logo
Bireysel Başvuru Kararları Kullanıcı Kılavuzu English

(Filiz Kerestecioğlu Demir (2), B. No: 2019/36319, 5/10/2022, § …)
Kararlar Bilgi Bankasında yayınlanan karar metni
editöryal düzeltmelere tabi tutulmuş olabilir.
   


 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR BAŞVURUSU (2)

(Başvuru Numarası: 2019/36319)

 

Karar Tarihi: 5/10/2022

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

 

 

Yıldız SEFERİNOĞLU

 

 

Basri BAĞCI

 

 

Kenan YAŞAR

Raportör

:

Hasan HÜZMELİ

Başvurucu

:

Filiz KERESTECİOĞLU DEMİR

Vekili

:

Av. Gülşah KAYA

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; kamuya açık bir alanda yapılan toplantıya kolluğun gereksiz ve hukuka aykırı güç kullanarak müdahale etmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, bu olayın etkili şekilde soruşturulmaması ve sorumluların cezalandırılmaması nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu olay tarihinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilidir. Gezi Parkı olayları sona erdikten sonra ülkenin çeşitli meselelerini konuşmak üzere her hafta bir araya gelerek "forum" adı altında etkinlik düzenleyen topluluk, Gezi Parkı olaylarının 6. yıl dönümünde Bahçelievler'de (Ankara) bulunan Anıtpark'ta toplanmayı kararlaştırmıştır. Başvurucu da davet edildiği bu etkinliğe katılmıştır.

3. Başvurucunun beyanına göre çok sayıda kolluk görevlisi gerekli olmadığı hâlde topluluğu abluka altına almış, ısrarlı bir şekilde toplantının sona erdirilmesine yönelik uyarılarda bulunmuştur. Başvurucu, kolluk görevlilerinin fiziki olarak müdahale edeceğine dair izlenim edinilmesi üzerine topluluğun dağıldığını ifade etmiştir. Ayrıca kolluk görevlilerinin kendisine karşı hakaretamiz davranışlar sergilediğini de ileri sürmüştür.

4. Adalet Bakanlığının Anayasa Mahkemesine gönderdiği görüş yazısı ekinde bulunan 25/6/2019 tarihli tutanağa göre bir sosyal medya hesabından, saat 19.00'daAnıtpark'ta "Anıtpark forum 6 yaşında" konulu etkinlik düzenleneceği bilgisi üzerine kolluk görevlileri anılan yerde emniyet tedbiri almıştır. Saat 19.20 sıralarında dört kişinin toplanması üzerinekolluk görevlisi, grup sözcüsüne Valilikten izin almamaları nedeniyle etkinliğe müsaade etmeyeceklerini, ısrar etmeleri hâlinde ise müdahalede bulunacaklarını belirtmiştir. Saat 20.00 sıralarında başvurucunun da katılımıyla gruptakilerin sayısının yirmi beşe ulaşması üzerine Çevik Kuvvet görevlileri grubun çevresinde tedbir almıştır. Gruba etkinliğe izin verilmeyeceği, ısrar etmeleri hâlinde zor kullanarak grubun dağıtılacağı hususunda uyarı yapılmış; akabinde grup kendiliğinden dağılmıştır.

5. Başvurucu; etkinliğin haklı ve somut bir gerekçe olmaksızın engellenmesi ve kolluk görevlilerinin müdahale sırasında aşağılayıcı davranışlarda bulunması nedeniyle müdahalede bulunan kolluk görevlileri, emniyet amiri ve vali hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucu; şikâyete ilişkin delil olarak görüntü kaydına, basında yer alan haberlere, Türkiye Büyük Millet Meclisi konuşmasına ve tanık beyanlarına dayanmıştır.

6. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 5/9/2019 tarihinde, şikâyet edilen kolluk amiri ve memurları ile vali hakkında yapılan şikâyetin işleme konulmamasına karar vermiştir. Kararda toplantının engellenmesinin idari bir işlem olduğunu değerlendiren Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun idari yargı yoluna başvurma hakkı olduğunu belirtmiştir. Öte yandan somut olayda, anayasal bir hakkının engellendiğine veya hakaret edildiğine yönelik iddiaların somut bir delile dayanılmadığı, kamu görevlileri hakkındaki şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olduğu ifade edilmiştir.

7. Başvurucu nihai hükmü 3/10/2019 tarihinde öğrendikten sonra 23/10/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

9. Başvurucu, kolluk güçlerinin kendisine yönelik hakaret içeren davranışlar sergilemesi nedeniyle Anayasa'nın kötü muamele yasağını güvence altına alan 17. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Ayrıca başvurucu, soruşturma makamı tarafından olayın aydınlatılmasına ve sorumluların tespitine yönelik etkili soruşturma yapılmadan sonuçlandırıldığını, hukuk sisteminde bu karara karşı bir itiraz yolunun bulunmadığını belirterek adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkını güvence altına alan Anayasa'nın 36 ve 40. maddelerinin de ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Başvuru, kötü muamele yasağının ihlali kapsamında incelenmiştir.

11. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda karmaşık veya zorlama şikâyetler, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki şikâyetler, başvurucunun ihlal iddialarını temellendiremediği şikâyetler ile temel haklara yönelik bir ihlalin olmadığı açık olan şikâyetler açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi ancak temellendirilebilmiş bir bireysel başvuruyu inceler. Bu nedenle başvurucunun başvurusunun esasını Anayasa Mahkemesine inceletebilmesi için ihlal iddialarını gerekçelendirmesi, buna ilişkin olay ve olguları açıklaması ve delillerini sunması zorunludur. (Cemal Günsel [GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021, §§ 21-25).

12. Somut olayda başvurucu, kolluk görevlilerinin toplantıya müdahalesi sırasında kendisine yönelik sözlerinin ve davranışlarının aşağılayıcı nitelikte olduğunu iddia ederek suç duyurusunda bulunmuştur. Bireysel başvuru formunda ise kolluk görevlilerinin hakaretamiz davranışları olduğunu ileri sürmüş, başkaca bir açıklamada bulunmamıştır. Bu kapsamda başvurucunun kolluk görevlilerinin hangi davranışlarından yakındığına ilişkin somut olay veya olgu belirtmediği, ihlal iddialarını genel ifadelerle ileri sürdüğü anlaşılmıştır.

13. Öte yandan bireysel başvuru formu ekinde Anayasa Mahkemesine sunulan görüntü kaydının incelenmesi neticesinde kolluk görevlilerinin başvurucuya karşı aşağılayıcıdavranışları tespit edilememiştir.

14. Sonuç olarak başvurucu, ihlal iddialarını gerekçelendirmeden soyut ve genel ifadelerle ileri sürmüş; şikâyetlerine ilişkin delillerini sunma, temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.

15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu; grubun Gezi Parkı olayları sona ermesi akabinde, her hafta ülkenin çeşitli meseleleri üzerinde sohbet etmek üzere bir araya gelerek "forum" adını verdiği etkinler düzenlediğini, Gezi Parkı olaylarının 6. yıl dönümünde de Anıtpark'ta toplanmayı kararlaştırdıklarını, toplantı barışçıl nitelikte olmasına rağmen çok sayıdaki kolluk gücünün ve aracın -önlem kapsamında- topluluğu ablukaya aldığını, toplantıya yönelik bir yasaklama kararı olmadığı bilgisi kolluk görevlilerine iletildiği hâlde polisin grubu parktan uzaklaştırmaya çalışmak suretiyle toplantıya müdahale ettiğini ve grubun dağıldığını belirtmiştir. Kamu görevlileri hakkındaki şikâyetin etkili bir soruşturma yürütülmeden sonuçlandırılması, bu karara karşı başvuru yapılabilecek bir hukuk yolu olmaması nedeniyle Anayasa'nın 25., 26, 36. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde; etkinliğe ilişkin bildirimde bulunulmaması ve -etkinliğin başladığı saat gözetilerek- hava karardıktan sonra da devam edebileceği değerlendirilerek kanuna aykırı olan bu toplanmanın kolluk görevlilerince dağıtıldığı belirtilmiştir. Başvurucu; Bakanlığın görüşüne karşı beyanında forum ve toplantının farklı kavramlar olduğunu, izne tabi olmadığını, aksi kabul edilse dahi bu durumun etkinliğe müdahale yetkisi vermeyeceğini belirterek bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları yinelemiştir.

17. Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında incelenmiştir.

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir. 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 23. ve 24. maddeleri kanunilik ölçütünü karşıladığı değerlendirilmiştir. Müdahalenin kamu düzeninin korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır. Bu belirlemenin ardından -Polis Tutanağı'ndaki gerekçeyle yapılan- müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu yönünden inceleme yapılacaktır.

19. Somut olayda toplantıya yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (bu konuda genel ilkeler için bkz. Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 32; Sevinç Hocaoğulları, B. No: 2015/271, 15/11/2018, §§ 37-46). Bu doğrultuda bildirim yükümlülüğüne uyulmaması nedeniyle toplantıya gerçekleştirilen müdahalenin demokratik toplumda toplum düzeninde gerekliliği hususunda değerlendirme yapılmalıdır (bildirim usulü ve sınırlamanın niteliğine yönelik ilkeler için bkz. Selma Elma, B. No: 2017/24902, 4/7/2019, §§ 41-47; bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin tek başına toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına müdahaleyi haklı kılmadığına ilişkin kararlar için bkz. Selma Elma § 47/i; Ali Orak ve İrfan Gül, B. No: 2014/10626, 18/4/2018, § 60;kanunda belirlenen usule ilişkin bazı koşulları tam olarak yerine getirmeden yapılan toplantının tek başına toplantının barışçıllığını ortadan kaldırmadığına ve müdahale için tek başına yeterli olmadığına ilişkin kararlar için bkz. Dilan Ögüz Canan, § 41; Ali Rıza Özer ve diğerleri, [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 119; Gülşah Öztürk ve diğerleri, B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 69; Ömer Faruk Akyüz, B. No: 2015/9247, 4/4/2018, § 57; barışçıl toplantıya devletin sabır ve hoşgörü göstermesi gerektiğine yönelik kararlar için bkz. Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015, § 54; Dilan Ögüz Canan, § 38; Sevinç Hocaoğulları, § 43; İlhan Yiğit, B. No: 2016/7532, 29/12/2021, § 75). Ayrıca başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile kamu düzeni arasında adil bir denge kurmalı ve buna ilişkin hususlar ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konmalıdır (benzer değerlendirmeler için bkz. Dilan Ögüz Canan, § 53; Ömer Faruk Akyüz, § 61; Yılmaz Güneş ve Yusuf Karadaş, B. No: 2015/10676, 26/12/2018, § 48; İsmail Sarıkabadayı ve diğerleri, B. No: 2016/23696, 8/6/2021, § 45).

20. Somut olayda polis tarafından düzenlenen tutanağa göre başvuruya konu etkinlik için idareye bildirimde bulunulmaması kanuna aykırı kabul edilmiştir. Bu nedenle kolluk görevlileri gruba dağılmaları yönünde ihtarda bulunmuş ve grup kendiliğinden dağılmıştır.

21. Başvuruya konu etkinliğin bazı faaliyetlerin aksamasına neden olduğu, kamu düzenini bozduğu veya alınan güvenlik önlemlerini zaafa uğratması nedeniyle kamu düzenine ilişkin gerçek bir kaygıya neden olduğu yönünde herhangi bir değerlendirme mevcut değildir. Ayrıca kolluk güçleri, oturup konuşmak suretiyle etkinliklerini gerçekleştirmek isteyen katılımcıların sayısının az olmasını ve kamu düzeni açısından herhangi bir tehlike arz etmediğini gözetmemiştir. Bu kapsamda somut olayda, müdahale edilmesini gerektirecek makul hiçbir sebep olmadan ve anılan hakkın kullanılabilmesine yönelik hiçbir tolerans gösterilmeden gruba müdahale edildiği anlaşılmıştır.

22. Öte yandan Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun ileri sürdüğü şikâyetlere ve kamu görevlilerinin eylemlerine ilişkin herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapmadan, yalnızca ilgili mevzuata atıf yaparak soruşturmayı tümüyle sona erdirmiştir. Kamu görevlilerinin hangi gerekçelerle toplantıya müdahale ettiğini ve bu yönde verilen bir talimat olup olmadığını araştırmamış, etkinliğe müdahalenin gerekliliğine ilişkin değerlendirme çabası göstermemiştir. Bu doğrultuda, somut olayın koşullarında başvuruya konu etkinliğe müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığına ve yarışan haklar arasında adil bir denge kurulduğuna ilişkin ilgili ve yeterli bir gerekçenin ortaya konulmadığı anlaşılmıştır.

23. Sonuç olarak somut olayın koşullarında -bildirimsiz olsa bile- kamu güvenliği ve düzeni bakımından tehdit oluşturmayan bir etkinliğe katılan başvurucunun fikirlerini ifade etmesine yetecek derecede müsamaha gösterilmeden gerçekleştirilen müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamadığı, dolayısıyla bu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.

24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

25. Başvurucu; ihlalin tespiti, ihlale yol açan kişiler hakkında adli işlem başlatılması ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

26. Başvurunun mahiyeti gereği ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bununla birlikte kararın bir örneğinin yeni ihlallerin önlenmesi için Ankara Valiliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

27. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında net 13.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net13.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 364,60 TL harç ve 9.900 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 10.264,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Ankara Valiliğine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 5/10/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

I. KARAR KİMLİK BİLGİLERİ

Kararı Veren Birim İkinci Bölüm
Karar Türü (Başvuru Sonucu) Esas (İhlal)
Künye
(Filiz Kerestecioğlu Demir (2), B. No: 2019/36319, 5/10/2022, § …)
   
Başvuru Adı FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (2)
Başvuru No 2019/36319
Başvuru Tarihi 23/10/2019
Karar Tarihi 5/10/2022

II. BAŞVURU KONUSU


Başvuru; kamuya açık bir alanda yapılan toplantıya kolluğun gereksiz ve hukuka aykırı güç kullanarak müdahale etmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, bu olayın etkili şekilde soruşturulmaması ve sorumluların cezalandırılmaması nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

III. İNCELEME SONUÇLARI


Hak Müdahale İddiası Sonuç Giderim
Kötü muamele yasağı Kamu görevlisinin güç kullanımı (toplantı gösteri yürüyüşünde) (fiziksel güç kullanma, kelepçeleme, biber gazı vd.) Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı Toplantı ve gösteri yürüyüşü İhlal Manevi tazminat
  • pdf
  • udf
  • word
  • yazdir
T.C. Anayasa Mahkemesi