istemli davanın davalının kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla REDDİNE, Davalı [H.S.] aleyhine açılan maddi-manevi tazminat istemli davanın davalının kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla REDDİNE, Davalı [A.] Elekt. İnş. Taahhüt Tic. ve San. Ltd. Şti. aleyhine açılan maddi-manevi tazminat istemli dava yönünden, Davacı AYNUR YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KABULÜ İLE, 131.105,76 TL maddi tazminatın 100,00 TL lik kısmı için 15/07/2005 tarihi, 131.005,76 TL lik kısmının dava tarihi olan 06/10/2005 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı HAZER YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KABULÜ İLE, 6.756,64 TL maddi tazminatın 100,00 TL lik kısmı için 15/07/2005 tarihi, 6.656,64 TL lik kısmının dava tarihi olan 06/10/2005 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı SONER YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KABULÜ İLE, 7.857,56 TL maddi tazminatın 100,00 TL lik kısmı için 15/07/2005 tarihi, 7.757,56 TL lik kısmının dava tarihi olan 06/10/2005 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş olup;

...

Davacı AYNUR YANIK için talep olunan manevi tazminat isteminin KABULÜ İLE 30,000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi itibari ile 15/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı HAZER YANIK için talep olunan manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ İLE 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi itibari ile 15/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemelerinin REDDİNE, Davacı SONER YANIK için talep olunan manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ İLE 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi itibari ile 15/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemelerinin REDDİNE..."

11. Başvurucular temyiz dilekçesine ekli 30/9/2012 tarihli özel bilirkişi raporunu yargılama dosyasına sunmuştur. Bu raporda, A. Şirketinin olayın meydana gelmesinde %50, TEİAŞ'ın %15, yakınları C.Y.nin %35 oranında kusurlu olduğu, diğer iki davalının ise kusuru bulunmadığı tespitine yer verilmiştir.

12. Karar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (Yargıtay) 18/2/2013 tarihli kararıyla bozulmuştur. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, İnegöl organize sanayi bölgesinde kurulu bulunan davalı [S.][yani İ.] A.Ş'ye ait dokuma tesislerinin genişleme alanı içinde bulunan yüksek gerilim hattının deplasesinin gerektiği, davalı [S.] A.Ş ile TEİAŞ arasında yapılan bir protokol ile bu deplase işinin TEİAŞ'ın kontrolörlüğünde bir başka müteahhit firmaya yaptırılmasının kararlaştırıldığı, bu protokol kapsamında da davalı [S.] A.Ş'nin bir sözleşme ile işin diğer davalı [A.] Elk. İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti'ye verdiği, ölen sigortalının davalı [A.] Elk. İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti'nin işçisi olduğu ve kazalının bu deplase işi sırasında elektrik akımına kapılarak vefat ettiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, mahkemece davalı TEİAŞ bakımından meydana gelen iş kazasında kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile aleyhine açılan davaların reddine karar verilmişse de yukarıda açıklandığı üzere davaya konu kaza öncesinde davalı [S.] A.Ş ile TEİAŞ arasında yapılan protokol kapsamında TEİAŞ'ın yapılacak deplase işinde kontrolörlük görevinin bulunmasına göre davalı TEİAŞ'ın kusur durumunun hükme esas alınan 02.08.2010 tarihli kusur raporunda ilgili protokol kapsamında irdelenmemesi, ayrıca yüksek gerilim hatlarının deplasesi işinin esasında davalı TEİAŞ'ın asli işi olup bu işin diğer davalı [A.] Elk. İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti'ne yaptırılmasının da asıl işin devri niteliğinde olmasına göre davalı TEİAŞ'ın diğer davalı [A.] Elk. İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti'ni kusurundan sorumlu olacağı hususlarının göz ardı edilmesi doğru olmamıştır.

Yapılacak iş, öncelikle davalı TEİAŞ'ın davaya konu yüksek gerilim hatlarının deplasesi işinde diğer davalı [S.] A.Ş ile yaptığı protokol kapsamında kontrolörlük görevinin de olduğu hususu gözetilerek konusunda uzman bilirkişi heyetine olayı yeniden inceletmek, çıkacak neticeye göre de özellikle davalı TEİAŞ'ın asıl işveren olduğu hususu ile diğer tüm delilleri bir arada değerlendirerek yeniden bir karar vermekten ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

..."

B. Mahkemenin 2013/380 Esasa Kayden Yürüttüğü Tazminat Davası Süreci

13. Yargıtayın bozma kararı üzerine 2013/380 esasa kaydedilen yargılamada, dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi 11/11/2013 tarihli raporunda A. Şirketinin olayının meydana gelmesinde %50, TEİAŞ'ın %20, C.Y.nin ise %30 oranında kusurlu olduğunu bildirmiştir. Raporun ilgili kısmı şöyledir:

"...

OLAY: [İ.] Dokuma işletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş tarafından. 154 kV'luk Orhaneli-İnegöl-Keles enerji nakil hattı, TEİAŞ'dan yeterlilik almış [A.] İnş Tic. ve San. Ltd. Şti. unvanlı müteahhit firmaya iş sözleşme ile verilir. [A.] İnş Tic. ve San. Ltd. Şti. işvereni; [D.A.nın],11-25.04.2005 tarihleri arasında enerji kesilmesi yönündeki başvurusu neticesinde TEİAŞ'ca 13.04.2005 tarihinde gerekli enerji kesim işleminin yapılacağı, hattın açılarak topraklamanın yapılacağı belirtilmiştir. 15.04.2005 (Cuma) günü, işyerine gelen ekip başı [C.Y.] [başvurucuların yakını] ve ekibi, bir gün sonra işbaşı yapmaları yönündeki talimata karşın, sabah saat 09.00 sıralarında çalışmalara başlar. Malzemesi [A.] İnş Tic. ve San. Ltd. Şti. tarafından temin edilerek işyerine getirilen CP3 diye anılan galvaniz direk demirleri [C.Y.] ve ekibince yerinde monte edilmeye başlanır. 5 metre yüksekliğindeki ilk dikmenin tamamlanıp çaprazların atılmasından sonra, ikinci dikmelere geçilir. İnşa edilmekte olan direğin sağ ve sol tarafından; gerilim altında olmayan, 154 kV' luk, çift devreli, YG hat telleri geçmektedir. [C.Y.], YG hattında indüksiyon adı verilen gerilimin yüklü olması ihtimaline binaen, hattı topraklamaya çalışır. Bunun için direkle bağlantısını yapmadığı 2 metre uzunluğundaki izolesiz kabloyu 795 MCM diye bilinen hat teline atar ve indüksiyon gerilimine kapılarak saat 16.00 sıraları yaklaşık 10 metre yükseklikten aşağı düşerek kazaya uğrar ve vefat eder.

...

SAPTANAN HUSUSLAR:

1- [İ.] Dokuma işletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin arazisi üzerine, yeni kurulacak tesisin inşasına engel alan, 154 kV'luk Orhaneli-İnegöl-Keles elektrik iletim hattı 115 nolu direğin demontajının yapılarak, hattın yeni güzergahına alınması işi (direğin deplase işi) [İ.] Dokuma İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş.nin talebi üzerine yapılmaktadır. 30.03.2005 tarihinde imzalanmış Protokolün 6 numaralı alt bölümünde [İ.] firması tarafından yapılacak işler, 7 numaralı alt bölümünde ise TEİAŞ'ca yapılacak işlerin belirtildiği, [İ.] firması tarafından TEİAŞ'ın yeterlilik verdiği firmalardan birisine verilen deplase işinin yaptırılan projesinin TEİAŞ'ca uygun bulunmasının sonrasında gerekli yer teslim işleminin müteahhit firmaya yapılarak, kontrollük hizmetlerini devreye sokacağı, TEİAŞ'ın kontrolörünün hat bakım ustası [H.S.] olduğu tespit edilmiştir.

2- [C.Y.nin], [A.] İnş Tic. ve San. Ltd. Şti.de 15.04.2005 tarihinde hat monitörü olarak çalıştığı, herhangi bir sertifikasının bulunmadığı, tespit edilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği eğitimi almamıştır.

...

4- [C.Y.ye] yerden 10 metre yükseklikte yaptığı çalışma sırasında kendisini emniyete alacak güvenlik kemerinin verilmediği ve kullandırılmadığı, gerekli gözetim, denetim ve uyarının yapılmadığı tespit edilmiştir.

5- [C.Y.], [A.] İnş Tic. ve San. Ltd. Şti. tarafından verilen talimata uymayıp, ekibi ile 15.04.2005 günü işbaşı yapmıştır. [C.Y.nin] indüksiyon gerilimi ile yüklü bulunan hattı, 2 metre uzunluklu izolesiz tel ile topraklamak için, iletkeni önce hatla ilişkilendirip sonra direğe bağlamak isterken, indüksiyon gerilimin bedenine geçmesine neden olup devrenin tamamlanarak gerilim altında kalıp 10 metre yükseklikten düştüğü tespit edilmiştir.

6- ... 10.02.2006 tarihli..., ceza davası için verilen raporda, [A.] İnş Tic. ve San. Ltd. Şti. işvereni [D.A.] 4/8 (sekizde dört), TEİAŞ Kontrolörü [H.S.] 1/8 (sekizde bir), kazalı [C.Y.] 3/8 (sekizde üç) oranında kusurlu bulunmuştur.

...

8- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş Müfettişi... tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen İnceleme raporunda, kazanın oluşumunda [A.] İnş Tic. ve San. Ltd. Şti.nin işvereni [D.A.nın] %50 müteveffa işçi [C.Y.nin] %35 ve TEİAŞ 2. İletim Tesis ve işletme Grup Müdürlüğüne Kontrolörlük Teşkilatının da gerekli önlemleri almadığı için %15 oranında kusurlu bulunduklarının belirtilmiş olduğu,

9- Yapılan çalışmada TEİAŞ yetkililerinin gözetim ve denetimi olsa da bunun işin güvenle yapılması boyutuna çekilememiş olduğu ve [A.] İnş Tic. ve San. Ltd. Şti. çalışanların güven içinde gerilimsiz bir hat üzerinde montaj işlerini sürdürebilecekleri şartların oluşturulmadığı tespit edilmiştir.

...

Kazanın meydana geldiği hattın, enerjisinin kesilmesi ile yetinilmeyip, kesici ve ayırıcıların açık konuma getirilip bu durumun korunması ve de hattın topraklamasının takibi de şarttır. Bu işlemler TEİAŞ yetkililerinin görevidir. Deplase edilecek olan enerji nakil hattı ile ilgili çalışmaları yüklenen [A.] İnş Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin çalışanlarının demontaj ve montaj işlemlerini yaparken hattın enerji yokluğunun sağlanması TEİAŞ yetkililerinin görevidir. Çalışma yapılacak olan hattın mutlaka her iki yanındaki kesicilerinin ve ayırıcılarının açılıp hattın enerjisiz kalması istenen hattın besleme noktasından ayrı kalacak şekilde ayrılmış olması gerekir. Bununla da yetinilmeyip devamında da topraklı ayırıcılar vasıtasıyla hat topraklanır. Böylece birikmiş olan akım da toprağa verilmiş olur.

Başka bir anlatımla, 154 kV ENH topraklı kesiciler ve ayırıcılar devreyi ayırdığı gibi her iki yönden de topraklanır. Önce kesiciler, daha sonra da ayırıcılar açılır, en sonunda da topraklama ayırıcıları kapatılarak 30 km. uzunluğundaki hat emniyete alınır. Bu kadar uzun bir hattın iletkenlerinin kondansatör gibi davranacağı sebebiyle, topraklama ayırıcıları kapatılmış olsa bile havai hat tüfeği ile lokal kısa devre topraklaması da gerçekleştirilmedir.

Davalılardan TEİAŞ bunları tam olarak yapamadığından hattaki gerilim [C.Y.nin] ölümüne sebep olmuştur. Bu tür enerji nakil hatlarında çalışma yapılacağı zaman öncelikle enerjinin kesilip kesici ve ayırıcıların bu çalışma süresindeki bu durumunu muhafaza edecek tedbirlerin alınması şarttır, iş süresince çalışanların tehlikeyle karşılaşabilecekleri hiç bir devre açıp kapama işleminin yapılmaması sağlanmalıdır.

..."

14. Bu rapor sonrasında hesap bilirkişince de hazırlanan tazminat miktarları dolayısıyla başvurucular 30/5/2014 tarihinde ek dava açmış; bu davada davalı TEİAŞ yönünden başvurucu Aynur Yanık için 309.917,12 TL, başvurucu Hazer Yanık için 7.217,39 TL, başvurucu Soner Yanık için 8.386,86 TL'nin TEİAŞ ve diğer davalıdan müştereken tahsilini; davalı A. Şirketi yönünden ise başvurucu Aynur Yanık için 178.911,36 TL, başvurucu Hazer Yanık için 560,75 TL, başvurucu Soner Yanık için 540,17 TL maddi tazminatın A. Şirketi ve diğer davalıdan müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Söz konusu dava 2013/380 esasa kayden yürütülen dava ile birleştirilmiştir.

15. Mahkeme 10/7/2014 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Yapılan yargılama sonunda taraf beyanları, toplanan deliller ve bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde,... iş kazası olduğu kasıt unsurunun bulunmadığı, kazalı [C.Y.ye] gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermeyen, Kuvvetli Akım Tesislerinde Yüksek Gerilim Altında Çalışma İzin Belgesi almayan, direkte çalışma sırasında emniyet kemeri baret verip kullandırmayan, gerekli gözetim, denetim ve uyarıyı yapmayan işveren [A.] İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. Nin iş kazası olayının meydana gelmesinde % 50 oranında kusurlu olduğu, güven içinde de gerilimsiz bir hat üzerinde montaj islerini sürdürebilecekleri şartların oluşturulmayan ve kontrolü yapmayan TEİAŞ Genel Müdürlüğünün iş kazası olayının meydana gelmesinde % 20 oranında kusurlu olduğu, topraklama iletkenin toprakla ilişkilendirmeden havai hatla ilişkilendiren gerekli dikkat ve özeni göstermeyen kazalı [C.Y.nin] iş kazası olayının meydana gelmesinde % 30 oranında kusurlu olduğu, [İ.] Dokuma İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. nin arazisi üzerine, yeni kurulacak tesisin inşasına engel olan, 154 kv.luk Orhaneli - İnegöl - Keles elektrik iletim hattı 115 nolu direğin demontajının yapılarak hattın yeni güzergahına alınması işini TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilmiş [A.] İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti.ne anahtar teslim olarak veren [İ.] Dokuma İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş. nin iş kazası olayının meydana gelmesinde kusurlu olmadığı, müteveffa [C.Y.nin] 15/04/2005 olay tarihinde 40 yıl 4 ay 4 günlük olduğu, 40 yaşında kabul edilerek... muhtemelen 70 yaşına kadar yaşıyacağı,... aktif çalışma yaşı sonu 60 olarak kabul edilmiştir... eş Aynur Yanık' ın 2011 tarihindeki yaşının 46 olduğu ve çocuklardan Soner' in 16/10/2008 diğer çocuk Hazer' in ise 16/06/2008 tarihinde gelirden çıktıkları, bu durumda eş Aynur Yanık kaza tarihi olan 15/04/2005 tarihinde 40 yaşında olduğu kabul edildiğinde, eş Aynur Yanık bakımından müteveffa kocasının aktif ve pasif devresi ile sınırlı olarak, çocukların doğum tarihleri bilinmediğinden zaruri olarak gelirden çıktıkları belirtilen tarihlere kadar müteveffanın desteğinden yoksun kaldıkları süreler eş Aynur Yanık için 20 yıl aktif 10 yıl pasif olmak üzere destekten yoksun kalma sebebiyle bakiye maddi zararı 310.017,12 TL, oğlu Soner 3 yıl destekten yoksun kalma sebebiyle bakiye maddi zararının 8.486,86 TL, oğlu Hazer 3 yıl destekten yoksun kalma sebebiyle bakiye maddi zararının 7.317,39 TL olduğuna dair hesap bilirkişi raporlarına itibar olunmuştur.

...

Davacının iş kazası sonucu vefat ettiği olayda itibar olunan 11.11.2013 tarihli son bilirkişi raporuna göre davalı[A.] Elek İnş Taahhüt Tic ve San Ltd Şti nın % 50 kusurlu olduğu, TEİAŞ Genel Müdürlüğünün % 20 oranında kusurlu olduğu, müteveffa [C.Y.nin] % 30 kusurlu olduğu, diğer davalıların kusurlarının bulunmadığı dosya içeriğindenanlaşılmaktadır.

...

Mahkememizce davacılar tarafından açılan asıl dava, dava dosyası içerisindeki ıslah dilekçesi ve birleşen dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde, 10/07/2014 tarihli kısa karar hükmünün sehven asıl dava dosyasında bozma ilamından önce sunulan ıslah dilekçesinin davalılardan Bursa TEİAŞ 2. İletim Tesis ve İşletme Grup Müdürlüğü açısından da sunulduğu ve ıslah olunduğu şeklinde değerlendirilerek dilekçede davalı TEİAŞ yönünden ıslah talebi ve talep arttırımı bulunmamasına ve bu hususun açık olmasına rağmen bu duruma aykırı şekilde sehven değerlendirme yapılarak gerek asıl dava dosyası gerekse birleştirilen dava dosyası yönünden karar verildiği, her ne kadar toplamda davalıların sorumlulukları değişmeyecek olsada hem asıl dava hem de birleşen dava dosyası bakımından içerikleri ile bağdaşmayan bu açık maddi hatanın düzeltilmesi gerektiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.

...

I-MAHKEMEMİZDE AÇILAN İŞ BU 2013/380 E SAYILI ASIL DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN ;

...

C) DAVALI [A.] ELEKT. İNŞ. TAAHHÜT. TİC. VE SAN. LTD.ŞTİ. VE DAVALI T.E.İ.A.Ş. ALEYHİNE AÇILAN MADDİ-MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLİ DAVA YÖNÜNDEN;

1.Davacı AYNUR YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KABULÜ ile 131.105,76 TL maddi tazminatın...

2. Davacı HAZER YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KABULÜ ile 6.756,64 TL maddi tazminatın...

3. Davacı SONER YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KABULÜ ile 7.857,56 TL maddi tazminatın... davalılar [A.] Elekt. İnş. Taahhüt. Tic. ve San.Ltd.Şti. ve davalı T.E.İ.A.Ş.dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine

4. Davacı AYNUR YANIK için talep olunan manevi tazminat isteminin KABULÜ İLE 30,000,00 TL manevi tazminatın...

5. Davacı HAZER YANIK için talep olunan manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ İLE 15.000,00 TL manevi tazminatın...

6. Davacı SONER YANIK için talep olunan manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ İLE 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi itibari ile 15/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar [A.] Elekt. İnş. Taahhüt Tic. ve San. Ltd. Şti. ve Davalı T.E.İ.A.Ş. dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemelerinin REDDİNE,

II-MAHKEMEMİZDE AÇILAN 2014/384 E... SAYILI BİRLEŞTİRİLEN DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN;

1. Davacı AYNUR YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KABULÜ İLE, 309.917,12 TL maddi tazminatın...

2. Davacı HAZER YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KABULÜ İLE, 7.217,39 TL maddi tazminatın...

3. Davacı SONER YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KABULÜ İLE 8.386,86 TL maddi tazminatın... davalılar [A.] Elekt. İnş. Taahhüt. Tic. ve San. Ltd. Şti. ve davalı T.E.İ.A.Ş.dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,..."

16. Karar, Yargıtayın 16/10/2014 tarihli kararıyla, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında başvurucular yararına hükmedilen maddi tazminat tutarları açısından çelişki bulunması nedeniyle bozulmuştur.

C. Mahkemenin 2014/656 Esasa Kayden Yürüttüğü Tazminat Davası Süreci

17. Yargıtayın bozma kararı üzerine 2014/656 esasa kaydedilen yargılamada, Mahkemenin 24/3/2015 tarihli kararıyla bozma kararı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

18. Karar, Yargıtayın 22/6/2015 tarihli kararıyla bozulmuştur. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"...

İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle sigortalının maddi tazminatının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Öte yandan, gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.

...

Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olayda; davacı kazalının vasıflı bir işçi olduğu (Hat Monitörü) tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Vasıflı bir işçinin asgari ücretle veya asgari ücretin biraz üzerindeki ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği de açıktır. Bu nedenle Yerel Mahkemece, davacının asgari ücretin üzerinde bir ücret ile çalışacağının kabulü ile neticeye varılması isabetli olmakla birlikte kazalının ücreti noktasında ayrıntılı araştırma yapmadan yalnızca davacılar beyanı ve birtakım tanık anlatımlarına göre asgari ücretin yaklaşık 5,71 katı civarında bir ücretle çalıştığının kabulü doğru olmamıştır.

Bunun yanında davacılar vekili Dairemizin 18.02.2013 tarihli bozma kararı öncesinde temyiz dilekçesine ekli olarak özel kusur bilirkişisi raporu dosyaya sunmuş olup iş güvenlik uzmanı... tarafından düzenlenen 30.09.2012 tarihli bu rapor kapsamına göre... davacılar murisi kazalının yargılama konusu olayda %35 oranında kusurlu olduğunun belirtilmesi karşısında kazalı işçinin kusur oranı noktasında davacılarca %35'lik oran kabul edilmiş olup Mahkemece kazalının %30 kusurlu olduğu kabulüne göre maddi tazminatın hesap edilmesi davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlalidir. Zira yukarıda da değinildiği üzere usuli kazanılmış hak anlam itibariyle; bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. İşbu davada da davacı yanlarca müteveffa kazalının %35 oranındaki kusurunun kabul edilmesine göre bu noktada davalılar yararına usuli kazanılmış hakkın oluşacağı ve artık kazalı işçi için bu oranın altındaki bir kusurun maddi tazminat davasına esas alınamayacağı açıktır.

Son olarak ise; davacılar vekilinin 29.11.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile2013/380 esas sayılı asıl davada hüküm altına alınmasını istediği tazminatların yalnızca davalı [A.] Elekt. İnş. Taahhüt. Tic. ve San. Ltd. Şti.'den ve dava tarihinden işleyecek yasal faiz ile tahsilini talep ettiğinin anlaşılmasına göre 2013/380 esas sayılı asıl davada hüküm altına alınan manevi tazminatların davalı [A.] Elekt. İnş. Taahhüt. Tic. ve San. Ltd. Şti. yanında T.E.İ.A.Ş.tan da tahsiline karar verilmesi ile yine manevi tazminat davası bakımından dava tarihi yerine kaza tarihinden faize karar verilmesi H.M.K.'nın 26. maddesinde ifadesini bulan talebin aşılmasıdır.

Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Yapılacak iş, davacıların maddi tazminat istemi bakımından, hat monitörü olarak çalışan tecrübeli bir işçinin ücreti noktasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile davacılar murisinin yaptığı işe uygun başkaca meslek odalarından (elektrikçiler odası vs.) bilinen devrede kazalı sigortalının alabileceği ücretleri sormak, yine aynı veya başkaca iş yerlerinde çalışıp emsal işi yapanların ücretlerini araştırmak, böylelikle kazalı işçinin gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirleyerek belirlenen bu ücrete göre davacı hak sahiplerinin maddi zararını yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere kazalının %35 oranında müterafik kusurlu olduğu kabulüne göre yeniden hesaplatmak, manevi tazminat davası bakımından ise yine yukarıda açıklanan gerekçelerle davacıların talebini aşmayacak biçimde bir karar vermekten ibarettir.

..."

D. Mahkemenin 2015/370 Esasa Kayden Yürüttüğü Tazminat Davası Süreci

19. Yargıtayın bozma kararı üzerine 2015/370 esasa kaydedilen yargılamada, Yargıtayın bozma kararı doğrultusunda Mahkeme tarafından gerekli araştırmalar yapılarak ve 1/7/2016 tarihli kararla yeni tazminat miktarları belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"...

16. Davacının iş kazası sonucu vefat ettiği olayda itibar olunan 11.11.2013 tarihli son bilirkişi raporuna göre davalı [A.] ELEK İNŞ TAAHHÜT TİC VE SAN LTD ŞTİ nın % 50kusurlu olduğu, TEİAŞ Genel Müdürlüğünün %20 oranında kusurlu olduğu, MÜTEVEFFA [C.Y.nin] % 30 kusurlu olduğu, diğer davalıların kusurlarının bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

...

32. Bilirkişi raporunda, asgari ücrete, iddia edilen ücrete ve asgari ücretin 2,5 katına göre, Yargıtay ilamında belirtildiği şekilde usuli kazanılmış hakkın yansıması kusur oranına göre hesaplamalar yapmıştır.

33. Dosya içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bozma öncesi iddia edilen ücret üzerinden yapılan hesaplamanın Yargıtay tarafından yerinde görülmeyip çok görülmesi nedeniyle dosyanın bozulması, mahkememizce bozmaya uyulması ve bu nedenle bozma kapsamında karar vermenin gerekmesi, Yargıtay ilamında belirtildiği şekilde usuli kazanılmış hakkın yansıması kusur oranı göz önüne alınarak, asgari ücretin 2,5 katı olarak yapılan hesaplamanın dosya kapsamına, bozma ilamına, davacının kıdemi/yaptığı işin niteliği de düşünülerek uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Yargıtay bozma ilamının diğer hususları da yerine getirilerek, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Ayrıca, birleştirilen dosyaların sadece tahkikat aşamalarının müşterek olması, hükümlerin ayrı ayrı verilmesi gerekliliği karşısında mahkememizce ayrı ayrı hüküm kurulmuştur. Yargıtay ilamları bu yöndedir.

...

I- ASIL DAVA YÖNÜNDEN (MAHKEMEMİZDE AÇILAN 2013/380 E SAYILI ASIL DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN) ;

A) Davalı [S.] A.Ş [İ.] şubesi aleyhine açılan maddi-manevi tazminat istemli davanın davalının kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla REDDİNE,

B) Davalı [H.S.] aleyhine açılan maddi-manevi tazminat istemli davanın davalının kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla REDDİNE,

C) DAVALI [A.] ELEKT. İNŞ. TAAHHÜT. TİC. VE SAN. LTD. ŞTİ. ALEYHİNE AÇILAN MADDİ-MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLİ DAVA YÖNÜNDEN;

1-Davacı AYNUR YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KABULÜ ile 131.105,76 TL maddi tazminatın; dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte [A.] ELEKT. İNŞ. TAAHHÜT. TİC. VE SAN. LTD. ŞTİ. den alınarak davacıya verilmesine,

2- Davacı HAZER YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile 2.880,00 TL maddi tazminatın [A.] ELEKT. İNŞ. TAAHHÜT. TİC. VE SAN. LTD. ŞTİ. den alınarak davacıya verilmesine,

3- Davacı SONER YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile 3.382,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte [A.] ELEKT. İNŞ. TAAHHÜT. TİC. VE SAN. LTD. ŞTİ. den alınarak davacıya verilmesine,

4- Davacı AYNUR YANIK için talep olunan manevi tazminat isteminin KABULÜ İLE 30,000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı [A.] Elekt. İnş. Taahhüt Tic. ve San. Ltd. Şti. dan alınarak davacıya verilmesine,

5- Davacı HAZER YANIK için talep olunan manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ İLE 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı [A.] Elekt. İnş. Taahhüt Tic. ve San. Ltd. Şti. dan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemelerinin REDDİNE,

6- Davacı SONER YANIK için talep olunan manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ İLE 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı [A.] Elekt. İnş. Taahhüt Tic. ve San. Ltd. Şti. den alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemelerinin REDDİNE,

...

II-BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN (MAHKEMEMİZDE AÇILAN 2014/384 E... SAYILI BİRLEŞTİRİLEN DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN);

1- Davacı AYNUR YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ İLE, 204.405,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 15/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar [A.] Elekt. İnş. Taahhüt. Tic. ve San. Ltd. Şti. ve davalı T.E.İ.A.Ş.dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı [A.] Elekt. İnş. Taahhüt. Tic. ve San. Ltd. Şti. yönünden yukarıda belirtilen hükümle verilen maddi tazminat miktarında tahsilde tekerrür edilmemesine,

2- Davacı HAZER YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KABULÜ İLE, 2.880,00 TL. maddi tazminatın kaza tarihi olan 15/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar [A.] Elekt. İnş. Taahhüt. Tic. ve San. Ltd. Şti. ve davalı T.E.İ.A.Ş.dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,...

3- Davacı SONER YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KABULÜ İLE 3.382,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 15/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar [A.] Elekt. İnş. Taahhüt. Tic. ve San. Ltd. Şti. ve davalı T.E.İ.A.Ş.dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,..."

20. Yargıtay tarafından 9/4/2018 tarihli kararla, söz konusu hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Bu açıklamalar ışığında somut olayda asıl davada davacı çocuk Hazer Yanık lehine takdir edilen manevi tazminata taleple bağlı olarak dava tarihinden faize hükmedilmiş iken; maddi tazminat istemine dava tarihinden faize hükmedilmemesi doğru olmamıştır.

...

Bu açıklamalar ışığında somut olayda birleşen davada davalılar lehine takdir edilen vekalet ücretinin hangi davalılar lehine takdir edildiğinin hüküm fıkrasından açık bir şekilde anlaşılamaması ve hükmün infazında tereddütte mahal bırakacak şekilde hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Mahkemece, yukarıda belirtilen maddi ve hukuksal olgular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

...

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından hüküm bozulmamalı HMK 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.

...

Hüküm fıkrasının ASIL DAVA İLE İLGİLİ C bendinin 2. fıkrasının silinerek yerine;

'2- Davacı HAZER YANIK için talep olunan maddi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile 2.880,00 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte [A.] Elekt. İnş. Taahhüt. Tic. Ve San. Ltd. Şti.nden alınarak davacıya verilmesine,' rakam ve sözcüklerinin yazılmak suretiyle,

Hüküm fıkrasının BİRLEŞEN DAVA İLE İLGİLİ9. bendinin silinerek yerine;

'9- Davalı [A.] Elekt. İnş. Taahhüt. Tic. ve San. Ltd. Şti. ve T.E.İ.A.Ş. kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden AAÜT m. 3/2 de dikkate alınarak; 11.938,35 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar [A.] Elekt. İnş. Taahhüt. Tic. ve San. Ltd. Şti. ve davalı T.E.İ.A.Ş.’a verilmesine, asıl davada verilen hüküm dikkate alınarak, 1.800,00 TL vekalet ücreti bölümü hakkında davalı [A.] Elekt. İnş. Taahhüt. Tic. Ve San. Ltd. Şti. bakımından tahsilde tekerrür edilmemesine,' rakam ve sözcüklerinin yazılmak suretiyle, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA,..."

21. Başvurucular söz konusu kararı 2/7/2018 tarihinde öğrendiklerini bildirmiş olup bireysel başvuru 23/7/2018 tarihinde yapılmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 7/4/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

23. Başvurucular, yakınlarının ölümüne neden olan enerji nakil hattı deplase işinin çok tehlikeli iş sınıfından olmasına rağmen TEİAŞ tarafından iş sağlığı ve güvenliğine dair gerekli önlemlerin alınmadığını ve denetimin yapılmadığını, önlem alınmış olsaydı yakınlarının hayatını kaybetmeyeceğini, açtıkları tazminat davasında hükmedilen tazminat miktarlarının yetersiz olduğunu, caydırıcılığı bulunmadığını belirterek yaşam ile maddi ve manevi varlığın korunması haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

24. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

 “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

25. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

 “Devletin temel amaç ve görevleri, ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özünü kamu makamları tarafından gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle ölüm olayının meydana geldiği ve olaya dair yargılama neticesinde hükmedilen tazminat miktarının düşük ve caydırıcılıktan uzak olduğu, dolayısıyla mağduriyetlerinin giderilmediği hususları oluşturmaktadır. Bu nedenle başvurucuların bir diğer hakla da bağlantı kurarak ileri sürdükleri iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının koruma yükümlülüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Genel İlkeler

27. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olaylarda başvurucular, müteveffanın eşi ve çocuklarıdır. Bu nedenle başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

28. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

29. Anayasa Mahkemesi açısından idari makamlar ve derece mahkemeleri tarafından başvurucular lehine bir tedbir ya da kararın alınması suretiyle ihlalin tespit edilmesi, verilen karar ile bu ihlalin uygun ve yeterli biçimde giderilmesi hâlinde ilgili tarafın artık mağdur olduğu ileri sürülemeyecektir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 83).

30. Mağduriyetin giderilmesi, özellikle ihlal edildiği ileri sürülen hakkın niteliği ve ihlali tespit eden kararın gerekçesi ile bu kararın ardından ilgili açısından uğradığı zararların devam edip etmediğine bağlıdır. Başvuruculara sunulan telafi imkânının uygun ve yeterli olup olmadığı kararı, söz konusu anayasal temel hak ve özgürlüğün ihlalinin niteliği gözönünde bulundurularak dava koşullarının tamamının değerlendirilmesi sonucunda verilebilecektir. Bu çerçevede bir başvurucunun mağdur sıfatı, Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet ettiği durum için aynı zamanda idari veya yargısal bir kararla kendisine ödenmesine karar verilen tazminata da bağlı olabilecektir (Sadık Koçak ve diğerleri, § 84).

31. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı bağlamında mağduriyetin giderilip giderilmediğinin tespiti açısından kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olayları ile ihmal sonucu meydana gelen ölüm olayları arasında bir ayrım yapmak gerekir (Mehmet Aydoğan ve Nufer Aydoğan, B. No: 2013/3775, 14/4/2016, § 55).

32. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin davalarda Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin ölümcül saldırı durumunda sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda yürütülen idari ve hukuki soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

33.Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük, her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

34. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölüm olaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakeme hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçların farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri göz ardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda -bireyler kendi inisiyatifleriyle ne gibi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsunlar- insanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması Anayasa'nın 17. maddesinin ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 60).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

35. Somut başvuruda kamu makamının ihmali nedeniyle meydana gelen ölüm olayı bakımından devletin etkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğünün hangi yargısal yolla yerine getirilmiş sayılacağının tespiti için öncelikle yüksek gerilim hattının deplasesi işinin kamu hizmeti niteliğinde olduğu ve kişilerin yaşamı ile vücut bütünlüğü bakımından riskler içermesi sebebiyle bilirkişi raporlarında da ifade edildiği üzere çok tehlikeli faaliyet kapsamında kaldığı belirtilmelidir. Bu durumda kamu makamlarının -devletin yaşamı koruma yükümlülüğü kapsamında- yüksek gerilim hattının deplasesi işinin yerine getirilmesinde gerekli güvenlik tedbirlerini alması, ölüm ve yaralanma olaylarının önüne geçmek için makul ölçüler çerçevesinde gerekenleri yapması bir zorunluluktur.

36. Mevcut başvuruda olayın gerçekleşmesinde ilgili kamu makamının belli bir oranda ihmale dayalı kusuru olduğu derece mahkemesi kararıyla kabul edilmiştir. Başvurucuların iddiası da ölüm olayının kamu makamının ihmali nedeniyle gerçekleştiği yönündedir.

37. Olay hakkında bir ceza soruşturması yürütüldüğüne dair dosya kapsamında birtakım bilgiler bulunsa da (bkz. § 13) söz konusu ceza soruşturmasının ayrıntılarına dair başvurucular tarafından sunulan herhangi bir bilgi ya da belge bulunmadığı gibi başvurucuların ceza soruşturmasına dair bir şikâyetleri bulunmamaktadır.

38. Başvurucuların iddiaları kamu makamının yeterli önlemi almaması nedeniyle ölüm olayının gerçekleştiği ile dava neticesinde uygun ve yeterli tazminatlara karar verilmemesi nedeniyle mağduriyetlerinin giderilmediği ile sınırlıdır. C.Y.nin yaşı ve olayın gerçekleşmesinde kısmi kusuru bulunduğu da dikkate alındığında somut olayın kendine özgü koşullarında tazminat davası yolunun başvurucuların yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarını karara bağlayabilme ve bunun için uygun bir giderim sunabilme bakımından yeterli bir telafi sağlayabileceği değerlendirilmiştir.

39. Yaşam hakkının ihlal edildiği şikâyetinin bulunduğu tazminat ve tam yargı davalarında derece mahkemelerinin Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği özende bir inceleme yapma yükümlülüğü bulunmakla birlikte söz konusu özen yükümlülüğünün yaşam hakkı ile ilgili her davada mutlaka mağdurlar lehine bir sonuca varılmasını garanti altına aldığı anlamına gelmediğini ayrıca belirtmek gerekir. Anayasa Mahkemesinin bu konudaki görevi, derece mahkemelerinin belirli bir sonuca varırken Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği dikkatli incelemeyi yapıp yapmadığını ya da ne ölçüde yaptığını incelemektir (Aysun Okumuş ve Aytekin Okumuş, B. No: 2013/4086, 20/4/2016, § 73).

40. Görülen yargılamada olay mahallinde keşif yapılmış, ölüm olayı ve dava konusu yapılan hususlara ilişkin yeterli uzmanlığı bulunan bilirkişilerden olayda sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların tespiti ile kusur durumları bakımından çeşitli raporlar temin edilmiştir. Temin edilen raporlar arasından Mahkemece nihai olarak itibar edilen raporda, olayın gerçekleşmesinde A. Şirketinin %50, TEİAŞ'ın %20, müteveffanın ise %30 oranında kusurlu olduğu gerekçeleri belirtilmek suretiyle tespit edilmiştir. Neticede olayın gerçekleşmesinde ilgili kamu makamının belli bir oranda ihmale dayalı kusuru olduğu derece mahkemesi kararıyla kabul edilmiştir.

41. Sonrasında Mahkeme, Yargıtayın bozma kararı doğrultusunda emsal ücret araştırması da dâhil gerekli araştırmaları yaparak destekten yoksun kalma tazminat miktarlarının belirlenmesine ilişkin destekten yoksun kalma zararlarının hesaplandığı bilirkişi raporu uyarınca belirlenen maddi tazminat miktarları ile takdir ettiği manevi tazminat miktarlarına hükmetmiştir.

42. Bu itibarla derece mahkemesi tarafından kamu makamının kısmi kusuru nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş, uzman bilirkişi marifetiyle tespit edilen ve hesaplama yönteminin yeterliliğinden kuşkuya düşülmesini haklı gösterecek somut hiçbir bilgi ve belgeye rastlanmayan miktarda maddi tazminatlara ve açık bir keyfîlik içerdiği söylenemeyen manevi tazminat miktarlarına hükmedilmiştir.

43. Başvurucuların yargılama dosyasına sundukları özel bilirkişi raporunda dahi TEİAŞ'ın %15, yakınları C.Y.nin ise %35 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği de gözetildiğinde davanın koşullarına göre belirlenen tazminat miktarları ile başvurucuların uğradığı zararlar arasında açık bir orantısızlık bulunmadığı değerlendirilmiştir.

44. Bu durumda başvuru konusu olayda, başvurucuların yaşam hakkına ilişkin şikâyetleri açısından ihlal tespit edilerek makul bir tazminatlara hükmedilmiş olup bu nedenle başvurucuların mağdur sıfatı ortadan kalkmış bulunmaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkı yönünden başvurucuların mağdur sıfatının kalktığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

46. Başvurucular, olaylarla ilgili olarak açtıkları tazminat davasının makul sürede sonuçlandırılmadığını ileri sürmüştür.

47. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

48. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

49. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 26-36).

50. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 33-36). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

51. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 7/4/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim Birinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(Aynur Yanık ve diğerleri, B. No: 2018/21411, 7/4/2021, § …)
   
Başvuru Adı AYNUR YANIK VE DİĞERLERİ
Başvuru No 2018/21411
Başvuru Tarihi 23/7/2018
Karar Tarihi 7/4/2021

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, kamu makamları gerekli önlemleri almadığı için gerçekleşen iş kazası sonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve olaya ilişkin olarak açılan tazminat davasında yetersiz tazminata hükmedilmesi nedenleriyle yaşam hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Yaşam hakkı Kamu görevlisinin ihmali sonucu öldürülme, ağır yaralanma (genel) Kişi Bakımından Yetkisizlik
Adil yargılanma hakkı (Hukuk) Makul sürede yargılanma hakkı (hukuk) Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi