logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(H.Ç., B. No: 2018/5227, 27/11/2019, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

H.Ç. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/5227)

 

Karar Tarihi: 27/11/2019

 

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

 

 

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

 

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

 

 

Celal Mümtaz AKINCI

 

 

Rıdvan GÜLEÇ

 

 

Recai AKYEL

Raportör

:

Abdullah UÇAR

Başvurucu

:

H.Ç.

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tahliye talebinin değerlendirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/2/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

9. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).

B. Başvurucuyla İlgili Süreç

11. Olay tarihinde Kocaeli'de hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.

12. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi 16/7/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, HSYK Genel Kurulu ise 24/8/2016 tarihinde başvurucunun meslekten ihracına karar vermiştir.

13. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla meslekten ihraç edilenler hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18/7/2016 tarihinde başvurucu gözaltına alınmıştır.

14. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı 19/7/2016 tarihinde, başvurucuyu silahlı terör örgütü FETÖ/PDY üyesi olma suçundan tutuklanması istemiyle Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik 20/7/2016 tarihinde başvurucunun müsnet suçtan tutuklanmasına karar vermiştir.

15. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Kocaeli 2. Sulh Ceza Hâkimliği 25/7/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

16. Soruşturmayı yürüten Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı 27/9/2016 tarihli kararıyla yetkisizlik kararı vererek başvurucu hakkındaki dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

17. Bu bireysel başvuru öncesinde başvurucunun tutukluluk durumu Ankara ve Kocaeli Adliyelerindeki farklı sulh ceza hâkimlikleri tarafından resen değerlendirilmiş, tutukluluğun devamına karar verilmiştir.

18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2017 tarihli ve 29940 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesi ile 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 93/1. maddesinde, hâkim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma yapma yetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığına ait olduğu şeklinde değişiklik yapılmış olması gerekçesiyle 16/1/2017 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

19. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 20/4/2017 tarihli iddianame ile başvurucunun Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır.

20. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 5/5/2017 tarihinde yapılan tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla başvurucu hakkında yargılama yapılması için dosyanın görevsizlikle Yargıtay 16. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

21. Verilen tutukluluk hâlinin devamı ve görevsizlik kararına karşı başvurucunun yaptığı itiraz, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 31/5/2017 tarihli kararla kesin olarak reddedilmiştir.

22. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 18/7/2017 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ve yargılama yönünden görevsiz olduğunu belirterek dosyanın olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermiştir.

23. Başvurucunun verilen tutukluluk hâlinin devamı kararına karşı yaptığı itiraz 14/8/2017 tarihinde, görevsizlik kararına karşı yaptığı itiraz ise 23/8/2017 tarihinde Yargıtay 17. Ceza Dairesince kesin olarak reddedilmiştir.

24. Başvurucu, Yargıtay 16. Ceza Dairesine hitaben yazdığı 8/9/2017, 18/9/2017 ve 9/10/2017 tarihli dilekçeleriyle tahliye talebinde bulunmuştur.

25. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 9/10/2017 tarihli yazısıyla, dosyanın olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildiğini belirterek başvurucunun 9/10/2017 tarihli dilekçesini işlemsiz olarak iade etmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede, anılan yazının başvurucuya tebliğ edildiğine ilişkin bir belgeye rastlanmamıştır.

26. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10/10/2017 tarihli kararında, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ve başvurucunun tutukluluk incelemesinin mahkemesince yapılmasına karar vermiştir.

27. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 21/12/2017 tarihinde yapılan tensip incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu, anılan karara 4/1/2018 tarihinde itiraz etmiş; İstanbul 14. Ağır Ceza Hâkimliğince 2/2/2018 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

28. Başvurucu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/10/2017 tarihli kararının 12/1/2018 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek 12/2/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

29. Başvurucu hakkındaki dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde derdest olup başvurucunun tutukluluk hâli devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

30. İlgili hukuk için bkz. H.G. (B. No: 2017/14716, 29/5/2019, §§ 30-36) başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 27/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

32. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.

33. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Tahliye Talebinin Süresinde Değerlendirilmediğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

34. Başvurucu; dosyanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtayda bulunduğu süre içinde tahliye taleplerinin değerlendirilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Bakanlık görüşünde, öncelikle etkili bir başvuru yolu olan -4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen- tazminat davası açma imkânı kullanılmadan başvuru yapıldığından başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilmesi gerektiği belirtilmiş; Anayasa Mahkemesi tarafından esastan inceleme yapılacak olması durumunda ise başvurucunun tahliye talebinin süresinde değerlendirilmediği yönündeki şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülmüştür.

36. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.

2. Değerlendirme

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

38. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik tahliye talebinin kısa sürede karara bağlanmaması şeklindeki müdahale tahliye talebinin reddedilmesiyle birlikte sona erer. Bu nedenle bireysel başvurunun tahliye talebinin reddedilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

39. Somut olayda başvurucunun 8/9/2017, 18/9/2017 ve 9/10/2017 tarihlerinde yaptığı tahliye talebi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 21/12/2017 tarihinde yapılan tensip incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilerek karara bağlanmıştır. Başvurucunun tahliye taleplerinin karara bağlanmadığı hususunu, bu tutukluğun devamı kararının tebliğ edildiği 26/12/2017 tarihinde öğrendiğinin kabul edilmesi gerekir. Ancak başvurucu, bu tarihten itibaren otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 12/2/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

C. Başvurunun süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyete neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 27/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Kabul Edilemezlik vd.
Künye
(H.Ç., B. No: 2018/5227, 27/11/2019, § …)
   
Başvuru Adı H.Ç.
Başvuru No 2018/5227
Başvuru Tarihi 12/2/2018
Karar Tarihi 27/11/2019

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru, tahliye talebinin değerlendirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı Tutukluluğa itiraz (genel) Süre Aşımı

IV. İLGİLİ HUKUK



Mevzuat Türü Mevzuat Tarihi/Numarası - İsmi Madde Numarası
Kanun 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu 108
268
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi