logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Emre Sakarya, B. No: 2018/2743, 19/11/2020, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

EMRE SAKARYA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/2743)

 

Karar Tarihi: 19/11/2020

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

M. Emin KUZ

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Abdullah UÇAR

Başvurucu

:

Emre SAKARYA

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/1/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca 24/12/2019 tarihinde tutuklamanın hukuki olmadığı ve tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ve tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Başvurucu, teğmen rütbesiyle sözleşmeli subay olarak görev yapmaktayken darbe teşebbüsüne yönelik soruşturmalar kapsamında 21/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

11. Başvurucu 23/7/2016 tarihinde kolluk görevlilerine ifade vermiştir. İfade alma işlemi sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...15.07.2016 günü yukarıda adresini vermiş olduğum işyerime mesai başlangıcında geldim ve mesai bitimine kadar görev yaptım. Mesai bitimi ... yerde bulunan, bekâr evime geldim. Bu evde meslektaşım ve devrem olan Teğmen R.C. ile birlikte kalmaktayız. Ben eve geldikten sonra bir müddet dinlendim. Saat 22.30 sıralarında bölük olarak kullandığımız WahtsAppta Muhabere 2015 grubuna Bölük Komutan Vekilimiz olan Muhabere Üsteğmen E.Ç. mesaj attı. Bu mesajda kendisi Tabur Komutanının emri olduğunu söyleyerek acil olarak mesaiye gelmemizi söylüyordu. Bir müddet sonra E.Ç. üsteğmen beni telefonla arayarak geliyormusun diye sordu. Bende bunun üzerine hazırlanarak ev arkadaşım olan Teğmen R.C. ile birlikte kendisine ait Wolkswagen Jetta marka gri renkli arabası ile, işyerine gittik. Tabura girdiğimizde savaş uçaklarının seslerini duydum. Tabura geldiğimizde saat 22.45 civarıydı. Koğuşlar bölgesine giderken Üsteğmen E.Ç. ile karşılaştım ve bize koğuşa çıkarak beklememizi söyledi. Bizde koğuşa çıkarak bekledik. Daha sonra Üsteğmen E.Ç. yanımıza gelerek kamuflaj elbiselerimizi giymemizi söyledi. Bir müddet sonra Tabur Komutanı olan Kurmay Yarbay M.B. yanımıza geldi. Kendisine ne olduğunu sorduk. Kendisi bize merak etmeyin içiniz ferah, olsun dedi. Daha sonra E. Üsteğmen depolardan beylik silahlarımızı ve G3 piyade tüfeklerini almamızı söyledi. Depoya giderek beylik silahımı ve kendi üzerime zimmetli olan G3 tüfeğimi aldım. 25 tabanca mermisi verildi. G3 tüfeği boştu. Koğuşlar bölgesine çıktım. Burada E. Üsteğmen tabancalara mermileri basmamızı söyledi. Tabur Komutam geldi. Burada içtima yapıldı. içtima da Bölük Komutanı Üsteğmen E.Ç. ve Tabur Komutanı Muhabere Kurmay Yarbay M.B. vardı. Her ikisi de o gün nöbetçi değildi. İçtima alanına toplananların tamamı teğmen idi. İçtima sırasında gerek Bölük Komutanı veya Tabur Komutanı tarafından bizlere hitaben bir açıklama ya da konuşma yapılmadı. Sadece arkadaşlardan ne olup bittiğini soranlar oldu. Onlara da içlerini ferah tutmalarını söyledi. Ayrıca araçlara binmemizi söyledi. İçimizden kimlerin yanında özel araçlarının olduğunu sordu. Araçları yanında olanlar el kaldırdı. Daha sonra bizleri araçlara yönlendirdi. Oradan araçların bulunduğu otoparka yöneldik. Aracı olan arkadaşların ki bu araçlar yaklaşık olarak 8-9 araçtı araçlara bindik. Tabur Komutanı ve Bölük Komutanı aynı özel araca bindi. Ayrıca aynı araca Teğmen L.I. ve M.D. de bindi. Bende aynı yerde görev yaptığımız Teğmen R.C. nin Wolksvagen Jetta marka gri aracına bindim. Araçta benimle beraber Teğmenler R.C., Z.A.Ö. vardı. Bölük Komutanı ve Tabur Komutam önde bizler arkada peşpeşe Samsun Yolu nizamiyeden bilmediğimiz bir yöne doğru gitmeye başladık. Saat 23.50 civarıydı. Nizamiyeden çıkarken bizlere karşı bir uyarı olmadı. Bu yolculuk yaklaşık bir saat sürdü. Buradan Ankara Kazan ilçesinde bulunan 4. Ana Jet Üssüne geldik. Giderken nereye gittiğimiz bize söylenmedi. Giderken yolda E. Üsteğmen araçlarda yüz km gidebilecek, yakıt olup olmadığını sordu. Kapıda bizi daha önce hiç görmediğim bir Subay karşıladı. Bizleri içeriye aldı. Buraya ilk defa geliyordum. Bir süre içeri de araçlarla ilerledikten sonra araçlardan indik. Giderken nizamiye kapısında bir özel kıyafetli tam teçhizattı komando gördüm. Bu [komando] araçları sayıyordu. Araçlardan indikten sonra Tabur Komutanı ile bizi karşılayan subayın konuştuğunu gördüm. Ne konuştuklarını duymadım. Burada Bölük Komutanımız bizi gruplara ayırdı. Benim olduğum grupta dokuz teğmen vardı. Bu grubu bir havacı teğmen alarak bir binanın yanına götürdü ve bizi binanın çevresine üçerli gruplar halinde dağıttı. Ben, Teğmenler M.F.C. ve V.K. ye gelen rütbeli subay olursa girişlerin ön kapıdan olacağını söylememizi istedi. Bizim bulunduğumuz bölümde tel örgülü bir giriş kapısı vardı ve kapalıydı. Saat 01.30 itibariyle burada beklemeye başladık. Bu bekleme saat 05.30 civarına kadar sürdü. Ayrıca bir havacı teğmen yanımıza gelerek bana ve yanımdakilere dolu birer adet G 3 şarjörü verdi. Bu 3-4 saat zaman zarfında bulunduğumuz yerden kalkış ve iniş yapan savaş uçakları gördüm. Bu arada bize yemek dağıttılar. Silah sesleri duydum. Beklerken bir ara yanımıza Tabur Komutanı geldi. Kendisine ne olduğunu sorduk. Kendisi de bize amirlerimizin emirlerini dinlememizi ve burada beklemeye devam etmemizi söyledi. Yine burada beklerken WhatsApp grubundan Teğmen F.K. nin attığı mesajı fark ettik. Bu mesajda Eğitim Merkez Komutanının böyle bir emir vermediğini, bunun illegal olduğunu yazıyordu. Bu andan itibaren biz nöbeti bırakarak girişin orada bulunan bir binaya girdik. Bu binada üst düzey rütbeli subaylar vardı. Gördüğüm kadarıyla içlerinde bir Tümgeneral, bir Tuğamiral, bir brövesi olan komando Albay vardı. Bu subaylar içeride ayrı bir oda vardı ve oraya girip çıkıyorlardı. Ayrıca sivil kıyafetli kişiler de vardı. Saat 04,00-05.00 sıralarında Teğmen M.Y. nin Eğitim Merkez Komutanı olan Tümgeneral E.A. ile telefonla konuştuğunu ve kendisinin bizlerin can güvenliğimizi korumamızı, MEBS Okuluna gelmemizi, kendisinin verilen bu emirden haberinin olmadığını söylediğini duydum. Sabaha doğru bizimle beraber olan Teğmen K.A. ayrı bir WhatsApp grubu oluşturdu. Bu grubun, adı '1' di. Bu grubu oradan kaçmak için ve birbirimizle irtibatı sağlamak için kurdu. Bu grupta çok sayıda Teğmen ile hatırladığım kadarıyla Yarbay A.A., E. Binbaşı (soyadını hatırlamıyorum), Bölük Astsubayı İ.A vardı. Bu üst rütbeliler MEBS okulunda bulunuyordu. Bu gruba bizi 4. Ana Jet Üssüne götüren Bölük ve Tabur Komutanının, haberleri olmaması için dahil edilmedi. Kaçmak için uygun bir an bekledik. Artık ne olduğunu anlamıştık. Hava aydınlanmıştı. Saat 09.30 sıralarında F-16 uçakların kalkış pistlerini bombaladıklarını gördüm. Hepimiz panik halinde kaçıştık. Daha sonra altı teğmen arkadaş ile birlikte Teğmen C.K.ye ait otoparkta bulunan citroen nemo marka gri renkli aracına binerek oradan ayrıldık. Bu araca bir de asker olduğunu tahmin ettiğim sivil kıyafetli bir kişi daha binmişti. Nizamiyeden çıkarken bize zorluk çıkaran olmadı. Buradan MEBS okuluna gittik. MEBS okuluna geldiğimizde samsun nizamiyeden girdik ve saat 10.30 sıralarıydı. Gelirken verilen bir şarjör mermisi şarjörüyle birlikte orada bıraktım. Geldikten sonra beylik tabancasını ve içerisinde 13 mermiyi birliğe teslim ettim. Kalan 12 mermilik şarjör hücum yeleğindeydi. Bunları ve G3 tüfeği, başlık ile birlikte Teğmen K.O. nun siyah golf aracına koymuştum. Bu araç çıkarken polislere denk gelmiş ve aldığım 12 mermi, şarjörü, başlık, hücum yeleği ve G3 tüfeğe el konulmuş.

Ben bu olaylar sırasında ve sonrasında ne tabancayı ne de G3 tüfeği kesinlikle kullanmadım. Diğer arkadaşlarla tabur binasına geçerek burada beklemeye başladık. O gün yani 16.07.2016 günü tabur da kaldım. Bizi çıkartmadılar. İdari tahkikat başlatıldı. 17/18/19/20.07.2016 tarihlerinde MEBS Okulunda idim. Dışarıya çıkartılmadım. 21.07.2016 günü de Merkez Komutanlığı aracılığıyla polise teslim edildim.

Bana sormuş olduğunuz sorulara içtenlikle ve samimi bir şekilde cevaplar verdim. Benim kesinlikle belirtilen bu örgütle hiçbir şekilde ilgim ve alakam yoktur... "

12. Başvurucu, diğer şüpheliler ile birlikte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca anayasayı ihlal suçundan tutuklanması istemiyle 24/7/2016 tarihinde Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

13. Başvurucunun sorgusu Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğince 24/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, Savcılıktaki ifadesine benzer beyanlarda bulunmuştur.

14. Başvurucu, Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun ardından 24/7/2016 tarihinde üzerine atılı suçlardan tutuklanmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Şüpheliler Emre Sakarya,... üzerine atılı bulunan Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren FETÖ/PDY örgütü üyesi olduğu ileri sürülen içerisinde asker, polis, kamu görevlisi ve sivil kişilerin bulunduğu silahlı ve silahsız kişilerin işbirliği içerisinde darbe girişiminde bulunarak 240 kişinin şehit edilmesine, 2000'e yakın kişinin yaralanmasına, kamu mallarının tahrip edilmesine neden oldukları eylemlerin tüm ülke geneline sirayet ettiğine ilişkin bilgi, belge ve yaşanan olaylar, yakalama tutanakları ve tüm dosya kapsamındaki somut delillere göre soruşturmanın henüz tamamlanmadığı gibi darbeye kalkışan kişilerle alakalı delillerin henüz toplanamadığı, bir kısım şüphelilerin kaçma girişimlerinde bulunduklarının da bilindiği, bu nedenle şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimallerinin mevcudiyetinin kabulünün gerektiği, açıklanan nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı CMK’nun 100. maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnat olunan suçlar ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelilerin CMK.nun 101 maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmasına ... [karar verildi.]"

15. Başvurucu bu karara itiraz etmiş, itirazı inceleyen Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliği 8/8/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/7/2016 tarih ve 2016/492 sorgu sayılı tutuklama kararları ve bu kararlara dayanarak 2016/103590 soruşturma sayılı evrakın incelenmesinden, Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/7/2016 tarih ve 2016/492 sorgu sayılı tutuklama kararlarında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, tutuklular ve tutuklu-şüpheli müdafilerinin itirazlarının reddine...[karar verildi.]"

16. Başsavcılık 31/3/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun anayasayı ihlal, yasama organını ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediği iddiasıyla aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede darbe teşebbüsü ve arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY hakkında ayrıntılı bilgilere, darbenin kontrol merkezi konumunda bulunan Akıncı Üssü'nde görev yapan başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer verilmiştir.

17. İddianamenin başvurucu ile ilgili bölümünde şu ifadelere yer verilmiştir:

"...Şüpheli Emre Sakarya'nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu, suç tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı MEBS Komutanlığı'nda teğmen rütbesiyle görev yaptığı, darbenin yönetim merkezi olan Akıncı Üssü'nde mesainin saat 14:00 sıralarında bitirildiği, darbe faaliyetine katılması uygun görülmeyen personelin evlerine gönderildiği, Akıncı Üssü nizamiyelerine giriş çıkışı kontrol etmek amacıyla darbeci askerlerin yerleştirildiği, darbe faaliyeti ile ilgisi olmayan asker ve sivil kişilerin Akıncı Üssü'ne girilmesine müsaade edilmediği, şüphelinin darbe faaliyeti sırasında görev ve yetkisi olmadığı halde, MEBS Komutanlığı'nda yarbay rütbesiyle tabur komutanı olarak görev yapan ve Akıncı Yöneticiler bölümünde iddianamesi yazılan şüpheli M.B.nin yönlendirmesiyle 16/7/2016 tarihinde saat 00:00 sıralarında Akıncı Üssü'ne geldiği, nizamiyeden giriş yaptığı, yapılan iş bölümü gereği Akıncı Üssü'nde tel örgülü giriş kapısının yakınında, tel örgülerin iç kısmında güvenlik nöbeti tuttuğu, darbeciler tarafından verilen görevleri yerine getirdiği ve darbe faaliyetine bu şekilde iştirak ettiği, şüphelinin savunması, diğer taraf beyanları, MASAK raporu, HTS analiz raporu ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde, şüphelinin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyesi olarak aşağıda açıklanan atılı suçları işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır..."

18. İddianamede ayrıca başvurucu hakkında beyanda bulunan bazı kişilerin anlatımlarına yer verilmiştir. Bu beyanların ilgili kısmı şöyledir:

- R.C. alınan ifadesinde "...Muhabere 2015 whatsaap grubuna bölük komutan vekili olan üsteğmen E.Ç. tarafından acilen mesaiye gelin diye mesaj attı. İki dakika sonra sorgulamayın acilen gelin şeklinde bir mesaj attı. Daha sonra ev arkadaşım olan Emre Sakarya‘yı aldıktan sonra saat 22.40 sıralarında nizamiyeye girdim. Üzerimizi değiştirmek için yukarı çıkarken E.Ç. üsteğmen acele edin oyalanmayın diye uyardı..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

- Z.A.Ö. alınan ifadesinde "...Tabur Komutanı ve Bölük Komutanı aynı özel araca bindi. Bende aynı yerde görev yaptığımız Teğmen R.C.nin gri aracına bindim. Araçta benimle beraber Teğmenler R.C. ve Emre Sakarya vardı. Bölük Komutanı ve Tabur Komutanı önde bizler arkada peş peşe Samsun yolu nizamiyeden çıkarak bilmediğimiz bir yöne doğru gitmeye başladı..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

- V.K. alınan ifadesinde "...Biz buraya tabur komutanımız yarbay M.B.nin önderliği ve talimatıyla getirildik. İçeri girdikten sonra bir müddet araçlarımızda bekledik, daha sonra araçlar inerek bizleri üçerli ve dörderli gruplar haline getirilerek üstte görevlendirildik, bende yanımda bulunan Emre Sakarya ve F.C. isimli arkadaşlarımla jetlerin kalkmış olduğu piste yakın bir yerde görev aldık ..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

19. İddianame Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) kabul edilerek E.2017/43 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 14/4/2017 tarihinde yaptığı tensiple birlikte başvurucu ile birlikte 450 sanığın tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar..., Emre Sakarya,... üzerlerine atılı suçların niteliği, yasada öngörülen cezasının üst sınırı, kuvvetli suç şüphesinin varlığına dair olay tutanakları, kamera kayıtları, HTS analiz raporları, MASAK raporları, tanık beyanları, müşteki beyanları, ölü muayene otopsi tutanakları, arama el koyma yakalama tutanakları, sabit hat telefon ve telsiz konuşma tutanakları, bilirkişi raporları, birleştirilmiş hava hareket tespit tutanakları, muharip üst tespit tutanakları, suç tarihinde görevli, izinli personel, nöbetçi personel kayıtları, kamere kayıtları ve fotoğraflardan yapılan tespit tutanakları, siber suçlar raporu, polis kriminal raporları, nizamiye tespit tutanakları, atılı suçların CMK.nun100/3-a maddesi sayılan suçlardan olması, sanıkların kaçma şüphesi, delillerin henüz toplanmamış olması, sanıklar hakkındaki tutuklama tedbirinin eylemlerle orantılı olması bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından sanıkların tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"

20. Mahkeme 28/4/2017 tarihinde yaptığı ilk duruşma ve sonraki celselerde savunmaları almış, bir kısım müşteki ve tanıkları dinlemiş ve duruşma sonlarında başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

21. Mahkemece 17/11/2017 tarihinde yapılan duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar ..., Emre Sakarya, ... üzerlerine atılı suçların niteliği, yasada öngörülen cezasının üst sınırı, kuvvetli suç şüphesinin varlığına dair olay tutanakları, kamera kayıtları, HTS Analiz raporları, MASAK raporları, tanık beyanları, müşteki beyanları, Ölü Muayene Otopsi Tutanakları, Arama El Koyma Yakalama Tutanakları, sabit hat telefon ve telsiz konuşma tutanakları, bilirkişi raporları, birleştirilmiş hava hareket tespit tutanakları, Muharip Üst Tespit Tutanakları, suç tarihinde görevli, izinli personel, nöbetçi personel kayıtları, kamere kayıtları ve fotoğraflardan yapılan tespit tutanakları, Siber Suçlar raporu, polis kriminal raporları, nizamiye tespit tutanakları, atılı suçların CMK.nun100/3-a maddesi sayılan suçlardan olması, sanıkların kaçma şüphesi, delillerin henüz toplanmamış olması, sanıklar hakkındaki tutuklama tedbirinin eylemlerle orantılı olması bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından sanıkların tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"

22. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesince 11/12/2017 tarihinde reddedilmiştir.

23. Başvurucu 10/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur

24. Mahkeme, sonraki celselerde benzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Mahkeme son olarak 25/6/2020 tarihli duruşmada başvurucunun da aralarında olduğu tutuklu sanıkların tahliye taleplerini reddederek tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... üzerlerine atılı suçların niteliği, yasada öngörülen cezasının üst sınırı, kuvvetli suç şüphesinin varlığına dair olay tutanakları, kamera kayıtları, HTS Analiz raporları, MASAK raporları, tanık beyanları, müşteki beyanları, ölü muayene otopsi tutanakları, arama el koyma yakalama tutanakları, sabit hat telefon ve telsiz konuşma tutanakları, bilirkişi raporları, BHHM kayıtları ve tutanakları, suç tarihinde görevli, izinli personel, nöbetçi personel kayıtları, kamera kayıtları ve fotoğraflardan yapılan tespit tutanakları, siber suçlar raporu, polis kriminal raporları, nizamiye tespit tutanakları, atılı suçların CMK.nun100/3-a maddesi sayılan suçlardan olması, sanıkların kaçma şüphesi, sanıklar hakkındaki tutuklama tedbirinin eylemlerle orantılı olması bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından sanıkların tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"

25. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdest olup başvurucunun tutukluluk durumu devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

26. İlgili hukuk için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 107-162.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olgular ortaya konulmadan ve adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağı tartışılmadan tutuklanmasına karar verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Bakanlık görüşünde tutuklama kararlarında adli mercilerin tutuklamaya yönelik gerekçelerinin belirtilmiş olduğu, tutuklamaya dair verilen kararlara ilişkin gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağı ifade edilmiştir. Ayrıca terör suçlarının soruşturulmasının kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bıraktığı, bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmaması gerektiği belirtilmiştir.

30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında herhangi bir kişiselleştirme yapılmadan ve kendisiyle ilgisi olmayan delillere dayanılarak tutuklandığını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

32. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

a. Uygulanabilirlik Yönünden

33. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

34. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama darbe teşebbüsü kapsamında bir faaliyete katıldığı iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 237, 238).

35. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 58).

b. Kabul Edilebilirlik Yönünden

 (1) Genel İlkeler

36. İlgili genel ilkeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 243-257; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, 9/1/2020, §§ 38-45.

 (2) İlkelerin Olaya Uygulanması

37. Başvurucu, darbe teşebbüsü kapsamında bir faaliyete katıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında anayasayı ihlal suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

38. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

39. Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında da başvurucu yönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğuna değinilmiş ancak bu somut olguların neler olduğu açıklanmamıştır (bkz. § 14).

40. İddianamede ise başvurucunun soruşturma aşamasındaki ifadesine ve tanık beyanlarına dayanılarak başvurucunun tutuklanmasına esas alınan temel olguların; darbe teşebbüsüne ilişkin icra faaliyetlerinin başladığı saatlerde MEBS Komutanlığında yarbay rütbesiyle görev yapan ve darbe teşebbüsünün yöneticilerinden biri olduğu belirtilen M.B., nöbetçi olmadığı hâlde verdiği talimat üzerine başvurucu ve diğer sanıklarla görev yaptıkları taburda buluştuktan sonra birlikte silahlı ve kamuflajlı bir şekilde araçlarla teşebbüsün yönetildiği ana merkez olan Akıncı Hava Üssü'ne gittikleri ve yapılan iş bölümü gereği üssün içerisinde bulunan giriş noktalarında başvurucunun nöbet tuttuğu hususlarına ilişkin tespitler olduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 17).

41. Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığını doğrulayan belirtilerin dosya kapsamında bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

42. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.

43. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).

44. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu, Türk hukuk sistemi içinde en ağır cezai yaptırım öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasındadır.

45. Somut olayda Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına, kanunda suça ilişkin olarak öngörülen yaptırımın ağırlığına göre kaçma şüphesinin bulunmasına ve adli kontrolün yetersiz kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).

46. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma tehlikesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.

47. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151).

48. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

49. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate alındığında Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 14) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

51. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve 19. maddeler) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

B. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

52. Başvurucu, gerekçesiz bir şekilde verilen kararlarla tutukluluğun devam ettirildiğini ve bu şekilde keyfî olarak hürriyetten yoksun bırakılmaya devam edildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

53. Bakanlık görüşünde başvuru konusu kovuşturmanın karmaşıklığının değerlendirmede dikkate alınması gerektiği vurgulanmış ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda ilgili ve yeterli gerekçe bulunduğu belirtilmiştir.

54. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.

2. Değerlendirme

55. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir."

56. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

57. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

 (1) Genel İlkeler

58. İlgili genel ilkeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 284-294.

 (2) İlkelerin Olaya Uygulanması

59. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış ve Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/7/2016 tarihli kararı ile tutuklanmıştır. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucunun tutukluluk hâli devam etmektedir. Buna göre başvurucunun tutukluluk süresi yaklaşık 4 yıl 4 aydır.

60. 15 Temmuz darbe teşebbüsü kapsamında teşebbüsün yönetildiği ana merkez olan Akıncı Hava Üssü'ne darbe teşebbüsünün yöneticilerinden biri olduğu belirtilen M.B. ve darbeye katılan diğer sanıklarla birlikte giderek yapılan iş bölümü gereği kamuflajlı ve silahlı olarak üssün giriş ve çıkışlarında güvenliği sağlamak amacıyla nöbet tutmakla suçlanan başvurucu, bu kapsamda anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklanmıştır. Başvurucunun isnat edilen suç yönünden kuvvetli suç şüphesi altında olduğu soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimlikleri ve kovuşturma aşamasında Mahkeme tarafından verilen tutukluluğa ilişkin kararlarda açıkça belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesince de başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı iddiası incelenirken suç işlediğine dair kuvvetli belirtilerin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Başvurucu hakkında tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında atıf yapılan delillerin içeriği dikkate alındığında tutukluluğun ön şartı olan kuvvetli suç şüphesi yönünden Mahkeme kararlarının açıklayıcı ve yeterli olduğu görülmektedir.

61. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır ceza mahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alan tutuklama nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçma şüphesine, delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasında olmasına, suça göre tutuklama tedbirinin ölçülü/orantılı olmasına, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağına dayandığı görülmektedir (bkz. §§ 14, 21, 24).

62. Diğer taraftan soruşturma mercilerince, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından darbe teşebbüsüyle bağlantılı eylemlere yönelik olarak soruşturmalar yapılmış; bu soruşturmalar çerçevesinde çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır. Anılan türdeki soruşturmaların ve yargılamaların diğer ceza soruşturmalarına ve kovuşturmalarına göre daha zor ve karmaşık olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 52)

63. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonunda başvurucu hakkında anayasayı ihlal, yasama organını ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından düzenlenen iddianame Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır.

64. Başvurucunun bağlantılı olduğu iddia edilen darbe teşebbüsüne ilişkin soruşturmaların yürütülmesinin diğer soruşturmalara göre zorluğu da dikkate alındığında (darbe teşebbüsüne ilişkin bilgiler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25). Savcılık tarafından 77 maktulün, 444 mağdurun ve aralarında başvurucunun da olduğu 481 şüphelinin bulunduğu soruşturma 8 ay 10 günde tamamlanarak kamu davası açılmıştır. Yargılamayı yapan Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince düzenli aralıklarla ve en geç üç ay arayla toplam 439 duruşma yapıldığı, bu duruşmalarda sanıkların, katılanların ve tanıkların dinlendiği, diğer delillerin toplandığı görülmektedir. Bu itibarla genel olarak soruşturmanın ve davanın yürütülmesinde Savcılık ve derece mahkemelerince hareketsiz kalınan bir dönem olmadığı gibi yargılamada özensizlik gösterildiği de tespit edilmemiştir.

65. Başvurucuya isnat edilen suçlamanın niteliği ile bir bütün olarak soruşturma/kovuşturma konusu edilen olayların özellikleri dikkate alındığında tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçelerin, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu; dolayısıyla tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresi itibarıyla ilgili ve yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.

66. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A.1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal Olmadığı)
Künye
(Emre Sakarya, B. No: 2018/2743, 19/11/2020, § …)
   
Başvuru Adı EMRE SAKARYA
Başvuru No 2018/2743
Başvuru Tarihi 10/1/2018
Karar Tarihi 19/11/2020

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı Suç isnadı (tutukluluğun hukuki olmadığı) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Suç isnadı (tutukluluk süresi) İhlal Olmadığı

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 2935 Olağanüstü Hal Kanunu 1
2
3713 Terörle Mücadele Kanunu 3
2
1
5237 Türk Ceza Kanunu 314
312
311
309
5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 271
267
153
109
108
105
104
101
100
2935 Olağanüstü Hal Kanunu 4
3
KHK 667 Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 6
668 Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 3
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi